Ankara24.com
close
up
Küresel düzensizlikte istikrar arayan aktör Türkiye Düşünce Günlüğü Haberleri

Küresel düzensizlikte istikrar arayan aktör Türkiye Düşünce Günlüğü Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

Türkiye’nin hem Gazze’de hem de daha geniş küresel kriz alanlarında üstlendiği rol, yalnızca arabuluculuk değil; sistemi ayakta tutmaya yönelik bir sorumluluk üstlenmenin yansımasıdır. Adaletin yok sayıldığı bir dünyada kaos nasıl hızla yayılıyorsa, adaletin kurumsallaştığı bir düzende de istikrar aynı hızla çoğalır.

Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan / Kırıkkale Üniversitesi

Coğrafya kaderdir ifadesi çoğu zaman indirgemeci kullanılsa da, gerçekte içinde bulunulan jeopolitik denklem, dış politikada karşılaşılan beklentiler ve güncel koşullar çerçevesinde şekillenen reel politik tercihlerle yeniden yazılır. Türkiye açısından bu mesele çok daha derin bir alanı ifade etmektedir. Zira Türkiye’nin konumu yalnızca coğrafi bir kesişim noktası olmanın ötesinde; devlet kültürü, tarihsel süreklilik ve siyasal hafıza ekseninde Afro-Avrasya içinde köklü bir devlet geleneğine dayanmaktadır. Bu bağlamda, küresel sistemde yaşanan değişimlerin ne anlama geldiğini ve bu değişimlerin ne tür sonuçlar doğurduğunu değerlendirirken, Türkiye’nin bu tarihsel ve yapısal arka planı mutlaka dikkate alınmalıdır. Türkiye, özellikle Afro-Avrasya’nın merkezinde yer alan bir aktör olarak, son on yıl içerisinde uluslararası sistemde istikrar üretici bir konuma evrilmiştir. Bu dönüşüm, tesadüfi ya da konjonktürel değil; aksine, kriz yönetimi tecrübesi, çok yönlü diplomasi kapasitesi ve devlet aklının sürekliliğiyle doğrudan ilişkilidir.

TRUMP DÖNEMİ TURNUSOL KAĞIDI

Sistemde dengelerin belirgin biçimde değiştiği bir döneme girildiği açıktır. ABD Başkanı Donald Trump’ın iktidara gelişiyle birlikte, uluslararası sistemde büyük bir kırılma görünür hâle geldi. Artık her alanda normların değil, salt gücün konuştuğu bir evrene girildiğini iddia etmek abartı olmayacaktır. Trump’ın ilk başkanlık döneminde yarım bıraktığı ya da tepkisel biçimde başlattığı birçok hamlenin, bu yeni dönemde daha sistematik ve tamamlayıcı bir çizgide ilerletildiği görülmektedir. Bu durum, küresel düzenin normatif zeminden hızla uzaklaşarak daha sert, daha rekabetçi ve daha öngörülemez bir yapıya evrildiğini göstermekte.

Trump döneminde Venezuela başta olmak üzere pek çok ülkeye yönelik müdahale söyleminden Kanada ve Grönland’ın “alınması” tartışmalarına kadar uzanan son derece geniş bir alanda yapılan sistem tanımlamaları, aslında yüzyıllardır devam eden Batı merkezli uluslararası düzenin ciddi bir dönüşüm sürecine girdiğini göstermektedir. Westphalia Antlaşması ile temelleri atılan modern uluslararası sistem, uzun süre egemenlik, sınır ve hukuk ilkeleri üzerinden Batı merkezli olarak inşa edilmiş; bu yapı, en azından 2025 Ocak ayına kadar büyük ölçüde bu çerçevede varlığını sürdürmüştü. Ancak Trump, bu sistem içerisinde adeta bir turnusol kâğıdı etkisi yaratmış, sistemde var olan sorunları yumuşatmadan ve normatif bir dilin arkasına saklamadan tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Bu süreç, yalnızca küresel sistemdeki kırılmaları değil; aynı zamanda Batı’nın kendi iç dengelerinin ne kadar kırılgan ve hassas olduğunu da gözler önüne sermiştir. Daimî dostlukların değil, değişken çıkarların belirleyici olduğu; çıkarların söz konusu olduğu noktalarda uluslararası hukuk kurallarının rahatlıkla rafa kaldırılabildiği bir düzleme geçildiği açık biçimde görülmektedir.

BATI DA ARTIK BELİRSİZLİK ALANINDA

Kanada Başbakanı Mark Carney bu duruma dikkat çekmiş; ancak bunu Batı’ya özgü daha yumuşak, diplomatik ve dolaylı bir dil kullanarak ifade etmişti. Carney’nin altını çizdiği nokta açık: Kuralsız bir dünyayı yaratan esas unsur, Batı’nın kendi çıkar öncelikleri. Peki şimdi ne olacaktır? Batı’nın kendi kurduğu ve uzun süre yönettiği bu düzen, artık aynı araçlarla sürdürülebilir olmaktan çıktı mı? Trump dönemiyle birlikte açığa çıkan bu salt gerçeklik, yalnızca Batı dışındaki aktörleri değil, bizzat Batı’nın kendisini de yeni bir belirsizlik alanına sürüklemektedir. Mevcut tablo, uluslararası sistemin artık normlar üzerinden değil, gücün doğrudan ve açık kullanımı üzerinden yeniden şekillendiğini göstermekte.

Tam da bu noktada Türkiye’nin konumu daha anlamlı hâle gelmektedir. Sistem içindeki bu sert kırılmalar; arabuluculuk kapasitesi olan, krizleri yönetebilen ve farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurabilen aktörlere olan ihtiyacı artırmaktadır. Türkiye, sahip olduğu tarihsel derinlik, jeopolitik konum ve devlet geleneği sayesinde bu yeni dönemde yalnızca dengeye uyum sağlayan bir aktör değil; aynı zamanda denge üreten bir aktör olarak öne çıkmaktadır. bu “normsuz evrende” Türkiye’nin neden dengeleyici bir aktör hâline geldiği, yalnızca konjonktürel hamlelerle değil; izlenen bütüncül stratejiyle açıklanmalıdır. Zira Türkiye, bu yeni sistemde ne kuralsızlığı normalleştiren ne de statükonun arkasına saklanan bir çizgide durmakta.

ADİL BİR DÜNYA İNŞASI

2026 Davos’ta Trump’ın “Barış Kurulu”nu duyurması ve Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu süreçte yer alması, atılan imzalarla birlikte değerlendirildiğinde, aslında sahada barışın nasıl inşa edilmeye çalışıldığına dair önemli bir eşik olarak okunmalıdır. Bu adım, yalnızca tekil bir kriz alanına değil; küresel sistemde giderek yayılan çok sayıda çatışma sahasına uygulanabilecek yeni bir yaklaşımın işareti olabilir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere pek çok uluslararası örgütün ve aktörün işlevselliğini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada, yeni yapılara ve yeni mekanizmalara duyulan ihtiyaç artık inkâr edilemez hâle gelmiştir. Her ne kadar bu yapıların nihai formu henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, Davos’ta atılan imzalar, barışı ve insanı merkeze alan bir sürecin başlangıcı olarak umut verebilir. Çünkü Türkiye, romantik ve soyut bir barış söylemine değil; hukuka, hakkaniyete ve uygulanabilirliğe dayalı bir barış anlayışına odaklanmaktadır. Türkiye açısından barış, yalnızca silahların susması değil; adaletin, hukukun ve insani erişimin eş zamanlı olarak tesis edilmesidir. Bu yaklaşım, normların aşındığı ve güç siyasetinin hâkim olduğu mevcut küresel ortamda son derece ayırt edici bir duruşu temsil etmektedir. Türkiye’nin hem Gazze’de hem de daha geniş küresel kriz alanlarında üstlendiği rol, yalnızca arabuluculuk değil; sistemi ayakta tutmaya yönelik bir sorumluluk üstlenmenin yansımasıdır. Ve son olarak adaletin yok sayıldığı bir dünyada kaos nasıl hızla yayılıyorsa, adaletin kurumsallaştığı bir düzende de istikrar aynı hızla çoğalır.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:118
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Ocak 2026 04:02 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

KKTC deki faciada yeni görüntüler: O sorunun yanıtı merak edildi

13 Eylül 2026 00:56see164

24 yıllık sessizlik sona erdi: İlk söyledikleri kelimeler duygulandırdı

12 Eylül 2026 19:03see163

Aynı Mavinin Altında İstanbul Modern de

12 Eylül 2026 19:29see162

Hull City, Premier Lig de tarih yazıyor! Chelsea ye de geçit yok Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 19:26see161

Bitcoin’de borsa rezervleri iki yılın zirvesinde Son Haberler

13 Eylül 2026 03:24see161

Varol Yaşaroğlu; Çocukların hayal kurmasına engel olmayın

12 Eylül 2026 17:33see160

Joao Pereira: Alanya’ya karşı bazı şeyler daha kolay yapılabiliyor!

13 Eylül 2026 00:22see160

Deli dumruldan kasaya 699 milyar Sözcü Gazetesi

13 Eylül 2026 03:36see159

Antalya da rüşvet operasyonu: 2 emniyet müdürü gözaltında

12 Eylül 2026 20:03see159

Kendinize zihinsel ve fiziksel olarak nasıl bakabilirsiniz?

12 Eylül 2026 17:25see157

Muş ta gölete giren 13 yaşındaki çocuk kurtarılamadı Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 20:44see157

5 gollü zafer sonrası Uğur Uçar Beni çok üzüyor diyerek açıkladı!

12 Eylül 2026 21:19see156

Temizlemek için girdiği su kuyusunda rahatsızlanan kişi ile onu kurtarmak isteyen arkadaşı metan gazından zehirlenerek öldü

13 Eylül 2026 00:32see156

Sosyal medya fenomeni Semil Varol a polis memurlarına hakaret soruşturması

12 Eylül 2026 21:23see154

Kamyonet ile tır çapıştı: 2 kişi yaşamını yitirdi

12 Eylül 2026 20:34see153

Gül Onat taburcu Oldu

12 Eylül 2026 18:18see153

Yeni salgında kabus büyüyor! Binlerce kişi hayatını kaybetti

12 Eylül 2026 17:00see152

Zayıflamak için aç gezdiği günler çoktan bitti... Yemek yemeyi seven kocayla evlendi... Şişmanladı ama mutluluğu da buldu

12 Eylül 2026 18:16see151

Şehide harabe Öcalan’a villa Sözcü Gazetesi

13 Eylül 2026 05:49see150

Kaşif Kozinoğlu nun ölümüne ilişkin 3 şüpheliye tutuklama talebi

13 Eylül 2026 00:27see149
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları