Sinemanın asaleti bozulmamış serserileri
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Sinema tarihinde 1960'lı yıllara kadar olan süreçte beyazperdenin hâkimi, kusursuz yüz simetrisine sahip, saçlarından, kravatına kadar her detayı özenle hesaplanmış jönlerdi. 1960'lardan itibaren bu steril kalıpları yıkan, beyazperdeye adeta sokak dövüşünden veya otoyol kenarındaki bir bar kavgasından fırlamış gibi gelen iki devasa figür yansımaya başladı.
Biri; Atlas Okyanusu'nun ötesinde Hollywood'un güneşli bulvarlarını mesken tutan Burt Reynolds, diğeri ise Saint-Germain-des-Prés sokaklarında, Fransız Yeni Dalgası'nın rüzgarını arkasına almış 'Bebel' lakaplı Jean-Paul Belmondo...
Hayata 88 yaşında veda eden Jean Paul Belmondo (1933-2021), sinema filmi ve TV dizisi olmak üzere yaşıyla eş olan 88 yapımda rol aldı.
Farklı dilleri konuşuyor, farklı sinema ekollerinden geliyor olmalarına rağmen Burt Reynolds ile Jean-Paul Belmondo, aslında aynı ruhun okyanusun iki ayrı yakasındaki ikiziydi. Onlar, ABD ve Fransız sinemasının karizmatik, maço, fiziksel aksiyona dayalı ve mizahi 'Serseri' kalıbını zirveye taşıyan iki büyük karakterdi.
Hayatını 82 yaşında kaybeden Burt Reynolds (1936-2018) kariyeri boyunca sinema filmi ve TV dizisi olmak üzere 188 yapımda rol alırken, 15 kez yönetmen koltuğuna oturup 12 kez ise yapımcılık yaptı.
SOKAKTAN GELEN KARİZMA: ÇİRKİN-YAKIŞIKLI EKOLÜBurt Reynolds ile Jean-Paul Belmondo'nun en büyük ortak özelliği, klasik Hollywood jönü kalıplarına meydan okuyan yüz hatları ve tavırlarıydı. Belmondo, ringlerde parçalanmış kırık burnu ve boksör geçmişinden kalan hırçın hatlarıyla geldiği sinemada, kusursuzluk mitini yerle bir etti. Reynolds ise gür bıyıkları, üzerindeki o hafif dağınık ama yıkıcı maço havasıyla geleneksel erkek güzelliğinin kurallarını yeniden yazdı. İkisi de oyunculuğun sıra dışı tanımını birer karizma sembolüne dönüştürdü. Onlarınki masum bir çekicilik değil; tehlikeli olduğu bilindiği halde gözlerin alınamadığı sokak serserisi tarzı ve çiğ bir karizmaydı.
Kariyerlerinin temelinde ise aslında yeşil sahaların ve ringlerin teri yatıyordu. Jean-Paul Belmondo gençliğinde profesyonel boks yaptı. Bu sert spor hem yüz hatlarını şekillendirdi hem de ekrandaki her hamlesine otantik bir sertlik kattı. Burt Reynolds ise Florida Eyalet Üniversitesi'nde parlayan bir Amerikan futbolu yıldızıydı; ta ki ardı ardına geçirdiği ağır sakatlıklar ve bir trafik kazası yeşil sahalardaki rüyasını bitirip onu kameraların önüne atıp, oyunculuğa yöneltene kadar. Her ikisinin de sporcu geçmişleri, sadece fiziksel dayanıklılıklarını değil, aynı zamanda o rekabetçi ve dik başlı duruşlarını da beslemişti.
Burt Reynolds'ın da Jean-Paul Belmondo'nun da alametifarikası, tehlikeyle olan flörtleriydi. Filmlerindeki en tehlikeli, en ölümcül sahnelerde dublör kullanmayı ısrarla reddettiler. Belmondo; hareket halindeki trenlerin üzerine atlayarak, helikopterlerin skid'lerinden sarkarak, Paris çatılarında hiçbir güvenlik ağı olmaksızın koşturarak adeta canını ortaya koydu. Reynolds da eski bir futbolcunun atletik cesaretiyle, 'Kurtuluş' veya 'Dublörler' gibi filmlerde en ağır, en sakatlayıcı aksiyon sekanslarını bizzat üstlendi. Bu çılgınca cesaret ekolü, yıllar sonra Jackie Chan'den Tom Cruise'a kadar uzanan modern dublörsüz aksiyon zincirinin de temel taşını oluşturdu.
Burt Reynolds'un 1981 yapımı 'Yolun Sonu 55' adlı sinema filminde dublör kullanmadığı sahnelerden biri.
Ancak onları sıradan birer aksiyon kaslısından ayıran şey, bu tehlikenin tam orta yerinde izleyicilere göz kırpabilme yetenekleriydi. Ölümcül bir kovalamacanın veya patlamanın ortasında bile dördüncü duvarı yıkan, kendileriyle ve hayatla dalga geçen bir ironiye sahiptiler. Jean-Paul Belmondo'nun 'Şahane Serseri'de veya 'Çapkın Polis' filmlerindeki o muzip, komediyle harmanlanmış aksiyon dengesi, Burt Reynolds'ın 'Çılgın' ya da 'Yolun Sonu 55' serilerindeki o umursamaz, rahat ve eğlenceli tavrıyla birebir örtüştü.
Jean-Paul Belmondo'nun dublörsüz çektiği filmlerden biri de 1971 yapımı 'Hırsızlar' idi.
ALTIN KALPLİ SUÇLULARI CANLANDIRDILARAyrıca canlandırdıkları karakterler hiçbir zaman kusurlu olmayan birer mazeret abidesi değildi. Genellikle yasaların sınırında yaşayan, polisle alay eden, otoriteye başkaldıran ama dipte altın gibi bir kalbi olan hırsızlar, kaçakçılar veya başına buyruk dedektiflerdi. Jean-Paul Belmondo, 'Serseri Âşıklar'da Humphrey Bogart hayranı bir araba hırsızını canlandırırken, Burt Reynolds 'Çılgın'da eyalet sınırlarından kaçak içki taşıyan asi bir tır şoförüydi.
Jean-Paul Belmondo, 1960 yapımı 'Serseri Âşıklar'da başrolü Jean Seberg ile paylaştı.
Jean-Paul Belmondo da Burt Reynolds da 1970'ler ve 1980'lerin başında kendi ülkelerinin gişelerini elinde tutan sinemanın krallarıydı. Reynolds üst üste yıllarca Hollywood'un en çok kazandıran oyuncusu ünvanına sahip olurken, Belmondo Fransa'da adının afişe yazılmasının salonları doldurmaya yettiği bir gişe mıknatısıydı.
'Çılgın' (1977)
AŞKLAR VE HAYATIN SAHNESİJean-Paul Belmondo ile Burt Reynolds'ın sinemadaki bu asi ve dokunulmaz duruşları, özel hayatlarında da tam anlamıyla birer 'Playboy' mitine dönüştü. Reynolds'ın 1972'de Cosmopolitan dergisine verdiği o ikonik çıplak poz, popüler kültürde erkek bedeninin nesnelleştirilmesi adına devrim niteliğinde bir meydan okuma oldu.
Burt Reynolds-Sally Field
Yaşadıkları fırtınalı aşklar, evlilikler ve magazin basınının manşetlerinden inmeyen hayatları, dönemlerine damga vurdu. Burt Reynolds, 'Çılgın'da rol arkadaşı Sally Field ile uzun yıllar Hollywood'un en çok konuşulan ilişkilerinden birini yaşadı. Hayatının son yıllarında bile Field için duyduğu pişmanlığı dile getirmekten çekinmedi. 1988'de evlendiği Loni Anderson ile olan boşanma davası, ABD magazin tarihinin en pahalı ve gürültülü olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
Jean-Paul Belmondo ile Ursula Andress
Jean-Paul Belmondo da Avrupa'nın en çekici kadınlarının hayallerini süslüyordu. Özellikle ilk 'James Bond' kızı olan İsviçreli oyuncu Ursula Andress ile 1960'ların sonunda yaşadığı tutkulu aşk, kıtalar arası magazin basınının günlerce konuştuğu bir masala dönüştü. Ardından gelen Laura Antonelli ve diğer isimlerle birlikte, Belmondo ekrandaki çapkın serseri imajını gerçek hayatta da kusursuz bir şekilde yaşattı.
'Indiana Jones'u Harrison Ford canlandırdı.
Sonraki yıllarda sinemadaki pek çok ikonik karakterin DNA'sında Jean Paul Belmondo ile Burt Reynold'ın imzasının olduğu görüldü. Örneğin 'Indiana Jones'un ölümcül bir tehlike karşısında bile esprisini bozmayan o ironik yapısı, 'Zor Ölüm'deki 'John McClane'in her şey ters giderken sarf ettiği alaycı cümleler doğrudan Reynolds ve Belmondo ekolünün mirası olarak kabul edildi.
'Zor Ölüm'de 'John McClane'e Bruce Willis hayat verdi.
Biri Avrupa diğeri ise Amerika kıtasında kariyer akışından, özel yaşama kadar ikizlik durumu olan Burt Reynolds ile Jean-Paul Belmondo'nun bu durumu ölüm günlerinde bile bozulmadı. Her ikisi de 3 yıllık farkla aynı gün, 6 Eylül'de hayatını kaybetti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:64
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Eylül 2026 17:29 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















