Ankara24.com
close
up
Menu

Düzce deki devasa proje teknik heyete anlatıldı Eğitim dairesi başkanlığı Düzce ye inceleme gezisi düzenledi Düzce Haberleri

Bakan Memişoğlu: Gazze’de hastaneleri bombalayan bir zihniyetin Cumhurbaşkanımıza yönelik sözleri, suçluluk psikolojisinin tezahürüdür

İran, Hürmüz Boğazı’nı her türlü gemi geçişine kapattı

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

Mauro Icardi nin menajerinden Arjantin iddialarına yanıt

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

Orkun Kökçü ve Kerem Aktürkoğlu ndan Dünya Kupası mesajı!

Cinsel istismar suçundan 17 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahıs yakalandı Kayseri Haberleri

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

AK Parti İstanbul İl Başkanı Özdemir den Pendik Belediyesi ne tebrik

Köprü inşaatlarında beton tarihe karışacak: Geleceğin köprüleri inşa ediliyor Sözcü Gazetesi

Atatürk ün mirası Diyanet e verildi Sözcü Gazetesi

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

Sırbistan da istifa depremi! Vucic ten tüm ülkeyi sarsan açıklama

Anthropic Üst Yöneticisi Amodei den yapay zeka için bağlayıcı düzenleme çağrısı

Ehl i sünnet kimdir? Ömer Türker

Ehl i sünnet kimdir? Ömer Türker

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

Son yıllarda çok farklı tartışmalara konu olan kavramlardan biri de Ehl-i sünnet kavramıdır. Tartışmaların tarafları bu ifadenin hem mefhumunun hem de delalet ettiği şeylerin sabit olduğu düşüncesiyle hareket ettikleri hissi uyandırıyor. Halbuki diğer bütün kavramlar gibi Ehl-i sünnet de hareketli ve canlı bir kavramdır. Ortaya çıktığı şartlar ve tarih boyunca geçirdiği dönüşümler vardır. Ehl-i Sünnet adlandırmasının ilk olarak hangi kaynaklarda ve nasıl kullanıldığı, muhtelif yazar ve düşünürlerin

Son yıllarda çok farklı tartışmalara konu olan kavramlardan biri de Ehl-i sünnet kavramıdır. Tartışmaların tarafları bu ifadenin hem mefhumunun hem de delalet ettiği şeylerin sabit olduğu düşüncesiyle hareket ettikleri hissi uyandırıyor. Halbuki diğer bütün kavramlar gibi Ehl-i sünnet de hareketli ve canlı bir kavramdır. Ortaya çıktığı şartlar ve tarih boyunca geçirdiği dönüşümler vardır. Ehl-i Sünnet adlandırmasının ilk olarak hangi kaynaklarda ve nasıl kullanıldığı, muhtelif yazar ve düşünürlerin hangi grupları bu ad altında zikrettiği ve bunların gerekçelerinin neler olduğu bu yazısının vüsatına sığmaz, merak eden okurlar TDV İslam Ansiklopedisi’nde “Ehl-i Sünnet” maddesine bakabilir. Bu yazıda ben sadece Ehl-i sünnet kimliğiyle ilgili üç kritik ilkeye işaret edip bir sonuca varacağım.

1

. Ehl-i sünnet ilkece müslüman olduğunu ikrar edenleri müslüman kabul etmek, geleneksel ifadesiyle ehl-i kıbleyi tekfir etmemek demektir. Fertlerin veya grupların yanlış yorumları olabilir. Bu ilke, yanlış yorum ve tavırlara karşı, eleştiri hakkından vazgeçmek değil, farklı görüşteki şahıs ve grupları İslam toplumu dışında görmemek anlamına gelir. Hz. Ali, Hasan Basrî, İmam Ebû Hanife gibi kaynaklarda Ehl-i sünnetin önderi kabul edilen sahabe, tabiîn ve müçtehit imamlardan günümüze gelinceye dek Ehl-i sünnet, inanç ilkelerinden vazgeçmeden kapsayıcı bir şemsiye olmayı sürdürmüştür. Bu bağlamda Ehl-i sünnetin akidesi ile cemaati farklıdır. Akide istikrarlı bir şekilde erken yüzyıllardan beri muhafaza edilmiştir. Sadece akideyi dikkate aldığımızda mesela Mutezile Ehl-i sünnetin dışında kalır. Fakat “Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” ifadesinde “cemaat” kelimesinin kapsamı, akidenin sınırlarını aşacak şekilde tanımlanmıştır. Buna göre Müslümanların çoğunluğunun oluşturduğu gruptan ayrılarak müstakil bir cemaat oluşturmayan ve ana bünye içinde kalan bütün gruplar Ehl-i sünnet kapsamında yer alır. İslam tarihine baktığımızda şayet oldukça azınlık bir grup haline gelen Hâricîleri dikkate almazsak Ehl-i sünnetin dışında kalan tek grup aslında Şia’dır. Çünkü Şia sadece akideleriyle değil, müstakil bir cemaat olmayı mümkün kılan tüm kabulleriyle farklılaşır. Şiîlerin sadece akaidi değil hem siyer kaynakları, hadis kaynakları, sahabe anlayışı, İslam tarihi okuması ve velayet anlayışı farklıdır. Ayrıca Şiîler, Müslümanların ana bünyesinden ayrı bir topluluk oluştururlar. Dolayısıyla akaidde Ehl-i sünnetten farklı olmasına rağmen ayrı bir cemaat oluşturmayan ve müstakil bir cemaat olmanın şartlarında farklılaşmayan Mutezile, Ehl-i sünnet ve’l-cemaatin organik bir parçası olmuşken Şia hiçbir zaman böyle olmamıştır.

