Ankara24.com
close
up
Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili. Bu

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili.

Bu konuda ne kadar mesafe katedilmiş olursa olsun, bu öyle kolay defedilecek bir bela değil. Bundan kurtulmaya çalışmak ise Müslümanlar için salt entelektüel veya akademik bir lüks değil bir varoluş meselesi. Kendimizi bildik bileli bu konular bizim için hayati meseleler. Kendimizi nasıl bildiğimiz ve gördüğümüz, I. Dünya savaşından sonra bütün İslam dünyasının maruz kaldığı sömürge durumu ve ondan kurtuluş mücadelesi. Bu, basitçe herhangi bir ülkenin kendi iç tarihiyle tüketilecek, o tarih içinde araçsallaşıp kuşatılacak bir mevzu değil. Müslümanların en temel durumu. Uzaktan bakıldığında böyle mi görülüyor bilemiyoruz, ama bunu böyle görenlerin biraz samimiyeti varsa biraz daha yaklaşmalarını öneririz.

Geçtiğimiz günlerde Birikim’in internet sitesinde Tunahan Yıldız imzasıyla yayınlanan bir yazı sayesinde İslamcıların sömürgesizleşme literatürüne olan ilgisi hakkında belli bir kesimde birikmiş epey bir ağrısının varlığına muttali olduk. Doğrusu bunu hiç bilmiyor ve fark etmiyor değildik ama bunun etrafında bu kadar çok lafın birikmiş olduğunu, Yıldız’ın atıf yaptığı yazılar sayesinde fark ettim diyelim.

Yazıların toplamından, sanki dekolonyalizm teorisi veya söylemi Müslümanların bugünkü durumundan çok önce ortaya çıkmış da İslamcılar bu söylemi kendi iktidarları için “araçsallaştırarak” sarılmış gibi neresinden bakarsanız tuhaf gelen bir yaklaşım öne çıkıyor.

Bu yaklaşıma karşı ilk not edilmesi gereken nokta dekolonyalizm teorileri veya akademik söylemlerinin Müslümanların sömürgeleşme gerçeğinden ve buna karşı dünyanın her yanında verrdikleri sayısız mücadele hareketlerinden çok sonra oluşmuş olması. Buna mukabil Müslümanların kolonyalizmle ilgili hoşnutsuzluklarının, meselelerinin çok daha eski ve köklü olduğunu bilmeyenlerin dekolonyalizm ilgilerinin de giderek bir kolonyal avuntuya dönüştüğü bizim burdan çok net görünüyor.

Yıldız’ın yazısını ve atıf yaptığı bazı yazıları okurken zaman zaman kendinizi akademik bir makale değil de, adeta “Dekolonyalizmle Mücadele Şube Müdürlüğü”nün hazırladığı titiz bir istihbarat raporunu okuyor gibi hissediyorsunuz. Kim hangi tarihte Said okumuş, kim Fanon çevirmiş, kim hangi kavramı hangi yazıda kullanmış, bilahare bugün hangi kuruma gelmiş… Büyük bir dikkat, büyük bir hassasiyet. Ama sanki İslamcıların dekolonyalizmle ilgileri kendi gerçekleriyle ilgisizmiş gibi ve sanki eşit rakipleriyle iktidara yürürken kullandıkları veya daha teknik tabirle sadece “araçsallaştırdıkları” mevzulardan bir mevzuymuş gibi.

Tabi burada daha ironik olan şey Postkolonyal teori söz konusu olduğunda Batılı akademisyenlerin veya Türkiye’de bu teoriye ilgi duyan sol kesimin yaptığı her şey “eleştirel teori”, Müslümanların yaptığı şeyin ise birden “araçsallaştırma” oluvermesi. Fanon devrim çağrısı yaptığında entelektüel cesaret, Said Filistin için konuştuğunda kamusal teori, Latin Amerikalılar epistemik sömürgecilik dediğinde dekolonyal bilinç… Ama sıra Türkiye’de muhafazakârların veya İslamcıların aynı teorileri kendi tarihsel deneyimleriyle ilişkilendirmesine gelince birden ortamda hafif bir panik havası oluşuyor: “Bir dakika, siz bunları nasıl kullanırsınız?”

Burada alarm zilini kastıran duyar çok açık tabi: Sorun teorinin “kullanılması” veya yanlış kullanılması değil, teoriyi kimin “kullanıyor” olduğu. Her durumda teoriyle ilişki bir “kullanma” ilişkisidir çünkü.

