Ankara24.com
close
up
Terör örgütü YPG 48 saate nasıl temizlendi?

Terör örgütü YPG 48 saate nasıl temizlendi?

Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.

Suriye’de son haftalarda yaşanan askeri gelişmeler, on yılı aşan bir iç savaşın ardından ülkenin geleceğine dair verilen kritik bir mücadelenin yansıması.

2024 yılının sonlarında 60 yıllık Baas iktidarının devrilmesiyle birlikte Suriye, ilk kez uluslararası toplum tarafından tanınan, ülke bütünlüğünü ve merkezi otoriteyi esas alan yeni bir yönetim sürecine girdi.

Bu süreç, yıllardır savaş, parçalanma ve fiili bölünmüşlükle anılan Suriye için “tek devlet, tek egemenlik” temelinde yeni bir sayfanın açılması anlamına geliyordu.

[;Ahmet eş-Şara liderliğindeki Suriye, içeride birlik, dışarıda ise tam normalleşme hedefiyle oldukça önemli adımlar attı. Fotoğraf: AA]

Ancak bu yeni dönemin önündeki en büyük engellerden biri, 10 Mart Mutabakatı'na uymayan terör örgütü YPG'ydi.

Suriye'de terör faaliyetlerine devam eden bu yapı, Suriye iç savaşının yarattığı güvenlik boşluğunu “DEAŞ’la mücadele” gerekçesiyle kullanarak ülkenin kuzey ve doğusunda geniş bir alanı fiilen kontrol altına aldı.

Bu işgal, yalnızca askeri bir varlıkla sınırlı kalmadı. Terör örgütü, özellikle Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde yerel halkın iradesini dışlayan bir yönetim modeli kurdu.

Zorla silah altına alma, çocukların ve gençlerin örgüt saflarına katılması, aşiretlerin ve yerel kanaat önderlerinin baskı altına alınması bu dönemin en çok dile getirilen uygulamaları arasında yer aldı.

Terör örgütü YPG, kendisini “yerel bir güç” olarak sunarken, sahada Arap toplumu üzerinde kurduğu baskıyla ciddi bir toplumsal tepki birikimine yol açtı.

Enerji kaynakları da bu yapının temel dayanaklarından biri oldu. Deyrizor, Rakka ve Haseke hattındaki petrol ve doğal gaz sahaları, örgütün hem finansal devamlılığını sağladı hem de fiili hâkimiyetini pekiştiren bir araç olarak kullanıldı.

Yerel halk açısından bu durum, kendi topraklarındaki kaynakların merkezi devletten kopuk, silahlı bir yapı tarafından kontrol edilmesi anlamına geliyordu.

Zamanla “DEAŞ’la mücadele” söylemi, sahadaki bu ekonomik ve siyasi tahakkümü gizlemeye yetmedi.

Esad rejiminin devrilmesinin ardından Şam yönetimi, ülkenin tamamında merkezi otoritenin yeniden tesis edilmesi, silahlı yapıların dağıtılması ve tüm bölgelerin devlet çatısı altında birleştirilmesi hedefini açık biçimde ortaya koydu.

Yeni yönetim, farklı etnik ve mezhepsel grupların Suriye’nin eşit vatandaşları olarak siyasi sürece katılabileceğini vurgularken, silahlı ve paralel yapılara alan bırakılmayacağını da netleştirdi.

Bu çağrı, sahada geniş kesimler tarafından destek buldu. Özellikle Arap aşiretleri ve yerel topluluklar, uzun süredir devam eden fiili bölünmüşlüğün sona ermesini talep etmeye başladı.

SDG kontrolündeki aşiret güçlerinden silah bırakmalarını istiyoruz. Bugün herkesi cani SDG'ye karşı intifafadaya çağırıyoruz.

Elbu Hamad Aşireti

Terör örgütü ise bu yeni döneme uyum sağlamak yerine, özerk yönetim taleplerini sürdürdü ve “devlet içinde devlet” niteliği taşıyan yapısını korumakta ısrar etti. Entegrasyon çağrılarına mesafeli duran, müzakere süreçlerini oyalayan ve sahadaki fiili kontrolünü kalıcılaştırmaya çalışan bu tutum, Şam yönetimiyle gerilimi kaçınılmaz hale getirdi.

Gelinen noktada yaşanan çatışmalar ve hızlı çözülme, yıllardır biriken toplumsal tepkinin, aşiretlerin desteğini çekmesinin ve örgütün maksimalist politikalarının sahada karşılık bulamamasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı.

“DEAŞ’la mücadele” bahanesiyle kurulan fiili işgal düzeni

Terör örgütü YPG, Suriye iç savaşının en kaotik döneminde kendisini “DEAŞ’la mücadele eden yerel güç” olarak pazarlayarak geniş bir alanı fiilen kontrol altına aldı. Bu söylem, uluslararası destek açısından bir kalkan işlevi görürken, sahada bambaşka bir düzen inşa edildi.

Deyrizor’dan Rakka’ya, Haseke kırsalından Fırat hattına uzanan bölgede örgüt, kalıcı kontrol noktaları kurdu, yerel idari yapıları devre dışı bıraktı ve merkezi devletten kopuk bir yönetim pratiği geliştirdi.

Zamanla bu yapı, DEAŞ tehdidinin çok ötesine geçti. Özellikle Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerleşimlerde, örgütün varlığı geçici bir güvenlik önlemi olmaktan çıktı. Toplumsal baskı ve ekonomik tahakküm olarak hissedilmeye başlandı.

Yerel halk, “DEAŞ’tan koruma” söyleminin kendi iradelerinin yok sayıldığı bir fiili işgale dönüştüğünü açıkça dile getirmeye başladı. Bu kırılma, ilerleyen süreçte örgütün sahadaki meşruiyetini hızla aşındıran temel faktörlerden biri oldu.

Öte yandan örgütün sahadaki en yıpratıcı uygulamalarından biri, zorla silah altına alma politikası oldu. “Zorunlu savunma” adı altında yürütülen bu uygulama, özellikle gençler ve çocuklar üzerinde yoğunlaştı. Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde aileler, çocuklarının örgüt saflarına götürülmesinden endişe etmeye başladı. Bu durum, örgüte karşı biriken öfkeyi toplumsal bir kopuşa dönüştürdü.

Bu politikalar, terör örgütü YPG’nin kendisini “yerel halkın temsilcisi” olarak sunma iddiasını da fiilen boşa düşürdü. Aşiret yapılarının güçlü olduğu Suriye’nin doğusunda, rızaya dayanmayan hiçbir güvenlik düzeninin uzun süre ayakta kalamayacağı bir kez daha görüldü.

Petrol ve doğal gaz üzerinden kurulan ekonomik tahakküm

Terör örgütü YPG’nin kontrol ettiği alanların tesadüfi olmadığı, enerji haritasına bakıldığında daha net görülüyor.

Örgüt, Suriye’nin en önemli petrol ve doğal gaz sahalarının bulunduğu Deyrizor ve Haseke hattında yoğunlaştı. Bu sahalar, yalnızca askeri varlığın finansmanı için değil, aynı zamanda örgütün “özerk yönetim” hayallerinin ekonomik zemini olarak kurgulandı.

[Suriye'deki petrol ve doğal gaz sahalarını işgal eden terör örgütü PKK/YPG, kurduğu şirketler üzerinden Suriyelilere ait petrolü çıkararak, hem yabancı şirketlere hem de Esed rejimine satarak gelir sağlıyordu.]

Ancak bu düzen, yerel halk açısından ciddi bir adaletsizlik yarattı. Arap aşiretlerinin yaşadığı topraklarda çıkarılan kaynaklar, ne bölge halkına ne de merkezi bütçeye yansıdı.

Gelirlerin silahlı yapı tarafından kontrol edilmesi, örgüt ile yerel toplum arasındaki mesafeyi daha da açtı. “Kaynaklarımız çalınıyor” söylemi, özellikle aşiret meclislerinde giderek daha yüksek sesle dile getirilmeye başladı.

Yıllarca süren ABD desteği ve oluşan yanılsama

Terör örgütü YPG’nin sahada bu kadar uzun süre varlık gösterebilmesinin en önemli nedenlerinden biri, yıllarca süren ABD desteği oldu. Bu destek, örgüt kadrolarında ciddi bir “kalıcılık” algısı oluşturdu. Zamanla örgüt, kendisini geçici bir askeri yapı değil, Suriye’nin kuzeyinde alternatif bir siyasi otorite olarak konumlandırmaya başladı.

[ABD askerleri, Suriye'nin doğusunda terör örgütü PKK/YPG'li teröristlere yıllarca askeri eğitimi verdi. Fotoğraf: AA]

Ancak sahadaki dengeler değiştiğinde bu algının ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıktı. Dış desteğin mutlak olmadığı gerçeği, özellikle Esad rejiminin devrilmesinden sonra daha görünür hale geldi. Yeni dönemde Suriye’nin bütünlüğünü esas alan yaklaşım güç kazanırken, örgütün maksimalist talepleri sahada karşılık bulmamaya başladı.

Kırıma: Aşiretlerin desteği neden ve nasıl çekildi? 

Suriye’nin doğusunda yaşanan çözülmenin merkezinde askeri dengelerden çok, Arap aşiretlerinin aldığı siyasi ve toplumsal pozisyon yer aldı.

Deyrizor, Busayra, Şehl, Havac ve Muhaymid hattında etkili olan aşiretler, uzun süre temkinli bir denge siyaseti izledi. Ancak son bir yıl içinde bu denge hızla çözüldü ve aşiretler, açık biçimde terör örgütüne karşı pozisyon almaya başladı.

Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin aşiretlerle kurdukları ilişki de bu yönelim ana belirleyicileri arasında yer aldı.

Bölgede en geniş etkiye sahip aşiret konfederasyonlarından biri olan el-Akidat, bu kırılmanın sembol isimlerinden biri oldu.

Aşirete bağlı kanaat önderleri, örgütün “DEAŞ’la mücadele” söylemini bir örtü olarak kullandığını, buna karşın Arap bölgelerinde gerçek bir ortaklık değil, dayatmacı bir yönetim kurduğunu vurguladı. Petrol sahaları ve sınır geçişleri üzerinden kurulan ekonomik düzen, bu eleştirilerin merkezinde yer aldı.

el-Baggara, el-Bu Hamed, el-Busaraya ve el-Şaitat gibi aşiretler de zorla silah altına alma uygulamalarını “kırmızı çizgi” olarak tanımladı.

Gençlerin ve çocukların örgüt saflarına katılmaya zorlanması, aşiret onuru ve toplumsal yapı açısından kabul edilemez görüldü. Bu tavır değişikliği, örgütün Arap toplumundaki dayanaklarını hızla eritti.

Aşiretlerin söyleminde “Suriye devletiyle yeniden bağ kurma” vurgusu giderek güçlendi. Esad rejiminin devrilmesinin ardından ortaya çıkan yeni tabloda, ülkenin yeniden bütünleşmesi fikri daha güçlü karşılık buldu. Bu toplumsal kopuş, sahadaki askeri çözülmenin önünü açan temel dinamiklerden biri oldu.

Diğer taraftan terör örgütündeki çözülme, ani bir askeri yenilgiden çok, uzun süredir biriken kırılganlıkların kısa sürede açığa çıkması şeklinde yaşandı. Özellikle Deyrizor kırsalında birçok kontrol noktası çatışmasız şekilde boşaltıldı. Aşiretlerin taraf değiştirmesiyle birlikte örgüt, lojistik ve istihbarat avantajını hızla kaybetti.

Halep ve kuzey hatlarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Örgüt, birden fazla cephede tutunacak toplumsal ve askeri zemini bulamadı. Dağınık geri çekilmeler, sahadaki çözülmenin yapısal bir krize dönüştüğünü gösterdi.

Maksimalist hayallerin sonu

Terör örgütü YPG, Suriye iç savaşının yarattığı boşlukta kendisini kalıcı bir siyasi yapı olarak konumlandırdı. Ancak Esad rejiminin devrilmesiyle birlikte bu denklem kökten değişti. Yeni dönemde ülke bütünlüğü ve merkezi otorite fikri güç kazanırken, örgütün özerklik ısrarı sahada karşılık bulamadı.

Müzakere masasında sürdürülen uzlaşmazlık, aşiret desteğinin çekilmesi ve toplumsal meşruiyetin erimesiyle birleşince, örgüt kısa sürede yalnızlaştı. 48 saat içinde yaşanan çözülme, Suriye sahasında yeni dönemin sınırlarını da net biçimde ortaya koydu: Silahlı yapıların, dış destekle kalıcı statü inşa etme dönemi sona erdi. Bu durum yeni bir dönemin de kapılarını araladı.

Öyle ki, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, terör örgütü YPG ile ateşkes ve örgütün tam entegrasyonunu kapsayan yeni bir anlaşmaya imza atıldığını duyurdu.

Anlaşma maddeleri ise şöyle;

1. Yeniden konuşlandırmaya bir ön adım olarak Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında tüm cephelerde ve temas hatlarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilanı ve SDG’nin tüm askeri birliklerinin Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesi.

2. Deyrizor ve Rakka illerinin idari ve askeri olarak tamamen ve derhal Suriye hükümetine devredilmesi. Buna, tüm sivil kurum ve tesislerin devri ile Suriye devletinin ilgili bakanlıklarında görevli mevcut çalışanların kadroya alınması için derhal kararnamelerin çıkarılması ve hükümetin, iki vilayette SDG'nin savaşçıları ve sivil kurum çalışanları hakkında herhangi bir işlem yapılmaması taahhüdü dahildir.​​​​​​​

3. Haseke ilindeki tüm sivil kurumların, Suriye devletinin kurumları ve idari yapılarına entegre edilmesi.

4. Suriye hükümeti, kaynakların Suriye devletine dönmesini sağlamak için Suriye güvenlik güçleri tarafından korunması suretiyle bölgedeki tüm sınır geçişlerinin, petrol ve doğal gaz alanlarının kontrolünü ele alacaktır.

5. Kürt bölgelerinin özel durumunu göz önünde bulundurarak, gerekli güvenlik incelemesinin ardından, tüm SDG askeri ve güvenlik personelinin "bireysel" olarak Suriye Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yapılarına tamamen entegre edilmesi, bu kişilere askeri rütbeler, mali haklar ve lojistik gereksinimler sağlanması.

6.Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderleri/liderliği, eski rejimin kalıntılarını saflarına katmaktan kaçınmayı ve Suriye'nin kuzeydoğu bölgelerindeki eski rejim yetkililerinin listesini sunmayı taahhüt eder.

7. Siyasi katılım ve yerel temsilin garantisi olarak, Haseke Valiliği görevine atanacak adayı belirleyen bir başkanlık kararnamesinin yayınlanması.

8. Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinden ağır askeri varlığın çekilmesi, kentin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı yerel bir polis teşkilatının korunması.

9. DEAŞ tutukluları ve kampları dosyasından sorumlu idarenin ve tesislerin güvenliğini sağlayan güçlerin Suriye hükümetiyle entegre edilmesi, böylece Suriye hükümetinin bunlar üzerinde tam hukuki ve güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi.

10. Ulusal ortaklığı sağlamak amacıyla, merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanmak üzere SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilmesi.

11. Kültürel ve dille ilgili hakların tanınmasını ve kayıt dışı/vatansız kişiler ve önceki on yıllarda biriken mülkiyet hakları talepleri dahil olmak üzere, hak temelli ve vatandaşlık konularında çözülmemiş sorunların ele alınmasını öngören 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin memnuniyetle karşılanması.

12. SDG, egemenliğin ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla Suriyeli olmayan tüm PKK lider ve üyelerini Suriye Arap Cumhuriyeti dışına çıkarma taahhüdünde bulunur.

13. Suriye devleti, bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlamak amacıyla ABD ile koordinasyon içinde Uluslararası Koalisyonun aktif bir üyesi olarak terörle (DEAŞ) mücadeleyi sürdürme taahhüdünde bulunur.

14. Afrin ve Şeyh Maksud bölgeleri sakinlerinin evlerine güvenli ve onurlu dönüşüne ilişkin mutabakat sağlanması için çalışılması.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:19
embedKaynak:https://www.trthaber.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Ocak 2026 11:07 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Cumhurbaşkanı Erdoğan Birlik Vakfı nın 40’ıncı kuruluş yıl dönümünde konuşuyor

17 Ocak 2026 15:44see164

Müge Boz, hastalığını ilk kez açıkladı Magazin haberleri

17 Ocak 2026 19:35see157

SON DAKİKA Erzurum da kereste fabrikasında patlama! 5 yaralı

17 Ocak 2026 13:36see150

Anıl Demirci: Camara ve Kozlowski’ye ilgi var!

18 Ocak 2026 00:18see147

Yakıtı biten araç sonu oldu: Emniyet şeridinde bekleyen sürücüyü ezip geçti

18 Ocak 2026 00:10see147

Stres beyni küçültüyor Aktüel Haberleri

18 Ocak 2026 04:03see146

Portekiz de cumhurbaşkanı adayından sıra dışı vaatler: Herkese Ferrari verilecek musluklardan şarap akacak

18 Ocak 2026 00:28see144

Oto tamir dükkanında ölü bulunan 2 arkadaş toprağa verildi

18 Ocak 2026 17:45see141

CHP li Günaydın: İlk seçimde cumhurbaşkanlığını kazanacağız

18 Ocak 2026 19:17see141

Cagliari, Juventus’u tek golle geçti!

18 Ocak 2026 00:52see133

Çankırı semalarında mercek bulutu görüldü! Sadece 20 dakika görülebildi

17 Ocak 2026 19:12see132

İhmal ağır! Bir madene daha kilit Sözcü Gazetesi

18 Ocak 2026 05:43see131

Uyuşturucu soruşturmasında yeni gelişme: Tedavisi tamamlanınca tutuklandı

18 Ocak 2026 00:52see129

Mohamed Bayo: Galatasaray büyük bir kulüp!

17 Ocak 2026 22:36see129

SON DAKİKA Galatasaray evinde Gaziantep FK engeline takıldı! Goller son dakikalarda geldi

17 Ocak 2026 22:01see128

Elektrikli süpürgeden hiper spor otomobile: Yeni bir Çinli oyuncu pazara giriyor!

17 Ocak 2026 22:20see126

NATO ülkesinden sürpriz teklif: 72 adet savaş uçağı satışına hazırız

17 Ocak 2026 21:10see124

Bölgede sıcak saatler: Suriye ordusu Tabka’da kontrol sağladı

18 Ocak 2026 02:28see124

Suriye ordusu ilerliyor: Deyr Hafir den sonra Rakka ya girdi

17 Ocak 2026 13:29see123

Tarkan dan sahnede duygusal itiraf

17 Ocak 2026 15:05see123
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları