Ankara24.com
close
up
Menu

Avrupa’nın stratejik şaşılığı ve Türkiye’nin sabrı Nur Özkan Erbay

ABD den Filistin Özel Raportörü Albanese ile ilgili karar

Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan ünlüler sağlık kontrolünden geçirildi

Dört günlük şölen başladı! Dünya kültürleri Etnospor da bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES 2026 Tatbikatında ASELSAN’ın oyun değiştirici sistemlerini inceledi

Bakan Yumaklı: Çalışmalarımızı mesai mefhumu gözetmeksizin sürdürüyoruz

Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması: 1 şüpheliye tutuklama istemi Türkiye Haberleri

Mutlak Butlan ile İstanbul il yönetimi de düştü

Sağlık Bakanlığından Muğla daki ikiz bebeklerle ilgili açıklama

TEİS ten internetten kontrolsüz sağlık ürünü satışları için uyarı Ankara Haberleri

Gazprom alarm verdi: Avrupa nın doğal gaz depolarındaki doluluk tarihi düşük seviyede Dünya Haberleri

Kadın hakimin uyuşturucu test sonucu pozitif çıktı! “Uyuşturucu parası yaz aşkım...” Dikkat çeken detaylar

Malatya 5.6 ile sallandı Gündem Haberleri

CHP Genel Merkezi nde TVNET ekibine müdahale VİDEO İZLE

Ahu Tuğba nın kızı Anjelik Calvin den miras açıklaması: 5 kişiye yeter Magazin haberleri

Bakan Fidan:Küresel Sumud Filosu’na gerçekleştirilen müdahale sonucunda alıkonulan vatandaşlarımızın ülkemize sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz

Düzce de jandarmadan uyuşturucu operasyonu: Evini iklimlendirme sistemiyle seraya çevirmiş VİDEO İZLE

Düzce’de huzurevinde yangın

Doğru portföy nasıl oluşturulur? Uzmanlar, borsada kazandıracak sektörleri açıkladı!

Mutlak butlan kararı dünya basınında

Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Sömürgesizleşme de bir mülk oldu ya! Daha neler göreceğiz? Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili. Bu

Geçtiğimiz hafta biri dekolonyalizmle (sömürgesizleşme) ilgili diğeri belki aynı konunun bir başka veçhesi olarak oksidentalizm (Batıbilimi) ile ilgili iki ayrı konferansa dair izlenimlerimi aktardım. İki konferans dolayısıyla bu iki yazının arka arkaya gelmiş olması aslında tam bir tevafuk. Birbirini tamamlayan konular çünkü. Bu konulara olan ilgimiz elbette her zaman baki, ne de olsa bugün genelde İslam dünyasının özelde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bir boyutu kolonyalizmle ilgili.

Bu konuda ne kadar mesafe katedilmiş olursa olsun, bu öyle kolay defedilecek bir bela değil. Bundan kurtulmaya çalışmak ise Müslümanlar için salt entelektüel veya akademik bir lüks değil bir varoluş meselesi. Kendimizi bildik bileli bu konular bizim için hayati meseleler. Kendimizi nasıl bildiğimiz ve gördüğümüz, I. Dünya savaşından sonra bütün İslam dünyasının maruz kaldığı sömürge durumu ve ondan kurtuluş mücadelesi. Bu, basitçe herhangi bir ülkenin kendi iç tarihiyle tüketilecek, o tarih içinde araçsallaşıp kuşatılacak bir mevzu değil. Müslümanların en temel durumu. Uzaktan bakıldığında böyle mi görülüyor bilemiyoruz, ama bunu böyle görenlerin biraz samimiyeti varsa biraz daha yaklaşmalarını öneririz.

Geçtiğimiz günlerde Birikim’in internet sitesinde Tunahan Yıldız imzasıyla yayınlanan bir yazı sayesinde İslamcıların sömürgesizleşme literatürüne olan ilgisi hakkında belli bir kesimde birikmiş epey bir ağrısının varlığına muttali olduk. Doğrusu bunu hiç bilmiyor ve fark etmiyor değildik ama bunun etrafında bu kadar çok lafın birikmiş olduğunu, Yıldız’ın atıf yaptığı yazılar sayesinde fark ettim diyelim.

Yazıların toplamından, sanki dekolonyalizm teorisi veya söylemi Müslümanların bugünkü durumundan çok önce ortaya çıkmış da İslamcılar bu söylemi kendi iktidarları için “araçsallaştırarak” sarılmış gibi neresinden bakarsanız tuhaf gelen bir yaklaşım öne çıkıyor.

Bu yaklaşıma karşı ilk not edilmesi gereken nokta dekolonyalizm teorileri veya akademik söylemlerinin Müslümanların sömürgeleşme gerçeğinden ve buna karşı dünyanın her yanında verrdikleri sayısız mücadele hareketlerinden çok sonra oluşmuş olması. Buna mukabil Müslümanların kolonyalizmle ilgili hoşnutsuzluklarının, meselelerinin çok daha eski ve köklü olduğunu bilmeyenlerin dekolonyalizm ilgilerinin de giderek bir kolonyal avuntuya dönüştüğü bizim burdan çok net görünüyor.

Yıldız’ın yazısını ve atıf yaptığı bazı yazıları okurken zaman zaman kendinizi akademik bir makale değil de, adeta “Dekolonyalizmle Mücadele Şube Müdürlüğü”nün hazırladığı titiz bir istihbarat raporunu okuyor gibi hissediyorsunuz. Kim hangi tarihte Said okumuş, kim Fanon çevirmiş, kim hangi kavramı hangi yazıda kullanmış, bilahare bugün hangi kuruma gelmiş… Büyük bir dikkat, büyük bir hassasiyet. Ama sanki İslamcıların dekolonyalizmle ilgileri kendi gerçekleriyle ilgisizmiş gibi ve sanki eşit rakipleriyle iktidara yürürken kullandıkları veya daha teknik tabirle sadece “araçsallaştırdıkları” mevzulardan bir mevzuymuş gibi.

Tabi burada daha ironik olan şey Postkolonyal teori söz konusu olduğunda Batılı akademisyenlerin veya Türkiye’de bu teoriye ilgi duyan sol kesimin yaptığı her şey “eleştirel teori”, Müslümanların yaptığı şeyin ise birden “araçsallaştırma” oluvermesi. Fanon devrim çağrısı yaptığında entelektüel cesaret, Said Filistin için konuştuğunda kamusal teori, Latin Amerikalılar epistemik sömürgecilik dediğinde dekolonyal bilinç… Ama sıra Türkiye’de muhafazakârların veya İslamcıların aynı teorileri kendi tarihsel deneyimleriyle ilişkilendirmesine gelince birden ortamda hafif bir panik havası oluşuyor: “Bir dakika, siz bunları nasıl kullanırsınız?”

Burada alarm zilini kastıran duyar çok açık tabi: Sorun teorinin “kullanılması” veya yanlış kullanılması değil, teoriyi kimin “kullanıyor” olduğu. Her durumda teoriyle ilişki bir “kullanma” ilişkisidir çünkü.

Sadece bu bakış bile temellük edilmiş bir “eleştirelliğin” nasıl bir kullanım meselesi olduğunu açığa vuruyor aslında. Oysa Müslümanlar şu veya bu teoriyi kullanma ihtiyacı duyuyor mu gerçekten? Koca bir İslam dünyasının1918 yılından itibaren maruz kalmış olduğu sömürge meselesi sadece entelektüel, akademik bir ilgi veya tapulu bir “mülk” meselesi midir? Müslümanlar için varoluş ve doğrudan “işgal” meselesi olan şey bugün Türkiye’de eleştirellik üzerinde bir kadastro oluşturmaya çalışan bazı çevreler için keyfe-keder bir entelektüel mesele olabilir ama Müslümanlar için gerçek bir meseledir. Bunu bilmiyor olmaları da onların meselesi olsun.

Tabi Müslümanların bir varoluş meselesi olarak hissettikleri ve 120 yıldır yaşadıkları şeye karşı hissedilen şey teorik bir eleştiriden çok, kültürel bir şaşkınlık ve sınıfsal bir huzursuzluk. Hani eskiden çevreden merkeze doğru konuşması beklenen insanlar vardı ya… Onların birdenbire Heidegger, Said, Fanon, Asad, Mignolo konuşmaya başlaması bazı çevrelerde hâlâ hafif bir “sonradan görmelik” hissi uyandırıyor. Mücahit Bilici’nin “dost-Kemalist iğrenti” dediği şey tam da burada devreye giriyor galiba. Yani problem yalnızca postkolonyal teori değil; o teorinin artık başörtülü, muhafazakâr, Anadolu kökenli veya İslamcı bir entelektüel dilin parçası haline gelmesi.

Oysa burada gözden kaçırılan çok temel bir şey var: Postkolonyalizm Müslümanlar için hiçbir zaman sadece akademik bir uğraş olmadı.

Bu insanlar Said’i bir seminer modası olduğu için okumadılar. Fanon’u doktora jürilerinde hava atmak için keşfetmediler. Esasen Said’in dediğinden fazlasını Mehmet Akif Ersoy veya Mevlana ebu’l Kelam Azad veya Mevdudi söyledi zaten. Fanon’un söylediğinden çok daha fazlasını ve çok daha ilerisini ve etkilisini de Seyyid Kutup ve Ali Şeriati söyledi. Tabi orada zaten mündemiç olan bir Modernleşme sürecinde bizzat aşağılanmış, “geri”, “irticai”, “medenileştirilmesi gereken unsur” muamelesi görmüş toplumsal kesimlerin çocukları olarak bu literatürde kendi yaşadıkları tecrübeye dair bir kavramsallaştırma da buldular.

Öyle abartılacak bir şey değil bu. Müslümanlar işlerini güçlerini bırakmış ve başka hiçbir teorik veya eleştirel mecraları kalmamış da son olarak bu söyleme sarılmış ve bunu entelektüel ilgilerinin merkezine koymuş değiller. Osmanlı’nın çöküşünden beri tamamı sömürgeleştirilmiş İslam coğrafyasında halk hareketlerinin bütün siyasi mücadelesinin hedefi sömürgeden kurtulmak (dekolonizasyon) olmuştur. Bunu bir ölçüde başarabilenler olmuştur, Türkiye büyük mesafeler katetmiştir.

Ama hala İslam dünyasının maruz olduğu en önemli sorun olmaya devam etmektedir kolonyalizm. Müslümanların dekolonizasyona karşı ilgileri basit bir entelektüel romantik ilgi değil gerçek bir ilgi ve teorisi bu şekilde akademik çevrelerde dillendirilmeden önce de bir gerçeğe dayanıyordu, hala dayanıyor. Türkiye’de AK Parti’nin 24 yıllık iktidar dönemi bile İslam dünyasının iliklerine kadar işlemiş dekolonizasyonu sağlamaya yetmemiştir. Bu yolda verdiği mücadelenin kendi sorunları da var tabi. Mücahit Bilici ona da haklı olarak dokunduruyor, ama bu, dekolonizasyon mücadelesinin gerekliliğini, haklılığını ve meşruiyetini sulandırmayı gerektiren bir şey değil.

Kısaca mesele sulandırılan şekliyle yalnızca teorik ithalat meselesi değildir. Bu, aynı zamanda yaşanmış bir kuşatılmışlık hissine karşı da bir mücadeledir.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca muhafazakâr halk kesimleri kendi ülkelerinde yer yer iç oryantalizmin nesnesi gibi yaşadılar. Bunlar çok gelip-geçmiş münferit tecrübeler değil. Adına biraz insaflı davranıp self-kolonizasyon dedik zamanında. Kılık kıyafetlerinden ibadetlerine, aksanlarından çocuk yetiştirme biçimlerine kadar sürekli “düzeltilmesi gereken” topluluklar gibi görülen Müslümanların karşısındakiler nasıl nitelenebilirlerdi?

Dolayısıyla bugün oryantalizm eleştirisi Türkiye’de yalnızca Batı’ya dönük bir eleştiri olarak değil, içeride yaşanmış bir epistemolojik tahakküm tecrübesi olarak da karşılık buluyor. Bu eleştirilerin siyasal bir dile tercüme edilmesi de bazı çevreleri asıl rahatsız eden şey bu hafızanın kendilerine tahsis edilmiş saydıkları sembolik sermayenin diliyle veya araçlarıyla ifade ediliyor olması. Burada aslında Fanon ve Said’i Müslümanlardan çok kendilerine “mülk” gibi görüyor olmanın psikolojisi ve sembolik mülkiyet rejimini sorgulamaya davet etmek gerekiyor. Neden ve nereden onların mülkü olmuş? Nereden almışlar bu entelektüel sermayenin hakkını acaba? Bir soran çıkıncaya kadar kendi kendilerine gelin güvey olma hali olmasın.

Biraz uzadı ama bitmedi, demek ki devam edeceğiz.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:92
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Mayıs 2026 04:13 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Avrupa’nın stratejik şaşılığı ve Türkiye’nin sabrı Nur Özkan Erbay

21 Mayıs 2026 04:27see161

ABD den Filistin Özel Raportörü Albanese ile ilgili karar

21 Mayıs 2026 04:28see144

Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan ünlüler sağlık kontrolünden geçirildi

21 Mayıs 2026 19:15see140

Dört günlük şölen başladı! Dünya kültürleri Etnospor da bir araya geldi

21 Mayıs 2026 19:07see140

Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES 2026 Tatbikatında ASELSAN’ın oyun değiştirici sistemlerini inceledi

21 Mayıs 2026 18:11see137

Bakan Yumaklı: Çalışmalarımızı mesai mefhumu gözetmeksizin sürdürüyoruz

22 Mayıs 2026 00:03see137

Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması: 1 şüpheliye tutuklama istemi Türkiye Haberleri

22 Mayıs 2026 00:23see136

Mutlak Butlan ile İstanbul il yönetimi de düştü

21 Mayıs 2026 19:13see134

Sağlık Bakanlığından Muğla daki ikiz bebeklerle ilgili açıklama

21 Mayıs 2026 19:52see133

TEİS ten internetten kontrolsüz sağlık ürünü satışları için uyarı Ankara Haberleri

21 Mayıs 2026 14:47see133

Gazprom alarm verdi: Avrupa nın doğal gaz depolarındaki doluluk tarihi düşük seviyede Dünya Haberleri

21 Mayıs 2026 17:19see132

Kadın hakimin uyuşturucu test sonucu pozitif çıktı! “Uyuşturucu parası yaz aşkım...” Dikkat çeken detaylar

21 Mayıs 2026 15:58see130

Malatya 5.6 ile sallandı Gündem Haberleri

21 Mayıs 2026 05:25see127

CHP Genel Merkezi nde TVNET ekibine müdahale VİDEO İZLE

21 Mayıs 2026 19:34see127

Ahu Tuğba nın kızı Anjelik Calvin den miras açıklaması: 5 kişiye yeter Magazin haberleri

21 Mayıs 2026 15:57see127

Bakan Fidan:Küresel Sumud Filosu’na gerçekleştirilen müdahale sonucunda alıkonulan vatandaşlarımızın ülkemize sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz

21 Mayıs 2026 11:26see126

Düzce de jandarmadan uyuşturucu operasyonu: Evini iklimlendirme sistemiyle seraya çevirmiş VİDEO İZLE

22 Mayıs 2026 00:40see126

Düzce’de huzurevinde yangın

21 Mayıs 2026 04:59see125

Doğru portföy nasıl oluşturulur? Uzmanlar, borsada kazandıracak sektörleri açıkladı!

21 Mayıs 2026 18:53see124

Mutlak butlan kararı dünya basınında

21 Mayıs 2026 20:21see123
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları