TBMM heyeti ile Washington arasında sıcak temas: Fuat Oktay dan Epstein sorusuna 455 bin konut yanıtı
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Serra Karaçam / Washington - Halktv.com.tr
Heyete başkanlık eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Kongre’de Senato ve Temsilciler Meclisi kanadında, Dış İlişkiler Komitesi üyeleriyle yapılan temasların ardından Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde basın toplantısı düzenledi.
Görüşmelerde, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği, savunma sanayii iş birlikleri, KAAN savaş uçağı motorları, savunma lisansları ve S-400 alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımları ele alındı.
Fuat Oktay: TBMM ile ABD Kongresi Arasında Daha Yapısal İlişkileri Kurmanın Vakti Geldi
Gazetecilerin soruları arasında Epstein dosyalarına ilişkin TBMM’de reddedilen araştırma önergesi, KAAN motorları ve Suriye’deki son gelişmeler de yer aldı.
Heyet önceki gün Türk-Amerikan toplumu ile bir araya geldi.
Özellikle gümrük vergileri kargo maliyetleri konuşuldu.
Türk-Amerikan kuruluşlarının Washington’da gerçek bir taban gücü olması için gerekli olan birlik beraberlik sorunları da ele alındı.
Komisyon üyesi CHP'li Oğuz Kaan Salıcı, yurt dışındaki Türklerin siyaseti kenara bırakması gerektiğinin altını çizdi.
Halk TV Washington D.C. temsilcisi Serra Karaçam, basın toplantısında sorulanlar ve temasların detaylarını derledi.
FUAT OKTAY: DEVLET BAŞKANLARI NEZDİNDEKİ POZİTİF YAKLAŞIM, KONGREYE DE YANSIDITürkiye’nin Washington Büyükelçiliğinde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Fuat Oktay, şunları söyledi:
"KAZAN-KAZAN İLİŞKİSİ""Değerli arkadaşlar, biz Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu olarak DC Washington'ı ziyaret ediyoruz. Son birkaç gündür de görüşmelerimiz yoğun olarak devam ediyor. Özellikle dün ve bugün çok yoğun şekilde kongrede görüşmelerimiz odaklandı.
Hem Senato boyutuyla, kongrenin iki kanadıyla birlikte hem de temsilciler meclisi boyutunda. Bizim buraya gelişteki bir amacımız vardı. Amacımız da gerek devlet başkanları nezdinde Türkiye ve ABD arasında, Cumhurbaşkanımız ve Trump arasındaki devam eden pozitif gündemle devam eden bir ilişki ve aynı zamanda hükümetler nezdinde, tüm bakanlıklar nezdinde yoğunlaşan bir çalışma.
Bu pozitif gündemi biz kongre boyutuna da taşımayı arzu ettik. Özellikle Türkiye'nin tezlerini değişik konularda hem bölgesel konularla alakalı hem de ikili ilişkiler boyutunda yakalayalım ve ilişkileri daha da ileri aşamaya getirmeyle alakalı konu demekleyelim. Veya muhtemel gündeme gelmesi muhtemel olan konularla alakalı da Türkiye lehinde adım atılmasına yönelim. Bizim meclis olarak da Dışişleri Komisyonu olarak da katkılarımızı burada yoğunlaştırmak istedik.
Bununla ilgili de arkadaşlarımızla birlikte buraya geldik. Oğuz Kaan Bey Cumhuriyet Halk Partisi adına aramızdaydı. Biraz önceki görüşmeden sonra Münih'teki toplantıya katılmak üzere aramızdan ayrıldı. Son derece değerli katkısı olduğuna inandığımız pozitif gündemin yoğunlaştığı iki gün geçirdik. Özellikle Kongrede. Türkiye ile alakalı. Yani şunu biz gözlemliyoruz. Aslında hükümetler nezdinde ve devlet başkanları nezdinde olan bu pozitif yaklaşımın kongreye de yansımış olduğunu görüyoruz. Çünkü önceden de ziyaret ettik. Önceden de yaklaşımlarına bildiğimiz bazı konular vardı.
Bu defa daha pozitif gördük. Pozitif gördüğümüz şeyler konusunda biraz detaya inecek olursak birkaç şey var tabi. Bölgesel ilişkiler noktasında Suriye'de birlikte çalışıyoruz ABD'yle. Suriye'de özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde devam eden gelişmeleri hep birlikte izledik. Sizler de izliyorsunuz zaten. Orada SG ile El-Şara hükümeti arasında yapılan anlaşmanın sağlıklı bir şekilde sahada uygulanması ve tam entegrasyonu sağlanması noktasında bizim Türkiye olarak yaklaşık buraya da bunu da aslında ortak bir tavrın olduğunu görüyoruz.
"İRAK'TA, SURİYE'DE İSTİKRARSIZLIĞI GÖRDÜK BEDELİNİ ÖDEDİK"Yani merkezi hükümetin daha güçlenmesi gerektiğini. Gerek etnik, gerekse inanç boyutundaki farklılıklardan kaynaklanan ayrışmadan ziyade aslında bütünleşmenin hem Suriye ama Suriye nezdinde de tüm bölgesel barışa, kalkınmaya ve bölgesel istikrara katkı vereceğini aslında bunun da hem bölge ülkeleri ama aynı zamanda da küresel boyutta da katkısı olacağını bu ABD için de aynı şekilde bir kazan kazan ilişkisi olduğunu ifade ettik ve karşılığında muhataplarımızla benzer bir yaklaşımın olduğunu gördük. Biz bunu şu temelde oturtuyoruz aslında. Bölgesel sorunlara, bölgesel sahiplenmenin ve bölgesel çözümler üretmen diye ifade ettiğimiz Türkiye'nin yaklaşımıyla Trump yönetiminin yaklaşımı arasında bir yakınlaşma, bir kaynaşma olduğunu görüyoruz.
Yani burada da gerek Avrupa gerekse Orta Doğu'daki ilişkilere veya diğer bölgelerdeki ilişkilere baktığınızda Trump yönetiminin de bütün her şeyi bize bırakmaktan ziyade artık bölgesel aktörlerin kendi sorunlarını üstlenmeleri ve kendi sorunlarını çözmeleriyle alakalı sorumluluk almaları, dolayısıyla kendilerinin de buna destek vermelerinin en daha uygun olacağı yaklaşımdır. Türkiye olarak da biz aynı şeyi sanıyoruz. Ve Türkiye olarak biz bunu aslında Suriye'de de uyguladık.
Türkiye, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak. Bu yaklaşımın sonuç verdiğini gördük Suriye'de. Şimdi İran noktasında aynı yaklaşımı Türkiye olarak sergiliyoruz. Bunun da aslında bir karşılığının olduğunu biliyoruz. Ama İran'a geçmeden önce Suriye'yle ilgili bir konuyu daha ifade etmek istiyorum.
Görüşmelerdeki gündeme gelen konu, bu bize ifade edilen bir konuydu. Özellikle bankacılık sektörü ve altyapı ile alakalı elektrik, su ve benzeri altyapı ile alakalı bir an önce Suriye'nin ayağa kaldırılmasının, bölgesel istikrara da Suriye'nin kaldırılması boyutuna ve birlikteliğinin sağlanması ile alakalı da merkezi hükümetin güçlenmesi anlamında da katkı vereceğini ifade ettiler. Aslında Türkiye olarak da biz bunu yapıyoruz. Hükümetler neslinde, Cumhurbaşkanımızın aslında başkanlığında ama tüm ilgili bakanlarımızın muhataplarıyla görüşerek tüm ilgili kurumlarımızın muhataplarıyla görüşerek kendi alanlarında bu gerek elektriktir, gerek sudur, gerek yol, bu altyapıdır, savunma boyutuna kadar giden bir işbirliği devam ediyor. Zaten hatırlarsanız Azerbaycan'dan gelen yine İlk aşamada da doğalgazın Suriye'ye, Türkiye üzerinden ulaştırılması da söz konusu olmuştu.
"BÖLGENİN DAHA FAZLA KAN DÖKÜLMESİNE TAHAMMÜLÜ KALMADI"Burada yine birlikte çalışacağımızı ifade ettik, bir mutabakatın olduğunu gördük, mutlu olduk. İran konusunda yine İran'la alakalı, biliyorsunuz dün Netanyahu da buradaydı, onların da görüşmeleri vardı. Yani bölgedeki barışın önemli olduğunu, sorunların barışçıl yollarla çözülmesi, görüşmeler yoluyla çözülmesi ve konuların mümkünse tek tek ele alınarak aslında daha net çözülebileceğiyle alakalı Türkiye'nin tezini burada bir kez daha ifade ettik. Ve özellikle de nükleer konusu başta olmak üzere burada Türkiye olarak da üzerimize düşen her türlü katkıyı verdiğimizi ve vermeye de devam edeceğimizi ifade ettik. Bu önemliydi Türkiye'nin niye bu konuda ısrarlı olduğunu muhataplarımıza anlatmamız. Çünkü bölgedeki bir istikrarsızlığın en az 15-20-25 yıl sürdüğünü biz Irak'tan gördük, Suriye'den gördük ve bunun bedelini de Türkiye olarak biz ödedik. Yani bu gerek güç hareketleriyle gerek terör mortundaki oluşan istikrarsız ortamın ortam açmasıyla alakalı ve birçok ekonomik boyutta da dahil faturayı bölge ülkeleri ödüyor. Başta da Türkiye ödüyor. Dolayısıyla bizim buradaki ısrarımızın bundan kaynaklanmıyor.
"İKİ TARAF TA O FIRSATIN FARKINDA"Bölgede artık çatışmaya, daha fazla kan dökülmesine artık bölgenin de tahammülü kalmadığı, bizim de aynı şekilde tahammülümüzün kalmadığı noktasındaki görüşlerimizi ifade ettik. Bu da son derece faydalı oldu diye düşünüyoruz.
Irak noktasında yine Türkiye'deki terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge boyutunda yürütülen özellikle Türkiye alakalı da bunun tabi ki Suriye boyutunda Irak ve İran boyutundaki PKK'nın uzantılarının da bir bütün olarak çözülmesinin bölge istikrarına katkı sağlayacağıyla alakalı bu görüşlerimizi ifade ettik ve terör örgütlerinin bir Kürtleri temsil etme noktasında, Kürt kardeşlerimizi temsil etme noktasında da Buradaki yanlış algının düzeltilmesine yönelik tezlerimizi de yine ifade ettik.
Zaten Türkiye olarak Suriye'de de olsun, diğer yerlerde de olsun. Yine Kürt kardeşlerimizin oradaki demokratik haklarla ve kimliklerle kazanılmasıyla alakalı yoğun çalışmalar da zaten meyvesini vermiş durumda. Türkiye de şu anda yine meclis çatısı altında da aynı şekilde Cumhurbaşkanımızın da Yine Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin de bu konudaki aldıkları inisiyatifle çok ciddi çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunu da başarıyla sonuçlandıracağız. Bir şekilde bu çalışmaları kongre boyutunda da ifade etme fırsatı bulduk.
"GAZZE'DE ULUSLARARASI GÜVENLİK GÜCÜNDE ROLÜMÜZÜ ANLATTIK"Bir başka konu her iki tarafın da ilgi gösterdiği, tabi ki bu Azerbaycan ve Ermenistan arasında, Kafkasya Oradaki ulaşılan uzlaşım metninin bu etapta aslında bir anlaşmayla sonuçlanabilmesi, yine bölgesel istikrarın geliştirilmesine katkı vereceği noktasında iki tarafta da mutabık olduğumuzu gördük.
Aslında bu sadece Ermenistan ve Türkiye arasındaki normalleşmenin hızlanmasına değil, onun da ötesinde Türk dünyasıyla Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan boyutunda o bölgedeki oluşacak çok ciddi bir potansiyel hayata geçirmeyle alakalı da ciddi bir yeni bir başlangıcı oluşturacaktır. Bunu her iki tarafın da o fırsatın farkında olduğunu görmekten de yine mutlu olduk.
"HAMAS'A YAKLAŞIMDA AYRIŞMA VARDI"Gazze tabii ki bir başka konuydu gündemimizdeki. Gazze'de de Türkiye olarak hem barış kurulunda olduğumuzu hem yürütme kurulunda olduğumuzu ama onun ötesinde Türkiye'nin aslında yerelde özellikle barış anlaşmasıyla alakalı birinci aşamanın hayata geçirilmesi noktasında yani birinci aşamadan ateşkesle birlikte başlayan ve insani yardımların sahaya sürülmesi ve refah kapısının sınırlı da olsa açılmasıyla başlayan süreçte ki Filistin yönetiminin oluşturulması..
Ve yine oluşturulacak uluslararası güvenlik gücü ve onun eğiteceği polis gücünün harekete geçmesiyle birlikte iç güvenliğinin sağlanmasıyla silahsızlandırılması olması diğer tarafta. Burada Türkiye'nin rolünün ne olduğunu anlatmaya çalıştık.
AMERİKA'DA, AVRUPA "HASTA ADAM" DEDİÇünkü önceden burada bir ayrıştığımız bir nokta vardı. Kongre bizim aramızda. Türkiye'nin HAMAS’a yaklaşımıyla alakalı. Buna da tekrardan anlatma fırsatımız oldu.
Zaten gördüğümüz kadarıyla burada herkes de bunun Türkiye'nin yaptığı, verdiği katkının farkında ve bu da yine mutlu olduğumuz boyut.
Tabii buradan iç, ikili ilişkiler boyutuna odaklandık.
Burada da ekonomik boyutta zaten devam eden çalışmalar var. Evet, 40 milyara yakın bir ticaret hacmi ve 100 milyar dolarlık hedef var. Ama onun ötesinde de zaten hali hazırda Cumhurbaşkanımızın ziyaretinden itibaren oluşan atmosferde hem LNG boyutunda, hem uçaklar noktasında ve sivil nükleer anlaşmalar noktasında, modüler nükleer aktörlerle alakalı da Yeni alanların oluştuğunu, iş hacimlerini artıracak alanların oluştuğunu ve burada da aslında POMRE olarak da biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da parlamenter diplomasiyi kullanarak hükümetin yürüttüğü devlet başkanları nezdinde yürüyen bu çalışmalara katkı vermemiz gerektiği.
"S400'LER BAHANE, GERİDE KALMALI"Bunun bir uzantısı olarak da tabii ki her iki ülke arasında sürekli gündemde olan savunma sanayiyle alakalı gerek Transatlantik'te boyutunda yaşanan, Avrupa'yla yaşanan gerginliklerin, Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisiyle ilgili endişelerini gündeme, tamamen kendi aslında, biz bazen bunu biraz daha ileri aşamada da ifade edebiliyoruz. Bugün neredeyse Avrupa dünyanın, bunu burada kullanmak ne derece doğru bilmiyorum ama hasta adam diye de ifade etmek istiyoruz aslında. Türkiye olarak biz buna katkı verebiliriz diyoruz. Avrupa güvenlik mimarisiyle ilgili Türkiye olarak katkı vereceğiz ama burada ABD ile birlikte çalışabiliyoruz. Yani yine yerelden sorumluluk almayla alakalı, yerelden çözüm üretmeyle ilgili de ikili ilişkileri genişlediğimizde savunma sanayi alanında her iki tarafında kazanacağını düşünüyoruz. NATO'da müttefik olan iki ülkenin Veya NATO'da müttefik olan üyelerin birbirine ambargo uygulamasının kesinlikle kabul edilebilir yönü olmadığını her fırsatta tekrarlıyoruz zaten.
TÜRKİYE NE ZAMAN KENDİ MOTORLARINI KULLANABİLECEK?Burada da güvenlik harcamalarının %2'den %5'e çıkarılmasının çıkarılması noktasında anlaşıldığı bir ortamda, Türkiye olarak biz buna katkı verebileceğimiz bir aşamada, artık bu ambargoların da geride kalması lazım. RS-400'le benzeri konuların da artık geride kalması lazım. biraz bahane konular diye düşünüyoruz. Bunu çok net ve açık şekilde konuştuk tüm muhataplarımızla. Yani sadece bugünkü senatör ve temsilciler meclisi başkanlarıyla değil. Ama onun ötesinde de yine hem Senatodan hem de Temsilciler Meclisinden senatör ve Milletvekilleriyle de bunları konuştuk. Yani sadece örnek verecek olursam birkaç tanesini işte Chris Murphy bunlardan birisiydi.
Gregory Meeks bunlardan birisiydi.
Bu da etkili isimlerden birisi aslında.
Zannediyorum eğer yanlış hatırlamıyorsam minority liderlerden birisiydi.
Bu da azınlık liderlerinden, demokratlardan.
Joe Wilson yine her fırsatta birlikte çalıştığımız üyelerden.
Pat Harrigan yeni... House tarafında yani yeni bir vekil ama son derece Türkiye'ye de gördüğümüz kadarıyla Türkiye'yle olan tüm konulara hakim bir arkadaşımız... Ryan Zinke.... Bir önceki gelişimizde de görüşmüştük yine aynı çerçevede. Sadece birkaç örnek görüştüğümüz hem senatör hem vekillerle alakalı.
ABD KONGRE ÜYELERİNE TÜRKİYE DAVETİBurada ana konu savunma sanayi alanında, gerek katsa gerekse bu savunma sanayi bütçesi çerçevesinde çıkaran bu NDA ile ilgili yaptırımlar boyutunda bir önceki gelişimize göre kongrenin çok daha bu konuları çalışıp geride bırakabileceğimiz bir atmosferi bir platforma daha yakın olduğunu gördük biz. Bu Türkiye açısından son derece pozitif. Yönetim boyutunda da, Trump yönetiminde ve Cumhurbaşkanımız da yine burada Trump yönetim arasında ve başkanım Trump arasındaki görüşmelerde de bu konu zaten gündemde. Orada da sıcak bakıldığını görüyoruz.
Bakanlarımız, Dışişleri Bakanlığımız, Savunma Bakanlığımız ve ilgili bakanlıklar arasında da bunlar yoğun şekilde görüşülüyor. Dolayısıyla büyükelçimiz de yine büyükelçilerimiz aynı şekilde yoğun şekilde çalışıyor bu konularda. Belki buradan da bir bu sorunları arkada bırakabileceğimiz bir atmosferi biz kongrede gördük. Tüm komisyon üyesi arkadaşlarımızla birlikte de aslında değerlendirdiğimizde de bu konuda hemfikir olduğumuzu görüyoruz. Buna da odaklandığımız ana konusu, ana konu Kaan motorlarıydı. Yani F-110'lar, F-16'nın motorları aslında bunlar.
Bununla ilgili biz zaten kendi motor çalışması yaptığımızı, bunun da 3-5 yıl içerisinde zaten tamamen kendi motorlarımızı kullanabileceğimiz aşamaya geleceğimizi açıkça da bunu ifade ettik. Zaten orada da birlikte çalışabileceğimizi açıkça ifade ettik.
"POZİTİF VE ÇOK DAHA OLUMLU BİR KONGRE GÖZLEMLEDİK"Ama bunun, bu motorların hali hazırda ki gerek CAATSA gerekse diğer boyuttaki NDIA boyutundaki yaptırımlarla uzaktan yakıtan hiçbir alakası olmadığı için çok daha hızlı bir şekilde bunu geliştirip yolumuza devam edebiliriz ve burada ortak da hareket edebiliriz. Hem Jim Rich'ten Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı'ndan hem de Brian Mast'den, Temsilciler Meclisi Komisyonu Başkanı'ndan ve diğer görüştüğümüz muhataplarımızda bu konuyla ilgili de son derece aslında pozitif bir geri bildirim aldık. Büyükelçilerimiz bu konu üzerinde çalışacak. İlgili bakanlıklarımız yine konu üzerinde çalışacaklar. Dolayısıyla burada da ümit ediyoruz daha hızlı bir yol alırız. Oysa bununla ilgili de karşılıklı doğrudan temasları daha güçlendirelim noktasında da hemfikir kaldık.
Brian Mast bugün tekrar bize bir aldığımız geri bildirimle de sanıyorum 2026 yılında da Dışişleri Komisyonu olarak da bir heyetle Türkiye'yi ziyaret etme konusunda, Bu görüşmeler sonraki aşamalarda da Türkiye'nin tezlerinin ve ikili ilişkilerinin gelişmesine, bölgesel istikrarın gelişmesine, bölgede barışın ve refahın gelişmesine katkı sağlaması anlamına gelir.
Olabildiğince, elimizden geldiği kadar en maksimum düzeyde katkı vermeye çalıştık zannediyorum. Hani özetleyeceğim olsak, Geldiğimize değen ve çalışmalarımızın karşılığını aldığımız, alabileceğimiz bir ziyaret oldu diye özetleyebilirim. Onun ötesinde de zaten Think Tank kuruluşlarıyla görüşmelerimiz olmuştu. Think Tank kuruluşlarında ilgilendiği konular aslında size biraz önce ifade ettiğim konuların hemen hemen aynısı. Think Tank kuruluşlarının burada doğru bilgilendirilmesi önemli. Çünkü ilgili aslında baktığınızda birçok Kamu kurumu veya kongredeki belirli merkezler aslında aldıkları geri bildirimlerin çoğunu yine bu think tanklar aracılığıyla aldıkları için bunların sağlıklı bilgilendirilmeleri de önemli. Biz de yine komisyon olarak bu çerçevede ilgili think tank kuruluşlarında görüştük.
Yine Georgetown Üniversitesi'nde kamuoyada açık gerek öğrenciler, gerek öğretim üyeleri ama diğer tarafta da kamuya açık bir, orada bir toplantımız, görüşmemiz olacak.
Orada yine Türkiye'nin tezlerini, burada yaptığımız çalışmaların sonuçlarıyla alakalı hem kendi görüşlerimizi sunma fırsatı bulacağız hem de karşılıklı görüş alışverişinde de yine bulunma fırsatı yakalayacağız.
Lütfen tekrar her birinize, başta görevimiz ve Büyükelçimiz olmak üzere sizlere yakın ilginizden dolayı teşekkür ediyoruz.
Bu organizasyonun sağlanmasında ve burada bize yaptıkları muhteşem ev sahipliğinden dolayı da Büyükelçimiz, Sayın Sedat Ünal başta olmak üzere bizim arkadaşlarımıza da tekrar bir kez daha teşekkür ediyoruz."
Oktay, kendisine yöneltilen, "Önceki dönemlerle kıyaslayınca az önce saydığınız kurumlar olsun, biraz daha Kongre'nin parlamenter arası ilişkilerde daha hevesli olacağı ve Türk ve Amerikan ilişkilerine daha çok değer vereceğini gözlemlediniz mi bu konuda kongreden edildiğiniz itibaren?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
S-400'LER BAHANE Mİ?"Pozitif ve çok daha olumlu bir kongre gözlemledik. Yani bu gerek dediğim gibi Dışişleri Komisyonları her iki kanatta senato ve temsilciler meclisi kanalındaki başkanlar düzeyinde hem de üyeler düzeyinde son derece pozitif. Yani bu hükümet nezdindeki, Trump yönetimi nezdindeki Türkiye'ye pozitif yaklaşımın yansımasını kongrede çok rahat görebiliyoruz. Ama bu şu demek değil, kendi haline bırakmamız anlamına gelmiyor. Aslında çok daha yoğun şekilde çalışmamız ve ikili ilişkileri çok daha yoğun şekilde geliştirmemiz anlamına geliyor. Biz de bunu yaptık zaten. Bundan sonra da devam edecek yani. Bu sadece bir buradaki görüşmeyle kalmayacak. Hem şahsın hem de tüm arkadaşlarımız, komisyon üyelerimizle dahil. Zaten karşılıklı telefonlarımızı da birbirimizle de paylaştık. Bu ilişkiler devam edecek. Yani o pozitif gelişmeden memnun olduğumuzu ifade edebilirim. Buyurun efendim. Ben bu konuda devam etmek istiyorum."
Halk TV Washington temsilcisi Serra Karaçam, Fuat Oktay'a "Siz F-35'ler için ve CATSAA’nın kaldırılması için S-400'lerin bahane edildiğini söylediniz. Takip ettiğimizde Kongre'nin ciddi bir güvenlik kaygısına da kongre üyelerinin sahip olduğunu görüyoruz. S-400'ler ve Rus hava sistemleri ile ilgili. Bahanenin dışında... Gerçekten somut olarak size görüşmelerinizde S-400'leri ne yapacağınızı sordular mı? Bir stratejik mekanizma ilerliyor zaten bu görüşmelerde. Asıl buraya mı takılıyoruz biz?" sorusunu yöneltti.
Oktay, bu soruya ise şöyle yanıt verdi:
"NATO ÜYESİ ÜLKELER ARASINDA GÜVENLİK KAYGISI DİYE BİR ŞEY OLAMAZ""Tabii bu bahane dediğim Konu, gerçekten bahane aslında. Yani bunu başta da konuşmuştuk zaten, bugün de konuştuk. Bunu bütün açıklığıyla da konuşuyoruz. Bahane dediğimiz şeyin, bölgedeki zaten gerginliklerin ve bölgedeki hassasiyetin ve öngörülemezliğin, istikrarsızlığın, herkesin farkındasın. Yani tüm konuştuklarımızı bölgeye baktığımızda savaş ve çatışmanın hakim olduğu bir bölge. Dolayısıyla savunmaya ihtiyacınız olduğu bir aşamada, Patriotların verilmediği bir noktada Türkiye kendi savunma sistemini kurmakla ilgili bekleme şansı yoktu.
Dolayısıyla oradaki bir ihtiyaca binaen alınan S-400'lerdi. Dolayısıyla bahane demenin arkasındaki sebep şu, Hindistan'da aldı bu S-400'leri, Yunanistan'da aldı S-400'leri, Güney Kıbrıs'ın yönetiminde de vardı. 300'ler vardı, bizde 400'ler vardı ama Hindistan'da da 400'lerdi. Dolayısıyla oralara olmayıp da Türkiye'ye olması bu sadece aslında bir konjonktürel bir reaksiyonun veya tepkinin sonucu olarak da değerlendirilebilirdi.
Dolayısıyla bugün şunu diyoruz, burada bugün çok daha farklı bir atmosfer var, çok daha pozitif bir ilişki var iki devlet başkanı arasında. Ve hükümetler arasında bunu gene de bırakabiliriz. Yani S-400'lerle ilgili de zaten her iki hükümet birlikte çalışıyorlar. Kongre de bunun farkında. Bu konunun nasıl çözülebileceğiyle alakalı. Zaten ilgili bakanlıklarımız da bu konuyu çalışıyor. Yani şimdi bize söylenilen konu da şu. Zaten bu Türkiye'de de tüm kamuoyuna da ifade edilmiş durumda. Bu bir defa konulduktan sonra teknik bir konuya dönüşüyor.
Bizim söylediğimiz bu siyasi bir konuydu. Yani siyaseten konulmuş bir konu ama bu yaptırımları koyduğunuz andan itibaren teknik bir boyuta dönüşüyor. Ben bunu kaldırıyor olabilmem için burada bir husus var S-400'le ilgili. Bunu nasıl çözeceğiz? Bu konuda da şu anda ciddi görüşmeler yapılıyor zaten. İlgili taraflarla da ümit ediyoruz. Burada uygun bir çözüm bulunacak. Bu güvenlik kaygısı olayı da zaten Biz aslında bunları geride bırakalım, bunun ötesine geçelim istiyoruz.
"ASIL ÜYELER ARASINDAKİ GÜVEN İLİŞKİSİ KORUNSUN"Yani güvenlik kaygısı dediğimiz iki NATO üyesi ülke arasında veya NATO üyesi ülkeler arasında güvenlik kaygısı diye bir şey olamaz. Bize hatta ifade edilen bir şey vardı. İsim vermeden bunu söyleyeyim. Bugün. Ya ilginç aslında bir ilişkimiz var. Hem muhteşem bir pozitif ajandayla devam ediyoruz. NATO'da müttefikiz. Dolayısıyla NATO'da kefif olan bir ülkenin güçlenmesi bizim de güçlenmemiz anlamına gelir. NATO'nun da güçlenmesi anlamına gelir. Ama zaman zaman da farklı konularda da hemfikir olmadığımız şeyleri de yaşıyoruz. Dolayısıyla Türkiye ilişkilerimiz daha özel boyutta gidiyor. Şimdi bu özel boyutta giden ilişki, özel gayreti de beraberinde getiriyor. Bizim yaptığımız da bu özel gayret zaten. Yani bu yaptığımız çalışmaların arkasındaki Konu Türkiye'nin gelişmesi, NATO'nun gelişmesidir. Türkiye'nin gelişmesi ve savunma sanayinde gelişmesi Avrupa'nın güvenlik mimarisine katkıdır. Bölgenin güvenlik mimarisine katkıdır. Bizim kendi bölgemizden bahsediyorum.
Aynı zamanda ABD'nin bir NATO üyesi olarak NATO'nun hedefleri çerçevesinde baktığımızda o hedeflerin gerçekleşmesine dönelim. konuşuluyor olması doğru değil. Dolayısıyla bu özel ilişkinin de artık normalleşmesi gerektiğini biz ifade ediyoruz.
RUSYA İLE GAZ VE PETROL ALIŞVERİŞİ VE ÇİN İLE TİCARETYani NATO üyeleri arasındaki ilişki neyse artık bu özel vesaire falan da bir tarafa bırakalım, normal bir ilişki olsun. Yani birbirimize farklı bir gözle bakma konusunu veya üye bazında farklı kriterler getirme konusu artık geride kalsın. Buradaki asıl üyeler arasındaki güven ilişkisi korunsun, otursun ki daha sağlıklı olsun. Çünkü bizim şu andaki geliştirdiğimiz savunma sanayimize baktığımızda aslında bu sadece savunma sanayinin ötesinde bir ekonomik boyutu da olmaya başladı. 10 milyar doların bir ihracat boyutu da beraberinde getirdi. Bunun dış ilişkilere yansıyan boyutları da oldu. Dolayısıyla Türkiye'nin bu anlamdaki kazancı Aynı zamanda NATO üyesi ülkelerin de kazancı olacaktır ve bölgenin güvenliğine de katkı verecektir. Yani burada bunun bir an önce normalleştirilmesi ve bu atmosferin değerlendirilerek burayı geride bırakalım arzumuz var. İki, hem meclis olarak da hem de kongre olarak da bunun üzerinde çalışmaya devam edelim şeklinde de bir mutabakat sağladık."
Karaçam, Oktay'a, "Bazen Trump'ın günübirlik aldığı kararlar, özellikle Rusya ve Çin ile ticaret yapanlara dair aldığı kararlar Türkiye'nin de durumunu nasıl etkiliyor? Bu konuda nasıl bir tavra sahibiz ve görüşmelerden bu gündeme geldi mi?" diye sordu.
Fuat Oktay, "Türkiye'de aslında Trump'ın Gümrük duvarlarıyla ilgili, örülen gümrük duvarlarla ilgili baktığımızda Türkiye avantajlı konumda diğer ülkelere göre. Daha istikrarlı bir ilişki var. O da aslında yine lider diplomasisinden kaynaklı daha istikrarlı bir ilişki var. Yani Cumhurbaşkanımızla bu taraf arasındaki bu ilişki, şu andaki sağlıklı ilişki daha stabil boyutta devam ediyor" diyerek, şöyle devam etti:
"RUSYA'YA GAZ VE PETROL BAĞIMLILIĞI AZALIYOR""Bu hükümetlere yansıyor, dolayısıyla bu gümrük vergilerine de yansımış durumda. Ama buradaki arzumuz şu, bu gündeme geldiğinde konuştuk ama aslında şu anda ABD'de kendi içinde tartışılan başka bir konu var aslında. Bu bizimle ilgili olmayan bir konu. ABD'nin kendi kongrenin içinde de tartışılan, diğer tarafta da yasal boyutta da tartışılan bir konu. Anayasa Mahkemesi'nin bildiğimiz kadarıyla anayasa mahkemesine giden bir konu.
Uluslararası vergiler olayı başkanın değil, kongrenin yetkisinde olması gerekir gibi. Hem Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde orada bir karar verecek ve aynı zamanda da kongrenin kendi gündeminde olduğunu da gördük ama bu olayın hiç meselesi. Türkiye'yi ilgilendiren bir konu değil. Biz Türkiye açısından baktığımızda bizim için şu anda bizim politik anlamda etkileyen diğer taraflara vurulan daha yüksek gümrük duvarlarından dolayı bizi pozitif anlamda etkileyen bir kişi.
KAAN MOTOR ÇALIŞMALARI: KONGRENİN ONAYI İÇİN ÇALIŞIYORUZRusya'yla alakalı zaten bizim yürüttüğümüz tüm ilişkileri başından beri biz son derece şeffaf yürüttük. Biz hiç kimsenin Rusya'yla konuşmadığı bir dönemde Ukrayna'dan dolayı Rusya'yla ilişkilerine devam ettiren ticari değil, sadece ticari değil, biz komşuyuz. Yani gerek petrol, gerek doğal gaz boyutundaki noktada da, onun da aslında devam etmesiyle alakalı zamanında bunu da ifade etmiştik. geldiğimiz noktada Türkiye tedarik zincirini çeşitlendiriyor. Petrol ve doğal gaz noktasında da.
Dolayısıyla Rusya'ya olan bağımlılık da aslında bu anlamda ciddi şekilde gittikçe azalıyor. Ama Türkiye'nin Rusya'yla ve Ukrayna'yla daha sağlıklı iletişimde olmasının da Yine Avrupa da gördü ki, ABD de gördü ki hem kendilerinin hem bölgenin hem de dünyanın çıkarına bir yaklaşım. Düşündükleri gibi, başta düşündükleri gibi aslında yaptırımları bypass etmek için kullanılan, kullanılmaya çalışılan bir bahane değil, Türkiye'nin ilkeli dış politikasının sonucu olduğunu herkes gördü ve kabul etti. Bu gazetede aynı şekilde görüldü zaten. Rusya, Ukrayna boyutunda da.
Yani pozitif bir şey var, yaklaşım, hepsi de önemli olan iletişim kanalının açık olması. Pardon, iletişim kanalı açık olduğu sürece bu tür şeyler tamamı konuşulur. Her konuda hemfikir olmak zorunda değilsiniz zaten. Böyle bir şey de mümkün değil. Ama hemfikir olmadığınız konularda konuşuyor olabilmeniz önemli. Dolayısıyla biz konuşulabilecek bir platformun olduğunu gördük. Burada devam edeceğiz."
Gazetecinin, "Önce bahsetmiştiniz KAAN uçakları ile ilgili olarak, ama gündem sonrası aslında buydu. Bu motorla ilgili olarak çalışmalarda herhangi bir aşamaya girdik mi? Bu motor tedariki konusunda ABD'li firmalar dışında herhangi bir teklif, temas ya da lisans üretimi için herhangi bir durumda da geldi mi?" diye sordu.
Oktay, bu soruya ise, "Tabii bizim parlamentodaki Dışişleri Komisyonu olarak parlamenter diplomasi boyutunda böyle bir ilişkiyi gündeme getirmemiz doğru olmaz. Bu hükümetin, ilgili bakanlıklarımızın çalışmaları, ilgili kurumlarımızın çalışmaları. Zaten bununla ilgili birçok proje giriyor. Türkiye'de kendi motorlarımızın üretimiyle alakalı da ve bu konuda da sadece ABD'deki değil ama başka ülkelerle de devam eden işbirlikleri söz konusu. Yani burada bizim yaklaşımımız ilk etapta bir birlikte üretilm veya bu konulardan ziyade, ilk etapta bu motorların satışıyla alakalı kongrenin onayının gerçekleşmesi olayı. Bu da yatırımlarla alakası olmadığı için daha hızlı gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Biz oraya odaklandık. Orada da ümit ediyoruz sonuç alabiliriz, alabileceğiz diye düşünüyorum" şeklinde yanıt verdi.
"KÜRT KARDEŞLERİMİZİN HAKKINI SAVUNDUK, DİL SEÇMELİ DERS OLACAK SURİYE'DE"Suriye ilişkin sorulan soruya yanıt veren Fuat Oktay, şunları söyledi:
"TÜRKİYE OLARAK BİZ KÜRT KARDEŞLERİMİZİN HAKLARIYLA İLGİLİ EN BÜYÜK SAVUNUCULARIN BİRİSİ OLDUK""Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey şu oldu. İki konu var birbirinden ayırmamız gereken. Birincisi PKK konusu. Diğeri Kürt halkı yani Kürt kardeşlerimizle ilgili bir konu. PKK'nın veya terör örgütlerinin Kürtleri temsil etmediğiyle alakalı orada bir ayrımın yapılması gerektiği hususu.
Bunu sağlıklı bir şekilde ifade etmeye çalıştık ve Türkiye'de yürüyen özellikle bu terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinde mecliste kurulan komisyonun aslında tüm tarafları içerdiği ve her türlü konunun tüm açıklığıyla ve şeffaflığıyla tartışıldığı ve burada da bir çözümle alakalı, nelerin yapılabileceğiyle alakalı bir raporun çıkmak üzere olduğu ve tüm tarafların en fikir olduğu bir tarafta ve aynı zamanda yine Cumhurbaşkanımızın da riyasetinde aynı zamanda devam eden, hükümetin desteklediği boyutta, aynı şekilde yine Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin buradaki bütün her şeyle neredeyse gövdesini bu işin altına koyduğu siyasi irade boyutunda, bu kıymetli bir şey.
Bunu kendi içimizde çözme arzusu da olduğumuzu, çözmek üzere de olduğumuzu da bunu tamamen de geride bırakacağımızı, inandığımızı bir toplum olarak da...
Bunu yaparsak, bunu başarırsak, aslında bu herkesin kazanımı olacak.
EPSTEIN VE DEPREMDE KAYBOLAN ÇOCUKLAR ÖNERGESİ NEDEN REDDEDİLDİ?Türkiye olarak zaten biz, Suriye başta olmak üzere, oradaki Kürt kardeşlerimizin haklarıyla ilgili, kimlikleriyle ilgili, demokratik haklarıyla ilgili en büyük savunucuların birisi olduk zaten ve aşağıdan imzalandığı en son başkanlık direktiflerinden birisine baktığımızda da güne kadar kabul edilmeyen kimliklerin kabul edildiği ve hatta dilinde seçmeli ders olarak okullarda okutulmaya başlanacağı boyutuna varan ciddi gelişmeler var orada. Kendi içimizde de bütün bölge boyutunda, bölge olarak kendimiz bu sorunun üstesinden gelip, bu sorunu geride bırakalım arzu ediyoruz. Bunu yapabilirsek bu bölgenin Sadece Türkiye'nin de bölgenin gelişmeyle ilgili, kalkınmasıyla ilgili bambaşka kapıları açacak diyelim.
Yani bugün bir buçuk trilyon dolar ekonomisi olan Türkiye'nin, inanan iki buçuğu, üç trilyon doları geride bırakması içten bile değil o zaman. Buraları geride bıraktığımız zaman zaten bu konuları konuşmuyor olacağız.
Yani bunu bir an önce çözmemiz önemli. Zaman da olmadı, tarihte de olmadı, bugün de olmaz, yarın da olmayacak. Ama terör örgütleriyle ilgili sorunumuz oldu.
Dün oldu, bugün var, yarın da olur.
Dolayısıyla terör boyutunu geride bıraktığımızda siyasi boyutta her türlü sorunu çözebiliriz, arkamızda bırakabiliriz. Bu ayrımı biz anlatmaya, ifade etmeye çalışıyoruz. Ümit ediyoruz ki bir karşılığını bulmuş oluruz."
Serra Karaçam, Fuat Oktay'a, Epstein dosyalarıyla ilgili depremde çocukların kaçırılıp kaçırılmadığının araştırılması için Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulması için önerge verildiği ve bu önergenin AKP MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatarak, "Neden reddedildi?" diye sordu.
Fuat Oktay, bu soruya şöyle yanıt verdi:
"455 BİN KONUTU TESLİM ETMEK KOLAY MI?""Arkadaşlar bu konuyla alakalı bir Epstein olayını diğerinden tamamen ayırmak lazım. Epstein olayı dünyanın utancı bir şey. Ve sonuna kadar da takip edilmesi gereken. Bu sadece bir tarafta pedofili boyutu genç yaşta çocukların Zaten Türkiye olarak biz bunda en üst düzeyde hassasız.
Bunun deprem ve depremde kaybolan çocuklarla ilişkilendirilmeye çalışılması bence bu samimi bir yaklaşım olmayabilir. deprem anından itibaren her bir vatandaşına ve çocukları başta olmak üzere her bir vatandaşının hem hayatta kalması, hayatta olmayanlarla ilgili de bir an önce şeyden çıkarılabilmesi, o yıkılan binaların altından çıkarılabilmesiyle alakalı hayatta kalanların da bir an önce geri normale dönmesi ve şehirlerin normale dönmesiyle ilgili de Muhteşem bir çalışma yapmıştık.
"ELİNİZDE DELİLLER VARSA TAKİP EDERİZ"Bütün dünya da bunu yakından takip ediyor.
Yani 455 bin konutu siz altyapısıyla, üst yapısıyla birlikte tamamlayıp teslim etmenin kolay olduğunu mu zannediyorsunuz? Bakın iddia ediyorum ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, ne Japonya, ne Avrupa Birliği'ndeki herhangi bir ülkenin bunu başarabilme şansı yok.
Dolayısıyla deprem anında da Aile Bakanlığımız başta olmak üzere her bir bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, güvenlik birimlerimiz bunu çok yakinen takip etmiştir.
Dolayısıyla bu konuyu getirip hiç alakası olmayan bir şekilde böyle bir dosyayla ilişkilendirip de Türkiye'yi bu işin içerisinde çekmeye çalışmak bence Türkiye'ye haksızlık olur diye düşünüyorum.
Bu kadar yapılan çalışmaya.
"HÜKÜMETİ BU İŞE DAHİL ETMEK HAKSIZLIK"Zaten bununla ilgili herhangi bir delil ve benzeri bir şey olursa da Türkiye sonuna kadar bunun üzerine gider, hiç acımaz, hiç affetmez en başta takipçisi Cumhurbaşkanımızın kendisi Hiç affetmez.
Yani bununla ilgili eğer sizin elinizde deliller varsa söylemlerin ötesinde biz de meclis olarak, komisyon olarak da bunu sonuna kadar biz de takip edeceğiz.
Yani bu çocuklarımız, çocuklarımız bizim için her şeydir, geleceğimizdir yani. Hepsi de dosyaları için ayrı bir araştırma olacak. Yani bu sizin biraz önceki söylediğiniz konu ile alakalı şöyle bir önerge verildi, de reddedildi olayı….
Bu bizim Türkiye'deki meclisin çalışma sistematiği ile alakalıdır. Yani bunu belki ABD'den bunu konuşmak biraz garip olacak ama bizim iç tüzüğümüz gereği son derece verimsiz ve anlamsız bir meclis çalışma sistemimiz var.
Bu bizim Türkiye'deki meclisin çalışma sistematiği ile alakalıdır. Yani bunu belki ABD'den bunu konuşmak biraz garip olacak ama bizim iç tüzüğümüz gereği son derece verimsiz ve anlamsız bir meclis çalışma sistemimiz var.
Allah'ın her günü, istisnasız her günü. Meclis ana gündemine geçmeden önce tüm siyasi partilerin bir önerge verme, şu veya bu konuyu hangi konu olduğu önemli değil. Bir önerge verme şeyi var. Ama her gün. Dolayısıyla Allah'ın her günü 7-8 saatimiz bu konuda meclis ana gündemine geçene kadar zaten bütün enerjisini burada harcamış oluyor.
Oradaki önergelerin her biri kabul edilecek olsa, meclisin kendi gündemini hayata geçirme şansı olmayacak.
Dolayısıyla orada şöyle bir önerge verdik. Geçti, geçmedi. Dolayısıyla bunu Epstein dosyalarıyla ilişkilendirip, Türkiye'yi bu işin içerisine ve AK Parti'yi veya Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni bu işin içerisine dahil etmeye çalışmak gerçekten hem meclisimize Hem milletimize hem de hükümetimize ve genelde Türkiye'ye, her birimize vatandaş olarak çok büyük haksızlık olur."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:99
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Şubat 2026 23:52 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















