Selamsız ve sevgisiz bireylere dönüşürken... Fatma Barbarosoğlu
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
İlk gençlik yıllarında okuna okuna ezbere alınmış mısralar, ahir ömürde anlamın yol haritası, anlamın iksiri, anlamın tertipleyicisi oluyor.
Ne hasta bekler sabahı/ Ne taze ölüyü mezar/ Ne de şeytan bir günahı/ Seni beklediğim kadar.
Necip Fazıl’ın “Beklenen” şiirini ilk gençlik yıllarında okurken “Ne de şeytan bir günahı” mısraında dururdum.
Yaş kemâle erince “Ne taze ölüyü mezar” mısraında durmaya başladım. Topraktan gelip toprağa gidişin güzergâhı ve insanın aidiyet zincirinin, başladığı yerde bitişi... Doğarken bekleniyoruz. Giderken de bekleniyor olmak, bilmem neden, bana teselli gibi gelmeye başladı.
28 Ekim’de babamın gitmiyor gibi gidişinden 16 gün sonra Hicaz yoluna düşünce, her zaman bana eşlik eden “hava alanı yalnızlığı” bu defa taze ölüyü bekleyen mezar imgesi ile yer değiştirdi.
Babamın ardından bir teselli olarak sığındığım umre ziyaretinde babam sanki hac anılarıyla hep bizimleydi. Mesela Medine’de Pakistan asıllı bir zat ile sanki kâlûbelâ’dan bu yana tanışıyorlarmış da bu tanışıklığı hiç unutmamışçasına musafahalaşmalarını anlattığı sahne.
Babamın tekrar tekrar anlattığı bu sahneyi her defasında aynı duygu ile yorumlamış, Arapçanın yurdunda Arapça iletişim kurabildiğinden babam için bu sahne unutulmaz olmuştu herhalde, diye düşünmüştüm. Böyle düşünmemim sebebi şu: Yıllar önce babamın çalıştığı şirketin yetkilisi gelmişti Arabistan’dan. Müdürler iletişim kuramayınca babamın Arapçasından medet ummuşlardı. Babam dini bütün bir şahıs ile tanıştığını zannederken karşısındaki kişinin, oldukça kibirli, üstelik en iyi barların nerede olduğunu soracak kadar dinden uzak oluşu babamı üzmüştü. 1970’lerin sonlarından bahsediyorum.
Geçmiş daima bugünden geriye bütünlenir, tanzim edilir, renklenir ya da solar. Babamın Pakistan asıllı beyefendi ile tanıştığı, anlaştığı sahnenin bir benzerine kızım aracılığı ile tanık oldum bu defa.
Aşırı kalabalıktan Kâbe-i Şerif’e yetişemeyeceğimizi anlayınca ezan vakti otellerin bahçelerine açılan yaygıların üzerinde imama uymak için beklemeye başladık. Ezana sadece birkaç dakika var. Durduğumuz noktada adının Azra olduğunu öğreneceğimiz mavi gözlü, beyaz tenli, yetmiş yaşlarında Amerikalı bir hanım ile kızım konuşmaya başladı. Namaz bitti, tekrar konuşuyorlar. Sözü söze ekleyerek. Ayaküstü telefon numaraları alındı, otel bilgileri paylaşıldı. Aynı otel. Azra Hanım kızımın elini sıkı sıkı tutup musafahalışırken ta gözünün içine bakarak gönülden davet ediyor Amerika’ya. Houston’da yaşadığını, evinin çok müsait olduğunu ve ailecek misafir edebileceğini söyleyerek bana bakıyor. Konuşmalara katılacak durumda değilim. Tebessüm ile karşılıyorum bana yöneltilmiş her cümleyi.
Amerikalı Azra Hanım’ın esasında Pakistan asıllı olduğunu, on yedi yaşında eşi ile evlenmek için ABD’ye geldiğini öğrendiğim an, babamın o unutamadığı hatırası tekrar geliyor.
Mekke-i Mükerreme’de kaldığımız birkaç gün boyunca Azra Hanım her vesile ile kızıma mesaj yazdı. Lobide karşılaşınca sonu gelmeyen bir sohbetin içine daldılar. Azra Hanım Cidde’de yaşayan ve kendisini ziyarete gelen yeğeni ile de tanıştırdı bizi. Peçesini indirmeden lobide oturan yeğeni ile mühendis ya da akademisyen olduğunu tahmin ettiğimiz eşi, Azra Hanım’ın coşkulu tanıştırma merasimine sakince eşlik ettiler.
Türkiye’ye döndükten sonra Azra Hanım her cuma tebrikleşmek üzere mesaj göndermeye devam etti. Onun her tebriğinden sonra Efendimizin, “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” hadis-i şerifini hatırladım.
Bazı insanlar bazı hadis-i şeriflerin canlı temsilcisi oluyor adeta.
Merhum Ahmet Kabaklı sevdiklerini birbiriyle tanıştırmayı çok önemserdi ve şimdiye kadar tanışmamış olmalarından duyduğu üzüntüyü, Nefi’nin, “Ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana/ Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil” mısraını tekrarlayarak dile getirirdi.
“Birbirinizi sevmedikçe...” Türkler birbirini sevme kapasitelerini gittikçe kaybediyor. Bunu en iyi yurt dışında görüyorsunuz. Aynı yolun izinde göz teması kurmaktan kaçınan, daima kendisiyle meşgul, ama kendisini görmekten aciz insanlara dönüşüyoruz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:60
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Nisan 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















