Ankara24.com
close
up
Menu

Fabio Ingolitsch: Kaybetmek üzücü ama ihtimalimiz azdı

Çorum da kötü koku yayılan evde cansız beden bulundu Son dakika haberleri

Fenerbahçe de Milan Skriniar dan Matteo Guendouzi sözleri!

Çitlekçi halka arz katılım endeksine uygun mu, eşit dağıtım mı? CITAS halka arzında merak edilenler Son Haberler

Fabio Ingolitsch: Fenerbahçe, Lyon karşısında başarılı olacaktır!

Avrupa’da havalimanı alarmı! Pasaport kuyrukları 2 saate çıktı

Basra kökenli sıcak hava Türkiye yi sardı Son dakika haberleri

Giresun da sel sularına kapılan anne ile kızını arama çalışmaları havadan görüntülendi

Forex mağdurlarından yardım çağrısı: Yavuz Usta’nın Bulgaristan’da olduğu öne sürülüyor

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BŞK.

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları!

MHP lideri Bahçeli, çerçeve yasanın yeni safhayı başlattığını söyledi

UEFA Süper Kupa nın sahibi Paris Saint Germain

Fenerbahçe, Romelu Lukaku yu resmen duyurdu

RTÜK’ten dört dijital platforma üst sınırdan ceza

‘Milli güvenlik meselesi’ MHP lideri Bahçeli: Terörsüz Türkiye hedefi hayat bulmuştur

Beyaz Saray Sözcüsü görevinden ayrılacak Dış Haberler

Şırnak ta TAMP tatbikatı gerçeği aratmadı Şırnak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Teksas ta ABD ordusuna ait Apache helikopteri düştü: 2 asker hayatını kaybetti

Galatasaray’ın şampiyonluğu verdiğini iddia edenler… Dursun Özbek sert konuştu Sözcü Gazetesi

Vahdet i vücûd meselesi (1) Ömer Türker

Vahdet i vücûd meselesi (1) Ömer Türker

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.

Son zamanlarda biraz da nazarî tasavvuf çalışmalarının kısmen artmasıyla İbnü’l-Arabî ve vahdet-i vücûd konuşmaları sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Doğrusu, gittiğim her yerde mutlaka vahdet-i vücûdla ilgili sorularla karşılaşıyorum. Soruların bir kısmı, meraktan kaynaklanıyor, bir kısmı ise eskilerin tabiriyle istifhâm-ı inkarî kabilinden yani reddetmek amacıyla soruluyor, bir kısmı da kuşku izhar edilerek soruluyor. Hatta kuşkulu bakışlarla gelen soruların daha çok olduğu söylenebilir. Meseleyi

Son zamanlarda biraz da nazarî tasavvuf çalışmalarının kısmen artmasıyla İbnü’l-Arabî ve vahdet-i vücûd konuşmaları sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Doğrusu, gittiğim her yerde mutlaka vahdet-i vücûdla ilgili sorularla karşılaşıyorum. Soruların bir kısmı, meraktan kaynaklanıyor, bir kısmı ise eskilerin tabiriyle istifhâm-ı inkarî kabilinden yani reddetmek amacıyla soruluyor, bir kısmı da kuşku izhar edilerek soruluyor. Hatta kuşkulu bakışlarla gelen soruların daha çok olduğu söylenebilir. Meseleyi ele almak için önce İbnü’l-Arabî’nin dar-ı bekâya irtihal ettiği 1240 tarihinden modernleşme sürecine gelinceye dek vahdet-i vücudun gittikçe güçlenen hatta hala etkin bir gelenek olmasını mümkün kılan birkaç hususa dikkat çekeyim. Tarihsel süreçle ilgili değerlendirmeler yapacağımdan düşünürlerin ölüm tarihlerini de vereceğim.

Vahdet-i vücûd İbnü’l-Arabî tarafından dile getirildiği on üçüncü yüzyıldan buna yana tartışılagelmiştir. İlk sistemli eleştiriler on dördüncü yüzyılda görülür. Yaygın olarak bilinmez ama önce meşhur kelamcı Adudüddin el-Îcî (ö. 1355) isim vermeden el-Mevâkıf’ta eleştirmiştir. Ardından Îcî’nin doğrudan talebesi Sadeddin et-Teftâzânî (ö. 1390) tarafından hem Şerhu’l-Makâsıd’da hem de müstakil bir risalede eleştirilmiştir. Osmanlı döneminde de özellikle on beşinci ve on altıncı yüzyılda vahdet-i vücûd metinlerinde dile getirilen görüşler ateşli tartışmalara konu olmuştur. Fakat eleştirilere rağmen vahdet-i vücûd hem Anadolu ve Balkanlar’da hem de Mısır, Mağrib, İran, Mâverâünnehir ve Hind coğrafyasında çok etkili olmuş ve geniş bir hüsn-i kabule mazhar olmuştur. Hatta on altıncı yüzyılın ikinci yarısından on sekizinci yüzyılın sonuna dek İslam coğrafyasında vahdet-i vücudun en güçlü metafizik olduğu söylenebilir. Pek çok âlim, kelamî veya felsefî metafiziği istidlâl gücünün ulaşabileceği son sınır kabul edip vahdet-i vücudu istidlâl gücünün ötesine geçen, ancak ruhun müşahedesiyle ulaşılabilen ve insana bahşedilen en yüksek metafizik idrak olarak değerlendirmiştir. Kuşkusuz bunda bir kısmı bizzat düşüncenin karakterine ve bir kısmı yazarların etkisine dayandırılabilecek birkaç gelişme etkili olmuştur.

Birincisi, vahdet-i vücudun kurucu düşünürü olan İbnü’l-Arabî’nin Füsûsu’l-hikem ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye gibi eserlerinin o zamana dek görülmemiş şekilde bütün boyutlarıyla insanî tecrübenin çok ayrıntılı bir tahlilini sunmasıdır. Bu tahlilin dinî düşünce açısından ifadesi şudur: İslam’da dinî hatta kimi bakımlardan felsefî düşünce geleneklerini karakterize eden ana sorun olan tenzih-teşbih ilişkisi hakkında dinî nasları, dönemin bilimsel bilgi hacmini ve insanî tecrübenin tamamını dikkate alıp yorumlayan yeni bir tenzih-teşbih dengesine ulaşılmıştır. Kuşkusuz tenzih-teşbih ilkesi bütün geleneklerin ortak kabulüdür. İbnü’l-Arabî’nin öncekilerden farkı, mertebelendirilmiş bir tenzih ve teşbih anlayışı geliştirmesidir. Yine sadece İslam döneminde değil, bilinen insanlık tarihinde de ruhanî tecrübenin Fütûhât’ta görüldüğü şekilde ayrıntılı bir yorumu muhtemelen yoktur.

İkincisi, İbnü’l-Arabî’nin ardından vahdet-i vücudun ikinci muhakkiki kabul edilen Sadreddin Konevî’nin (ö. 1274) metinlerinin nazarî gücüdür. İbnü’l-Arabî metinlerinin ayrıntısında kaybolmak, düşünceyi edebileştirerek nazariyeyi gözden kaçırmak mümkündür. Hatta derin ve sistemli bir okuma yapılmadığında İbnü’l-Arabî metinlerinin tabiri caizse kenar sorunlarıyla ömür geçirmek ve bundan da entelektüel tatmine ulaşmak mümkündür. Oysa Konevî’nin temel metinleri son derece muhkem ve sistemli şekilde nazariyat sunumu yapar. Gerçi bu metinler gerek üslup gerek muhteva bakımından son derece çetindir. Fakat Konevî’nin doğrudan talebeleri ve sonraki nesillerde yetişen takipçileri tarafından onun metinlerini okuma geleneği oluşturulmuş, fikir ve yorumları da yaygınlaştırılmıştır. Konevî münhasıran düşünürlere hitap eden metinler yazsa da takipçileri onun görüşlerini “İbnü’l-Arabî metinleriyle yorumlayarak” muhtelif seviyelerde ifade etmiştir. Konevî’nin önemi, hassaten İbnü’l-Arabî’nin muazzam nas yorumunu, tecrit edilmiş teoriler halinde ama özgün bir karakter ve tavır içinde takdim etmesinde görülür. İki düşünürün farklılaştığı noktalar, süreklilik karşısında ayrıntı durmaktadır. Bu nedenle de İbnü’l-Arabî sonrasında muhtelif vahdet-i vücûd okumaları arasında kanonikleşen ve temsil gücü kazanan Konevî yorumudur.

Üçüncüsü, Seyyid Şerif el-Cürcânî’nin (ö. 1413) vahdet-i vücudun tevhidin meşru yorumu olduğunu söylemesi hatta vahdet-i vücûdun dile getirdiği varlık anlayışının aklın tavrının ötesinde bulunduğunu kabul etmesidir. Bilindiği üzere Cürcânî, modern döneme gelinceye dek Sadeddin et-Teftâzânî’le birlikte Fahreddin er-Râzî (ö. 1210) sonrasının iki büyük kelamcısından biri kabul edilmiştir. Biz her ne kadar Cürcânî’nin etkisini daha ziyade Osmanlı ulemasının eserlerinde takip etmeye meyilli olsak da o, İslam coğrafyasının neredeyse tamamında muazzam bir etkiye sahip olmuştur. Son altı asırda kelamın muhtemelen en büyük otoritesi Cürcânî’dir. Onun tevhide uygunluğunu tasdik ettiği bir düşünceye karşı duruşun hâkim tavır haline gelmesi beklenmez. Nitekim İslam coğrafyasında İbnü’l-Arabî ve vahdet-i vücûd eleştirisi değil, tasdiki hâkim tavır haline gelmiştir. Öyle ki vahdet-i vücudu kabul etmek ile tevhidin uygun bir yorumu olduğunu söylemek dahi ayrıştırılmış ve birçok âlim fiilen vahdet-i vücudu benimsemese bile olumlayıcı bir tavır içinde olmuştur. İlerleyen yüzyıllarda Taşköprîzâde (ö. 1561) ve Gelenbevî (ö. 1791) gibi âlimler, Cürcânî’de gördüğümüz tavrı aynıyla devam ettirmişlerdir.

Dördüncüsü, Osmanlı ilmiye geleneğinin kurucu düşünürü Molla Fenârî’nin (ö. 1431) vahdet-i vücûdcu olmasıdır. Seyyid Şerif Cürcânî ve Şeyh Bedreddin’in (ö. 1420) ders arkadaşı olan Molla Fenârî, Cürcânî’den farklı olarak Konevî’nin meşhur eseri Miftâhu’l-gayb’a şerh yazmıştır. Cürcânî vahdet-i vücûd meselesini daha ziyade birkaç sayfalık risaleler hacminde ele almış veya hâşiyelerde yeni geldikçe değinmiştir. Oysa Fenârî istidlâlin verileri ile müşâhedenin verilerini yakınlaştırma iddiasıyla hacimli bir şerh kaleme almıştır. Mantık, fıkıh usulü, belagat, fıkıh ve ferâiz gibi medrese müfredatındaki temel alanlarla ilgili etkili eserler kaleme aldığından gerek ilmî kudretinden gerekse savunduğu görüşlerinin meşruluğundan kolay kolay kuşku duyulamayacak bir düşünürün bir nazarî tasavvuf metni kaleme alıp vahdet-i vücudu savunması sonraki düşünürlerde olumlu etki yapmıştır. Osmanlı coğrafyasında Fenârî’nin yanına öncesi söz konusu olduğunda Davud Kayserî’yi (ö. 1350), çağdaşları söz konusu olduğunda Şeyh Bedreddin’i ve sonrası söz konusu olduğunda her asırda önde gelen bir âlimi yazmak mümkündür. Osmanlı ilmiye geleneğinin İslam tarihinin kesintisiz devam eden en uzun ilmî teşkilatı olduğunu dikkate aldığımızda bu maddenin önemi daha derinden kavranabilir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:82
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Kasım 2025 05:30 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Fabio Ingolitsch: Kaybetmek üzücü ama ihtimalimiz azdı

12 Ağustos 2026 00:31see158

Çorum da kötü koku yayılan evde cansız beden bulundu Son dakika haberleri

12 Ağustos 2026 02:09see154

Fenerbahçe de Milan Skriniar dan Matteo Guendouzi sözleri!

12 Ağustos 2026 00:13see153

Çitlekçi halka arz katılım endeksine uygun mu, eşit dağıtım mı? CITAS halka arzında merak edilenler Son Haberler

12 Ağustos 2026 02:23see152

Fabio Ingolitsch: Fenerbahçe, Lyon karşısında başarılı olacaktır!

12 Ağustos 2026 00:24see151

Avrupa’da havalimanı alarmı! Pasaport kuyrukları 2 saate çıktı

12 Ağustos 2026 00:53see151

Basra kökenli sıcak hava Türkiye yi sardı Son dakika haberleri

12 Ağustos 2026 18:45see150

Giresun da sel sularına kapılan anne ile kızını arama çalışmaları havadan görüntülendi

12 Ağustos 2026 19:04see149

Forex mağdurlarından yardım çağrısı: Yavuz Usta’nın Bulgaristan’da olduğu öne sürülüyor

12 Ağustos 2026 18:13see149

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAPI İŞLERİ VE TEKNİK DAİRE BŞK.

13 Ağustos 2026 00:02see149

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları!

12 Ağustos 2026 00:08see148

MHP lideri Bahçeli, çerçeve yasanın yeni safhayı başlattığını söyledi

12 Ağustos 2026 18:13see146

UEFA Süper Kupa nın sahibi Paris Saint Germain

13 Ağustos 2026 00:26see144

Fenerbahçe, Romelu Lukaku yu resmen duyurdu

12 Ağustos 2026 18:56see140

RTÜK’ten dört dijital platforma üst sınırdan ceza

13 Ağustos 2026 15:21see139

‘Milli güvenlik meselesi’ MHP lideri Bahçeli: Terörsüz Türkiye hedefi hayat bulmuştur

12 Ağustos 2026 18:15see136

Beyaz Saray Sözcüsü görevinden ayrılacak Dış Haberler

13 Ağustos 2026 01:18see136

Şırnak ta TAMP tatbikatı gerçeği aratmadı Şırnak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

12 Ağustos 2026 17:13see135

Teksas ta ABD ordusuna ait Apache helikopteri düştü: 2 asker hayatını kaybetti

13 Ağustos 2026 01:44see134

Galatasaray’ın şampiyonluğu verdiğini iddia edenler… Dursun Özbek sert konuştu Sözcü Gazetesi

12 Ağustos 2026 21:16see134
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları