Ankara24.com
close
up
Menu

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

Kılıçdaroğlu nun karşılama müziği Cumhurbaşkanı Erdoğan dan kopyalandı

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

Tek hamlede kusursuz temizlik Philips dikey süpürgede yılın indirimi

Meğer çözümü manavdaymış: Bu meyveleri yiyen uyku problemi yaşamıyor Sözcü Gazetesi

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

e ticaretin kargo şampiyonu Tuzla

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

‘Hakan trajik bir kral’

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

“Sahipsiz toprak” mıyız? Ersin Çelik

“Sahipsiz toprak” mıyız? Ersin Çelik

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Sömürgecilik tarih boyunca biçim değiştirdi ama “işleyişi” asla değişmedi. Güçlü olan, zayıf olanı “bağımlı” kılmanın yollarını buldu. Bundan 500 sene öncesine kadar “keşif” adı altında topraklar işgal ediliyordu. Afrika kıtası 1800’lerin sonundaki Berlin Konferansı’nda cetvelle paylaşıldı. Ardından askeri işgaller başladı, koca Osmanlı İmparatorluğu pay edildi. Birinci ve ikinci dünya savaşları ise küresel yağmanın en kanlı, vahşi finaliydi. Ancak silahlar, daha güçlü silahlarla susturulduğunda

Sömürgecilik tarih boyunca biçim değiştirdi ama “işleyişi” asla değişmedi. Güçlü olan, zayıf olanı “bağımlı” kılmanın yollarını buldu. Bundan 500 sene öncesine kadar “keşif” adı altında topraklar işgal ediliyordu. Afrika kıtası 1800’lerin sonundaki Berlin Konferansı’nda cetvelle paylaşıldı. Ardından askeri işgaller başladı, koca Osmanlı İmparatorluğu pay edildi.

Birinci ve ikinci dünya savaşları ise küresel yağmanın en kanlı, vahşi finaliydi. Ancak silahlar, daha güçlü silahlarla susturulduğunda sömürgecilik bitmedi. Aksine, halkların iradesini diplomatik masalara bağlayan, emeklerini ise küresel finans kurumlarına akıtan yeni bir siyasi ve ekonomik sömürü düzeni oluşturuldu. Güçlü olan, zayıf olanı önce toprağa, sonra masaya, günümüzde de “

dijital evrene

” bağımlı kılmanın yolunu her zaman buldu.

Konumuz da bu yeni sömürü düzenin, nihayet tartışmaya açılması…

Avustralya Katolik Üniversitesi'nden

Jessica Russ-Smith

ve

Monash Üniversitesi'nden

Michelle Lazarus

’ın kaleme aldıkları makalede, yapay zeka şirketlerinin (OpenAI, Google, META vb.) taktiklerini, eski sömürge devletlerinin “

işgal stratejilerine

” benzeterek çok çarpıcı bir hukuk kavramı üzerinde durdular: “

Terra Nullius

.”

***

NEDİR BU TERRA NULLİUS?

Latincesi havalı dursa da anlamıyla tarihin en büyük hukuksuzluğunu kamufle ediyor aslında. Tam olarak, “

Kimseye ait olmayan toprak

” anlamına geliyor.

Tarihsel dayanağı da şöyle: İngilizler, Avustralya kıtasına ayak bastıklarında, orada binlerce yıldır yaşayan Aborjinleri yok saydılar. O devasa toprakların, tarım arazilerinin “sahipsiz” olduğunu iddia ettiler. Yaptıkları işgal ve yağmayı kağıt üzerinde “hukuki” bir zemine oturtmak için de “Sahipsiz Toprak” kavramını ürettiler. Hem hesap vermediler hem de güya vicdanlarını rahatlattılar.

***

NESİLLERİ ÇALMAKTAN, VERİLERİ ÇALMAYA

Kavramın açtığı bir meşruiyet yolu daha vardı:

Nesilleri çalmak

!

Bu hukuksuzluğun, yani “Terra Nullius” zihniyetinin sadece toprağa değil, insanların hayatlarına nasıl kastettiğini, 2002 yapımı

Rabbit-Proof Fence

(Çit) filmi çok trajik şekilde anlatır. Avustralya’da 1900’lü yılların başında yaşanan gerçek bir utancı yüzümüze çarpan filmde sömürgeciler, “sahipsiz” ilan ettikleri o topraklarda yaşayan Aborjinlerin çocuklarını da “devletin malı” gibi görüyorlardı. Annelerinin kucağından alınan çocuklar, “

Çalınan Nesiller

” olarak tarihe geçtiler. İşgalcilerin amacı, o çocukları asimile etmek, kendi kültürlerine formatlamak ve sömürge düzenine hizmet edecek “gönüllü köleler” yapmaktı.

Toprakları ve üzerlerindeki çocukları sahipsiz gören ve buna hukuki dayanaklar üreten sömürge düzeni, bugün de “sahipsiz” gördüğü internet evreninden verilerimizi, kültürümüzü, hafızamızı çalıyor.

Çok değil 100 yıl önce Aborjin çocuklarını “eğitmek” (benliklerini silmek) için kamplara kapatıyorlardı;

bugün ise yapay zeka modellerini “geliştirmek” için bizlerin verilerini dijital kamplara (serverlara) hapsediyorlar

. Yöntem çok benzer: Rızamız yok, hakkımız yok, sözümüz yok!

***

“ADİL KULLANIM” KILIFI

Jessica Russ-Smith ile Michelle Lazarus’ın kaleme aldıkları ve hem Reuters hem de Yahoo News tarafından yayımlanan makaleye dönecek olursak… Yazarlar diyor ki; bugünün teknoloji devleri de interneti uçsuz bucaksız bir ‘Terra Nullius’ olarak görüyor. Sizin, benim, bizim... Yani milyarlarca insanın internete yüklediği veriyi, yazdığı yazıyı, çektiği fotoğrafı ve ürettiği sanatı “

sahipsiz ganimet

” kabul ediyorlar.

Bir sosyal medya klişesi olarak olağanlaştırılan,

“internete düştüyse kamunundur”

mantığıyla hareket ediyorlar ve hiçbirimizden rıza almadan bu verileri vakumlayıp kendi yapay zeka modellerini eğitiyorlar. Bu kadar basit!

Nasıl ki geçmişte sömürgeciler; Kızılderililer, Aborjinler, Inuitler, Maoriler, Tuaregler, Zulular ve daha nice halkların topraklarını “keşif” adı altında gasp ettiyse, bugün de Silikon Vadisi’nin beyaz yakalı efendileri, verilerimizi çalıyorlar.

Bu yeni düzenin kurnazlığı ise ‘

Adil Kullanım’ (Fair Use)

denilen hukuk doktrini. Geride kalan haftanın alttan alta en çok konuşulan makalesinin yazarları, teşhisi yaptıktan sonra “direnişin” yolunu da gösteriyorlar:

“Bugün yapay zekâyla yaşanan şey, güçlü (çoğunlukla Batılı) teknoloji devlerinin algoritmaları, veriyi ve dijital teknolojileri kullanarak diğerleri üzerinde güç kurduğu ve veriyi rızasız şekilde aldığı bir tür ‘dijital sömürgecilik.’ Ancak direniş mümkün ve yerli halkların uzun süren direniş tarihleri, insanların buna nasıl karşı koyabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.”

***

DİRENİŞ BAŞLADI MI?

Direnişten kasıt, yapay zekâ şirketlerinin verileri sahipsizmiş gibi depolamasının, fikri mülkiyet yasalarının ihlali olduğu gerekçesiyle açılan davaların çoğalması. Elde, tüm insanlığa yol gösterecek iki mahkeme süreci var:

- Dünyanın, forum tabanlı en büyük sosyal medya platformlarından

Reddit

, ekim ayında yapay zekâ girişimi Perplexity’ye, telifli materyallerini izinsiz işleme suçlamasıyla dava açtı.

- Yapay zekâ alanında OpenAI’nin en büyük rakiplerinden

Anthropic

, eylül ayında chatbot’unu eğitmek için korsan kitaplar kullandığını iddia eden yazarların açtığı toplu davayı

1,5 milyar ABD doları

karşılığında uzlaşmayla sonuçlandırdı. Yani şirket yakalandığını kabul etti.

***

GÖNÜLLÜ KÖLELİK VE DİJİTAL ONUR

Peki sürekli veri üreten sıradan insanlar olarak haklarımızı nasıl savunacağız?

Nevzuhur makaleyi kaleme alan akademisyenler, “

yükselen yerli veri egemenliği hareketleri

” vurgusuyla, dijital sömürgeciliğe karşı yeni bir direniş dalgasının doğacağına işaret ediyorlar. Onlara göre bu yaklaşımda veri yerel topluluklara aittir; verinin ne zaman, nasıl ve hangi koşullarda kullanılacağına dair karar alma hakkı da bütünüyle bu toplulukların elindedir. Dahası, verdikleri kullanım iznini istedikleri anda geri çekme hakları bulunmaktadır.

Kritik eşik işte tam burası.

Verinin kullanım iznini verme ve geri çekme hakkını kendimizde görüyor muyuz?

Mesela herhangi bir uygulamayı indirirken, ekranımıza düşen en düşük puntolarla yazılı kullanıcı ya da veri politikalarını okuyor muyuz? Okunsa bile, verilerin şirketler tarafından diledikleri gibi kullanılacağına rıza gösterildiği çok ortada. Peki ama neden? Bu sorunun yanıtını vermek için; dijital ekosistem yasalarının veya sanal evrenin kurucularının, bizleri bu rıza ilişkisine nasıl razı ettiklerine bakmamız gerekiyor.

Byung-Chul Han

’ın o keskin tespiti artık teorik bir uyarı değil, yaşadığımız çağın yaşam düzeni:

“Kendi kendimizi sömürerek, sömürgecilerimize sürekli sömürme hizmetinde bulunuyoruz.”

Bu durumda,

bizler sahipsiz toprak mıyız?

Küresel teknoloji devlerinin gözünden bakarsak, maalesef cevap “

evet

” demeye çok yakın.

Düne kadar yerli platformların neden çok elzem olduğunu konuşuyorduk. Bunun da çok büyük bir önemi kalmadı. Yasalarımız, kanunlarımız, dijital platformlar karşısında hükümlerini yitiriyorlar. Bizleri koruyamıyorlar. O yüzden mesele sadece yerli bir platform kurmaktan ibaret değil.

Mesele, insanın dijital onurunu koruyacak evrensel bir hukuku inşa edebilmekte.

Eğer kendi dijital sınırlarımızı, kendi etik kurallarımızı ve kendi veri egemenliğimizi belirleyemezsek; cep telefonlarımız, sömürgecilerin boyunlarımıza astıkları “

Sahipsiz Toprak

” tabelalarına dönüşecekler.

Buna razı mıyız?

Soruya, “Hayır” diyeceğinizden çok eminim.

Fakat asıl yanıtlamamız gereken soru şu: “Uygulamada” hayır diyebiliyor muyuz?

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:145
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Kasım 2025 04:06 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

30 Mayıs 2026 00:37see153

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

30 Mayıs 2026 00:20see149

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

30 Mayıs 2026 00:52see149

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

29 Mayıs 2026 16:11see147

Kılıçdaroğlu nun karşılama müziği Cumhurbaşkanı Erdoğan dan kopyalandı

29 Mayıs 2026 14:32see144

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

29 Mayıs 2026 17:44see142

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

29 Mayıs 2026 17:18see139

Tek hamlede kusursuz temizlik Philips dikey süpürgede yılın indirimi

29 Mayıs 2026 14:36see139

Meğer çözümü manavdaymış: Bu meyveleri yiyen uyku problemi yaşamıyor Sözcü Gazetesi

29 Mayıs 2026 11:41see138

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

30 Mayıs 2026 16:30see137

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

29 Mayıs 2026 21:58see137

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

30 Mayıs 2026 17:12see136

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

30 Mayıs 2026 17:04see136

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 05:02see136

e ticaretin kargo şampiyonu Tuzla

29 Mayıs 2026 13:04see135

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

30 Mayıs 2026 04:05see135

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

30 Mayıs 2026 17:52see134

‘Hakan trajik bir kral’

29 Mayıs 2026 11:38see134

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 00:07see133

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

30 Mayıs 2026 16:47see128
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları