Ankara24.com
close
up
Müslümanların ırkçılığa karşı kendi çözümleri var, ırkçılığı hak değil sapkınlık olarak görür Yasin Aktay

Müslümanların ırkçılığa karşı kendi çözümleri var, ırkçılığı hak değil sapkınlık olarak görür Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

“İslami cemaatler ve mütedeyyin camia, Kürtlere yapılanlara seyirci kaldılar” diyen Hüseyin Çelik’in hangi İslami cemaatleri ve mütedeyyin camiayı kastettiğini anlatması lazım. Bizim bildiğimiz ve kendimizi parçası saydığımız İslami camia hiçbir zaman Kürtlere yapılanlara seyirci kalmadı. Bilakis Kürtlerin Syces Picot’dan sonra parçalanan İslam toprakları üzerinde paylarına düşen inkar politikalarına daha gerçekçi bir siyasetle son veren Türkiye’nin Müslümanları oldu. Bugün Türkiye’de, hatta Suriye’de

“İslami cemaatler ve mütedeyyin camia, Kürtlere yapılanlara seyirci kaldılar” diyen Hüseyin Çelik’in hangi İslami cemaatleri ve mütedeyyin camiayı kastettiğini anlatması lazım. Bizim bildiğimiz ve kendimizi parçası saydığımız İslami camia hiçbir zaman Kürtlere yapılanlara seyirci kalmadı. Bilakis Kürtlerin Syces Picot’dan sonra parçalanan İslam toprakları üzerinde paylarına düşen inkar politikalarına daha gerçekçi bir siyasetle son veren Türkiye’nin Müslümanları oldu. Bugün Türkiye’de, hatta Suriye’de Kürt meselesinin çözümünde gelinmiş olan bu seviye, neresinden bakarsanız İslami bir perspektifin bir sonucu olmuştur. Müslümanlar bir şekilde iktidarda pay sahibi olmasalardı, Erdoğan’ın kararlı ve ilkeli tutumu olmasaydı Kürt meselesinde bu çözüm noktasına gelinemezdi.

Yoksa bütün bunları silahlarıyla, Kürt halkını emperyalistlerin önüne yem olarak atan PKK mı sağladı zannediyorsunuz? PKK sittin sene silahıyla Kürtlerden nefret eden, onları düşman olarak gören Kemalist rejimden zırnık koparabilir miydi? Kemalist statükonun muhafızları bu savaşın lordları haline gelmiş, ekonomisini de tesis etmiş, bundan gani gani nemalanıyorlardı zaten. Bu savaşın devam etmesi, Türk ve Kürt çocuklarının ölmesi onları rahatsız mı ediyordu sanıyorsunuz?

PEKİ DİNDARLARIN SERGİLEDİĞİ BU PERSPEKTİFTE IRKÇI OLAN NE VAR?

İsrail, ABD ve AB’nin zaman zaman kışkırttığı, uzatmalı Siyces-Picot tasarımlarıyla bölgede yeni bir ulus-devlet inşasına sıcak bakmıyor olmak Kürtlere bir ihanet midir, işgalcilere ve Türk-Kürt-Arap düşmanlarına karşı bir direniş midir? Bizim görüşümüz bu ikincisidir.

Müslümanların dünyanın öbür ucundaki Müslümanlara ilgi gösterdikleri halde yanı başlarındaki Kürtlerin haklarına bigâne kalma eleştirisini duymamış olmak isterdim. Müslümanlar hiçbir zaman Kürtlerin haklarına bigâne kalmadılar, sorunlarını çözdüler. Müslümanların Kürt meselesine sergiledikleri ilginin biraz daha fazlası emperyalist işgalcilerin kışkırtması ve yeni tasarımlarıyla yeni bir ulus-devlet inşası çabasıdır ki, kendini bilen hiçbir Müslüman Kürt bunun ardındaki işgalci-siyonist niyeti ve planı görmezden gelemez. Bugün Kürt haklarına güya daha fazla sahip çıkan sözümona o sol çevrelerin derdi Kürtlerin hakları, kimlikleri, kişilikleri mi yoksa o emperyalist planlara hizmet etmek mi?

Müslümanların Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Farslar ve sair bölge kavimlerinin onurlarıyla, şeref ve haysiyetleriyle, birlikte yaşamaya dair çok daha iyi bir planları, vizyonları ve felsefeleri var. Onlara, neye ve kime hizmet ettiği belli olan bir ulusalcı hareketin peşine takılma zilleti yakışmaz, yakıştırılamaz.

SURİYE’DE KÜRTLER İÇİN DE GERÇEK ÇÖZÜMÜ MÜSLÜMANLAR SUNDU

Hüseyin Çelik “Dünyanın diğer uçlarındaki Müslümanlar için endişe duyup da kendi ülkelerindeki, Kuzey Suriye’deki Kürt Müslümanlara umursamaz bir tutumda olmakla” eleştirdiği Müslümanların, Suriye’deki Kürtler için nasıl endişe duymasını beklerdi acaba? Suriye’deki Kürtler diye kastettiği YPG veya SDG ise bu yapılanmanın nasıl bir emperyalist-siyonist programın bir parçası olduğunu anlamamış olmasını kendisi adına ancak bir skandal olarak görebiliyorum. Suriye’de SDG eliyle Kürtlere ABD’nin veya İsrail’in vaat ettiği topraklar vardı, ne ABD’ye ne de Kürtlere ait olan topraklarda bir egemenlik hakkı. Ama asla ve hiçbir zaman Kürtler tarafından kullanılmayacak kullanım hakkı daha ziyade İsrail’e ait olacak bir egemenlik var. Bunu Kürtlere bir hak olarak mı görmeliyiz? Müslüman topraklarının siyonistler eliyle bir kavimden başka bir kavme bu şekilde dağıtılmasından, parçalanmasından, peşkeş çekilmesinden doğabilecek fırsatları bir hak mı görmeliyiz? Bu mudur siyasi basiret, feraset, insaf?

Bunu geçelim, Suriye’deki Müslümanlar tam 14,5 yıl boyunca bugün sözümona SDG’ye sahip çıkan güçlerin de gözetiminde soykırıma tabi oldular. Suriye’nin her yanı yangına, harabeye çevrilirken ABD himayesinde çoğunluğu da Arap olan bölgelerde SDG için bir devletçik oluşturulmaya çalışılıyordu. Bu tabii ki bir hak değildi.

Ayrıca Suriye’de Kürtlerin bir kimlikleri bile yokken onların haklarını yine Erdoğan’ın savunmuş olduğunu hatırlatalım. Bugün Suriye hükümetinin Kürtlere sunduğu anayasal çerçevede eşit vatandaşlık seviyesinde Kürtlerin inkâr edilen, çiğnenen, yok sayılan hangi hakkı var? Bu çerçeveyi ancak Müslümanlar sunabilirdi ve onlar sundu. Kimse hakkından daha fazlasına da hak sahibi değil elbet. SDG’nin İsrail ve ABD himayesinde vaat edildiği haksızlıktan geri çekiliyor diye Kürtlerin hakkı yeniliyor değildir. Bu da böyle biline.

MÜSLÜMANLARI SUÇLAMAK YERİNE ONLARA KULAK VERMELİ

Bu arada yeri gelmişken tekrarlayalım: İslamcılığı veya Müslümanları bugün Kürtlerin meselelerine bigane kalmakla suçlayanların, bu suçlamayı yapmak yerine, İslam’dan duyup almaları gereken çok esaslı dersler vardır. İslam’ın bu meselelere karşı kendi yaklaşımı var çünkü. İslam’ın bu kendine özgü yaklaşımı, herkese bir davettir: ırkçılığın sefaletinden, İslam’la şereflenmeye bir davet. Doğuştan verilmiş olan özelliklere saplanıp kalmaktan, kendi emeğiyle, tercihleriyle, insana en yakışır yolla kazandıklarıyla var olmaya doğru yükselmeye, yücelmeye bir davet. Neticede yine kula kulluğun esir edici, köleleştirici zindanından, sadece Allah’a kulluğa bir davet.

İslam insanın doğuştan getirdiği, yani oluşumunda hiçbir katkısının olmadığı özelliklerinden dolayı insanların birbirlerine üstünlük taslamalarını lanetler. Hiç kimsenin kendi ırkını, anne-babasını, doğduğu yeri, rengini, dilini seçmesi mümkün olmadığına göre bu özelliklerden dolayı insanların birbirlerine üstünlük taslamaları, bu özelliklerini yüceltip bunu kendilerine dava edinmeyi tek kelimeyle “cahiliyye” olarak niteler.

BİR TUĞYANIN DENGİ BAŞKA BİR TUĞYAN DEĞİL ANCAK HER TÜRLÜ TUĞYANIN REDDİDİR

İslam insanları değiştirilemeyen bir kader olan bu özelliklerini kendine kimlik ve dava edinip bu davanın peşinde küçülmekten kurtarır, o davanın tıktığı zindanlardan özgürleştirir. Bu özellikler kader olduğuna göre bu özellikleri merkeze alan davalar insanlara kendi kaderlerini tayin etmeyi değil, olsa olsa birer kader kurbanına dönüşmeyi vaat edebilir. İslam ise insanı tam anlamıyla kaderinin kurbanı olmaktan özgürlüğün ufuklarına doğru açan bir yolu işaret eder. İnsanı esfel-i sâfilîne doğru çeken, bu kimlik davaları yoluyla kendine kul etmeye çalışan tağutların elinden kurtarır. Her çeşit milliyetçilik hareketinde insana sunulan dar ve süfli bir ufuk vardır. Bu ufka karşı İslam’ın derin bir eleştirel duruşu vardır.

Bir ceberrut milliyetçiliğin kurbanı bir kavim her zaman Müslümanların sahip çıkmaları gereken bir mazlumdur. O mazlum kavmin bir kavim olma niteliğinden dolayı uğradığı her zulüm Müslümanı ilgilendirir. O zulme ve zalimlerine karşı çıkmak, Allah’tan başka ilahlara karşı çıkma şartının ta kendisidir. Bunu yapmayan “illallah” da diyemez, yani Allah’a hakkıyla iman etmiş olamaz, tevhidini tamamlayamaz. Bu kesin. Lakin bir tağuta karşı çıkarken, başka bir tuğyana yol açmak için yapmaz bunu. Bir tuğyanın dengi başka bir tuğyan değil ancak her türlü tuğyanın reddidir. Milliyetçiliklerin başka milliyetçilikler doğurduğu sosyolojik bir gerçekliktir. Ama İslam’ın müdahalesi bu kısır gerçekliğe karşı kendi ihya edici alternatifini ortaya koymaktır. O yüzden Peygamber ırkçılığı da kan davasını da cahiliye adetleri olarak ayağının altına alır.

BU HINÇ KÜRTLERİ ÖZGÜRLEŞTİRMEZ

Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca mazlumluğu tartışılmaz bir gerçekliktir. Onların bu zulümden hak ettikleri özgürlüğe kavuşturulmaları Müslümanların da tartışılmaz sorumluluğu. Ancak bugün Kürtlerin mazlumluğuna dair söylemleri domine etmiş bir karşı-milliyetçilik var. Bu milliyetçilik, maruz kaldıkları gerçek mazlumluktan Kürtlere bir özgürlük değil, onları daha da büyük bir batağa sürükleyecek cahiliyeye özgü bir hınç, Türk-Arap-Acem karşıtlığına dayalı bir Kürt şovenizmi çıkarıyor. Bu hınç Kürtleri özgürleştirmez, bu hıncın öncülerinin peşine takar sadece.

İslamcıların bigane kaldıkları şey asla Kürtlerin maruz kaldığı zulüm değil, PKK’nın veya önceki Kürt solu hareketlerinin karşı-milliyetçilikleri olmuştur. Aksine Müslümanlar bir yandan Müslüman olmaları dolayısıyla zulme maruz kalırken bir yandan da zulmün, milliyetçiliği de kapsayan derin eleştirisini yapadurdular.

İslamcılar birçok yanlış yapmış veya yapıyor olabilir ama bu konuda bilhassa özeleştiri değil eleştiri makamındadır.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:30
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Şubat 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Hamas: İsrail, sahte bahanelerle ateşkesi ihlallerini tırmandırıyor

10 Şubat 2026 00:03see158

Fenerbahçe, ligin ilk 21 haftasını namağlup tamamladı; Tedesco, Maşallah dedi

10 Şubat 2026 00:19see158

Sigarayı bırakmaya kadınlar öncülük ediyor

09 Şubat 2026 07:02see155

Araç alacaklar veya satacaklar dikkat: İkinci elde dengeler değişti! ‘4 modelde satış hızı artabilir’

09 Şubat 2026 07:16see154

Borsada kar vaadiyle dolandırıcılığa yönelik İstanbul merkezli soruşturmada 40 zanlı tutuklandı Son dakika haberleri

10 Şubat 2026 00:12see153

ÖTV muafiyetli araçlarda yerlilik sorunu çözüldü

09 Şubat 2026 07:02see144

Anadolu Grubu Onursal Başkanı Kamil Yazıcı vefat etti

10 Şubat 2026 02:38see142

Ufuk Özkan a donör olan Salih Kıvırcık son durumunu paylaştı

10 Şubat 2026 00:36see134

ODTÜ veya Koç Üniversitesi değil: Türkiye de en iyi işletme ve ekonomi fakültesi olan üniversite belli oldu Sözcü Gazetesi

09 Şubat 2026 14:35see132

İlhaktan önce son adım Ortadoğu Haberleri

10 Şubat 2026 04:04see131

Sigara insanlığın en büyük salgını! Korkunç rakamlar

09 Şubat 2026 13:22see131

İstanbul da geçen yıl 10 bin kişi tedaviyle sigarayı bıraktı

09 Şubat 2026 11:30see124

O gemilere personel ataması bile yapılmış Sözcü Gazetesi

10 Şubat 2026 04:06see120

Son dakika... İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı değişti

11 Şubat 2026 00:10see119

Herkes onu konuşuyor! 1.5 yıl sonra saçlarını kesebilir

09 Şubat 2026 08:19see119

Kabinede görev değişimi

11 Şubat 2026 00:05see119

Sevdiğim Sensin dizisi konusu ne, oyuncuları kimler? Star TV Sevdiğim Sensin nerede çekiliyor, gerçek hikaye mi ve ne zaman başlıyor?

11 Şubat 2026 00:09see118

Refah’ta ilk hafta kaosla geçti! Gazzeli yaralılar kapıda kaldı

09 Şubat 2026 07:23see118

Slovenya da Yapay Zeka Fabrikası açıldı

10 Şubat 2026 00:43see117

Dr. Saliha Merve Kaya: Suça sürüklenen çocukların ebeveynlerine dava açılabilir

10 Şubat 2026 22:47see116
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları