Savrulan Avrupa’nın 2026 çıkmazı: Kim kimin kapısını çalacak? Gündem Haberleri
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Yeni Şafak’ın ilgiyle takip edilen programı Hafıza Büyük Resim, 109. bölümünde Avrupa’nın ABD’ye olan güvenlik bağımlılığını ve 2026 yılıyla birlikte başlayacak yeni dünya düzenini mercek altına aldı. Ersin Çelik ve İbrahim Ufuk Kaynak, Trump yönetiminin Avrupa’yı sarsan hamlelerini ve Türkiye’nin bölgedeki yükselen gücünü değerlendirdi. Avrupa’nın savunma kapasitesinin bittiğini vurgulayan Kaynak, "Dünyada hiçbir ülkenin bizimki kadar bir komando gücü yok. Bizim askerimizin 100 bini aşkını son derece iyi eğitimli. Bu dünya devletlerinde hemen hemen hiç yok. 2026 yılı çok önemli bir zaman. Türkiye savunma sanayinde yepyeni bir gözle olacak. Bizim insansız sistemlerden isteyecekler. Çünkü acil önlem olarak alabilecekleri en akıllı yöntem bu." ifadelerini kullandı.
Çelik ve Kaynak bu bölümde şu başlıklara değindiler:
Ersin Çelik:
Şu anda sizin izlenimleriniz çok önemli. Çünkü coğrafyada her an her bölge, her ülkede bir siyasi diplomatik kriz çıkıyor, olaylar çıkıyor. Değişen dünya dengelerini bir kez daha konuşmamız gerekiyor. 2026 yılı, içinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci çeyreğinin başlangıcı ve aynı zamanda da yeni dünya düzeninin kurulma işaretlerini görüyoruz. Hem mevcut dünya düzeni yıkılıyor hem de bir taraftan bir düzen inşa etmeye çalışıyorlar. Bölgemizi de çok fazla ilgilendiriyor, ülkemizi de çok fazla ilgilendiriyor. Dedik ki bir masa kuruluyor. O klişe gerçekten bu sefer, yani o kartlar dağıtılıyor klişesi gerçekten yaşanıyor değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, hatta yavaş yavaş toparlanmaya da başladı. Herkes aldı kartını bakıyor. Avrupa'nın karnesi oldukça zayıf çıktı. O yüzden çok kötü şekilde sallanıyor. Çin bir panik halinde ne yapacağını bir sonraki aşamaya göre tespit edeceğim diye bekliyor. Rusya ellerini açmış bu işten en fazla ben kârlanacağım diye bekleyenlerden. Bir de biz varız tabii coğrafyada, dünyanın diğer tarafında. Aslında kıtaların birleşim noktalarında Asya, Avrupa, Afrika; Türkiye inanılmaz stratejik bir mevkide. 2025 yani her yüzyılın ilk çeyreği bu sıkıntılı dağıtım dönemidir. Bu hâlâ devam ediyor. Birinci dönem bitti. İlk çeyrek ikinciye doğru sarkıyor ama şekillenme bitmedi. Genelde daha şiddetli geleceğine delalet eder bu eğer ikinci çeyreğe sarkıyorsa.
2026 YILINDA DÜNYADA NELER OLACAK?
Avrupa çok büyük bir panik içerisinde. Çünkü bu zamana kadar Amerika Birleşik Devletleri herhangi bir yere müdahale etmek istediğinde; İran'a, Afganistan'a, bir başka ülkeye, Irak'a hep "koalisyon güçleri" derdi. Hemen yanına Avrupalılar elinde paketini toplayan koşardı peşine. Şimdi birdenbire dönüp Amerika Birleşik Devletleri Trump'la beraber tam bir dönüşüm yaptı ve birdenbire "Ben Kanada'yı istiyorum." dedi. "Grönland'ı istiyorum." dedi. İşte "Panama'yı istiyorum, Venezuela'yı istiyorum." Adam "İstiyorum" diyor. Bu sefer istediği yerlerden bir tanesi de birdenbire eski 19. yüzyıla kadar devam eden Avrupa imparatorluklarının içerisinde olduğundan birdenbire panik başladı. İlk defa Avrupalılar şu soruyu sormaya başladılar: "Eyvah ne oldu?" Biz bu zamana kadar hep birlikteydik. Amerika bizi çağırıyordu, biz de peşine takılıyorduk. Şimdi kimse bizi çağırmıyor. Üstelik bizim toprağımıza kendisi geliyor ve elma, armut ister gibi istiyor. Birdenbire panik buradan başladı esasında. Tabii Almanya'nın bu konuda hiçbir sesi çıkmayacak. Çıkmadı da zaten. Çünkü biz baştan beri söylemiştik Almanya'nın esir bir ülke olduğunu. Bundan kurtulabilmesi de hemen hemen şu anda çok zor. Anayasanın bütünüyle değişmesi lazım. Ama Fransa bu olaya sert tepki göstermek istedi. Trump'ın cevabı çok ağır oldu, çok aşağılayıcı oldu. "Eğer biz olmasaydık hepiniz şu anda Almanca konuşuyordunuz." dedi. Yani II. Dünya Savaşı'nın dönemini kastederek. Bakın tarih ne kadar önemli. Liderlik ne kadar önemli. O dönemler hemen vurgulanıyor. Vurguladığı şey; eğer biz olmasaydık, biz size yardım etmeseydik siz zaten bir hiçsiniz. Hemen bunun peşinden Sırbistan'dan çok ilginç bir açıklama geldi Vučić'ten. Sırbistan Cumhurbaşkanı dedi ki: "Öyle bir hale geldi ki artık küçük ülkeler birleşmek zorundalar." dedi. Biz hep bahsediyoruz programlarımızda; devletler de küçük devletler, ulusal devletler böyle bir sıkıntı içerisinde kalacaklar ve mecburen birleşecekler. Hatta örnekler verdik. Kostarika, Papua Yeni Gine, Trinidad ve Tobago, Letonya, Litvanya falan devlet olsan ne olur olmasan ne olur hani.

Ersin Çelik:
2. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan devletçikleri kastediyorsunuz daha çok, değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, yani ulus devletler. Herkes kendine böldü ama hiçbir şekilde bir güvenlik tedbiri düşünmediler. Zaten kendilerine yasaklanmıştı ordu kurulmaları. Şimdi onun telaşındalar. Almanya 540 küsur milyar dolar, euro para ayırıyor. Diyor ki: "Yeniden bir ordu kuracağım." Fransa telaşlanıyor: "Böyle bir şeye izin vermeyin." Çünkü Almanya ordu kurduğunda ne olduğunu biliyor. Ama şu konuda emin olabiliriz. Ben sıfırdan ordu kurmaya demeye başlasın; şu anda ben teknik eleman, teknik olarak hazırlıklarından söz etmiyorum; uçaklar alır, bir Amerika'dan bilmem Tezel'den, işte kendisi tank yapıyor bilmem ne.
DÜNYADA HİÇBİR ÜLKENİN BİZDEKİ KOMANDO GÜCÜ YOK
İbrahim Ufuk Kaynak:
Asker yetiştirmek, orduyu yetiştirmek yani inanılmaz bir çalışma gerektiriyor. Size şöyle söyleyeyim; mesela dünyada hiçbir ülkenin bizimki kadar bir komando gücü yok. Bizim askerimizin 100 bini aşkını son derece iyi eğitimli, son derece iyi eğitimli. Bu dünya devletlerinde hemen hemen hiç yok, öyle diyeyim size. Çok az ülkede; Çin bütün gücüyle yapmaya çalışıyor. Ama hep söyledik; Çin'in en büyük derdi okyanustan ve karadan Amerika Birleşik Devletleri tarafından sürekli olarak kuşatılması ve bundan kaçmaya çalışıyor. Tabii bu arada başka şeyler de var. Afrika aslında 21. yüzyılda parlayacak bölgelerden bir tanesi. Ama kıtanın kaderini tekrar bozmak isteyenler var. Bir de bizim gibi düzeltmek isteyenler var. Hakikaten çağı tam anlayamayanlar bizim bu ilk söylediklerimizi, vicdan medeniyeti ve vahşet medeniyeti arasındaki farkı bir türlü anlayamadılar ama zamanın bizi haklı çıkarttığını da göreceğiz. Çünkü bizimki gerçekten diyorum, tarih boyunca görülmemiş bir medeniyet kurduk. Ben buna o yüzden vicdan medeniyeti diyorum. Kanada Başbakanı'nın çok ilginç bir açıklaması vardı. O da dedi ki: "Orta ölçekli devletler bir araya, birleşmek zorunda." Çok ilginç. Şimdi Vučić Sırbistan'da diyor ki; küçük ölçekli devletler, yani bu Balkanları kastediyor birinci aşamada. Ama Kanada kimi kastediyor? Orta ölçekli ülkeler dedikleri. İşte bu tehlike içerisindeki ülkeleri nasıl örnek veriyorum? İşte Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda bunlar aynı zamanda İngiltere ile beraber bir güç şu anda onları da dağıtıyor, onları da istiyor. Yani sıra oraya da mı gelecek acaba diye bir telaş var. Dünyanın her yerinde bir telaş var.
Ersin Çelik:
Bir açıklamadan bir cümle aktaracağım. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, eski Hollanda Başbakanı aynı zamanda. 2024 yılına kadar Hollanda Başbakanıydı. NATO Genel Sekreteri olarak şöyle bir açıklama yaptı: "Avrupa Birliği ya da Avrupa'nın Amerika Birleşik Devletleri olmadan kendini savunabileceğini düşünen varsa kendini kandırıyor. Bu mümkün değil, bunu yapamayız." diyor. Bunu bir Avrupalı lider olarak Avrupa devletlerine NATO Genel Sekreteri olarak söylüyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
O kadar acı ki bakın düşünün. Bu zamana kadar hep Türkiye'de insanlar, gençler şunu sorarlardı: "Avrupa'da şöyle yaşıyor, adamlar yok şunu şöyle yapıyor, arabayı bu fiyata alıyor." İşte neyin pahasına olduğunu anlayabiliyorlar mı acaba şimdi? Bu bütünlüğüyle beraber kendini savunma; "Ben seni savunurum." ne demek? "Ben canım istediği zaman seni de savunmam, seni de alırım." demektir. Şu anda o aşamaya geldi. Bu zamana kadar Amerika Birleşik Devletleri böyle bir şey söylemedi diye bunlar zannettiler ki Avrupalılar ilanihaye böyle gidecek. Biz varımızı yokumuzu harcayalım ekonomik gelişim için ama bu işin hiçbir faturası olmasın. Avrupa Birliği’ne biliyorsunuz biz çok başvurduk, bizi bir türlü almadılar. Ne kadar büyük nimetmiş biliyor musunuz? Yani şu anda almamaları. Şu anda giren bütün ülkelerin durumunu düşünün. Balkanlar’da kendilerini savunabilecek hiçbir şey yok ve bunun da bilincinde insanlar. Yani bir düşünün; bir tehdit var karşıda ve o tehdide karşı güvenebileceğiniz hiçbir şey yok. İnanır mısınız Türkiye'nin durumunda yani Türkiye'nin Türk halkının düşüncesini alayım ben şimdi. Aynı şeyi biz düşünelim. Biz hepimiz ordumuza çok güveniriz. Niye? Hakikaten öyle, güvenmekte de haklıyız. Niye? Bu zamana kadar gittiğimiz her yerde hakikaten adalet sağlıyoruz. Bir kişinin burnu kanamadan biz Suriye'de, Irak'ta sivillere hiçbir şey yapmadan operasyonlar gerçekleştirdik. Bir çukur eylemlerini hatırlayın; Diyarbakır'ın içerisinde neler yaptılar. Amerika'nın ve İsrail'in desteğiyle beraber bölgede söz sahibi olabileceğini düşünenler ne kadar acı. Bu adamlar hangi kafa yapısına sahipti? Bir anda serbest bırakıldılar, bir anda ötelendiler, dışlandılar, aşağılandılar.
ABD RUSYA İLE NEDEN YAKINLAŞACAK?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Rusya bugün bir üssünü boşaltıyor Suriye'de yine son kalan yerini. Bundan önce de Lazkiye'deki deniz yüklerini boşaltmıştı. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri diyor ki bu kendi kurduğu yapıya; Suriye'nin yok demokratik güçleriymiş, yok adını değiştirmekle beraber bir terör örgütünün önemli bir hale getirip sanki dünya içerisinde bir sıraya koymak. Bölgede birdenbire yapılan bütün çalışmalar 15 yılı buldu. Bu süre zarfında olan bir tek şeyi gösterdi: Türkiye haklıydı. İşte vicdan medeniyetinin temsilcisi olan devlet. Böyle şeyler kendi başına olmaz. Liderliktir bu işi götüren. Dünyada şu anda Amerika'nın 5. başkanı değişti. İstikrar böyle bir şey. İngiltere'de 8 tane başbakan değişti. Fransa'da yine 5 tane başkan değişti ve bunlardan Almanya'da hepsi 4 bildiğim kadarıyla. Bunlardan hepsi "Recep Tayyip Erdoğan'ı Türkiye'de istemiyoruz." dediler. Hep aynı şeyi söylediler. Ne oldu? Hepsi gitti, hepsi gitti. Türkiye duruyor. Peki Türkiye bu süre zarfında ne yaptı? Hani ordusuna dedik ya Türk halkı güvenir diye. Türkiye’ye iyi ki ambargo uygulamışlar, iyi ki AB'ye almamışlar.

Ersin Çelik:
Avrupa Birliği Türkiye'yi almak isterse bizim tavrımız ne olmalı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Sıfır ihtimal. Çünkü o ülkelerden sıradan bir ülke değil ve ikincisi çok ilginç söyleyeceğim. Amerika Birleşik Devletleri, Çin'i karşısına alıp Avrupa'yı karşısına alırken birilerini yanına çekmek zorunda. Yoksa dünyanın hepsiyle kavga edemez. Kutup noktalarından biri Türkiye'ydi ve Türkiye ile kavga etmeyecek. Neden etmeyecek? Onu da söyleyeyim; Avrupalılar falan çok büyük bir hata yaptılar, Amerikan seçimleri için açıkça Biden'ı ve demokratları desteklediler. Trump bu işe o zaman çok kızdı. Bunun intikamını almayacaklar mı zannediyorlardı? Bu konuda en tedbirli davranan ülke Türkiye oldu.
TRUMP TÜRKİYE VE RUSYA İLE İYİ OLMAK ZORUNDA
İbrahim Ufuk Kaynak:
Biz hiçbir ülkenin içine karışmadık. Çünkü biz zaten bunun acısını çekmiştik. Biliyorsunuz bizim seçimlerimizde, bizim son seçimimizde sanki dünya bir araya gelmişti Biden'ın isteğiyle. Bütün dünya aynı anda Türkiye'nin liderine saldırıyordu. Çok ilginç; şimdi Amerika'ya aynısı oldu, Trump bunun intikamını alıyor. O yüzden Türkiye'yle iyi olacak. Neden olmak zorunda? İki; Rusya'yla iyi olacak, onun da sebebi iki türlü. Dediğim gibi bir; cepheyi genişletmeyecek. İki; hedef Rusya değil. Çünkü Rusya zaten ekonomik olarak çok küçük bir güç Amerika'ya göre. 2.3 trilyon dolarlık bir ekonomisi var. Yani düşünün Türkiye'nin 1.7 trilyon dolarlık bir ekonomisi, Rusya'nın 2.3 trilyon dolarlık. Ama Amerika Birleşik Devletleri'ninki 32 trilyon dolar. Bir ekonomik güç olarak düşünürsek o yüzden Amerika Birleşik Devletleri Rusya'yı ekonomik olarak düşünmüyor. Ne olarak düşünüyor? Diyor ki: "İyi bir askeri gücü var. O yüzden ne yapıp yapıp elden geldiğince bulaşmayayım, bir şekilde geçinip gidelim." Ama hedef kim? Hedef Çin. Çünkü Çin bundan 4 yıl evvel 19 trilyon dolara ulaşmıştı ve bugün için tahminen 30 trilyon dolara geleceği tahmin ediliyordu ama şu anda hâlâ 19 trilyonda. İşte bu önlemlerden dolayı diyorum; onu vakti zamanındaki Amerika bunu yaptığında kendisinin 23 trilyon dolardı yıllık geliri. Şimdi Çin'i sıkıştırmak istiyor. Avrupa'nın başına geçip Grönland'a oturup Avrupa'nın kontrolünü bütünüyle ele geçirmek istiyor. Trump çok acımasız bu hususta. Neden? Çünkü biliyor ki askersizleştirildiler, kendilerini savunabilecek hiçbir fonksiyonları yok. Bunu bildiği için adam çok rahat davranıyor. Ama aynı şeyi peki Türkiye için düşünün. Türkiye bunların hepsini; liderlik dediğim o zaten, bunların hepsini daha önceden gördü ve bizim ekonomik sıkışmamıza rağmen, 9 tane şehrimizin yıkılmasına depremle, ona rağmen üzerimizdeki bütün darbe başvuruları, FETÖ ayaklanmalarına varana kadar her şeye rağmen Türkiye, Silahlı Kuvvetleri'ni büyütmekten bir dakika olsun vazgeçmedi. Geçen sene sadece 200'e yakın yeni ürün Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bünyesine kattık. Bu sene patlama yaşanacak, 2026 patlama yılı. İnanılmayacak şeyler yaptık. Bir kısmını söylüyoruz, bir kısmını söylemeden yapıyoruz. Ama Türkiye'nin böyle bir şeyler yaptığını çok iyi izleyenler de var. Dediğim gibi bir; bütün dünyayı karşısına almaz, böyle bir şeye ihtiyaç yok. Daima aklı başında, güvenilir bir liderliği olan ülkeye ihtiyacı var. Bölgedeki tek ülke bölgede değil; bakın dünyada sayın kaç tane liderlik var? Kimin arasında şu kadar oyun oynanıyor, kim nelerle kimi neyi tartışıyor? Davos'tu, bundan evvel hep hatırlarsınız Davos gündemi belirliyordu. Davos'a gidenler ülkeleri yönetiyor...

Ersin Çelik:
Davos'u ilk kim terk etti?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Yani "one minute" diyerek bir daha Davos'a gelmem deyip kalktı. Şimdi aynı şeyi Trump yapıyor. Geldi Davos'ta hepsini aşağıladı. Kime yaptı bunu? İşte o demokratların yetiştirmiş olduğu küreselcilere. Yani tek bir dünya devleti kuracaklar, istedikleri gibi dizayn edecekler, ticareti kendileri belirleyecekler, para sistemini kendileri belirleyecekler ama bu aynı zamanda Amerika'nın zayıf karnı.
ABD DOLARIN HAKİMİYETİNİ DEVAM ETTİRMEK İÇİN NE YAPACAK?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Amerika Birleşik Devletleri doların hakimiyetini devam ettirmek için Çin'i kontrol altında tutmaya çalışıyor. Çünkü Çin kendi parasıyla alışveriş yapmaya başladı özellikle Rusya'yla. Şu anda bana göre İran'a gelmesinin sebebi aynı Venezuela'dan sonra; Venezuela'yı kontrol altına aldı şimdi İran'ı da alırsam diyor petrol paraları dolar üzerinden devam etsin. Böylece Amerika'nın dolar hakimiyeti devam etsin. Ama bu bile, biz bundan önceki programlarımızda da söyledik, "Eğer Amerika'nın borcu 40 trilyon dolara gelirse ülke bölünür." Şu anda 38,5 trilyon dolar. Yani Amerika Birleşik Devletleri'nin içerisinde işte Minnesota'da bir tane kadının öldürülmesinden dolayı sokaklar hareketleniyor, orada da bir şeyler oluyor. Biz her türlü düşünmek zorundayız ve Türkiye aslında bu senaryoların hepsine hazırlıklı olmak zorunda. Ama bunun için birinci şart güçlü olmak ve Türkiye bütün sıkışmasına rağmen o devlet gücünü, o savunma gücünü, o askeriyesini güçlendirmeyi; hava, kara, deniz hatta deniz altında yapılması gereken her şeyi yaptı. Onlar için çok büyük yatırım yaptı. Bu bazen ekonomik sıkışma sebebine de sebep oldu ama bunların bugün için ne kadar değerli olduğunu anlayabiliyoruz. Mesela, Suriye'nin içerisinde bakın bir anda ne oldu? Sadece Türkiye'nin dediği oldu. İlk başta var olan Avrupa gitti, Rusya gitti, Amerika Birleşik Devletleri bütünüyle ayrılıyor bölgeden. O bölgeden ayrılacak ve o bölgenin kontrolü bize geçtikten sonra dünya şunu görecek; akan kan duracak. Bunu çok kısa zaman içerisinde görürler. Bizim operasyon yaptığımız Kuzey Suriye'deki üç bölgenin üçünde de kan akmıyor. Kuzey Irak'ta operasyon yaptığımız hiçbir bölgede kan akmıyor. Somali'de, Libya'da yapmış olduğumuz, Karabağ'da yapmış olduğumuz hareketlerden sonra insanların şikayeti bitti. Yani siz şimdi bir düşünün; bir terör örgütüne yıllar boyu destek verdiler. 10 sene boyunca on binlerce TIR dolusu malzeme ve silah yığdılar. Adamlar dediler ki, onlardan bir şeyler bekliyorlardı. Aslında Trump beklemiyordu ama önceki yönetim yani küreselciler yönetimi böyle bir şey bekliyordu. Düşündüklerinin hiçbirisi olmadı. Hatta bizim içimizden bile kalkıp "yok 100 bin tane askeri var da bilmem ne" falan diyen adamlar vardı. Utanmıyorlarda hâlâ.

Ersin Çelik:
Tweet atarak sahadaki mücadele verilmiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Her hâlükârda biz kazandık. Suriye'de kim kazandı sorusunu soruyorlardı; sadece tek kazananı var. Niye kabul etmiyorlar? Trump kabul etti, söyledi. "2000 yıldır istiyordunuz, siz aldınız. Bunu biliyorum." falan dedi. Yani dünya biliyor. Tabii ki mecliste bayağı bir konuşmalar oldu, ayağa kalktılar kendilerine göre protesto ediyorlar ama orada düşünebiliyor musunuz Arap aşiretler var, başlarına geçmiş bir terör örgütü; adamlar kurtulduk diye bayram yapıyorlar. Bunu bile göremeyecek kadar körler.
Ersin Çelik:
Saçlarını tarıyorlar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunlarla beraber Türk ordusu mu duracak Allah aşkına? İkincisi, İsrail'den bir şey bekliyorlar. Şaşırdınız herhalde siz. Herhangi bir küçük Arap ülkesinden falan söz etmiyorum burada, Türkiye'den bahsediyorum. Türkiye'den bahsediyoruz. Bunlar hangi ülkede olduklarını bilmiyorlar. Türkiye'nin gücünü bir türlü kavrayamadılar. Acı olan bizim içimizde de hâlâ daha anlayamayanların olması. Çünkü dünya matbuatını takip etmiyor, dünyada ne olup bittiğini hiç ilgilenmiyor, bakmıyor. Her gün neler söyleniyor, bakmıyor. Bir dönem bitti; liberalizm ve neoliberalizm dönemi bitti şu anda. Tekrar geri gelir mi? Vallahi bilmiyorum ama eğer kasım ayındaki seçimlerde Trump çoğunluk kaybederse gerek senatoda gerek temsilciler meclisinde güç kaybederse, ben buna rağmen eskisi kadar kolay bir dönüşümün olacağına da inanmıyorum Amerika'da. Artık bu işi kan temizler.
Ersin Çelik:
Amerika'nın içine sirayet edecek mi bu kaos?
İbrahim Ufuk Kaynak: O mecbur edecek. Çünkü küreselciler bu işi Amerika'nın içerisinde de hazmedemiyorlar. Amerika'nın bu kadar borcu var dedik. Borcun sahipleri kim? Trump geçen gün bir hamle yaptı; dedi ki: "Yeni Merkez Bankası Başkanı'nı ben atayacağım."
Ersin Çelik:
Papa’yı bile atadı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunu yaptıktan sonra yeni Merkez Bankası bu ne demek biliyor musun? Bütün dünyada merkez bankaları bağımsızdır, işte bunu milletin kafasına yerleştirdiler. Yani sahibi olmayan bir şey var ortada gibi. Hiç sahibi olmayan araba gider mi? Yani sokakta her şeyin de "şurada şu ev benim" diyorsun, işte sahibi sensin. Diyebilir misin ki dünyada bir sistem var ama onun sahibi yok? Çocuk kandırıyorlar sanki. Bunun farkına varacak olanlar bütün devletler aslında, herkes farkında. Kanada Başbakanı da bunu söyledi zaten; dedi ki: "Bu zamana kadar var olan her şeyi" dedi "aslında ahlaki olarak, adalet olarak doğru olmadığını bile bile destek verdik." dedi. Biz de suçluyuz.
Ersin Çelik:
Emperyalistlerin günah çıkarması da bu kadar olur.
VAHŞET MEDENİYETİ DEVLETLERİN GENİNE İŞLER
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ben bu adamların içlerinde çok bulunduğum için söylüyorum; Amerika yarın dönsün, "Hadi takılın peşime şurayı işgal edeceğiz." desin yine giderler. Bir anda yine unuturlar. Çünkü o vahşet medeniyeti dediğim şey genelde genlere işler. Devletlerin de kendi genlerine işler. O yüzden biz apayrı bir milletiz. Biz Somali'ye gittiğimizde insanların hiçbir şeyi yoktu, hiçbir kaynağı yoktu; sadece yardıma ihtiyaçları vardı ve biz o gün gittik. En muhtaç olunduğu anda gittik. Libya'da biz gittiğimizden bugüne bir kişi ölmüyor her gün savaş olan Libya'da. Sudan'da bakın ortalık karmakarışık oldu; Sudan Cumhurbaşkanı Türkiye'deydi. Ne dedi? "Biz önce Allah'a sonra Recep Tayyip Erdoğan'a ve Türkiye'ye güveniyoruz." Yani kelimeleri görüyorlar. Acaba bizim insanımız da bunu izliyor akşam televizyonlardan? Düşünüyorlar mı acaba ya bu kadar adam niye böyle bir şeyi söylüyor? Türkiye ne yaptı acaba? Yani niye Fransa'yı, İngiltere'yi söylemiyorlar "onlar gelsinler" diye? Hani bizimkiler hep Avrupa'ya gitmek istiyor; niye adamlar Avrupa'ya özenmiyor, niye bunlar Türkiye'den destek istiyor? Çünkü insanlar yaşamak istiyor, insanlar güvenlik içerisinde yaşamak istiyor. Bu işi yapabilecek tarihte de geleneksel olarak örneği olan tek milletiz o yüzden. Ve biz kimseden yardım beklememek zorundayız, biz yapacağız. Herhangi birisi bize yardım etmedi. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: 2026 dünyanın her tarafından bize geliş gidişler başlayacak.
Ersin Çelik:
Nasıl bir geliş gidiş?
AVRUPA’DAKİ ÜLKELER TÜRKİYE’DEN YARDIM İSTEYECEK
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şöyle söyleyeyim; hani dedik devletler birleşecek. Vučić'in söylediğini söyledim; küçük devletler. Kanada Başbakanı dedi; orta ölçekli devletler. Buradaki odak noktalarından bir tanesi Türkiye'dir. Bu olmak zorundaydı zaten. Biz yıllardır söylüyorduk, bundan sonra da bu sene bunun yavaş yavaş nasıl gerçekleşmeye başladığını göreceğiz. Yani Türk Devletleri Teşkilatı'ndan biri gelip diğeri giderken aynı anda Afrika'dan birileri gelip diğerleri gidecek. Ama en önemlisi İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya. İzleyin bakın bu yıl kimler Türkiye'ye gelecek? Hangi anlaşmaları yapmaya çalışacaklar?
Ersin Çelik:
Ne isteyecekler?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aslında bütün devletler güvenliklerini sağlamak için, özgürlüklerini kazanabilmek için; biz Japonya ve Almanya'dan bahsederken 29. ve 30. bölümlerde bunu belirtmiştik. Özgürlüklerini alabilmek için gerekirse her şeyi önümüze serecekler. Ben hâlâ aynı düşüncedeyim. Onu şunun için söylüyorum; bugün Trump'ın kendisi bir sistem kurdu, kurmuş olduğu sistemin içerisinde hiçbirisi yok eski emperyal güçlerin. Sadece kendine özgü bir sistem kurdu ama bu sistemi küresel çapta herkese uygulayabilmesi de imkânsız ve arada kendisiyle beraber iyi geçinebilen tek ülke var yine Türkiye. "Türkiye'nin Suriye'de ne işi var?", Rusya-Ukrayna savaşında "bal gibi geçelim Ukrayna'nın yanına Avrupa Birliği'nin isteği üzerine" dediler. Bu vizyonsuzluk ve öngörüsüzlüktü. Düşünebiliyor musunuz? Esed Suriye'yi terk etmek üzere bavulunu topluyor; bizim ana muhalefetin bir önceki lideri diyor ki: "Oturun anlaşma yapın." Hemen tez elden diyor anlaşma yapın. Adam ülkesini bırakıp kaçıyor. O kadar büyük bir öngörüsüzlük ki. Ve siz düşünün bu insanların kaza rıza böyle bir dönemde Türkiye'nin başına geçtiklerini. Bu adamlar savunma sanayisine de karşıydı.
Ersin Çelik:
PYD ile masaya oturmuştuk şu anda.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Zaten beni şaşırtan ne biliyor musun? Hâlâ böyle adamların 10 milyondan fazla oy alması. Bizim bir şekilde bunu toplumumuza anlatmamız lazım. Bu adamlar ne yaptığını bilmiyor. Kendi partilerinin içerisinde hapishanedeki bir tane adamı ille de ille de başkan yapacağım. Bu kadar rezilliğe rağmen tanıklar kendileri, şikâyet edenler kendileri ve böyle bir toplum. Türkiye öyle kritik bir dönemde ki kalkıp bu türlü insanlara iktidar teslim etmek akıl kârı mı diyeyim?
Ersin Çelik:
Biz bunu çok uzun zaman önce konuştuk; başka bölümlerimizin başlığıydı: "Bu ulus devletlerin sonu geliyor. Küçük devletler kendilerine yaslanacakları, kanatlarının altına girecekleri, şemsiyenin altına sığınacakları büyük devletler arayacaklar.” dedik. Siz bunun altını çok çizdiniz. Hatta dediniz ki "10 devlet kalacak görünürde". Bunlara dair öngörünüz ne şu an?
ULUS DEVLETLERİN SONU MU GELİYOR?
İbrahim Ufuk Kaynak: Hâlâ daha aynı düşüncedeyim. Zaten bu sene, 2026'da çok büyük oranda görmeye başlayacağız. Avrupa'daki o küçücük küçücük ayrılmış olan ulus devletler tek tek anlaşmalar imzalamak isteyecekler ama ara da çok açıldı, onu da unutmamak lazım. Örneğin Macaristan içeride hiç mi hiç onlar gibi düşünmüyor. Slovenya hiç mi hiç onlar gibi düşünmüyor. Slovakya dahil, onlar gibi düşünmüyor.
Ersin Çelik:
Polonya öyle düşünmüyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Polonya'da şimdi başladı. Çünkü Polonya Amerika'nın evi. Yeni Dünya Düzeni diye bir kitapları vardı; Kissinger falan herkes yanıldı. Hiç kimse Trump'ı hesap etmemiş. Adamların stratejistleri de yanıldı yani Fukuyamalar da yanıldı, hepsi yanıldı ve hiçbirisinin görüşü içerisinde bu olaylar yoktu. İşte Samuel Huntington bir bahsediyordu; Türkiye'nin büyüme sürecinden, dünyanın çok hızlı bir şekilde en etkin uluslarından biri olacağından falan. Bunun çevresindeki biz demiştik ki en az 35 tane ülkeyi çevremize toparlamamız lazım. Bizim artık çok fazla bir şey yapmamıza gerek kalmadı.
DÜNYANIN HER YERİNDEN BİZİMLE ANLAŞMAYA GELECEKLER
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bu yıl izleyin görün; dünyanın her yerinden bizimle anlaşmalar yapmaya gelecekler. Birdenbire zaten böyle şeyler hani şöyle söyleyeyim; bunların zaten çoğunluğu belki de hazırlandı, biz sadece anlaşmalar masaya oturulduğunda imza atılırken görüyoruz. Onun çok büyük bir altyapısı var, yıllar sürüyor bazen hazırlanması. Onların ben büyük oranda da hazırlanacağına veya hazırlandığına inanıyorum. O yüzden yani yarın öbür gün birdenbire Suudi Arabistan'la Pakistan arasındaki anlaşmanın aslında ana unsurunun biz olduğu da ortaya çıkacak ve anlaşmalar. İşte ben o yüzden "10 devlet" dedim. Bu büyük devletler daha sonra bu 10 da aşağıya düşecek. Onların içerisinde kendi silahını üretemeyen devletler elimine olacaklar, istediği kadar gücü olsun. Çünkü devam edememezlik var. Yani bir savaşa başlıyorsunuz; bir hafta, iki hafta sonra bütün mühimmatınız bitiyor. Başkasından bekliyorsunuz; ambargolar sonucunda şu anda hiçbir ülke kıpırdayamaz. Eğer Amerika ambargo uygulasın. Uygulayacak mı? Evet, izleyin bu sene bakın Trump'ı izleyelim bu sene görelim. Çok konuda bu zamana kadar Türkiye'ye uygulanan ambargoların aynı şekilde Avrupa'ya veya diğer ülkelere uygulandığını göreceğiz. Zaten ambargo dediğin "Yüzde 10 yeni vergi koyuyorum, hazirana kadar akıllanmazsanız yüzde 25 yapacağım." dedi. En ufak bir cevap veremiyorlar.
Ersin Çelik:
Gizli gizli Grönland'a yolladıkları askerleri de gizli gizli geri çektiler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Çok şaşkın durumdalar.
Ersin Çelik:
Bir penguen konuşuluyor şu anda. Avrupalı liderlerin adı geçmiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, evet. Hakikaten öyle. Çok acı bir şey yani. Tarihin en gururlu dönemlerinden birindeyiz yüzyıllardır. Son 300 yılın en iyi, en gururlu ve en güçlü dönemindeyiz; son 300 yılın diyor. Ve bunun farkına varmamak, bu dönemi ıskalamak gerçekten yazık. Yazık yoksa evlatlar anne ve babalarına söyleyecekler: "Babacığım sen bu dönemi nasıl ıskaladın? Türkiye'nin bu dönemdeki çalışmalarına buna rağmen sen nasıl karşı çıktın? Dünya bu kadar güvensizken sen güvenliği ön plana almış olan bir lidere niye bu kadar kötü davrandın?" Bunların hesabını soracaklar gençler. Bir sonraki nesil muhakkak soracak bunları. Çünkü onlar kitabi olarak bakacaklar; rakamlara bakacaklar, devletlerin güçlerine bakacaklar, karşılaştıracaklar ve dünyanın en hazırlıklı ordusunun kurulduğunu görecekler. Çünkü elindeki silahın her şeyin olabilir, çok güçlü silahların olabilir ama silahı kullanacak insandır.
Ersin Çelik:
Ambargolara alışkın değil ki. Bu alışkın olmadığını Rusya'nın gazı kestiğinde görmüştük, paniklediler; Düzce'de üretilen sobaları bitirdiler. Almanlar ambargoya ne kadar dayanabilir? Bu ambargo meselesine, vergi artırmasına sonuçları ne olabilir?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ambargonun büyüklüğüne bağlı. Örnek veriyorum; bazı maddeler konusunda sıkıntı çıkarırlarsa çöküş birkaç yılla sonuçlanır. Yani örnek düşünüyorum; hani demir çelik varsayalım, alüminyum, bakır. Herhangi böyle bir konuda düşünün; buna çok fazla dayanamazlar. Çünkü sanayinin temeli hâlâ demirdir, hâlâ çeliktir. Eğer bu konularda bir ambargo başlarsa Avrupa kendisine yetecek olanı bulabilmesi imkânsız bir seviyeye gelecek. Hele ki bir de düşünün; örneğin demirin çıkartılmış olduğu diğer bölgelerden Avrupa'ya gelişinin engellendiği veya çok yüksek gümrüklerin koyulduğu dönemi düşünün. Bunların hepsi o çöküşü hızlandırır. Ama bu Amerika Birleşik Devletleri'nin şu an ne kadar işine gelir? Mesela acaba bütünüyle yıpratmak mı istiyor? Ben öyle sanmıyorum. Ben Avrupa'yı kendi isteklerinin hepsine "Hiç tartışmayacağım, sen ne dersen o olsun." dediği seviyeye getirmek istiyor. "Ancak o şart altında güvenliğini sağlarım." diyor. Güvenliğe para ayırdı mı hiçbir şey olamaz Avrupa.
Ersin Çelik:
Peki bu sıkışıklıkta, bu krizde hep böyle bir "Avrupa ordusu kuralım" vesaire dediler. Bu Avrupa Birliği'nden bir tek devlet çıkarma fikrini tartışırlar mı? Böyle bir yola girmek zorunda kalırlar mı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Size de şunu söyleyeyim; yani imkânsız. Onun da sebebi şöyle: Avrupa hepsi ayrı ayrı imparatorluklar ve bunlar birbirleriyle din, mezhep savaşları yaptılar yüzyıllar boyu. Şimdi olay ırk savaşlarına döndü. Bundan önce Katoliklerin düşünün Protestanlara bir şeyler yapmak için girdiği dönemini düşünün Almanya'ya. Elbe Nehri, Almanya'daki Elbe Nehri "30 gün kan aktı" diye geçen belgeler var. Öylesine büyük bir Katolikler katliam yaptı. Yani bu adamların kendi aralarında 100 Yıl Savaşları oldu, 30 Yıl Savaşları oldu. Bunların bir araya gelebilmeleri imkânsız. İki; Balkanlar da aynı. Balkanların da bir araya gelebilmesi tarih boyunca hep böyleydi. İnanın Türkiye gerek Balkanlar'a gerek Anadolu'nun uzantısı olan bölgeleri -yani buradan işte güneyimize doğru inin aşağıya doğru Afrika'ya kadar uzanan bütün bölgeleri; adını da söylemek istemiyorum, bizim terimimiz de değil ama Orta Doğu, insanlar anlasın diye kullanmak mecburiyetinde kalıyorum yoksa bu terim bizim terim değil. Bu ama bizim periferimiz diyelim, Osmanlı gönül coğrafyamız diyelim. Bu bölgedeki bütün devletler eğer çare bulunacaksa sadece ve sadece Türkiye'de. Sebebi "Pax Ottomana" yani Osmanlı barışı döneminde biz bunu yapmıştık daha önce. Ondan öncesi de yoktu, ondan sonrası da olmadı. Biz gelmeden evvel son derece karmakarışıktı, biz gittikten sonra hâlâ son derece karmakarışık. İrade yok. Ben bugün tepede bir köye gittim, Karşıyaka; çok büyük bir mahalle Karşıyaka. Hep Türklerden oluşuyor, içerisinde Arnavutlar da var; hepsi ama Türk bayrağı. Yani bütün sokaklar Türk bayrağı, evler Türk bayrağı, camilerin üzeri Türk bayrağı kaplı. İşte çay ocaklarına gittik; hepsi Türk bayrakları kaplı. Hatta iki tane, üç tanesinin duvarında -duvar boyunca- bizim cumhurbaşkanımızın resmini gördüm. Onlarla birlikte de resim çektirdim. Bir gönül coğrafyası dünyanın; aradan bu kadar zaman geçti, 100 küsur yıl geçti, hiçbir şey unutulmadı. Her şey çok taze. Bizi sevmeyenler denilen -çünkü öyle bir nesil yetiştirildi bunlardan- onlar bile tarihi okumaya başladıkça bize hak veriyorlar. Bunu Yugoslavya'da, Yunanistan'da, Bulgaristan'da çok fazla üstelik din adamları, bilim adamları içerisinde ifade edenler var.
2026 YILINDA SAVUNMA SANAYİNDE BÜYÜK GELİŞMELER OLACAK
İbrahim Ufuk Kaynak: Ama hepsine rağmen 2026 yılı çok önemli bir zaman. Çok büyük gelişmeler olacak. Türkiye savunma sanayinde yepyeni bir gözle olacak. Sıkıntılarımızın çoğunun bitmesi için çok büyük bir dönem açılıyor. İnşallah ani herhangi bir gelişme olmaz ama bütün buna rağmen dedim çok büyük riskleri olan dönemler bunlar ama büyük riskler aynı zamanda büyük fırsatlar dönemidir ve Türkiye bunları bu zamana kadar kademe kademe değerlendirerek geldi. Onun da sebebi istikrarlı yönetimdi, akıllı liderlikti, vizyoner bir görüş açısına sahip olan bir aklın bulunmasıydı. Bunlardan herhangi bir tanesi eksik olduğunda işte Avrupa olursunuz. Yani şu anda herkesin -dedim hani hep otobandayız- Merkel'in de söylediği gibi; bir taraftan Çin, bir taraftan Amerika geçiyor, biz savruluyoruz. Şu anda tam savruluyorlar ve şimdi yanlarından Türkiye geçiyor.
Ersin Çelik:
Otobandan çıkarıldılar, şu anda patikaya sokuluyor Avrupa.
“DÜNYA BİZİM İNSANSIZ SİSTEMLERİMİZİ İSTEYECEK”
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bizi çekmeye çalışıyorlar yani bizim bir elbisemizden tutunup "biz de kurtulalım mı?" Evet. Bu sene içerisinde göreceksiniz çok bizimle anlaşmalar yapmaya gelecekler. Bunların hepsinin içerisinde de bu güven-güvenlik kaygısı olacak. O utançlarını kıracaklar ve bizim insansız sistemlerden isteyecekler. Çünkü acil önlem olarak alabilecekleri en akıllı yöntem bu.
Ersin Çelik:
İlk bu adımı İtalya attı. İtalya'nın burada kendisini Avrupa'dan bir an önce soyutlama, kurtarma hamlesini de göreceğiz. İş tamamen bana kalırsa Fransa'nın üzerine yıkılacak gibime geliyor.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Fransa kendi kendini yedi ama Fransa'yı şöyle bir düşünelim; Macron'un desteği çok az ama şu anda seçim yok, devam ediyor fakat iç seçimde hiç fazla bir zaman kalmadı zannediyorum bir yıl kaldı. Seçimde eğer Le Pen taraftarlarının geldiğini düşünürsek ne olur? Biz hep söyledik dedik ki Fransa Avrupa'daki isyankâr milletlerden biridir, devletlerini yıkarlar. O süreç tekrar başlayacak.
Ersin Çelik:
Bunu kaç kere yaptılar zaten.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, Fransızlar bunu çok yaptılar yaparlardı.
Ersin Çelik:
Ama I2. Dünya Savaşı'ndaki başarısızlıklarının da bedelini ödüyorlar.
“TRUMP FETÖ’YÜ BİZE TESLİM EDER”
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, diğerleri de biliyor musun? Biz de aslında medeniyetimizin değerini o kadar iyi bilmek zorundayız ki hep onu düşünüyorum. Hani bazı aşırılıkları görüyoruz; insanların kötü olduğunu, kötülük yaptığını görüyoruz, moralimiz bozuluyor ama şöyle düşünelim olayı: Biz hakikaten inanılmayacak bir toplumuz. Yeryüzüne geldiğimiz dönemde adalet getirdik. Çünkü bir sistemimiz vardı; biz haklıyı öne aldık, güçlüyü değil; haklıyı öne aldık. Dünya sadece güçlünün peşinde. Biz o yüzden şu anda güçlü oluyoruz. Bizi başka türlü durduramazlar zaten. Ve Türkiye inanın bana bu gücü gösterdiği için bizim içimizdekiler kavrayamasalar bile -bir grubumuz kavrayamasa bile- dünya bunu çok iyi kavrıyor, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri. O yüzden Amerika Birleşik Devletleri böyle bir durumda Trump olduğu müddet Türkiye'ye karşı direkt önlem almaz. PKK'yı da bitirir, FETÖ'yü de bize teslim eder. O kadar söyleyeyim yani; FETÖ'yü de bize teslim eder. Çünkü bu adamlar son derece faydacı. Yeter ki biz çabalamada bulunalım, biz ne isteyeceğimizi bilelim. Şu bölgedeki bütün FETÖ unsurları kaçmışlar. Niye? Çünkü "buradan Türkiye alıp götürebilir" diye; hepsi kaçmışlar. O kaçtıkları yerlerde de rahat olamayacaklar çünkü Trump dönemi onların dönemi değil. Çünkü onlar da Biden'a destek verdiler.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:58
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ocak 2026 22:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















