Savaş uzarsa… Levent Yılmaz
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Maalesef Mart ayına kötü bir başlangıç yaptık ve bu kötü gidişatın ne kadar daha süreceğine ilişkin sanırım kimsenin bir fikri yok. Hatırlayacağınız üzere İran Savaşı başlamadan önce de sizlere bu köşeden enflasyon tarafında işlerin bir miktar zorlaştığını ve Merkez Bankası’nın ara hedefi %16’nın yerine %19 olan tahminine odaklanmak gerektiğini ifade etmiştim. Hatta Şubat ayı enflasyonu ile ortaya çıkan tabloda yıl sonunda %20’nin altının artık pek mümkün olmadığını belirtmiştim.
Kısaca savaş öncesi durumu sizlere hatırlatayım. Ocak ayında zaten yüksek olan beklentilerin de üzerinde %4,84’lük bir enflasyon oranı gördük. Bunun ardından Şubat enflasyonu da %2,96 geldi ve beklediğimiz üzere Ramazan ayı etkisi ile gıda enflasyonu %6,89 olarak gerçekleşti. Söz konusu Ramazan ayı etkisinin bir kısmının da Mart ayına sarkacağını ve bu etkiyi en aza indirmek için neler yapılması gerektiği konusunda fikir jimnastiği yaparken savaş patlak verdi.
En sonda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim. Savaş ile beraber tüm enflasyon tahmin ve hedeflerini revize etmemiz gerekiyor. Bana göre savaşın şu ana kadarki etkisine bakarak bu yılı %25 seviyesinde bir enflasyon ile bitirmeyi “büyük başarı” görürüm. Diğer yandan savaş Trump’ın ilk günlerde söylediği gibi toplamda 4 haftada biterse enflasyonda %30’un altını “başarı” sayarım. Ancak daha da uzarsa enflasyondan daha büyük sorunlarımız olur çünkü başta akaryakıt olmak üzere pek çok petrol türevi üründe arz sorunları başlar ve parasını ödediğimiz halde söz konusu ürünleri tedarik edemiyor olabiliriz.
Bu durum da enflasyonla beraber ekonomik durgunluk sürecine neden olabilir ki biz ekonomistlerin sanırım en istemediği senaryo budur. Stagflasyon adını verdiğimiz bu süreç zaten zor günler geçiren ve son umutlarını 2026’ya bağlayan reel sektörün kalıcı hasar alması ile sonuçlanabilir.
Hatırlayacağınız üzere savaş çıkmadan önceki dönemde de reel sektörün geçmişte kullandığı yüksek faizli kısa vadeli (spot) kredilerinin görece daha düşük faizli uzun vadeli taksitli ticari kredilere çevrilmesi gerektiğini defaten ifade etmiştim. Bugün geldiğimiz noktada ve savaşın tahmin edilenden daha fazla uzaması riskinin olduğu mevcut durumda reel sektörün bu desteğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.
Savaşın başlamasının ardından her ne kadar politika faizini sabit tutsa da fiili faizleri artıran Merkez Bankası’nın uygulamayı sürdürdüğü “aylık kredi büyüme sınırı” finansmana erişimi zorlaştırmaya devam ederken patlak veren savaşın maliyet kanalında oluşturduğu baskıya finansman maliyeti tarafında ilave etkiler oluşturuyor.
Bu bakımdan meseleye “maliyet yönlü” bakmaya başlamak gerekiyor. Zira sürekli iç talep ve çıktı açığı merkezli bakış açısının verebileceği en yüksek faydayı elde ettik ve bana göre bir süredir yüksek faiz artık enflasyonist sonuçlar üretiyor. Dahası savaş uzarsa işler iyice içinden çıkılamaz hale gelebilir…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Mart 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















