MEVLÜT TEZEL En çok çocuklar için sevindim
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
24 yıl sonra Dünya Kupası'ndayız. Bizim kuşağın aklına hemen 2002 Japonya geldi.
İlhan Mansız, Senegal'e altın gol attığında Yalçın Çetin "Unutulacak bir gol değil bu." diyordu.
Okul kantinlerine, işyerlerine kurulan 55 ekran TV'ler karşısında sabahın ilk ışıklarında maçlar izlediğimiz 2002'de unutulacak bir yıl değildi.
Hayat yine zordu ama toplumda bir coşku ve enerji vardı.
Ya da genç olduğumuz için mi hayat bize daha keyifli, eğlenceli geliyordu bilmiyorum.
Sosyal medyanın olmaması, arkadaş ilişkilerinin daha sıkı olması, İstanbul'un nüfusunun 11 milyon olması vs. bir sürü neden sıralayabiliriz...
En çok "Biz niye Dünya Kupası'na katılamıyoruz" diyen çocuklar için sevindim.
Onlar da sabahın yedisinde maçları izleyecekler.
Son grup maçı ABD ile sabah 05.00'de!
Artık onların da çocuklarına anlatacakları bir Dünya Kupası hikâyesi olacak.
Ne stresli maçtı öyle...
Kosovalılar da bu maça kenetlenmişti.
Tüm güçleriyle son ana kadar golü aradılar. Son yarım saat geçmek bilmedi.
Bu tarz ölüm kalım maçlarında iyi futbol beklenmez, öyle de oldu.
Uğurcan'ın direkle beraber kurtardığı pozisyon neydi öyle, sanki Rüştü vardı kalede!
Uğurcan kurtarışlarıyla "Evet, ben 36 milyon euro değerindeyim" dedi adeta.
Arda ve Hakan rakibin direnci altında ezilirken Kenan Yıldız "Takımın gerçek yıldızı benim" der gibi oyandı.
Orkun da neden ilk 11'i hak ettiğini gösterdi. Tüm takım ellinden geleni yaptı.
Onlara sonsuz teşekkürler.
Umarım 2002 kadrosunun seviyesine ulaşırlar.
Kerem, uzun boylu cüsseli Kosova defansının arasında kaybolurken, "Keşke Vedat Muriç'i devşirseydik" diye geçirdim içimden. 80 milyondan neden bir santrafor çıkmaz?
Evet, dünyada da az yetişiyor artık ama biz Cemil Turan, Selçuk Yula, Tanju Çolak, Aykut Kocaman, Burak Yılmaz gibi çok iyi golcüler çıkardık.
Tabi o zamanlar yabancı oyuncu kısıtlaması vardı!
ADAM KAZANIYOR!
Şu "Orkun oynadı oynamadı, niye Kerem sahada, Barış neden yok" gibi takımcılığı da bir kenara bırakalım artık!
Hepsi lazım bize.
Son 10 dakikada Arda ile Hakan'ı çıkarıp Eren ile Salih Özcan'ı almak tam İtalyan işiydi! Gol yeseydik, karşılık veremezdik herhalde.
Montella'nın tercihleri konusu oluyor ama adam kazanıyor!
İtalyan çalıştırıcı, görevde bulunduğu süre boyunca 17 resmi maçta 11 galibiyet elde ederek yüzde 64,7'lik bir galibiyet oranıyla geçmişte A Millî Takım'ı çalıştıranları geride bıraktı.
Neyse... Sonunda Dünya Kupası'ndayız. Toplum olarak da buna ihtiyacımız vardı.
Futbol deyip geçmeyin. Uluslararası spor başarıları halkların kendine olan güvenini artırır, ülkeye prestij kazandırır.
Ekonomiye sayısız faydası olur.
Halkın enerjisi ve keyfi artar.
2002'deki coşkuyu, kenetlenmeyi yine yaşarız inşallah.
***
Tek mutlu İtalyan!
İtalyan gazetesinin "Dün gece tek sevinen İtalyan Vincenzo Montella'ydı" başlığı anlamlıydı.
Dört kez Dünya Kupası'nı kazanan İtalyanlar, Bosna Hersek'e elenerek, üst üste üçüncü kez Dünya Kupası'na katılamadı ve bizi bir İtalyan zafere taşıdı! Kerem'in dokunduğu top ofsayt olsaydı biz de bugün İtalyanlarla olan ortak sorunlarımızı tartışıyor olacaktık. Roberto Mancini ile kazanılan UEFA Euro 2020 aslında aldatıcı bir sonuçtu.
İtalyanlar modern, hızlı, tempolu ve fiziksel futbola geçişte geciktiler.
Eskiden Maldini, Totti, Del Piero gibi yıldızlar sürekli çıkarken İtalyan kulüplerinde uzunca bir süredir yerli gençlere yeterince süre verilmiyor.
Türkiye'nin de sorunu aynı ama biz Avrupa'da yetişen gurbetçi futbolcularla bu açığı kapatıyoruz.
Sürekli Dünya Kupası'na katılmak gibi kalıcı bir başarı için kulüplerdeki yabancı furyasını dizginlenmeli!
***
Avrupa'ya yapılan haksızlık
Dört kez kupayı kazanan İtalya'nın katılamadığı Dünya Kupası'nda Yeşil Burun Adaları ve Curaçao'yı izleyeceğiz, iyi mi?
Karayip Denizi'nin güneyinde, Hollanda Krallığı'na bağlı özerk bir bölge olan, 155 bin nüfuslu Curaçao, değişen kontenjan sayesinde Dünya Kupası'na katıldı.
Giovanni Infantino, ülke sayısını 48'e çıkarmayı "O kupa herkesin kupası" diyerek savunmuştu.
Futbolun tüm kıtalara yayılması için güzel bir adım ama katılımcıların 32'den 48'e çıkarılmasının asıl hedefi; maç sayısını artırıp, 1 milyar dolar ek gelir elde etmek.
Dünyada futbolu domine eden Avrupa'nın katılım kontenjanı 13'ten 16 ülkeye, Güney Amerika'nın beşten altıya, Afrika'nın beşten dokuza, Asya'nın beşten sekize, Kuzey Amerika'nın dörtten altıya, Okyanusya'nın bire ve kıtalararasısın play-off ile belirlenen ülke sayısı ise ikiye çıkarıldı.
Katılım kontenjanları oransal bakınca tablo daha net gözüküyor:
Avrupa yüzde 23, Güney Amerika yüzde 50, Afrika yüzde 80, Asya yüzde 60, Kuzey Amerika yüzde 50, Okyanusya yüzde 100.
1990'da 24 takımlı dünya kupasında 13 Avrupa ülkesi vardı ve bu yüzde 58 anlamına geliyordu.
Şimdi bu oran yüzde 33'e indi.
12 kez Dünya Kupası kazanan, Dünya'da en güçlü takımlara sahip, reytingleri artıran Avrupa'nın kontenjanın düşürülmesi adil değil.
Güney Amerika kıtasında 10 ülke mücadele ediyor ama altı ülke Dünya Kupası'na katılıyor.
Bu sayı play-off ile birlikte yediye çıkabiliyor.
Bu durum eleme maçlarını da hazırlık havasında geçmesine neden oluyor. Brezilya'nın grup elemelerinde altı yenilgisi vardı!
Haziranda kalitesi düşük eleme maçı izleyeceğiz. Asıl Dünya Kupası grup elemelerinden sonra başlayacak.
Kalitenin artması için Avrupa'nın kontenjanı artırılmalı!
Yeşil Burun Adaları, Curaçao kolayca turnuvaya katılırken Türkiye'nin ecel terleri dökmesi, kupa canavarı İtalya'nın katılamaması saçmalık!
***
Altyazı
"Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yalnızlıklarımız." (Büyük Adam Küçük Aşk)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Nisan 2026 07:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















