Ankara24.com
close
up
Menu

Fransa, 15 dakikada Belçika yı dağıttı Sözcü Gazetesi

BM, Batı Şeria da zeytin hasadı sezonunda saldırıların arttığı uyarısında bulundu

Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen in de aralarında bulunduğu 13 şüpheli tutuklandı

Fon soruşturmasında dev virman tablosu! Toplam transfer miktarı 3 milyar TL’yi aştı

Ümit Milli Takım, Macaristan ile berabere kaldı!

Yer: Ankara! Otelin 6. katından otomobilin üstüne düşen kadın ağır yaralandı

Trump tan İran mesajı: Bu işi bitirmemiz gerekiyor

Çirkin neden final yapıyor, dizi bitti mi? Kadir ve Meryem’in hikâyesi nasıl bitti? Son Haberler

Enflasyonda 5 yıl sonra bir ilk! Gözler şimdi Merkez Bankası nın kararında!

Birlikte alkol aldığı arkadaşını bıçakladı

Altın ve petrol fiyatlarında ibre tersine döndü! Kritik sınır aşıldı!

İstanbul Valiliği 9 aylık suç bilançosunu açıkladı! Cinayetten yağmaya, orman yangınlarından yasa dışı göçe...

CANLI İZLE Romanya İsveç maçı! Uluslar Ligi nde büyük heyecan...

80 yıl sonra ABD de bir ilk! Kurşuna dizilecek

Meloni, yapay zeka klonlamasına karşı sesinin telif hakkını almak istiyor

İdam edildikten sonra hayatta kalan kadının bilinci açıldı Sözcü Gazetesi

Şebnem Bozoklu 1 yılda 20 kilo verdi! Zayıflama sırrını anlattı

TÜRSAB dan Meclis e çağrı: Turizmi yabancılara teslim etmeyin!

IMF, serbest yatırım fonlarının küresel piyasalardaki artan önemi ve risklerine dikkati çekti

Formula 1 in ardından İstanbul a iki dev organizasyon daha

Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili. Bu

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili.

Bu konuda ne kadar mesafe katedilmiş olursa olsun, bu öyle kolay defedilecek bir bela değil. Bundan kurtulmaya çalışmak ise Müslümanlar için salt entelektüel veya akademik bir lüks değil bir varoluş meselesi. Kendimizi bildik bileli bu konular bizim için hayati meseleler. Kendimizi nasıl bildiğimiz ve gördüğümüz, I. Dünya savaşından sonra bütün İslam dünyasının maruz kaldığı sömürge durumu ve ondan kurtuluş mücadelesi. Bu, basitçe herhangi bir ülkenin kendi iç tarihiyle tüketilecek, o tarih içinde araçsallaşıp kuşatılacak bir mevzu değil. Müslümanların en temel durumu. Uzaktan bakıldığında böyle mi görülüyor bilemiyoruz, ama bunu böyle görenlerin biraz samimiyeti varsa biraz daha yaklaşmalarını öneririz.

Geçtiğimiz günlerde Birikim’in internet sitesinde Tunahan Yıldız imzasıyla yayınlanan bir yazı sayesinde İslamcıların sömürgesizleşme literatürüne olan ilgisi hakkında belli bir kesimde birikmiş epey bir ağrısının varlığına muttali olduk. Doğrusu bunu hiç bilmiyor ve fark etmiyor değildik ama bunun etrafında bu kadar çok lafın birikmiş olduğunu, Yıldız’ın atıf yaptığı yazılar sayesinde fark ettim diyelim.

Yazıların toplamından, sanki dekolonyalizm teorisi veya söylemi Müslümanların bugünkü durumundan çok önce ortaya çıkmış da İslamcılar bu söylemi kendi iktidarları için “araçsallaştırarak” sarılmış gibi neresinden bakarsanız tuhaf gelen bir yaklaşım öne çıkıyor.

Bu yaklaşıma karşı ilk not edilmesi gereken nokta dekolonyalizm teorileri veya akademik söylemlerinin Müslümanların sömürgeleşme gerçeğinden ve buna karşı dünyanın her yanında verrdikleri sayısız mücadele hareketlerinden çok sonra oluşmuş olması. Buna mukabil Müslümanların kolonyalizmle ilgili hoşnutsuzluklarının, meselelerinin çok daha eski ve köklü olduğunu bilmeyenlerin dekolonyalizm ilgilerinin de giderek bir kolonyal avuntuya dönüştüğü bizim burdan çok net görünüyor.

Yıldız’ın yazısını ve atıf yaptığı bazı yazıları okurken zaman zaman kendinizi akademik bir makale değil de, adeta “Dekolonyalizmle Mücadele Şube Müdürlüğü”nün hazırladığı titiz bir istihbarat raporunu okuyor gibi hissediyorsunuz. Kim hangi tarihte Said okumuş, kim Fanon çevirmiş, kim hangi kavramı hangi yazıda kullanmış, bilahare bugün hangi kuruma gelmiş… Büyük bir dikkat, büyük bir hassasiyet. Ama sanki İslamcıların dekolonyalizmle ilgileri kendi gerçekleriyle ilgisizmiş gibi ve sanki eşit rakipleriyle iktidara yürürken kullandıkları veya daha teknik tabirle sadece “araçsallaştırdıkları” mevzulardan bir mevzuymuş gibi.

Tabi burada daha ironik olan şey Postkolonyal teori söz konusu olduğunda Batılı akademisyenlerin veya Türkiye’de bu teoriye ilgi duyan sol kesimin yaptığı her şey “eleştirel teori”, Müslümanların yaptığı şeyin ise birden “araçsallaştırma” oluvermesi. Fanon devrim çağrısı yaptığında entelektüel cesaret, Said Filistin için konuştuğunda kamusal teori, Latin Amerikalılar epistemik sömürgecilik dediğinde dekolonyal bilinç… Ama sıra Türkiye’de muhafazakârların veya İslamcıların aynı teorileri kendi tarihsel deneyimleriyle ilişkilendirmesine gelince birden ortamda hafif bir panik havası oluşuyor: “Bir dakika, siz bunları nasıl kullanırsınız?”

Burada alarm zilini kastıran duyar çok açık tabi: Sorun teorinin “kullanılması” veya yanlış kullanılması değil, teoriyi kimin “kullanıyor” olduğu. Her durumda teoriyle ilişki bir “kullanma” ilişkisidir çünkü.

Sadece bu bakış bile temellük edilmiş bir “eleştirelliğin” nasıl bir kullanım meselesi olduğunu açığa vuruyor aslında. Oysa Müslümanlar şu veya bu teoriyi kullanma ihtiyacı duyuyor mu gerçekten? Koca bir İslam dünyasının1918 yılından itibaren maruz kalmış olduğu sömürge meselesi sadece entelektüel, akademik bir ilgi veya tapulu bir “mülk” meselesi midir? Müslümanlar için varoluş ve doğrudan “işgal” meselesi olan şey bugün Türkiye’de eleştirellik üzerinde bir kadastro oluşturmaya çalışan bazı çevreler için keyfe-keder bir entelektüel mesele olabilir ama Müslümanlar için gerçek bir meseledir. Bunu bilmiyor olmaları da onların meselesi olsun.

Tabi Müslümanların bir varoluş meselesi olarak hissettikleri ve 120 yıldır yaşadıkları şeye karşı hissedilen şey teorik bir eleştiriden çok, kültürel bir şaşkınlık ve sınıfsal bir huzursuzluk. Hani eskiden çevreden merkeze doğru konuşması beklenen insanlar vardı ya… Onların birdenbire Heidegger, Said, Fanon, Asad, Mignolo konuşmaya başlaması bazı çevrelerde hâlâ hafif bir “sonradan görmelik” hissi uyandırıyor. Mücahit Bilici’nin “dost-Kemalist iğrenti” dediği şey tam da burada devreye giriyor galiba. Yani problem yalnızca postkolonyal teori değil; o teorinin artık başörtülü, muhafazakâr, Anadolu kökenli veya İslamcı bir entelektüel dilin parçası haline gelmesi.

Oysa burada gözden kaçırılan çok temel bir şey var: Postkolonyalizm Müslümanlar için hiçbir zaman sadece akademik bir uğraş olmadı.

Bu insanlar Said’i bir seminer modası olduğu için okumadılar. Fanon’u doktora jürilerinde hava atmak için keşfetmediler. Esasen Said’in dediğinden fazlasını Mehmet Akif Ersoy veya Mevlana ebu’l Kelam Azad veya Mevdudi söyledi zaten. Fanon’un söylediğinden çok daha fazlasını ve çok daha ilerisini ve etkilisini de Seyyid Kutup ve Ali Şeriati söyledi. Tabi orada zaten mündemiç olan bir Modernleşme sürecinde bizzat aşağılanmış, “geri”, “irticai”, “medenileştirilmesi gereken unsur” muamelesi görmüş toplumsal kesimlerin çocukları olarak bu literatürde kendi yaşadıkları tecrübeye dair bir kavramsallaştırma da buldular.

Öyle abartılacak bir şey değil bu. Müslümanlar işlerini güçlerini bırakmış ve başka hiçbir teorik veya eleştirel mecraları kalmamış da son olarak bu söyleme sarılmış ve bunu entelektüel ilgilerinin merkezine koymuş değiller. Osmanlı’nın çöküşünden beri tamamı sömürgeleştirilmiş İslam coğrafyasında halk hareketlerinin bütün siyasi mücadelesinin hedefi sömürgeden kurtulmak (dekolonizasyon) olmuştur. Bunu bir ölçüde başarabilenler olmuştur, Türkiye büyük mesafeler katetmiştir.

Ama hala İslam dünyasının maruz olduğu en önemli sorun olmaya devam etmektedir kolonyalizm. Müslümanların dekolonizasyona karşı ilgileri basit bir entelektüel romantik ilgi değil gerçek bir ilgi ve teorisi bu şekilde akademik çevrelerde dillendirilmeden önce de bir gerçeğe dayanıyordu, hala dayanıyor. Türkiye’de AK Parti’nin 24 yıllık iktidar dönemi bile İslam dünyasının iliklerine kadar işlemiş dekolonizasyonu sağlamaya yetmemiştir. Bu yolda verdiği mücadelenin kendi sorunları da var tabi. Mücahit Bilici ona da haklı olarak dokunduruyor, ama bu, dekolonizasyon mücadelesinin gerekliliğini, haklılığını ve meşruiyetini sulandırmayı gerektiren bir şey değil.

Kısaca mesele sulandırılan şekliyle yalnızca teorik ithalat meselesi değildir. Bu, aynı zamanda yaşanmış bir kuşatılmışlık hissine karşı da bir mücadeledir.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca muhafazakâr halk kesimleri kendi ülkelerinde yer yer iç oryantalizmin nesnesi gibi yaşadılar. Bunlar çok gelip-geçmiş münferit tecrübeler değil. Adına biraz insaflı davranıp self-kolonizasyon dedik zamanında. Kılık kıyafetlerinden ibadetlerine, aksanlarından çocuk yetiştirme biçimlerine kadar sürekli “düzeltilmesi gereken” topluluklar gibi görülen Müslümanların karşısındakiler nasıl nitelenebilirlerdi?

Dolayısıyla bugün oryantalizm eleştirisi Türkiye’de yalnızca Batı’ya dönük bir eleştiri olarak değil, içeride yaşanmış bir epistemolojik tahakküm tecrübesi olarak da karşılık buluyor. Bu eleştirilerin siyasal bir dile tercüme edilmesi de bazı çevreleri asıl rahatsız eden şey bu hafızanın kendilerine tahsis edilmiş saydıkları sembolik sermayenin diliyle veya araçlarıyla ifade ediliyor olması. Burada aslında Fanon ve Said’i Müslümanlardan çok kendilerine “mülk” gibi görüyor olmanın psikolojisi ve sembolik mülkiyet rejimini sorgulamaya davet etmek gerekiyor. Neden ve nereden onların mülkü olmuş? Nereden almışlar bu entelektüel sermayenin hakkını acaba? Bir soran çıkıncaya kadar kendi kendilerine gelin güvey olma hali olmasın.

Biraz uzadı ama bitmedi, demek ki devam edeceğiz.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:148
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Mayıs 2026 04:13 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Fransa, 15 dakikada Belçika yı dağıttı Sözcü Gazetesi

06 Ekim 2026 00:51see186

BM, Batı Şeria da zeytin hasadı sezonunda saldırıların arttığı uyarısında bulundu

06 Ekim 2026 00:03see168

Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen in de aralarında bulunduğu 13 şüpheli tutuklandı

06 Ekim 2026 04:19see167

Fon soruşturmasında dev virman tablosu! Toplam transfer miktarı 3 milyar TL’yi aştı

05 Ekim 2026 19:16see155

Ümit Milli Takım, Macaristan ile berabere kaldı!

07 Ekim 2026 00:41see147

Yer: Ankara! Otelin 6. katından otomobilin üstüne düşen kadın ağır yaralandı

05 Ekim 2026 19:54see147

Trump tan İran mesajı: Bu işi bitirmemiz gerekiyor

07 Ekim 2026 00:58see147

Çirkin neden final yapıyor, dizi bitti mi? Kadir ve Meryem’in hikâyesi nasıl bitti? Son Haberler

05 Ekim 2026 14:28see145

Enflasyonda 5 yıl sonra bir ilk! Gözler şimdi Merkez Bankası nın kararında!

05 Ekim 2026 11:59see144

Birlikte alkol aldığı arkadaşını bıçakladı

07 Ekim 2026 01:21see144

Altın ve petrol fiyatlarında ibre tersine döndü! Kritik sınır aşıldı!

05 Ekim 2026 08:25see143

İstanbul Valiliği 9 aylık suç bilançosunu açıkladı! Cinayetten yağmaya, orman yangınlarından yasa dışı göçe...

05 Ekim 2026 11:53see143

CANLI İZLE Romanya İsveç maçı! Uluslar Ligi nde büyük heyecan...

05 Ekim 2026 20:20see143

80 yıl sonra ABD de bir ilk! Kurşuna dizilecek

06 Ekim 2026 13:44see142

Meloni, yapay zeka klonlamasına karşı sesinin telif hakkını almak istiyor

06 Ekim 2026 01:20see141

İdam edildikten sonra hayatta kalan kadının bilinci açıldı Sözcü Gazetesi

07 Ekim 2026 00:54see141

Şebnem Bozoklu 1 yılda 20 kilo verdi! Zayıflama sırrını anlattı

05 Ekim 2026 17:52see141

TÜRSAB dan Meclis e çağrı: Turizmi yabancılara teslim etmeyin!

05 Ekim 2026 17:42see141

IMF, serbest yatırım fonlarının küresel piyasalardaki artan önemi ve risklerine dikkati çekti

06 Ekim 2026 20:37see140

Formula 1 in ardından İstanbul a iki dev organizasyon daha

05 Ekim 2026 22:33see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları