MEVLÜT TEZEL ‘Dünyanın en gereksiz yeri: Göbeklitepe’!
Sabah sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Göbeklitepe ile ilgili medyaya düşen Google Harita yorumları, burayı ziyaret eden bazı insanların hayal kırıklığı yaşadıklarını ortaya çıkardı.
İşte o yorumlardan bazıları:
■ "Hiçbir şey yok. Popüler kültür için yüksek puan verilmiş. Bak ben kültürlüyüm havaları. Bom boş taş."
■ "Dünyanın en gereksiz yeri. 15 anlamsız taş! Tarihçiler, arkeologlar falan gezsin burayı."
■ "İki taş dikmişler belki de 200 yıl önce yapılmış taşlar var bize mi yutturmaya çalışıyorlar"
■ "Görülecek bir şey yok. Birkaç taş üst üste duruyor."
■ "Şehir dışından boşuna gelinmesin. Zaman kaybı ve yorgunluktan başka bir şey değil."
Bu tarz yorumlar dünyada birçok tarihi yer için yapılıyor.
Elbette bu yorumlar için "Cahiller arkeolojiden, tarihten ne anlar" diye eleştirenler de oldu.
Ben bu yorumları normal karşılıyorum.
Göbeklitepe, arkeolojiye, Neolitik Çağ öncesine ilgi duymayanlar için çok fazla bir görsellik vaat etmiyor.
Örneğin yukardaki yorumları yapanlar hiç bilgiye sahip olmasalar bile Efes Antik Kenti'ni ya da Roma'daki Trevi Çeşmesi'ni beğenirler.
Çünkü Efes'te bazıları bozulmamış geçmişten gelen etkileyici yapıları, Trevi Çeşmesi'nde de heykelcilik ve mimarideki muhteşemliği görmek mümkün.
Mesele biraz da nerden baktığınızla alakalı.
Bilgi sahibi değilseniz Göbeklitepe, size taş yığını gibi gözükebilir. Hele yaz sıcağında kan ter içinde oraya vardıysanız!
Ancak buranın günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce inşa edildiğini, Mısır Piramitleri'nden bile 7 bin 500 yıl daha eski olmasının ne anlama geldiğini bilirseniz Göbeklitepe'de bir aydınlanma bile yaşayabilirsiniz.
Burayı özel yapan; 12 bin yıl önce, sadece avcı ve toplayıcı olan insanların bu tarz yaşamsal ya da dinsel alanlar yaratabileceklerine inanılmamasıydı.
Göbeklitepe işte bu ezberi bozdu. Ayrıca dinsel tartışmalara neden oldu.
Çünkü Göbeklitepe keşfedilmeden önce insanların tarım yapmaya başladıktan sonra yerleşik düzene geçtiklerine, büyük topluluklar kurduklarına inanılıyordu.
'Tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirilmesi boşuna değil!
Kültür turizminde asıl başarı da; arkeoloji ve sanat tarihi hakkında fazla bilgisi olmayan ziyaretçilere 'tarihin sıfır noktası'nda olduklarını hissettirebilmek, bunu anlamalarına yardımcı olmakta gizlidir.
Modern müzecilikte üç boyut betimleme, holografi ve rekonstrüksiyon gibi yöntemler ve teknoloji kullanılarak tarihi alanlar adeta yeniden canlandırılıyor.
Göbeklitepe'de bu yöntemler ne kadar mümkün olur, teknik detayları tartışılır lakin burada tarihe zarar verilmeyecek şekilde dev ekranlar konulsa, 12 bin yıl öncesinin ortamı canlandırılsa insanlar daha özel deneyimler yaşayabilir.
Göbeklitepe'de çıkarılan buluntuların sergilendiği Şanlıurfa Arkeoloji müzesi Göbeklitepe'ye yakın bir alana taşınsa büyük fark yaratılır!
Bu yapılamıyorsa bile Göbeklitepe biletleri arkeoloji müzesini kapsayacak şekilde satılmalı.
İnsanlar önce müzeyi ziyaret etmeye teşvik edilmeli. Böylece arkeoloji ve tarih bilinci de artar.
***
ŞERPALAR DA BOZULDU!
Dünyanın en yüksek noktasına çıkan dağcılara rehberlik eden Everest'in gizli kahramanları Şerpaların da bazıları dolandırıcı çıktı, iyi mi?
Büyük para ve emek harcanmasına rağmen tırmanışların genelde bitirilmemesine neden olarak gösterilen yüksek irtifa hastalığının bir nedeni de karbonatmış! Yanlış okumadınız! Bazı Şerpalar, turistlerin kamp yemeklerine gizlice karbonat ekleyip onların tırmanış sırasında gıda zehirlenmesi ya da irtifa hastalığına yakalanmalarına neden oluyorlarmış.
Sonra da hastalanan dağcıları pahalı acil helikopter kurtarma operasyonlarına yönlendiriyorlarmış.
Ve sonra da sigorta şirketlerine yüksek faturalar kesiliyormuş!
Nepal polisi, aralarında trekking şirketi sahipleri, şerpalar, helikopter operatörleri ve sağlık kuruluşu yetkililerinin de bulunduğu 32 kişi hakkında organize suç ve dolandırıcılık suçlamasıyla işlem başlatmış.
İlk defa bizim dolandırıcıların aklına gelmeyen bir yöntemle karşılaştım!
Turistler tırmanış için en iyi havayı bekleyip, Şerpalara yükünü taşıtıp zirveye çıkıp kendilerini kahraman ilan ediyorlardı!
Dağcılardan çok daha fazla zirve yapan Şerpaları hiç tanımadık.
Onlar da dolandırıcılıkla adlarını duyurdular!
***
SEN DE Mİ EKER!
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın son yayınladığı taklit ve tağşiş listesinde, ünlü süt ürünleri markalarından biri olan Eker'in tam yağlı olarak satışa sunduğu peynirde yağ oranının mevzuata aykırı şekilde düşük olduğu ortaya çıktı.
En azından yabancı madde yok diye sevinsek mi?
Kaliteli gıda denilince genelde bilindik, ünlü markalar tercih edilir.
Eker gibi bir markanın müşterilerini kandırması kime güveneceğiz sorusunu akıllara getiriyor!
***
İSVEÇ DE DOĞRU YOLU BULDU
İsveç, ilköğretim ve okul öncesi dönemlerinde dijital eğitime son veriyor.
Okullarda okuma becerisi ve odaklanmayı güçlendirmek için fiziksel ders kitapları ve romanlara 137 milyon dolardan fazla kaynak ayrıldı.
Akıllı telefonlar da bu sonbahardan itibaren okullarda yasaklanacak.
Doğru yolu bulan bir ülke daha!
Dijital teknolojiyi üreten şirketlerin CEO'ları bile çocukları için klasik eğitim veren okulları tercih ediyorlar.
Belli bir yaşa kadar da çocuklarına cep telefonunu yasaklıyorlar.
Cep telefonlarının çocuklara verdiği zararlar bilimsel araştırmalarda da ortaya çıktı.
Küçükler, cep telefonlarıyla ne kadar geç tanışırlarsa o kadar iyi.
***
Altyazı
"İnsanların en derinini kurcalayıp sonra onları geri itemezsin." (The Piano Teacher)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:98
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Nisan 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















