Ankara24.com
close
up
Menu

Fabio Ingolitsch: Kaybetmek üzücü ama ihtimalimiz azdı

Çorum da kötü koku yayılan evde cansız beden bulundu Son dakika haberleri

Fenerbahçe de Milan Skriniar dan Matteo Guendouzi sözleri!

Çitlekçi halka arz katılım endeksine uygun mu, eşit dağıtım mı? CITAS halka arzında merak edilenler Son Haberler

Avrupa’da havalimanı alarmı! Pasaport kuyrukları 2 saate çıktı

Fabio Ingolitsch: Fenerbahçe, Lyon karşısında başarılı olacaktır!

Ömer Çelik: 467 kabul oyu, siyasi tarihimiz açısından çok önemli

Otizmli çocuğa şiddet davasında seyrini değiştiren rapor: Eğitmen hakkında yeni suç duyurusu

Şile Belediyesi iddianamesinde yeni gelişme: Ses kayıtları dosyada! Başkanın ricası var 250 bin gönder

Basra kökenli sıcak hava Türkiye yi sardı Son dakika haberleri

Yolu olmayan köyün tepesine futbol sahası yaptılar: Futbolcular maça teleferikle gidiyor Sözcü Gazetesi

Forex mağdurlarından yardım çağrısı: Yavuz Usta’nın Bulgaristan’da olduğu öne sürülüyor

Otomobilinin yanında ölü bulundu

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BŞK.

Giresun da sel sularına kapılan anne ile kızını arama çalışmaları havadan görüntülendi

CHP li Belediye Başkanı trafik kazası geçirdi! Yaralılar var

Lucas Torreira: Bu sezon her zamankinden daha zor olacak

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları!

MHP lideri Bahçeli, çerçeve yasanın yeni safhayı başlattığını söyledi

YÜKSEL AYTUĞ Sizin derdiniz ne?

Yarım kalan bir hikâye Abdülhamid’den Türkiye Yüzyılı’na Düşünce Günlüğü Haberleri

Yarım kalan bir hikâye Abdülhamid’den Türkiye Yüzyılı’na Düşünce Günlüğü Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

Son 20 yılda yaşanan dönüşümle, uzun süre kamusal alanın yönünü belirleyen seçkinci kesimler önemli ölçüde mevzi kaybetmişlerdir. Bu dönüşümün sürdürülebilmesi yalnızca halk kesimlerinin devletle kurduğu ilişkinin güçlendirilmesinden değil, aydın ve bürokratik kesimlerin de ortaya çıkan yeni toplumsal hikâyeyi anlamasından, içselleştirmesinden ve bu hikâyeye katkı vermesinden geçmektedir.

Mahmut Özer / Eski Millî Eğitim Bakanı

Osmanlı’nın son döneminden itibaren Türkiye’de siyasal ve toplumsal hayatı anlamaya çalışırken sıkça bir aydın-halk gerilimi ile karşılaşırız. Bu gerilim yalnızca kültürel bir farklılık değil, aynı zamanda devletin nasıl yönetileceğine ve toplumun hangi istikamette dönüştürüleceğine dair derin bir ayrışmayı da temsil etmektedir. Tanzimat’tan itibaren belirginleşen ve Cumhuriyet döneminde de farklı biçimlerde devam eden bu ikili yapı, Türkiye’nin modernleşme serüveninin en temel tartışma alanlarından birisi olmuştur. İdris Küçükömer, Düzenin Yabancılaşması adlı eserinde bu ayrışmayı modern Türkiye’nin siyasal ve toplumsal düzenini anlamanın anahtarı olarak kapsamlı bir şekilde ele alır. Ona göre Türkiye’de aydın kesim yalnızca düşünsel bir zümre değildir, aynı zamanda devlet aygıtının içinde yer alan memur ve bürokrat tabakasını da kapsayan geniş bir kesimdir. Bu nedenle aydın-halk ayrımı bu zümre ile geniş toplum kesimleri arasındaki mesafeyi temsil etmektedir. Küçükömer’in dikkat çektiği paradoks ise, tarihsel süreç boyunca genel olarak bu bürokratik-aydın kesimin siyasal mücadelelerden galip çıkması ve kalıcılığını sağlamasıdır.

AYDIN-HALK AYRIŞMASI

Teoman Duralı da Öyle Geçer ki Zaman başlıklı söyleşi kitabında benzer bir tarihsel sürekliliğe dikkat çekmekte ve bu ayrışmanın Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren farklı biçimlerde tekrarlandığını ifade etmektedir. Duralı’ya göre II. Abdülhamid döneminde ortaya çıkan tablo bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Bu dönemde devletin en üst kademesindeki padişah ile geniş halk kitleleri aynı tarafta görünürken, aydınlar ve memurlar padişaha karşı konumlanmıştır. Duralı, bu durumu alışılmış tarih anlatılarının tersine bir tablo olarak yorumlar:

“Devletin üst kademesindeki adam ve halk bir oluyor; aydın, memur takımı öte tarafa geçiyor. Çok ilgi çekici bir manzara ortaya çıkıyor. O aydın, memur takımı öylesine güçleniyor ki! Güçlenmesinde Abdülhamid’in de payı var. Okullar açıp gençleri yetiştirmesine rağmen, istediği yöne çekemiyor. Sonuçta halk ile Abdülhamit yeniliyor; Avrupalılaşan ve yeniliği, çağdaşlığı savunanlar galip geliyor.”

Duralı bu ayrışmanın yalnızca Abdülhamid dönemine özgü olmadığını, Cumhuriyet döneminde de farklı biçimlerde devam ettiğini ileri sürer. Ona göre Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplum yapısı büyük ölçüde az sayıda memur ve bürokrat ile geniş halk kitlelerinden oluşan ikili bir görünüm arz etmektedir. Bu yapı içinde okumuş yazmış kesim ve devlet memurları büyük ölçüde Cumhuriyet Halk Partisi çizgisinde yer alırken, geniş halk kesimleri siyasal karar süreçlerinden uzak kalmış ve uygulamaların çoğunu benimsemekte zorlanmıştır. Bu nedenle Türkiye’nin siyasal tarihinde bürokratik-aydın kesim ile halk arasında belirli bir mesafenin süreklilik arz ettiği görülmektedir. Duralı bu çizginin daha sonraki dönemlerde de tekrarlandığını, Demokrat Parti ve Adnan Menderes’e karşı ortaya çıkan aydın-bürokrat tepkisinin ve benzer biçimde Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilerin de aynı tarihsel hattın devamı olarak okunabileceğini ifade etmektedir.

AYDIN-BÜROKRAT LEHİNE BÜKÜLEN TARİHSEL AKIŞ

Bu ayrışmanın kökleri ise İdris Küçükömer’in işaret ettiği gibi çok daha erken bir modernleşme dönemine, yani II. Mahmud devrine kadar uzanır. Küçükömer’in dikkat çektiği önemli bir nokta, II. Mahmud’un yürüttüğü reform sürecinde padişahın yanında yer alan kesimlerin büyük ölçüde bürokratlar ve âyan olmasıdır. Bu durum Osmanlı modernleşmesinin yönünü belirleyen kritik bir gelişmeye işaret eder. Zira devletin yeniden düzenlenmesi sürecinde padişahın bürokrasi ve yerel güç odaklarıyla kurduğu ittifak, geleneksel toplumsal yapı içinde farklı bir onarım imkânı arayan ve esnaf, ulema ve yeniçerilerin temsil ettiği daha geniş kesimlerin giderek zayıflamasına yol açmıştır. Yeniçeri ocağının kaldırılması bu dönüşümün en çarpıcı adımlarından biri olmuş, geriye esnaf teşkilatları ve ulema kalmıştır. Ekonomik ve ticari düzenlemeler kısa süre içinde bu kesimleri de zayıflatmıştır. Avrupa ile yapılan ticaret anlaşmaları ve verilen imtiyazlar Osmanlı ekonomisini giderek dışa bağımlı bir yapıya dönüştürmüş, Batı’nın makineli sanayii karşısında Osmanlı’nın lonca temelli üretim sistemi rekabet edemez hale gelmiştir. Küçükömer’in ifadesiyle, gelişmemiş Osmanlı imalat sanayii ve lonca sistemi birkaç on yıl içinde Batı sanayiinin karşısında silinip süpürülmüştür. Böylece ekonomik bakımdan esnaf ve yerli üretim zayıflamış, büyük kitleler önemli bir dayanağını daha kaybetmiştir. Son aşamada ise ulemanın etkisi azalır. Eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi ve hukuk alanında yapılan reformlar geleneksel ulema sınıfının toplumsal ve siyasal etkisini ortadan kaldırmıştır. Böylece, büyük kitleler temsiliyet kabiliyetini kaybetmiş, aydın-bürokrat kesimin kendilerine yönelik tek yönlü endoktrinasyonunda savunmasız kalırken refahtan da payını alamamıştır.

Bu dönüşümün sonunda ortaya çıkan toplumsal manzara oldukça çarpıcıdır. Geleneksel temsil mekanizmalarının zayıflamasıyla birlikte toplumun geniş kesimleri siyasal süreçte örgütlü bir güç olmaktan giderek uzaklaşmıştır. Böylece Tanzimat’tan itibaren şekillenen ve Cumhuriyet döneminde de farklı biçimlerde devam eden aydın-halk ayrışmasının tarihsel akışı sürekli aydın-bürokrat lehine bükülmeye devam etmiştir.

AKAMETE UĞRAYAN SÜREÇ BUGÜN HIZLANDI

Bu tarihi akışı değerlendirirken II. Abdülhamid döneminin kritik bir özelliğine ayrıca vurguda bulunmak gerekiyor. II. Abdülhamid döneminin dikkat çekici özelliği, bu dönemde devlet hizmetlerinin mümkün olduğunca geniş toplum kesimlerine ulaştırılmasını hedefleyen bir kitleselleşme hamlesinin başlatılmış olmasıdır. Eğitim ve sağlık kurumlarının yaygınlaştırılması, ulaştırma ve haberleşme ağlarının geliştirilmesi gibi adımlar, devlet ile toplum arasındaki mesafeyi azaltmayı amaçlayan bir kitleselleşme yönelimini yansıtmaktadır. Ancak Abdülhamid’in siyasal olarak tasfiye edilmesiyle birlikte bu süreç büyük ölçüde kesintiye uğramıştır. Modernleşme aydın-bürokrat kesim aracılığıyla devam etmiş, ancak geniş halk kitlelerini merkeze alan kitleselleşme mantığı kesintiye uğramıştır. Dahası, geniş toplum kesimleri ile aydın-bürokrat kesimin temsil ettiği devlet arasındaki mesafe varlığını korumuştur.

Aradan geçen uzun yılların ardından ülkemizde benzer ölçekte geniş ve kapsamlı bir kitleselleşme hamlesi özellikle son 20 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tekrar gerçekleşmiş ve eğitimden sağlığa, ulaştırmadan altyapıya, kültür ve turizmden savunma sanayisine kadar her alanda diğer ülkelerle mesafe kapatılmış ve büyük kitleler her alanda hizmete kolayca erişebilir olmuştur. 20 yıl gibi kısa sürede başarılan bu dönüşüm sıradan bir dönüşüm değildir. Bu süreç yalnızca fiziksel hizmetlerin yaygınlaşmasıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda toplumun daha önce devlet imkânlarından sınırlı ölçüde yararlanabilmiş kesimlerinin kamusal alanla kurduğu ilişkiyi de dönüştürmüştür. Oldukça kapsamlı bir dönüşüm olup aydın-bürokrat kesimin uzun dönem kesintiye uğrattığı veya zayıflattığı özgüveni tekrar tesis etmiş ve artık tüm süreçlerde mef’ul değil fail olmanın yolu açılmıştır. Tarihle ilişkimiz de daha sahih bir düzlemde tekrar kurulabilmiş ve yeni bir hikâye yazabilmenin imkânı çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmıştır.

TARİHİ İMKAN MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Bununla birlikte tarihsel olarak kökleri Tanzimat dönemine kadar uzanan aydın-bürokrasi ile halk arasındaki gerilimin tamamen ortadan kalktığını söylemek de mümkün değildir. Bu gerilim farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Ancak son dönemde yaşanan dönüşümle birlikte uzun süre kamusal alanın yönünü belirleyen seçkinci kesimler önemli ölçüde mevzi kaybetmişlerdir. Önümüzdeki dönemde asıl mesele bu dönüşümün sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Bunun yolu yalnızca halk kesimlerinin devletle kurduğu ilişkinin güçlendirilmesinden değil, aynı zamanda aydın ve bürokratik kesimlerin de ortaya çıkan yeni toplumsal hikâyeyi anlamasından, içselleştirmesinden ve bu hikâyeye katkı vermesinden geçmektedir. Dahası, tarihi müktesebatımızı anlayıp, tahkik edip bugünün sorunlarını kuşatacak, yorumlayacak ve çözümler üreterek bu dönüşümü sürdürülebilir kılacak yeni ortak bir dilin (ve ortak bir hikâyenin) oluşturulması gerekmektedir. Bu tarihi imkân değerlendirildiğinde Tanzimat’tan beri farklı biçimlerde tekrar eden aydın-halk ikiliğinin aşılması da artık mümkün olacaktır. Bunun imkânı artık vardır ve bu imkân ihmal edilmeden iyi değerlendirilmelidir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:161
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Mart 2026 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Fabio Ingolitsch: Kaybetmek üzücü ama ihtimalimiz azdı

12 Ağustos 2026 00:31see153

Çorum da kötü koku yayılan evde cansız beden bulundu Son dakika haberleri

12 Ağustos 2026 02:09see148

Fenerbahçe de Milan Skriniar dan Matteo Guendouzi sözleri!

12 Ağustos 2026 00:13see148

Çitlekçi halka arz katılım endeksine uygun mu, eşit dağıtım mı? CITAS halka arzında merak edilenler Son Haberler

12 Ağustos 2026 02:23see147

Avrupa’da havalimanı alarmı! Pasaport kuyrukları 2 saate çıktı

12 Ağustos 2026 00:53see146

Fabio Ingolitsch: Fenerbahçe, Lyon karşısında başarılı olacaktır!

12 Ağustos 2026 00:24see146

Ömer Çelik: 467 kabul oyu, siyasi tarihimiz açısından çok önemli

11 Ağustos 2026 18:00see145

Otizmli çocuğa şiddet davasında seyrini değiştiren rapor: Eğitmen hakkında yeni suç duyurusu

11 Ağustos 2026 17:46see145

Şile Belediyesi iddianamesinde yeni gelişme: Ses kayıtları dosyada! Başkanın ricası var 250 bin gönder

11 Ağustos 2026 19:19see145

Basra kökenli sıcak hava Türkiye yi sardı Son dakika haberleri

12 Ağustos 2026 18:45see145

Yolu olmayan köyün tepesine futbol sahası yaptılar: Futbolcular maça teleferikle gidiyor Sözcü Gazetesi

11 Ağustos 2026 20:28see144

Forex mağdurlarından yardım çağrısı: Yavuz Usta’nın Bulgaristan’da olduğu öne sürülüyor

12 Ağustos 2026 18:13see144

Otomobilinin yanında ölü bulundu

11 Ağustos 2026 20:16see144

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BŞK.

13 Ağustos 2026 00:02see144

Giresun da sel sularına kapılan anne ile kızını arama çalışmaları havadan görüntülendi

12 Ağustos 2026 19:04see144

CHP li Belediye Başkanı trafik kazası geçirdi! Yaralılar var

11 Ağustos 2026 18:58see143

Lucas Torreira: Bu sezon her zamankinden daha zor olacak

11 Ağustos 2026 20:00see142

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları!

12 Ağustos 2026 00:08see142

MHP lideri Bahçeli, çerçeve yasanın yeni safhayı başlattığını söyledi

12 Ağustos 2026 18:13see140

YÜKSEL AYTUĞ Sizin derdiniz ne?

11 Ağustos 2026 13:45see139
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları