OSMAN MÜFTÜOĞLU Üşüdüğümüz için mi hastalanıyoruz?
Sabah sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Yine o günler geldi çattı, sevgili Sabah okurları. Paltolar dolaplardan çıktı, etrafımızda hapşıran öksüren insanların sayısı bir anda artıverdi. Çoğumuz bu durumu "nezle grip mevsimi" olarak tanımlıyoruz ve haksız da sayılmayız. Bizi hasta eden şey sanılanın aksine sadece soğuk hava değildir. Kışın bizi yataklara düşüren asıl suçlu "üşümek" değil, çoğu zaman "kurumak" ve virüslerin kurduğu o sinsi tezgâhtır.
Peki bu işin aslı ne? Soğuk hava tek başına bir mikrop değildir. O sadece mikropların işini kolaylaştıran, onlara lojistik destek sağlayan mükemmel bir "suç ortağıdır". Sizi hasta eden asıl fail, virüslerdir.
Bakın bu tezgâh 5 adımda nasıl kuruluyor?
Birincisi, içeriye kapanıyoruz. Okullar, ofisler, toplu taşıma araçları adeta birer "yakın temas festivali"ne dönüyor.
İkincisi, kuru hava savunmayı çökertir. Kışın hem dışarısı kurudur, hem de içeriye kaçıp sığındığımız o kaloriferli ortamlar nemi sıfırlar. Burun ve boğazımızın iç yüzeyi kuruduğunda bizim "doğal süpürgelerimiz" yani mukosilier sistem işlevini yitirir. Virüsler de bu savunma boşluğunu asla affetmez.
Üçüncüsü, burun damarları büzüşür. Soğukla birlikte burun damarları daralır. Kan akışı azalınca o bölgeye giden savunma hücreleri yani bizim askerler cepheye ulaşmakta zorlanır.
Dördüncüsü, virüsler serinliği sever. Birçok solunum yolu virüsü serin ve kuru havada daha uzun süre "asılı kalır".
Beşincisi, bağışıklık planı bozulur. Kışın uyku azalır, stres artar, hareket düşer.
Üstüne bir de üşüdüm diye su içmeyi azaltırsak, o çok güvendiğimiz boğaz bariyeri iyice kurur ve sistem çöker.
Peki ne yapmalı? Çözüm sandığınızdan basit. Üşüdüm diye su içmemezlik etmeyin. Çünkü kışın asıl ilacınız sudur. İç mekânları kısa sürelerle de olsa havalandırın. Burun içinizi serum fizyolojiklerle nemli tutun. Risk grubundaysanız aşılarınızı ihmal etmeyin. Unutmayın ki, nemli bir burun ve boğaz virüslerin en sevmediği barikattır.
***
KIŞIN ŞİFA REÇETELERİ
Sevgili okurlarım, bundan tam 20 yıl önce "Çay Bir Mucizedir" kitabımı yazdığımda, çayın sadece bir keyif içeceği olmadığını, doğru demlendiğinde bir şifa kaynağına dönüşebileceğini anlatmıştım. Bugün o kitaptan süzülen tecrübeyle, kışın o soğuk, titreme ve kırgınlık dolu günlerinde imdadınıza yetişecek "üç sağlam çay" reçetesini sizlerle paylaşıyorum. Şifa olsun, içiniz ısınsın...
ZENCEFİL – LİMON – BAL
Ne Zaman İçelim?
"Hocam üşüdüm, içim titriyor, kafam kazan gibi" dediğiniz o ilk an var ya, işte o anın en pratik toparlayıcısı budur. Zencefil içinizi ısıtır, limon ferahlatır, bal ise o gıcık öksürüğü yumuşatır.
Nasıl Hazırlanır? Bir büyük kupa sıcak suya taze zencefilden 3–4 ince dilim atın (yoksa yarım çay kaşığı toz da olur). Sabredin, 7–8 dakika demlensin. Ilınınca limonu sıkın.
Aman dikkat: Balı asla kaynar suya eklemeyin; çay ılıyınca ekleyin ki, şifası ölmesin.
Kullanım: Günde 1–2 kupa kâfidir. Sabah geç kahvaltı sonrası veya akşamüstü idealdir.
Hoca Notu: Kan sulandırıcı kullananlar, safra taşı olanlar ve şiddetli reflüsü bulunanlar zencefili abartmasın.
KEKİK – LİMON
Ne İşe Yarar? Kekik, benim "akciğerin süpürgesi" dediğim bitkilerden biridir. Boğazı rahatlatır, öksürük refleksini yumuşatır ve o yapışkan balgamı söküp atar. Nezlenin göğse inmeye başladığını hissettiğiniz an devreye sokun.
Nasıl Hazırlanır? Bir kupaya 1 tatlı kaşığı kuru kekik koyun, üzerine kaynar suyu ekleyin. Uçucu yağları kaçmasın diye ağzını kapatıp 8–10 dakika demleyin, sonra süzün. Ilınınca limon, isterseniz biraz da bal ekleyin.
Kullanım: Günde 1 kupa ile başlayın, iyi geliyorsa 2'ye çıkın. Öğleden sonraları içmek daha keyiflidir.
Aman Dikkat: Tansiyon ilacı kullananlar ve hamileler, "bitkiseldir, bir şey olmaz" demesin; hekimine danışmadan aşırı tüketmesin.
ADAÇAYI – IHLAMUR
Neden Bu İkili? Burun akıyor, boğaz yanıyor ve "Bırakın beni yatayım" modundaysanız, ilacınız budur. Adaçayı boğazı ve genzi temizlerken, ıhlamur sizi pamuk gibi sakinleştirir. Kış yorgunluğunun en zarif ilacıdır.
Nasıl Hazırlanır? Bir kupa için 1 çay kaşığı adaçayı ile 1 tatlı kaşığı ıhlamuru karıştırın. Kaynar suyu ekleyip 6–8 dakika demleyin.
İsterseniz içine bir-iki dilim limon atın. Balı yine ılıyınca ekliyoruz.
Kullanım: Akşam yemeğinden sonra içilen 1 kupa, uykuyu da nazikçe çağırır.
Uyarı: Adaçayı bazen kuruluk yapabilir. Tiroid hastaları ve hamileler düzenli kullanımdan kaçınmalı.
BONUS: ADAÇAYI GARGARASI
Bazen içmek yetmez, yerel müdahale gerekir. Boğazınızda o "yutkunurken zımpara varmış" hissi oluştuğunda, adaçayı gargarası en az pastiller kadar etkilidir. Bir kupa kaynar suya 1 dolu tatlı kaşığı adaçayı koyun, 10 dakika demleyin ve süzün. Mutlaka ılımasını bekleyin, sıcak suyla gargara yapıp boğazı daha çok tahriş etmeyin. Günde 2-3 kez, ılıkken gargara yapıp tükürün. Özellikle yatmadan önce yapmak geceyi rahat geçirmenizi sağlar. (Küçük çocuklarda yutma riski nedeniyle önermiyoruz).
***
BU KIRMIZI ÇOK FAYDALI
Son dönemde sıkça duyduğunuz benim de yakından takip ettiğim bir ışık var. Adı, Kırmızı Işık Terapisi ya da tıbbi adıyla Fotobiyomodülasyon.
Nedir bu derseniz, hemen anlatayım. Düşük düzeyde kırmızı ve yakın kızılötesi ışığı kullanarak hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondrileri hedefleyen akılcı bir yaklaşımdır. Amaç cildi yakmak veya ısıtmak değildir. Hücresel enerji üretimini yani ATP'yi desteklemek, mikrodolaşımı iyileştirmek ve vücuttaki o sinsi yangıyı yani inflamasyonu dengelemektir. İşin sırrı dalga boyundadır. Kırmızı ışık için 630 ile 670 nanometre, yakın kızılötesi için 800 ile 850 nanometre bantları etkilidir. Cihaz seçerken pazarlama cümlelerine değil bu teknik verilere bakın.
Ne işe yarar derseniz, bilimsel veriler en tutarlı faydaların genellikle yüzeye yakın dokularda görüldüğünü söylüyor. Cilt sağlığında kolajen sentezini destekler ve doku kalitesinde mütevazı ancak anlamlı iyileşmeler sağlar. Yüzeysel yaraların iyileşme sürecine de destek olur.
Ama aman dikkat! Her yenilikte olduğu gibi burada da doz önemlidir. Ne kadar çok, o kadar iyi değildir. Azı etkisiz, çoğu faydayı azaltır. Ayrıca ışığa duyarlı ilaç kullananlar, aktif cilt hastalığı olanlar, hamileler ve aktif kanser öyküsü olanlar hekime danışmadan kullanmamalıdır. Her derde deva, yaşlanmayı tersine çevirir gibi iddialara ise itibar etmeyin. Doğru beklenti ve doğru dozla bu kırmızı ışık sağlığınız için mucize değil ama "küçük ve düzenli kazanımlar" sağlayan iyi bir rutin olabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:75
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Ocak 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















