Norveç’te taç değişti, krizler yerinde kaldı: Yeni Kraliçe Mette Marit’in üç ağır dosyası Dış Haberler
Haberturk sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Haakon’un eşi Mette-Marit de veliaht prenseslikten kraliçeliğe yükselirken, saraya yeni dönemin ihtişamından önce geçmişten gelen üç ağır dosya eşlik ediyor. Yeni kraliçenin kamuoyundaki imajının üzerinde, hüküm giymiş Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein ile yıllarca süren tartışmalı ilişkisi, büyük oğlu Marius Borg Høiby’nin ağır suçlardan mahkûm edilmesi ve kendisinin ciddi akciğer hastalığı nedeniyle geçirdiği zorlu tedavi süreci bulunuyor. Kısacası Norveç’te taç yeni sahibine geçti ancak sarayın kriz dosyaları taht değişimini beklemedi.
Norveç Kraliyet Sarayı tarafından yayımlanan listede Mette-Marit, Haakon’un tahta çıkmasıyla ülkenin yeni kraliçesi olarak yer aldı. Haberde, nihai taç giyme sürecine ilişkin kararın yeni kralın yetkisinde olduğu belirtilirken, Mette-Marit’in önündeki tartışmalar Harald’ın ölümünün açıklanmasının hemen ardından yeniden ülke gündeminin üst sıralarına çıktı. Haakon, babasının yasını tutarak hükümdarlığının ilk günlerine başlarken, yeni kraliçenin geçmişi, ailesi ve sağlık durumuna ilişkin tartışmalar Norveç monarşisinin son yıllardaki en hassas dönemlerinden birine girdiğini gösteriyor.
Epstein dosyası: Dört günlük konaklama, yıllarca süren temasMette-Marit açısından en tartışmalı başlık, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile geçmişte kurduğu ilişki. Amerikan belgelerine göre Mette-Marit ile Epstein arasındaki temas 2011 ile 2014 yılları arasında devam etti. Tartışmayı daha da büyüten nokta ise bu ilişkinin Epstein’ın ilk cinsel suç mahkûmiyetinden sonraki döneme de uzanması oldu. Belgeler, Mette-Marit’in 2013 yılında gerçekleştirdiği özel bir seyahat sırasında Epstein’ın Florida’nın Palm Beach kentindeki evinde dört gün kaldığını ortaya koydu.
Bu ayrıntıların kamuoyuna yansıması Norveç’te ciddi tepkiye neden oldu. Tartışmanın merkezinde yalnızca Epstein ile tanışmış olması değil, onun hakkındaki mahkûmiyet bilinirken temasların neden devam ettiği sorusu vardı. Tepkiler öylesine büyüdü ki Norveç Başbakanı, kraliyet ailesine yönelik alışılmış siyasi mesafenin dışına çıkarak Mette-Marit’i eleştirdi ve kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapması gerektiğini belirtti.
Mette-Marit daha sonra Norveç kamu yayıncısına yaptığı açıklamada Epstein konusunda “manipüle edildiğini ve kandırıldığını” söyledi. Epstein ile hiç tanışmamış olmayı dilediğini ifade eden Mette-Marit, temaslarının birkaç yıl sürdüğünü kabul ederken, zaman içerisinde onun insanların ilişki kurmaması gereken “kötü bir insan” olduğunu anladığını söyledi. Yeni kraliçe, tartışmada asıl empatinin kendisine değil, Epstein’ın istismarlarının mağdurlarına gösterilmesi gerektiğini de vurgulayarak yaşananlardan duyduğu pişmanlığı dile getirdi. Ancak bütün bu açıklamalar, Norveç kraliyet ailesinin yakın tarihindeki en rahatsız edici tartışmalardan birinin tamamen kapanmasını sağlamadı.
Oğlunun dosyası sarayın kapısına dayandıYeni kraliçenin karşı karşıya bulunduğu ikinci büyük kriz ise büyük oğlu Marius Borg Høiby üzerinden saraya uzandı. Mette-Marit’in Haakon ile evlenmeden önceki ilişkisinden dünyaya gelen Høiby, kraliyet ailesinin resmi bir üyesi değil ve herhangi bir kraliyet unvanı taşımıyor. Buna rağmen annesinin 2001 yılında Haakon ile evlenmesinden sonra kraliyet ailesinin içerisinde büyümesi, hakkındaki ceza davasını Norveç monarşisi açısından son derece hassas bir meseleye dönüştürdü.
Haberde aktarılan bilgilere göre Oslo’daki mahkeme, Haziran 2026’da 29 yaşındaki Høiby’yi aralarında iki tecavüz suçlaması, aile içi şiddet ve başka suçların da bulunduğu bir dizi eylemden mahkûm ederek dört yıl hapis cezasına çarptırdı. Høiby, haftalar süren ve Norveç medyasının yakından takip ettiği yargılama sırasında toplam 40 suçlamayla karşı karşıya kalmıştı.
Dosyanın başlangıcı Ağustos 2024’e kadar uzanıyor. Høiby, Oslo’da bir kadına saldırdığı şüphesiyle gözaltına alınmış, soruşturma ilerledikçe dosyanın kapsamı genişlemiş ve cinsel suçlardan fiziksel saldırı ve şiddet iddialarına kadar çok sayıda suçlama gündeme gelmişti. Hukuken kraliyet ailesinin resmi üyesi olmaması sarayı doğrudan sorumluluktan uzaklaştırsa da çocukluğundan itibaren geleceğin kralının ailesinin içerisinde yetişmiş olması, davanın kamuoyundaki etkisini azaltmadı. Böylece Haakon’un tahta çıkışıyla birlikte Mette-Marit yalnızca kraliçe unvanını değil, oğlunun mahkûmiyetinin yarattığı ağır kamuoyu baskısını da yeni konumuna taşıdı.
Üçüncü kriz siyasi değil: Yaşam mücadelesiMette-Marit’in üçüncü büyük sınavı ise diğer iki dosyadan tamamen farklı ve kişisel: ciddi sağlık sorunları. Yeni kraliçe uzun süredir nefes alma kapasitesini etkileyen kronik ve ağır bir akciğer hastalığıyla mücadele ediyor. Hastalığın ilerlemesi nedeniyle son yıllarda resmi programlarının önemli bir bölümü azaltılmış, kraliyet görevlerine katılımı dönem dönem sınırlandırılmıştı.
2026 yılının ortalarında sağlık durumunun daha da ağırlaşması üzerine Mette-Marit’e akciğer nakli yapıldı. Kraliyet ailesi daha sonra operasyonun başarılı geçtiğini açıkladı. Nakil, Epstein tartışmalarının ve oğlunun yargı sürecinin yarattığı ailevi baskının devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Bu nedenle Mette-Marit’in sağlık durumu, Norveç kamuoyunda yalnızca kişisel bir mesele olarak değil, yeni kraliçenin uzun vadede kraliyet görevlerini ne ölçüde yerine getirebileceği açısından da tartışılmaya başlandı.
Operasyon sonrasında iyileşme dönemine girdiği, dinlenme ve rehabilitasyon sürecinin ardından görevlerine tamamen dönmesinin beklendiği bildirildi. Mette-Marit ise Epstein konusunda neden daha önce kapsamlı biçimde konuşmadığını açıklarken sağlık durumunun ve içinde bulunduğu diğer koşulların gecikmede etkili olduğunu belirtmişti.
Halktan saraya uzanan sıra dışı hikâyeMette-Marit’in Norveç monarşisindeki yolculuğu aslında başından itibaren geleneksel bir kraliyet hikâyesine benzemiyordu. Aristokrat ya da kraliyet ailesinden gelmeyen Mette-Marit, Haakon ile ilişkisi başladığında önceki ilişkisinden bir çocuğu bulunan genç bir anneydi. Haakon ile 2001 yılında evlenmeleri o dönemde Norveç’te yoğun tartışmalara yol açmış, ancak çift özellikle Kral Harald V ve Kraliçe Sonja’nın desteğini arkasına almıştı.
Haakon ve Mette-Marit’in evliliklerinden daha sonra Prenses Ingrid Alexandra ile Prens Sverre Magnus dünyaya geldi. Marius Borg Høiby ise annesiyle birlikte kraliyet ailesinin içerisinde yetişmesine rağmen hiçbir zaman kraliyet hanedanının resmi bir üyesi olmadı ve taht üzerinde herhangi bir miras hakkına sahip bulunmadı.
Kral öldü, yeni dönem üç krizle başladıKral Harald V’in cuma sabahı 89 yaşında hayatını kaybetmesiyle Norveç’in anayasal düzeni gereği taht otomatik olarak oğlu Haakon’a geçti ve Haakon VIII ülkenin yeni kralı oldu. Haakon’un büyük kızı Ingrid Alexandra da yeni taht sıralamasında veliaht konumuna yükseldi. Böylece Norveç monarşisi bir kuşak değişimini resmen gerçekleştirirken Mette-Marit de hayatının en önemli unvanına ulaştı.
Ancak yeni kraliçenin önünde alışılmış saray protokolünden çok daha ağır bir sınav bulunuyor. Bir tarafta Epstein ile yıllarca süren ve hâlâ açıklanmaya muhtaç görülen ilişki, diğer tarafta oğlunun ağır suçlardan aldığı hapis cezası, üçüncü tarafta ise akciğer nakline kadar ilerleyen ciddi sağlık mücadelesi var. Mette-Marit halktan saraya, veliaht prenseslikten kraliçeliğe kadar uzanan sıra dışı yolculuğunun zirvesine çıktı; fakat Norveç’te yeni dönemin ironisi de tam burada başlıyor: Taç başına kondu, geçmiş ise sarayın kapısında kaldı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Ağustos 2026 12:21 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















