Trump’ın kayıp silahları kimin eline geçti? Yahya Bostan
Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
ABD Başkanı Trump’ın “unutmayacağım” dediği iki konu var. Birincisi, İran’da düşürülen uçaktaki ikinci pilot için arama kurtarma faaliyeti yapıldığı haberiydi. İran’ın ikinci pilotun varlığını bu haberle öğrenmesi ve kayıp askerin hayatının tehlikeye girmesi Trump’ı çok kızdırdı. “Bedel ödeteceğim” dedi. Ama konu bir daha gündeme gelmedi. Çünkü sızıntı İsrail Savunma Bakanlığı kaynaklıydı.
Trump’ın aklından çıkaramadığı ikinci konu “ayrılıkçı Kürt gruplara gönderilen silahlar” meselesidir. Nisan ayı başında, “İran’daki protestoculara çok sayıda silah gönderdik ama Kürtler protestoculara vermedi” demişti. Geçtiğimiz günlerde konuyu yeniden hatırlattı. “Hayal kırıklığına uğradım” dedi. Bu konu neden yeniden gündeme geldi? Trump, İran’daki başarısızlığı fatura edecek günah keçileri mi arıyor? Yoksa İran’da ayrılıkçı gruplar üzerinden” yeni bir “sondaja” mı hazırlanıyor? Önce bir çerçeve çizelim…
TRUMP “FIRSATI DEĞERLENDİRİN” DEMİŞTİ
Netanyahu, Trump’ı “Halk üç günde rejimi devirir” diyerek savaşa ikna etmişti. Bu kapsamda İran’daki ayrılıkçı gruplara yatırım yaptılar. Trump’ın özel temsilcisi Thomas Barrack bile savaştan önce Irak’a gitmiş, bu grupları teşvik etmişti (Bknz, Bu olmadı Sayın Büyükelçi, 3 Mart.) ABD Başkanı Trump’ın da bizzat bazı elebaşları aradığı, “fırsatı değerlendirin” dediği biliniyordu.
Plan aşağı yukarı şöyle işleyecekti… ABD ve İsrail, Kürt nüfus yoğun bölgede devrim muhafızları ve besiç güçleri ile bunların kullandığı bina ve mevzileri hedef alacak, böylece ayrılıkçı grupların önü açılacak… Onlar da daha önce kendilerine temin edilen silahlarla saldırılara başlayacak… İran’ın batısındaki (Oshnavieh ve Piranshahr gibi) bazı kasabalar ele geçecek… Bunun yarattığı tetiklemeyle İran halkı rejimi devirecek…
BAZI ÖRGÜT MENSUPLARI İRAN’A GİRDİ
Planın ilk aşaması uygulandı. ABD/İsrail, tam olarak o bölgeleri yoğun bir şekilde bombaladı. Bu sırada İran içindeki tünellere silah depolandığı, kasabalardaki milislere silah dağıtıldığı, İsrail’in ayrılıkçı gruplar üzerinden İran’da muhbir ağı oluşturduğu haberleri dolaşıma girdi. Ancak ABD ve İsrail’in beklediği olmadı. Savaşın ilk günlerinde 350 kadar terör örgütü PAK mensubu Irak’tan İran tarafına geçse de devamı gelmedi. Özellikle ayrılıkçı gruplar içerisindeki en büyük yapı olan (yaklaşık 2 bin kişi) terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK sürecin dışında durdu.
Bunun bir kaç sebebi var: Ayrılıkçı grupların sonuca etki edecek, kaydadeğer bir gücünün olmaması (rakamlar birkaç yüz ile bir kaç bin arasında gidip geliyor.) Barzani ve Talabani’nin İran’ın bir şekilde ayakta kalabileceği düşüncesi. İran-Irak sınırında varlık gösteren Talabani’nin “Mızrak ucu olmayacağız” çıkışı. İran’ın, tehlikeyi görerek, ayrılıkçı grupları doğrudan hedef almaya başlaması. Elbette Ankara’nın ABD ve bölgesel aktörler üzerinde uyguladığı yakın markaj ve Terörsüz Türkiye süreci (Daha önce MİT Başkanı Kalın’ın bölgedeki aktörlerle yaptığı yoğun görüşmeleri, burada verilen mesajları yazmıştık. Bakınız; Kerkük’te bir şeyler oldu, 24 Nisan.)
SİLAHLAR AYRILIKÇI GRUPLARIN ELİNDE
Peki, ABD ve İsrail, ayrılıkçı gruplara silah gönderdi mi, hangi silahları gönderdi? Ayrılıkçı gruplar kendilerine silah gelmediğini söylüyor. Barzani yönetimi iddiaları reddediyor. Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani geçtiğimiz günlerde Ankara’daydı. Arkaplanda ne Barzani yönetimine ne de Talabani’ye, kimseye silah gelmediğini güçlü bir şekilde vurguluyor. Peki, o halde Trump (ya da onu bilgilendirenler) yalan mı söylüyor?
Tam olarak değil. Çünkü bölgesel aktörlerin ısrarlı retleriyle çelişen -belki onların da haberinin olmadığı- bazı saha bilgileri var. MOSSAD ve CIA’nın Çekya’dan silah temin ettiği (ağırlıklı olarak Kalaşnikof), bu silahların ayrılıkçı gruplara verildiği ve kaçakçılık yoluyla İran’a sokulmaya çalışıldığı söyleniyor (İran-Irak sınır bölgesinde kontrol Talabani’de). Peki, Trump’ın sürekli gündeme getirdiği o silahlar kimin elinde? Ayrılıkçı gruplar “Bizde değil” diyor. Ama şu da konuşuluyor: İran içerisine dağılmış. Ancak Kürt gruplar bu silahları kullanmadılar, rejim muhaliflerine vermediler, iade de etmediler. Çünkü -muhtemelen- bir gün kendilerine lazım olacağını düşünüyorlar.
TRUMP ASLINDA BASKI KURUYOR
Buraya bir mim koyalım. Çünkü meselenin Terörsüz Türkiye sürecini yakından ilgilendiren bir boyutu var. PKK’lı Murat Karayılan, Ankara’yı suçladığı ve “Süreç dondurulmuştur, gördüğümüz budur” dediği röportajda yasal güvence olmadan neden silah bırakmamaları gerektiğini şöyle anlatıyordu: “Ortadoğu kaynıyor. Güvencemiz silahlarımızdır.” Tam da bu sırada, PJAK “eşbaşkanı” Peyman Viyan’ın dün yayınlanan röportajı ilginçtir. Viyan, ABD’den silah aldıkları iddiasını reddederken İran’da halkların kendi kaderlerini ilan edecekleri bir döneme girildiğini söylüyor.
Şimdi şunu sorabiliriz: Trump ayrılıkçı grupları işaret ederek sitem mi ediyor yoksa bu gruplara baskı kurarak tedavülden kalkan o fikri yeniden ısıtmaya mı çalışıyor? ABD-İran müzakerelerinin tıkandığı bir süreçte yapılan bu açıklamalardan “sondaj” kokusu alıyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:43
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Mayıs 2026 04:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















