Savaş, enflasyon ve riskler Levent Yılmaz
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Beklenen gerçekleşti ve uzun süreden bu yana ekonomilerin risk olarak değerlendirdiği süreç başladı. İsrail ve ABD, İran’ı vurdu. İran da civar ülkelerdeki ABD üslerini hedef alan füze saldırılarına başladı ve Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurdu.
Elbette konunun uluslararası ilişkiler boyutu kapsamlı bir şekilde değerlendirilip farklı senaryolar ortaya konulabilir. Ancak benim gündemin savaşın ekonomiye etkisi. Zira başta petrol ve doğalgaz olmak üzere pek çok fiyatlama maalesef bu savaştan etkilenecek. Belki de en çok bedeli ödeyen ekonomilerden birisi de Türkiye olacak. Zaten enflasyonla mücadele konusunda oldukça zorlanan Türkiye şimdi hem petrol fiyatları hem de akaryakıt fiyat artışının yayılımı üzerinden enflasyonist bir süreç riski ile karşı karşıya.
Hatırlayacağınız üzere Ocak ayında zaten yüksek enflasyon beklentilerinin de üstünde bir enflasyon görmüştük. Şubat ayı için de beklentiler çok iç açıcı değildi. Hatta yakından takip ettiğimiz öncü gösterge olan Web-Tüfe’nin %3,19 gelmesi bu yıl sonu için şimdiden tüm hedeflerin ulaşılma ihtimalini büyük oranda azaltmıştı. Nitekim TÜFE, Şubat ayında %2,96 geldi ve detayına baktığımızda aylık en yüksek katkının 1,71 puanla gıda ve alkolsüz içeceklerden geldiğini görüyoruz.
Gıda enflasyonu konusu uzun süredir gündemimizde ve maalesef görünen o ki bir süre daha sorun olmaya devam edecek. Zira geçtiğimiz dönemde yaşanan zirai don ve kuraklığın rekolteler üzerindeki olumsuz etkisi ile savaş nedeni ile ortaya çıkan tabloda oluşan risklerin işleri daha da zorlaştırma ihtimali giderek artıyor. Eğer İran’daki süreç uzun sürerse enflasyon hedeflerindeki her veriyi baştan gözden geçirmemiz gerekecek. Peki nedir bu riskler?
Öncelikle savaş nedeni ile artan petrol fiyatları akaryakıt fiyatlarında kademeli artışları da beraberinde getiriyor. Akaryakıt fiyatlarının enflasyon üzerinde hem doğrudan hem de dolaylı etkileri var. Akaryakıt fiyatlarındaki artışlar enflasyonun yayılımını ciddi derecede artırıyor. Bu etki ağırlıklı olarak lojistik üzerinden gelirken artan petrol fiyatları plastik ambalajların da fiyatlarını artırdığı için nihai ürün fiyatlarını yukarı itiyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesinin bir diğer riski de gübre fiyatları üzerinde olacaktır. Zira Körfez’de üretilen ve ihraç edilen gübrenin tamamı Hürmüz’den geçiyor ve bu dünya üretiminin üçte biri. Tıpkı denizden yapılan petrol ticaretinin %30’u gibi oldukça önemli bir oran.
Hürmüz’ün kapalı kalması LNG fiyatları için de büyük risk taşıyor çünkü küresel LNG ticaretinin %20’si buradan geçiyor. Eğer krizi uzun sürerse AB ülkeleri şimdiden artan fiyatlar nedeni ile Rusya’dan yeniden gaz almak zorunda kalabilir.
Tüm bu olan bitenden biz de olumsuz etkileneceğimiz için krizin bir an önce sona ermesi bizim için en iyi seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kısa vadede atılması gereken önemli adımlar var. Bu bağlamda motorin fiyatlarındaki ilk şok artışın pompa fiyatlarına yansıtılmaması algısal olarak son derece önemli bir karardı. Bu kararın eşel mobil ile desteklenmeye devam edilmesi ise kritik önem taşıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Mart 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