2

. Ehl-i sünnetin İslam’ın ana gövdesini oluşturması, cemaat kapsamını oldukça geniş tutmasını gerektirdiğinden aynı akaidin birbirinden köklü bir şekilde farklılaşabilen yorumlarına imkân ve meşruiyet vermiştir. Bu bağlamda nazarî olarak birbirine rakip olan hatta zaman zaman tekfir derecesine varacak düzeyde birbirlerini eleştiren metafizik akımların tamamı Ehl-i sünnet çatısı altında yer alabilmiştir. Mesela kelamcıların yoktan yaratmaya ve âlemin hâdis olduğu ilkelerine dayalı metafiziği, filozofların sudur teorisi ve âlemin ezelî olduğu fikrine dayalı metafiziği ve sûfîlerin bu iki teoriyi mezceden zuhurcu metafiziği aynı anda Ehl-i sünnet kapsamında yer alır. Yani İmâm Mâtürîdî, Cüveynî, Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî gibi kelamcılar Ehl-i sünnet imâmı olduğu gibi şatahatlarıyla tanınan Beyazıd-ı Bestâmî ve vahdet-i vücûd teorisinin bânisi Muhyiddin İbnü’l-Arabî Ehl-i sünnet mutasavvıfı, Gazzâlî’nin tekfirlerine maruz kalan Fârâbî ve İbn Sînâ gibi müslüman filozoflar da Ehl-i sünnet filozofudur. Bu bakımdan Ehl-i sünnet kapsamında yer almak, farklı tavırları yok saymak anlamına gelmez, bütün bunların İslam’ın ana gövdesinin bir parçası oldukları, birbiriyle ilişki içinde var olabildiklerini ve etkileşim içinde dönüştüklerini ifade eder. Nitekim Memlük, Osmanlı ve Babürlü tecrübeleri de bu duruma açıkça tanıklık eder.

3

.Ehl-i Sünnet dıştan gelen tehdit ve saldırılara karşı cüretkâr ve mücadeleci olmak, müslüman toplumun kendi içindeki kargaşa ve kavgalar hususunda mütehammil ve sabırlı olmak, teenni ile hareket etmek demektir. Erken dönemde müslümanlar arasındaki iç savaşların yol açtığı yıkımı da dikkat alan bu ilke, tahammül sınırlarını aşacak noktaya varmadığı sürece sivil bir isyanı tercih etmemeyi gerektirir. Tahammül sınırlarının genişliği ve muhafaza saikinin güçlü oluşu nedeniyle Ehl-i sünnet muhafazakâr bir tavır olarak değerlendirilir. Fakat Ehl-i sünnet, devrimci bir tahammül ve muhafaza geliştirmiştir, değişim ve dönüşümü sürece yayarak yıkımı olabildiğince asgariye indiren bir devrim öngörür. Değişim ve dönüşümü, tek yönlü yani sadece karşısında olanın değişim ve dönüşümü olarak görmez, muhatabıyla birlikte kendi görüş ve yorumlarını da yeniler. Ehl-i sünnetin sürece yayılan çift taraflı değişim ve dönüşüm tavrı, bilhassa siyasi meselelerde gündeme gelse de gerçekte siyasi bir tavırdan ibaret değil, siyasi ve içtimai meseleleri de içerecek şekilde hayatın tüm alanlarında geçerli bir nazarî tavırdır. İslam toplumunda Yunan felsefesinin dönüştürülerek içselleştirilmesi, hakikat-şeriat tartışmalarında aykırı görünen fikir ve tavırların hiss-i müştereğin bir parçasına dönüştürülmesi, modern dönemde bilim, düşünce ve kurumların yenilenmesinde hep aynı ilke görülür.

4

. Bu üç ilkenin zorunlu bir sonucu olarak Ehl-i sünnet tarih boyunca ana bünye içindeki aykırı toplulukların varlığının garantisi olagelmiştir. Hatta bu sadece Müslümanlar için değil, gayri müslimler için de geçerlidir. Bu sebeple İslam tarihinde kurulan büyük imparatorlukların tamamı ya Ehl-i sünnet anlayışıyla ya da süreç içinde Ehl-i sünnet anlayışına evrilen bir yaklaşımla yönetilmiştir.

Bu ilkeleri çoğaltabiliriz ama ben bunlardan bir sonuca varmak istiyorum. Türkiye’de zaman zaman Alevîlik meselesi gündeme geliyor. Fakat son yıllarda Alevîlik biraz da solculuğun ayrılıkçı söylemlerinin tesiriyle sanki farklı bir mecraya doğru ilerlemeye başladı. Halbuki Alevîliğin varlığının garantisi tarihsel olarak Sünnîliktir. Evet, Alevîler kendilerini Sünnîliğe karşı konumlandırabilir ve buna hakları da olabilir ama Alevîlik Sünnî bloktan koptuğu ölçüde özgün kimliğini kaybeder. Nitekim özellikle seksen sonrasında seküler akımların etkisine giren Alevîler bu aşınmaya maruz kaldı. Özellikle bazı Batı Avrupa ülkelerinde Alevîliğin ayrı bir din olarak tanınması ve Batı Avrupa Türklerini yönetmesi siyasetinin bir parçası olarak kullanılması aşınmanın boyutlarını daha derinden kavramamıza imkân verebilir. Bu bakımdan Türkiye Alevîliği konusunda şu iki durumun farkında olmayan hiçbir görüş ve uygulama isabetli olamaz. Birincisi, Türkiye Alevîliğinin amelde Hanefî olmasıdır. Maalesef bu durum, Alevîlik konusunda yazan çizenlerin ve konuşanların pek farkında olmadıkları yahut farkındalıklarının kendilerinden dahi gizli kaldığı çok önemli bir ayrıntıdır. İkincisi ise Alevîliğe kimliğini kazandıran usul, ayin ve uygulamaların Sünnîliğini bildiğimiz Halvetî tarikatların usul, ayin ve uygulamalarıyla yüzden doksanı aşan bir ölçüde örtüşmesidir. Alevîlikle ilgili tefekkürde ve atılacak siyasi adımlarda bu iki durumun dikkate alınmaması yalnızca bölünme ve parçalanmalara teşne olur.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:91
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Ekim 2025 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Düzce deki devasa proje teknik heyete anlatıldı Eğitim dairesi başkanlığı Düzce ye inceleme gezisi düzenledi Düzce Haberleri

11 Haziran 2026 01:26see149

Bakan Memişoğlu: Gazze’de hastaneleri bombalayan bir zihniyetin Cumhurbaşkanımıza yönelik sözleri, suçluluk psikolojisinin tezahürüdür

11 Haziran 2026 02:02see146

İran, Hürmüz Boğazı’nı her türlü gemi geçişine kapattı

11 Haziran 2026 01:55see145

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:15see144

Mauro Icardi nin menajerinden Arjantin iddialarına yanıt

11 Haziran 2026 00:45see144

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

12 Haziran 2026 00:08see143

Orkun Kökçü ve Kerem Aktürkoğlu ndan Dünya Kupası mesajı!

11 Haziran 2026 00:47see143

Cinsel istismar suçundan 17 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahıs yakalandı Kayseri Haberleri

11 Haziran 2026 00:51see140

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

12 Haziran 2026 00:09see136

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

12 Haziran 2026 00:13see136

AK Parti İstanbul İl Başkanı Özdemir den Pendik Belediyesi ne tebrik

11 Haziran 2026 00:50see132

Köprü inşaatlarında beton tarihe karışacak: Geleceğin köprüleri inşa ediliyor Sözcü Gazetesi

11 Haziran 2026 08:15see131

Atatürk ün mirası Diyanet e verildi Sözcü Gazetesi

11 Haziran 2026 05:09see130

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

11 Haziran 2026 22:02see130

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

11 Haziran 2026 16:45see129

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

11 Haziran 2026 21:33see128

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

12 Haziran 2026 00:06see126

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

11 Haziran 2026 21:40see126

Sırbistan da istifa depremi! Vucic ten tüm ülkeyi sarsan açıklama

11 Haziran 2026 00:07see123

Anthropic Üst Yöneticisi Amodei den yapay zeka için bağlayıcı düzenleme çağrısı

11 Haziran 2026 01:38see122
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları