NEBİ MİŞ Stratejik birikim, öngörü ve istikrarlı dış politika
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Türkiye'nin ABD-İsrail İran savaşında, savaşın dışında kalarak aktif diplomasi yürütmesini İsmet İnönü'nün İkinci Dünya Savaşı'ndaki tutumuna benzetenler var.
Türkiye'nin savaş dışında kalmasını ve mevcut dış politika pratiğini, Erdoğan dönemi dış politikasında sanki bir "istisna" gibi görenler var.
Bu dış politikanın doğru olduğunu belirtmekle birlikte, İnönü dönemindeki dış politikanın iktidarın uygulamak zorunda kaldığı bir tercih olduğunu, dolayısıyla İnönü'yü eleştiren bir iktidarın bundan ders çıkarması gerektiğini söyleyenler bile var...
Bu tür analizleri yapan muhalif kamuoyu oluşturucularının ortak özelliği, Türkiye'nin bu savaş dönemi politikasını doğru bulmakla birlikte bunun "sanki Erdoğan döneminde bir ilkmiş" gibi algı üretmeleri.
Oysa Türkiye'nin bugün savaş dışında kalması, aktif arabuluculuk yürütmesi ve tüm taraflarla konuşabilmesi, konjonktürel bir tercih değildir. Erdoğan döneminde sürekliliği olan, rasyonel ve bilinçli bir stratejinin sonucudur. Yani bu bir istisna değildir. Hemen belirtmek gerekir ki İnönü döneminden elbette birçok açıdan farklıdır. Ancak en önemli fark şudur: İnönü daha pasif bir dış politika izlerken, bugün Türkiye savaşın dışında kalmakla birlikte aktif bir politika yürütmektedir.
Türkiye'nin iç ve dış politikasında Erdoğan dönemine bakıldığında temel hedef; her krizde ülkenin istikrarını korumak, krizlere karşı siyasal, yönetsel ve toplumsal direncini artırmak, devlet kapasitesini güçlendirmek, stratejik otonomisini derinleştirmek ve küresel siyasette belirleyici bir konuma yerleşmektir. Elbette bu politikanın her dönemde aynı yüksek başarıyla sürdürülebildiğini söylemek mümkün değildir. Konjonktürel şartlar zaman zaman sınırlayıcı olmuştur.
Bu sürekliliği anlamanın en kolay yolu, kabaca 2010 sonrası döneme bakmak ve o dönemden bugüne uygulanmaya çalışılan politikanın çerçevesini doğru okumaktır. Erdoğan döneminde Türkiye birçok krizle ve müdahaleyle karşılaştı. Bu müdahalelere karşı Türkiye, istikrarını korumaya çalışırken aynı zamanda buradan stratejik dersler çıkardı.
Türkiye bu süreçte çok sayıda kriz ve müdahaleyle karşılaştı: Gezi Parkı şiddet eylemleri, MİT TIR'ları kumpası, 17–25 Aralık yargı darbesi girişimi, 6–7 Ekim olayları, hendek ve çukur terörü, DEAŞ saldırıları, 15 Temmuz darbe girişimi ve ekonomik müdahaleler ... Mevcut iktidar Türkiye'yi içerden ve dışardan koordineli şekilde istikrarsızlaştırıcı müdahalelere karşı söz konusu dönemlerde nasıl bir politika izlediyse, bugün yanı başındaki büyük savaş karşısında da aynı bakış açısıyla benzer yaklaşımı sürdürmektedir.
Ya da Ukrayna–Rusya savaşında tüm taraflarla konuşarak, aktif arabuluculuk yaparak ve Türkiye'nin çıkarlarını korumak için nasıl çaba gösterdiyse, bugün de üzerine koyarak benzer bir çabanın içindedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibi, geçmişte Türkiye'ye yönelik istikrarsızlaştırma dalgalarını etkisiz hale getirirken aynı zamanda büyük güç rekabetinin yönünü, bölgesinde kısa, orta ve uzun vadede neyin hedeflendiğini ve küresel sistemin giderek sistemik bir krize sürüklendiğini erken dönemde öngördü.
İran, ABD–İsrail savaşı bağlamında izlenen politika bu stratejik birikimin devamıdır. Türkiye bu savaşı yalnızca güncel bir kriz olarak görmemektedir. Daha önce tecrübe ettiği bölgesel istikrarsızlaştırma dalgalarının yeni bir aşaması ve küresel ve bölgesel güç rekabetinin yeni bir mücadele alanı olarak okumaktadır. Bu nedenle kısa vadeli tepkiler yerine, stratejik otonomisini, diplomatik manevra alanını ve denge kurma kapasitesini koruyan bir yaklaşımı benimsemektedir.
Sonuç olarak Türkiye'nin bu savaşta izlediği tutum bir istisna olarak değerlendirilmez. AK Parti iktidarları döneminde uzun süredir inşa edilen stratejik aklın tutarlı bir devamı olarak görmek gerekir. Bu sürekliliği göz ardı eden analizler, Türkiye'nin Erdoğan döneminde yüzleştiği müdahaleleri ve müdahaleler karşısında ürettiği kapasiteyi ve büyük krizler karşısında geliştirdiği stratejiyi yeterince kavrayamamaktadır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:52
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Nisan 2026 10:57 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















