Tuttuğun altın olmasın Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Elinden bir iş gelmeyen, açlıktan avurtları çökmüş bir gariban, yiyecek bir şey bulmak için çöpleri karıştırırken bir yağ kandili bulmuş. Bu da neymiş diye kandili evirip çevirirken içinden bir dev çıkmış. Çünkü bulduğu kandil meğer Alaaddin’in Sihirli Lambası imiş. Dev, bizim garibana “Dile benden ne dilersen” diye sormuş. O da “Tuttuğum altın olsun!” demiş. Dev de “Dileğini kabul ettim. Bundan böyle tuttuğun her şey altın olacak” diye cevap vermiş. Bizimki çöpü tekrar karıştırırken, gözüne bir gazoz kapağı çarpmış. Uzanıp eline alır almaz, gazoz kapağı altına dönüşmüş. Koşarak köşedeki simitçiye gidip, altın olmuş gazoz kapağını verip bir simit almış. Daha ağzına götürmeden simit altına dönüşmüş. Fırından ekmek almış, o da tutar tutmaz altın olmuş. Manavdan elma almış, tutunca o da altın olmuş. Bizimki bir türlü açlıktan kurtulamayınca keşke devden “tuttuğumun altın olmasını değil, elimden iş gelmesini isteseydim” diye hayıflanmış. Bu masalı ben uydurdum, özgününü Yılmaz Özdil yazdı.
SANAL ZENGİNLEŞME
Altının dolarlı fiyatı, son bir yıl içinde %90, son bir ayda %23 artmış, bu yazıyı yazdığım gün de %8 düşmüş durumda. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, bir süre önce yaptığı bir sunumda, altın fiyatının artması sayesinde “Türkiye milli serveti”nin 230 milyar dolar büyüdüğü bilgisini verdi. Bu “durduk yerde, taş atıp kol yormadan” veya iktisat diliyle “tek bir lira katma değer yaratmadan” oluşan servet artışının, 200 milyar doları halka, kalanı Merkez Bankası ve Hazine’ye aittir dedi. Karahan’ın hesabı, bugün revize edilse, milli servet büyümesinin veya yanlış adlandırmayla altın istiflemeden elde ettiğimiz “milli kârın” daha da büyük olduğu görülecektir. Hemen ilave edeyim; söylendiğine göre dünyada kal-u beladan bugüne kadar 187.000 ton altın yeraltından çıkarılmış. Yani dünya halklarının ve devletlerinin elinde bu kadar ton altın var. Bunun 47’de biri kabaca 4.000 tonu bizim elimizde. Biz bundan (yeni fiyatlarla) 250 milyar dolar servet artışı elde ettiysek, dünyanın geri kalanı da 11 trilyon 500 milyar dolar “servet artışı” elde etmiştir. Altının dolar cinsinden fiyatının artması, hem altını hem dolarlı dış borcu olan Türkiye için harika olmuştur. Ne var ki Türkiye (devleti ve halkı) altını satıp dış borcunu azaltmayacaktır. Aksine altın fiyatı artıyor ve artacak diye altın ithal etmek için ilave borçlanacağı için dış borcu artacaktır. Garip ama gerçek bu.
REEL SERVET
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) deyiminin etkin molekülü “hasıla” (product) kelimesidir. H,s,l kökünden gelir. Mahsul de aynı kökten türemiştir. Ürün veya sonuç demektir. GSYH “katma değerler toplamı”dır. Yaratılan katma değerler ya “tüketilir” ya da “yatırıma” dönüşür. Yatırım, katma değer yaratmaya yarayan “fiziki sermaye”dir. Yani reeldir. Finansal sermaye, fiziki sermayenin kime ait olduğunu gösterir. Reel değildir. Fiyatı on katına çıksa bile, külçe altın veya gümüş stokları “durduk yerde katma değer yaratmaz”. Yani milli geliri artırmaz. Halkın refahını yükseltmez. Milli gelir yaratmadan oluştuğu için bu tür servet artışları sanaldır. Sanaldır ama servet dağılımının eşitliksizliğini büyütür. Servet artışından doğan kârlar realize edildikçe “gelir dağılımındaki eşitsizlik” de artar. Altın fiyatının artmasından bazımız kârlı bazımız zararlı çıkacaktır. Çünkü bu “toplamı sıfır olan” bir oyundur.
SON SÖZ: Mehmet için iyi olan Ahmet için kötü olabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:28
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Şubat 2026 05:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