Sadece bu bakış bile temellük edilmiş bir “eleştirelliğin” nasıl bir kullanım meselesi olduğunu açığa vuruyor aslında. Oysa Müslümanlar şu veya bu teoriyi kullanma ihtiyacı duyuyor mu gerçekten? Koca bir İslam dünyasının1918 yılından itibaren maruz kalmış olduğu sömürge meselesi sadece entelektüel, akademik bir ilgi veya tapulu bir “mülk” meselesi midir? Müslümanlar için varoluş ve doğrudan “işgal” meselesi olan şey bugün Türkiye’de eleştirellik üzerinde bir kadastro oluşturmaya çalışan bazı çevreler için keyfe-keder bir entelektüel mesele olabilir ama Müslümanlar için gerçek bir meseledir. Bunu bilmiyor olmaları da onların meselesi olsun.

Tabi Müslümanların bir varoluş meselesi olarak hissettikleri ve 120 yıldır yaşadıkları şeye karşı hissedilen şey teorik bir eleştiriden çok, kültürel bir şaşkınlık ve sınıfsal bir huzursuzluk. Hani eskiden çevreden merkeze doğru konuşması beklenen insanlar vardı ya… Onların birdenbire Heidegger, Said, Fanon, Asad, Mignolo konuşmaya başlaması bazı çevrelerde hâlâ hafif bir “sonradan görmelik” hissi uyandırıyor. Mücahit Bilici’nin “dost-Kemalist iğrenti” dediği şey tam da burada devreye giriyor galiba. Yani problem yalnızca postkolonyal teori değil; o teorinin artık başörtülü, muhafazakâr, Anadolu kökenli veya İslamcı bir entelektüel dilin parçası haline gelmesi.

Oysa burada gözden kaçırılan çok temel bir şey var: Postkolonyalizm Müslümanlar için hiçbir zaman sadece akademik bir uğraş olmadı.

Bu insanlar Said’i bir seminer modası olduğu için okumadılar. Fanon’u doktora jürilerinde hava atmak için keşfetmediler. Esasen Said’in dediğinden fazlasını Mehmet Akif Ersoy veya Mevlana ebu’l Kelam Azad veya Mevdudi söyledi zaten. Fanon’un söylediğinden çok daha fazlasını ve çok daha ilerisini ve etkilisini de Seyyid Kutup ve Ali Şeriati söyledi. Tabi orada zaten mündemiç olan bir Modernleşme sürecinde bizzat aşağılanmış, “geri”, “irticai”, “medenileştirilmesi gereken unsur” muamelesi görmüş toplumsal kesimlerin çocukları olarak bu literatürde kendi yaşadıkları tecrübeye dair bir kavramsallaştırma da buldular.

Öyle abartılacak bir şey değil bu. Müslümanlar işlerini güçlerini bırakmış ve başka hiçbir teorik veya eleştirel mecraları kalmamış da son olarak bu söyleme sarılmış ve bunu entelektüel ilgilerinin merkezine koymuş değiller. Osmanlı’nın çöküşünden beri tamamı sömürgeleştirilmiş İslam coğrafyasında halk hareketlerinin bütün siyasi mücadelesinin hedefi sömürgeden kurtulmak (dekolonizasyon) olmuştur. Bunu bir ölçüde başarabilenler olmuştur, Türkiye büyük mesafeler katetmiştir.

Ama hala İslam dünyasının maruz olduğu en önemli sorun olmaya devam etmektedir kolonyalizm. Müslümanların dekolonizasyona karşı ilgileri basit bir entelektüel romantik ilgi değil gerçek bir ilgi ve teorisi bu şekilde akademik çevrelerde dillendirilmeden önce de bir gerçeğe dayanıyordu, hala dayanıyor. Türkiye’de AK Parti’nin 24 yıllık iktidar dönemi bile İslam dünyasının iliklerine kadar işlemiş dekolonizasyonu sağlamaya yetmemiştir. Bu yolda verdiği mücadelenin kendi sorunları da var tabi. Mücahit Bilici ona da haklı olarak dokunduruyor, ama bu, dekolonizasyon mücadelesinin gerekliliğini, haklılığını ve meşruiyetini sulandırmayı gerektiren bir şey değil.

Kısaca mesele sulandırılan şekliyle yalnızca teorik ithalat meselesi değildir. Bu, aynı zamanda yaşanmış bir kuşatılmışlık hissine karşı da bir mücadeledir.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca muhafazakâr halk kesimleri kendi ülkelerinde yer yer iç oryantalizmin nesnesi gibi yaşadılar. Bunlar çok gelip-geçmiş münferit tecrübeler değil. Adına biraz insaflı davranıp self-kolonizasyon dedik zamanında. Kılık kıyafetlerinden ibadetlerine, aksanlarından çocuk yetiştirme biçimlerine kadar sürekli “düzeltilmesi gereken” topluluklar gibi görülen Müslümanların karşısındakiler nasıl nitelenebilirlerdi?

Dolayısıyla bugün oryantalizm eleştirisi Türkiye’de yalnızca Batı’ya dönük bir eleştiri olarak değil, içeride yaşanmış bir epistemolojik tahakküm tecrübesi olarak da karşılık buluyor. Bu eleştirilerin siyasal bir dile tercüme edilmesi de bazı çevreleri asıl rahatsız eden şey bu hafızanın kendilerine tahsis edilmiş saydıkları sembolik sermayenin diliyle veya araçlarıyla ifade ediliyor olması. Burada aslında Fanon ve Said’i Müslümanlardan çok kendilerine “mülk” gibi görüyor olmanın psikolojisi ve sembolik mülkiyet rejimini sorgulamaya davet etmek gerekiyor. Neden ve nereden onların mülkü olmuş? Nereden almışlar bu entelektüel sermayenin hakkını acaba? Bir soran çıkıncaya kadar kendi kendilerine gelin güvey olma hali olmasın.

Biraz uzadı ama bitmedi, demek ki devam edeceğiz.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:121
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Mayıs 2026 04:13 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

IShowSpeed, Portekiz elenince hüngür hüngür ağladı

07 Temmuz 2026 00:26see178

Önce ağabeyini bıçakla kovaladı, sonra evi ateşe verdi Nevşehir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

07 Temmuz 2026 02:34see173

AB ye ihracatta A.TR dolaşım belgesi sistemi kullanıma sunuldu

07 Temmuz 2026 03:26see173

Milli basketbolcu Furkan Korkmaz: Bu takımın parçası olduğum için çok mutluyum

07 Temmuz 2026 00:08see172

Küba da Elektrik Kesintisi Süreci Başladı

07 Temmuz 2026 01:27see172

Portekiz de Roberto Martinez görevinden istifa etti!

07 Temmuz 2026 01:14see169

Avrupa devinde oynayan yıldız camide ezan okudu

07 Temmuz 2026 01:57see168

Geleceğin meslekleri Sözcü Gazetesi

07 Temmuz 2026 05:01see166

Hidayet Türkoğlu: Milli Takımımız çok güzel bir ivme yakaladı

07 Temmuz 2026 00:58see164

Karayip ülkesi karanlığa gömüldü! Milyonlarca insan elektriksiz kaldı

07 Temmuz 2026 02:24see163

Belçika dan Balogun kararı! ABD Federasyonu na bildirdiler

07 Temmuz 2026 01:01see162

İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi Ürdün ile yaptığı su anlaşmasını yenilemeyecek

07 Temmuz 2026 00:03see162

Nelson Semedo: Bu bir başarısızlık değil

07 Temmuz 2026 05:33see161

İstanbul Tiyatro Festivali nde iki yeni oyun

07 Temmuz 2026 00:06see160

Nevşehir de tartıştığı ağabeyinin evini ateşe verdi Son dakika haberleri

07 Temmuz 2026 04:05see154

Ronaldo son maçında rekor kırdı! Gözyaşları içinde veda etti

07 Temmuz 2026 00:29see153

NATO zirvesi kapalı yollar listesi: Ankara da NATO Zirvesi nedeniyle hangi yollar kapalı olacak? İşte alternatif yol güzergahları

07 Temmuz 2026 00:12see152

Türk füzesi komşuyu panikletti! Ölümcül bir tehdit

07 Temmuz 2026 00:29see138

Quaresma çılgına döndü! Canlı yayında milli takım hocasını topa tuttu

07 Temmuz 2026 02:27see136

Ankara daki kritik NATO Zirvesi... Türk Telekom CEO su Şahin: Tüm süreci anbean takip ediyoruz

06 Temmuz 2026 21:36see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları