Strese sükunetle yaklaşmanın yolu
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Habertürk.com Yayın Koordinatörü Mesut Toptan, nerede bir koşu veya bisiklet organizasyonu varsa mutlaka oradadır. Toptan ile en son katıldığı koşu yarışı üzerine ettiğimiz sohbet Türkiye'de koşu kültürünün yaygınlaşmasına uzanınca, iki büyük organizasyonun da arifesinde bu konuyu kaleme almak kaçınılmaz oldu.
"KAÇINCI OLDUĞUMLA İLGİLENMİYORUM"
Mesut Toptan, koşu felsefesinin kendisi için ne ifade ettiğini şöyle dile getirdi; "Çoğu amatör koşucu gibi ne zaman bir yarışa katılsam "Kaçıncı oldun?" sorusu ile karşılaşıyorum. Ve ben de çoğu amatör koşucu gibi kaçıncı olduğumla ilgilenmiyorum. Evet bir yarış var ama o yarış en fazla bir öncekinden daha hızlı koşmanın ya da bir öncekinden daha uzağa gitmenin yarışı. Yani klişe tabirle kendinle yarış. Ama yarış, koşu hayatımızın aslında küçük bir bölümü. Kışın en soğuk günlerinde zifiri karanlıkta antrenman yapıp eve döndükten sonra hazırlanıp işe gidiyoruz. Yaz tatiline gittiğimiz yerde koşu rotası çiziyoruz. Yani hayatımızın tam içinde ve iş hayatımızı da aile hayatımızı da aksatmadan yürütüyoruz. Zor olmuyor mu? Elbette zor. Ama koştuğumuz içindir ki iş hayatının stresini de aile hayatının sorumluluklarını da sükunetle karşılıyoruz. Yani bu da bir nevi terapidir. Belki de bu yüzden tek başıma yaptığım antrenmanlar daha iyi hissettiriyor. Bu hissi de kaybetmeye niyetim yok. Geçen sene bir yarıştan sonra tanıştığım 75 yaşındaki koşucuya "Hedefim sizin gibi olmak" demiştim. Sahiden bir hedef belirtmem gerekirse, ömrünün sonuna kadar aktif olabilmek bugün yaptığım antrenmanların en büyük ödülü olur."
Önümüzdeki günlerde koşu yarışları kategorisinde iki görkemli spor organizasyonuna tanıklık edeceğiz. Biri 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın coşkusuyla yurdun dört bir yanında caddeleri dolduracak olan 'Cumhuriyet Koşuları'...
Diğeri ise 1 Kasım'da Asya ve Avrupa'yı bir kez daha adımlarla kenetleyecek olan, 48 yıllık köklü geçmişiyle 'İstanbul Maratonu'…
İki kıta arasında koşulan tek yarış olma unvanını taşıyan 'İstanbul Maratonu', Türkiye'de yükselen koşu kültürünün adeta vitrinini oluşturuyor.
'İSTANBUL MARATONU'NA REKOR KATILIM
Birleşmiş Milletler standartlarına göre dünyada bağımsız kabul edilen 195 ülke bulunuyor. 2025'te 126 ülkeden gerçekleşen rekor katılım, dünyadaki ülkelerin %64'üne tekabül etti. Bir önceki rekor ise 2014'te 118 ülkeyle kırılmıştı. Geçtiğimiz yıl tüm kategorilerde Türk ve yabancı, profesyonel ve amatör olmak üzere toplam 41 bin 416 kişi kayıt yaptırdı
DÜNYANIN %64'ÜNÜNE TAKABÜL ETTİBirleşmiş Milletler standartlarına göre dünyada bağımsız kabul edilen 195 ülke bulunuyor. 2025'te 126 ülkeden gerçekleşen rekor katılım, dünyadaki ülkelerin %64'üne tekabül etti. Bir önceki rekor ise 2014'te 118 ülkeyle kırılmıştı. Geçtiğimiz yıl tüm kategorilerde Türk ve yabancı, profesyonel ve amatör olmak üzere toplam 41 bin 416 kişi kayıt yaptırdı.
Türkiye'de koşu organizasyonları 'Cumhuriyet Koşuları' ve 'İstanbul Maratonu' ile sınırlı değil. Ülkemizde koşu sporu, 2010'lu yıllara kadar sabah saatlerinde sahil kenarında tek başına ter döken ya da okul bahçelerinde tur atan bireysel sporcuların rutininden ibaret görülüyordu. Bugün ise başımızı ne tarafa çevirsek, kentlerin ritmini değiştiren, dağların sessizliğini adımlarıyla bozan bambaşka bir toplumsal dinamikle karşı karşıya bulunuyoruz. Zira Türkiye Atletizm Federasyonu'nun denetimindeki profesyonel yol yarışlarından patika koşularına, yerel yönetimlerin halk koşularından özel markaların tematik serilerine kadar ülke genelindeki yıllık organizasyon sayısı 300'ü aştı. Bu da koşu sporunun artık sadece bir egzersiz biçimi değil; geniş toplulukları buluşturan, kent yaşamına ritim katan ve büyük bir spor turizmini besleyen bütüncül bir yaşam tarzı olduğunu gösteriyor.
Bu ivmenin en heyecan verici kollarından biri de şüphesiz ülkemizin engebeli ve büyüleyici coğrafyasında yükselen patika koşuları ve ultra maratonlar. Kapadokya'nın peribacalarından Likya Yolu'nun antik patikalarına, Kazdağları'nın bol oksijenli rotalarından Tuz Gölü'nün sonsuz beyazlığına uzanan bu yarışlar, profesyonel olsun, amatör olsun tüm sporculara sadece fiziksel bir dayanıklılık testi sunmuyor. Binlerce yıllık kültürel mirasın ve millî parkların içinden geçen bu rotalar, sporu unutulmaz bir ekoturizm deneyimine ve zihinsel bir maceraya dönüştürüyor. Her yıl binlerce yabancı sporseverin de bu büyüye kapılarak Türkiye'ye gelmesi ise konaklamadan yerel gastronomiye, ulaşımdan küçük esnafa kadar geniş bir yelpazede bölgesel kalkınma ve spor turizmi adına değer yaratıyor.
İşin sosyal ve birleştirici yüzünde ise kent sokaklarını şenlendiren halk koşuları duruyor. Birçok koşu etkinliği sporu tabana yayarken, özellikle kadın katılımcı oranındaki rekor artışlar toplumun spora bakışındaki niteliksel değişimi gözler önüne seriyor. Üstelik bu adımlar sadece kişisel başarılar için atılmıyor; 'Adım Adım' gibi platformlar sayesinde sivil toplum kuruluşlarına milyonlarca liralık kaynak aktarılarak eğitimden çevreye, çocuk sağlığından toplumsal dayanışmaya kadar birer faydaya dönüşüyor.
KADINLARIN YOĞUN İLGİSİ
Şehir yarı maratonları ve tematik halk koşularında kadın sporcu katılım oranı son yıllarda %35-40 bandını aşarak Türk spor tarihinde yeni bir rekor kırdı.
Kulvarlardan kent caddelerine ve dağ patikalarına uzanan bu dönüşümü besleyenler ise mahalle aralarında, sahil hatlarında hızla çoğalan bağımsız koşu kulüpleri.
Farklı mesleklerden, farklı yaşlardan insanların sabahın ilk ışıklarıyla buluşup birlikte ter dökmesi; koşuyu şehir insanı için stresle başa çıkma, sosyalleşme ve güçlü bir aidiyet duygusu geliştirme aracına dönüştürdü. Akıllı saatler, performans takip uygulamaları ve yeni nesil ayakkabı teknolojileriyle desteklenen bu sürecin arka planında büyük bir ekonomi de bulunuyor
'İSTANBUL MARATONU'NUN İLGİNÇ BAŞLAMA HİKÂYESİ
Dünya Atletizm Birliği'nin 'Gold Label' kategorisinde yer alan 'İstanbul Maratonu'nun başlama hikâyesi, 1970'li yıllarda Tercüman Gazetesi'nin vizyonuyla başlayan; ardından dünyayı gezerek maraton koşan tutkulu bir Alman turist grubunun kıvılcımıyla hayata geçen ilginç bir sürece dayanıyor.
Şöyle;
Yapımına 1970'te başlanan Boğaziçi Köprüsü, Cumhuriyet'in 50'nci yılı olan 1973'te hizmete açılarak Asya ile Avrupa'yı birbirine bağladı. Tercüman Gazetesi, 1973'te ortaya Asya'dan Avrupa'ya uzanan kıtalararası bir maraton düzenleme fikrini attı. Ancak bu heyecan verici fikir; lojistik sorunlar ve organizasyon eksiklikleri nedeniyle altı yıl boyunca sadece bir düşünce olarak kaldı. Fikrin gerçeğe dönüşmesini hızlandıran olay ise 1978'in sonlarında alınan bir haber oldu. Gittikleri ülkelerde maraton koşma alışkanlığı olan ve en son Mısır'daki Nil Maratonu'nu koşan amatör bir Alman atletizmsever grubunun 1979'da İstanbul'u ziyaret edeceği öğrenildi. Bu grubun İstanbul'da da koşma arzusu, yıllardır bekleyen kıtalararası maraton projesini yeniden gündeme getirdi.
Alman kafilesinin talebi üzerine İstanbul Valiliği, Atletizm Federasyonu ve Karayolları Genel Müdürlüğü bir araya gelerek düzenlenecek maraton koşusuyla ilgili fikir alışverişinde bulundu. Görüşmelerin ardından spor adamları Selahattin Yıldız, Ali Ergenç, Ziya İğdebeli ve Osman Kazancıoğlu tertip komitesine seçildi. Organizasyona resmiyet kazandırmak için sadece Alman turistlerin değil; Türkiye, Belçika ve Hollanda'dan seçkin millî atletlerin de yarışması kararlaştırıldı. Çalışmalar tamamlandıktan sonra 'Asya-Avrupa Koşusu' adıyla 1 Nisan 1979'da ilk maraton koşuldu.
Yarışın tam da 1 Nisan gününe denk gelmesi ve halkın o dönem Türkiye'de böyle bir spor kültürüne alışık olmaması sebebiyle, Boğaziçi Köprüsü'nde şortlarla koşan insanları gören birçok İstanbullu bunun büyük bir 1 Nisan şakası olduğunu düşündü. Yarışa davet edilen elit Türk uzun mesafe koşucuları arasında Zonguldaklı millî atletimiz Hasan Saylan da vardı. Hasan Saylan, 2 saat 35 dakika 39 saniyelik derecesiyle tüm rakiplerini geride bırakıp ipi göğüsleyerek 'İstanbul Maratonu' tarihinin ilk şampiyonu oldu.
Bu yıl 48'inci kez düzenlenecek organizasyonun adı 1982'de 'Kıtalararası Avrasya Maratonu' olarak değiştirildi. 2013'te ise İstanbul'un tanıtımına daha fazla katkı sağlaması amacıyla 'İstanbul Maratonu' adını aldı.
(*) Gold Label: Dünya Atletizm Birliği tarafından maraton, yarı maraton ve diğer yol koşularına verilen; organizasyonun dünya standartlarında üst düzey bir kalitede olduğunu gösteren uluslararası bir prestij kategorisi.
BEKLENMEYEN HAREKETLE REKOR KIRDI42,195 km'lik 'İstanbul Maratonu'nda bir parkur rekoru hiç beklenmedik şekilde kırıldı. O rekoru, 2019'daki organizasyonda ön gruptaki favori atletlere belirli bir tempo sağlamakla görevlendirilen Kenyalı 'tavşan atlet' Daniel Kibet kırdı. Yarış öncesinde aldığı talimat gereği 30'uncu kilometrede yarışı bırakması gereken Kibet, koşu sırasında aldığı ani bir kararla maratona devam etti. 2:09:44'lük derecesiyle finişe ilk sırada ulaşan Kibet, hem şampiyon oldu hem de unutulmaz bir parkur rekoruna imza attı.
'İstanbul Maratonu'nun kadınlar kategorisindeki parkur rekoru ise 2018'de 2:18:35'lik derecesiyle şampiyon olan Kenyalı Ruth Chepngetich'e ait.
1 Kasım'da koşulacak olan 'İstanbul Maratonu'nda yaklaşık 45 bin sporcunun parkurda yer alması beklenirken, elit kategoride 6'sı tempocu olmak üzere 28 erkek ve 19 kadın atlet mücadele edecek.
5 KATEGORİDE KOŞULUYOR
• 42K Maraton
• 15K Koşusu
• 8K Halk Koşusu
• Kurumsal Koşu
• Tekerlekli Sandalye Kategorisi
Geçtiğimiz yılın kadınlar şampiyonu olan Etiyopyalı Bizuayehu Adera Gebre ile erkekler şampiyonu Etiyopyalı Dejene Debela da unvanlarını korumak için tekrar köprüye çıkacak.
'İstanbul Maratonu'nun 42,195 km'lik tam parkurda bugüne kadar erkeklerde 11, kadınlarda ise 1 Türk atlet şampiyonluğa uzandı.
ERKEKLER
• Hasan Saylan... 1979
• Necmettin Sağlam... 1980
• Süleyman Sılacı... 1981
• İsmail Karagöz... 1982
• Mehmet Yurdadön... 1984
• Mehmet Terzi... 1985
• Hanifi Atmaca... 1986
• Ahmet Altun... 1988
• Aydın Çeken... 1989
• Gazi Aşıkoğlu... 1990
• Cihangir Demirel... 1992
KADINLAR
• Serap Aktaş... 1994
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:126
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Ekim 2026 09:18 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















