Osimhen yoksa Galatasaray çok eksik
Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Trabzon'da rüzgar yoktu bu gece.
Karadeniz sakindi.
Hava sessiz.
Ama, Papara Park’ta top yuvarlanmaya başladığı anda, o ağırbaşlı hava bir anda kabuğunu kırdı; yerini kalbin hızlı attığı, aklın geri planda kaldığı bir oyuna bıraktı.
Trabzonspor Galatasaray karşısına planla değil, yürekle çıkmıştı.
Aceleciydi.
Sanki bir an önce golü bulmak için hesapları bir kenara bırakmıştı.
Bu, teknik adamın tahtaya çizdiği bir düzen değil;
tribünlerin kalbine kazıdığı bir cesaretti.
“Ya herro, ya merro…” dediler.
Ve o söz, ilk düdükle birlikte çimlere yayıldı.
Orta sahada bas, ileride çoğal, kanatlarda hızlan, topu bir an önce ceza sahasına indir…
Ve orada bekleyen Paul Onuachu'yu gör.
Bu ofansif plan daha dördüncü dakikada sonuca gitti.
Pina sağdan taşıdı, ortayı kesti.
Ve Onuachu…
Adam gol avcısı.
Sert bir kafa şutu ve gol.
Bu erken gol Galatasaray'ı sarstı. Osimhen, Sane ve Sara gibi kozlarından yoksun olan Sarı Kırmızılılar, topa sahip oldu belki ama oyuna sahip olamadı.
Ofansif yönden çok zayıf kaldılar ve 0.25 gibi çok düşük bir gol beklentisi ile devreyi kapadılar.
Trabzonspor ise ilk yarıda daha etkili, daha çok pozisyona giren taraftı, Onuachu ile bir gol daha buldu ama ofsayta takıldı.
Galatasaray ikinci yarıya Eren ve İlkay'ı oyuna alarak başladı ve golü de hemen buldu. Barış'ın ortasında Singo beraberliği sağladı.
Ama bu maçın böyle bitmeyeceği belliydi.
Çünkü Trabzonspor sahaya bir planla değil, bir kader duygusuyla çıkmıştı. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların cesaretiyle…
Ama kazanırsa bir şehrin şampiyonluk hayalini büyüteceğini bilerek.
Ve yeniden yüklendi…
Zubkov ile iki kez kapıyı çaldı.
Biri az farkla, diğeri nefes mesafesiyle kaçtı.
Ama Trabzonspor o kapıyı yumruklamayı bırakmadı.
Çünkü bazı takımlar pozisyon kaçırdıkça susar.
Bazıları ise her kaçan fırsatta daha da yükselir.
Sonra ligin bir gerçeği sahne aldı.
Duran toplar, bu sezon Trabzonspor'un en büyük silahıydı.
Frikikte topun başına Anthony Nwakaeme geçti. Sakin, soğukkanlı kesti, Nwaiwu yükseldi ve vurdu.
Trabzonspor yeniden öne geçti.
Bu gol aynı zaman da maçın da skoru oldu.
Trabzonspor bu gece futbol oynamadı sadece.
İnandığı bir hikâyeyi sahaya yazdı.
Koşarken ter döktü belki…
Ama aslında bir şehrin şampiyonluk hayalini taşıdı omuzlarında.
Ve sonunda…
Haklı bir galibiyet aldı.
Sadece üç puan değil bu;
“Ben de buradayım” diyen bir iddianın imzası.
Şampiyonluk yarışına katılmak bazen puanla olmaz,
bir gecede yazılan karakterle olur.
Trabzonspor o karakteri gösterdi.
Peki ya Galatasaray…
Garip bir tablo var ortada.
Top var, pas var…
Ama tehdit yok.
Hareket var, niyet var…
Ama sonuç yok.
Osimhen yoksa,
Galatasaray hücumda çok eksik.
Pozisyon üretmek zorlaşıyor…
Savunma aşılmıyor…
Ceza sahası bir anda kalabalık ama etkisiz bir kalabalığa dönüşüyor.
Ve şimdi o soru…
Futbolun en rahatsız edici sorularından biri:
Bir takımın kaderi bir futbolcuya bağlı olur mu?
Cevap ironik bir şekilde basit:
“Olmaz” diye kurulur takımlar…
Ama “olur” diye kaybedilir maçlar.
Büyük takımlar yıldızlarla güçlenir,
ama yıldızlara bağımlı hale gelirse küçülür.
Çünkü futbol…
Bir kişinin değil, bir düzenin oyunudur.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:113
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Nisan 2026 22:33 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















