Ankara24.com
close
up
Türk Milli Eğitim sisteminde merkezi sınavlar sorunu bulunmakta mıdır?

Türk Milli Eğitim sisteminde merkezi sınavlar sorunu bulunmakta mıdır?

Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

“Yerleştirme sisteminin iyileştirilmesi konusunda alınması gereken en önemli önlemin okulların “nitelikli” ve “niteliksiz” olarak ayrımına bir son verilmesidir. Etkili bir öğretmen yetiştirme sistemi ile nitelikle öğretmenlerin sisteme kazandırılması, okullar arasındaki bu nitelik farkını ortadan kaldırmanın yollarından birisi olacaktır.”

Prof. Dr. Abdurrahman Tanrıöğen ile “merkezi sınavlar” sorununu konuştuk.

Prof. Dr. Abdurrahman Tanrıöğen

Merkezi sınavlar nedir? Türk Milli Eğitim Sistemi’nde “merkezi sınavlar” sorunu bulunmakta mıdır?

Tüm ülke genelinde ya da belirli bir bölgede, aynı anda, aynı içerik ve kurallarla yapılan, standart ölçme-değerlendirme sürecine sahip sınavlar “merkezi sınavlar” olarak adlandırılır. . Bu sınavlar genellikle merkezi bir kurum veya devlet tarafından hazırlanarak uygulanır ve değerlendirilir. Ülkemizde yapılan başlıca merkezi sınavlar şunlardır:

⦁ LGS (Liseye Geçiş Sistemi): Ortaokuldan liseye geçişte kullanılır.

⦁ YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı): Üniversiteye girişte kullanılır.

⦁ KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı): Kamu kurumlarında işe alımlarda kullanılır.

⦁ ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı): Yüksek lisans ve doktora başvurularında kullanılır.

Merkezi sınavların tüm adaylara aynı koşullarda, aynı sorulara cevap verme fırsatını vererek “eşitlik sağlamak”, sonuçların kişisel yargılardan bağımsız olarak, ölçme-değerlendirme ilkelerine uygun şekilde yapılmasını gerçekleştirerek “objektif değerlendirme yapmak” ve öğrencilerin bir üst eğitim kademesine geçişi veya belirli bir program/kuruma yerleştirilmelerini sağlayarak “seçme yerleştirme” gibi amaçları bulanmaktadır.

Ancak son yıllarda milli eğitim sistemimiz içerisindeki merkezi sınavlara ilişkin belirli çevrelerin olumsuz algılar geliştirdiklerine ve eğitimin, aile, öğretmenler ve akademislerler gibi önemli paydaşları tarafından şiddetli bir biçimde eleştirildiğine tanık olmaktayız.

Bu çevrelerin ilk eleştiri odağı, merkezi sınavların sınav merkezli bir eğitim sistemine yol açmasıdır. Sınav merkezli bir eğitim sistemi ne yazık ki, ezberciliği teşvik etmesi, öğrencilerin eleştirel düşünme, problem çözme ve araştırma becerilerini geliştirmeyerek “yaratıcılığı kısıtlaması” , öğretmenlerin sınav odaklı bir müfredat izlemek zorunda kalarak derslerini test çözme saatine dönüşmesine engel olamamaları gibi eleştirilere hedef olmaktadır.

Merkezi sınavlara yapılan eleştirilerin bir başka hedefi ise sınavların yoğun psikolojik baskılara neden olmasıdır. Sınava girmek durumunda olan öğrenciler küçük yaşta büyük baskılar altında kalmakta ve fiziksel sağlıklarını da tehlikeye sokan stres ve kaygıları geliştirtirmektedirler.

Özellikle öğrenciler ve ebeveynler, özellikle YKS ve LGS’yi çocuklarının geleceklerini belirleyen tek sınav olduğunu düşünmektedirler. Tek bir sınavda çeşitli nedenlerle başarılı olamayan öğrencilerin yaşam standartlarının başarılı olan akranlarına oranla daha düşük olacağı beklentisi, hem öğrencilerde he med ailelerde kaygı bozukluklarına yol açabilmektedir.

Sınavlarda çocukların başarılarını olumsuz olarak etkileyebilecek bir başka etkenin “aile baskısı” olduğu yolundaki eleştirilerde de haklılık payı bulunmaktadır. Başarı beklentisi, aile-çocuk ilişkilerini olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir.

Merkezi sınavların çeşitli eşitsizlik sorunlarına yol açtığı da eleştiri noktalarından birisidir. Özel dersler, kurslar, özel okul olanakları olan öğrencilerin diğer akranlarına oranla daha şanslı olması, eğitimde fırsat eşitsizliğinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Eşitsizlikten söz edilmişken, bölgesel eşitsizliklerine de değinmek gerekir. Ülkemizin doğu ve batı illeri arasında eğitim kalitesi farkının sınav sonuçlarına yansımasının söz konusu olduğu düşünülmektedir. Eşitsizlik konusunda vurgulanması gereken bir başka etken de, öğrenciler arasındaki sosyo-ekonomik farklılıkların bulunmasıdır. Alilenin gelir durumunun öğrenci başarısında önemli bir etkiye sahip olmasının da eşitsizlik durumunun ortaya çıkmasına neden olabilecek bir etken olduğu sınavları eleştirenlerin ileri sürdükleri nedenlerden bir başkasıdır.

Sınavlar ne yazık ki, tek boyutlu bir ölçüm yapmaktadır. Merkezi sınavlarda sadece akademik başarı ölçülmekte, sosyal becerilerin, yaratıcılığın, liderlik becerilerinin, spor ve sanat yeterliliklerinin göz ardı edildiği bir gerçektir. Merkezi sınavlarda Howard Gardner Çoklu Zeka Kuramı’nda belirtilen sekiz zeka türünden sadece dil ve matematik zekalarının ölçülmesi çocukların yaşam başarılarını sınırlayıcı bir etkendir. Ölçme ve değerlendirme konusuna değinmişken, son yıllarda ülkemiz gündemini önemli derecede işgal eden, soruların çalındığı ya da belirli çevrelere önceden verildiği algısı da sınavların, başlangıç amaçlarına ulaşmasına engel bir durumdur. Aynı okuldan çok sayıda tam puan alan öğrencilerin ortaya çıkması, sınavların güvenilir bir ölçme sistemi olmadığını kanıtlar niteliktedir. Buna ek olarak merkezi sınavlarda sorular sorularda zaman zaman hatalı soruların bulunması ve kimi zaman sınavların iptal edilmesi, bu sınavların özenle hazırlanmadığını ilişkin olumsuz kanıların oluşmasına neden olmaktadır.

Merkezi sınavların sonuçlarına göre öğrencilerin yaşadıkları hayal kırıklıkları, tercih sisteminde yanlış yönlendirmelerin yapılması, öğrencilerin istemedikleri okullara veya bölümlere yerleştirilmeleri soruna yol açmaktadır. Nitelikli okulların sayısının azlığı nedeniyle, özellikle LGS’de yarış çok sert olmakta ve çok küçük farklarla çocukların istedikleri okullara girememeleri sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu sancılı sınav sisteminin olumsuzluklarını ortadan kaldırabilmek için neler yapılmalıdır?

Öncelikle, milli eğitim sisteminin sınav merkezli kimliğinden kurtarılması gerekir. Öğrencilerin sadece tek bir sınavla değil, projeler, performans değerlendirmeleri, sunumlar, porfolyo sistemi gibi süreç odaklı değerlendirmelerle bir üst eğitim düzeyine geçme şanslarının yaratılması gerekir. Bunun için müfredatın da ezberlemeye yönelik değil, problem çözme ve yaratıcılığı destekleyen içeriklere sahip olması gerekir.

Alınması gereken bir başka önlem de “psikolojik baskıyı azaltmak” olmalıdır. Öğrencileri tek bir sınava mahkum etmek yerine, yıl içerisinde birden fazla sınav hakkının tanınması ve en iyi puanın geçerli sayılması, özellikle LGS gibi sınavların yaş olarak daha olgun dönemlere çekilmesi, okullarda sınav kaygısı ile başa çıkmaya yönelik psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması bu konua alınabilecek önemli önlemlerden bazılarıdır.

Eleştiri noktalarından birisinin “fırsat eşitsizliği” olduğundan söz edilmişti. Bu olumsuz durumu önleyicive fırsat eşitliğini sağlayıcı önlemler olarak, okullar arasındaki nitelik farklılıklarının azaltılması, okullarda öğretmen ve kaynak dağılımının degelenmesi, ekonomik koşullarının kısıtlı olan öğrencilere ücretsiz kursların düzenlenmesi ve dijital soru bankaları sağlanması, dejavantajlı bölgelerde ek öğretmen ve burs destek programlarının uygulanması ileri sürülebilir.

Ölçme değerlendirme konusunda söylenmesi gereken tek önlemin, soruların titizlikle hazırlanması ve önceden bazı kişi ve gruplara verilmesinin önüne geçilmesi olmalıdır.

Yerleştirme sisteminin iyileştirilmesi konusunda alınması gereken en önemli önlemin okulların “nitelikli” ve “niteliksiz” olarak ayrımına bir son verilmesidir. Etkili bir öğretmen yetiştirme sistemi ile nitelikle öğretmenlerin sisteme kazandırılması, okullar arasındaki bu nitelik farkını ortadan kaldırmanın yollarından birisi olacaktır.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:84
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Mart 2026 05:02 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Okan Buruk tan transfer tepkilerine cevap!

03 Ağustos 2026 00:32see205

Kayıp Çocuklar İçin Polis Seferberliği

03 Ağustos 2026 00:05see199

TÜGVA gençliğinden Cumhurbaşkanı Erdoğan a vefa eseri

03 Ağustos 2026 00:40see198

Toprağın altındaki gizli mekanizma keşfedildi: Tohumlar yağmuru duyabiliyormuş Sözcü Gazetesi

03 Ağustos 2026 00:24see194

Gabriel Sara: Her zaman daha iyisini istiyorum

03 Ağustos 2026 01:11see193

35 milyon teklif geldi mi? Abdullah Kavukcu dan Barış Alper yanıtı

03 Ağustos 2026 00:40see177

AK Parti den enerjide bağımsız Türkiye vurgusu: Türkiye geleceğe hazır

03 Ağustos 2026 00:54see176

Sivasspor un transfer yasağı kalkacak mı? Taşdemir açıkladı

04 Ağustos 2026 02:10see171

Altay da kayyım başvurusu gerçekleştirildi!

04 Ağustos 2026 00:22see168

Beylikdüzü’nde tartıştıkları yayaya küfredip saldıran magandalar yakalandı

03 Ağustos 2026 18:36see168

Bakan Gürlek, Bakan Işıkhan ile görüştü

04 Ağustos 2026 00:10see161

Şara ile Barzani aynı masada! Ortadoğu da yeni diplomasi trafiği

03 Ağustos 2026 16:15see152

K2 Kamikaze İHA’nın özellikleri açıklandı: 2.000 km üzeri menzil, 200 kg faydalı yük ve yapay zekâ destekli sürü kabiliyeti Son Haberler

03 Ağustos 2026 00:47see150

İlker Ayrık tan üzen haber! Ev kazası sonrası kaburgaları kırıldı

03 Ağustos 2026 10:44see146

Şehit ve gazi ailelerinin haklarına ilişkin teklif, TBMM de

03 Ağustos 2026 19:52see146

Uzak Şehir dizisine bomba bir transfer daha

03 Ağustos 2026 17:52see144

Kadın Azmağı nda doğayla iç içe yolculuk

03 Ağustos 2026 09:33see144

Nürnberg Havalimanı nda Kavga

03 Ağustos 2026 00:09see141

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Prens Selman ile görüştü

03 Ağustos 2026 20:27see139

Trump: Görüşmeler, iyi bir anlaşma imzalamak için İran ın son şansı

03 Ağustos 2026 21:24see138
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları