Ankara24.com
close
up
Menu

Gaziantep te arkadaşların tartışması kanlı bitti: 1 ölü Son dakika haberleri

Roberto Mancini: Türk futbolu çok ilerlemiş!

İsrail basını, Türkiye nin Akdeniz hamleleriyle İsrail i köşeye sıkıştırdığını yazdı

Papa dan yapay zeka uyarısı Dış Haberler

Türkiye İtalya maçında TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu na istifa çağrısı!

Sarıyer de yayaların üzerine süren taksi şoförüne 6 bin 662 lira ceza kesildi

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

Tam umutlanmıştık, Altay ın hatası her şeyi bitirdi! Tribünler affetmedi

Mancini den zafere rağmen itiraf! İstediğimiz oyun bu değildi

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

Vincenzo Montella: Barış Alper ve Kerem Aktürkoğlu nun heykellerini dikerim

Cumhurbaşkanı Erdoğan ın tavrı net: Başka isimler çıkarsa onlar da derhal istifa etsin

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

11 milyarı alıp Dubai ye taşındılar

200 TL’ye imza atan 2 isim de tutuklandı Sözcü Gazetesi

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

Trump: Bu savaşı çok yakında kazanacağız Sözcü Gazetesi

Kolektif savunmadan modüler ittifaka: NATO’nun Ankara dönüşümü Düşünce Günlüğü Haberleri

Kolektif savunmadan modüler ittifaka: NATO’nun Ankara dönüşümü Düşünce Günlüğü Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Ankara zirvesi, “NATO’dan bir yeni NATO çıkar mı?” sorusunun aradığı dönüşümü, belki de ABD’nin bencil tek taraflılığı ile Doğu’nun yükselen Anti-NATO meydan okuması arasında ortaya koyacağı uzlaşıyla yakalayabilecektir.

Abdullah Zerrar Cengiz/Güney Asya Bölge Uzmanı

Yüzyılın en dinamik ve kırılgan jeopolitik dönüşümlerinden birine tanıklık ediyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel statükoyu korumak amacıyla inşa edilen transatlantik güvenlik mimarisi, bugün hem iç çatlaklar hem de Doğu’dan yükselen alternatif bloklar nedeniyle derin bir varoluşsal krizle karşı karşıya. 7-8 Temmuz 2026’da, İran-ABD, İsrail Savaşı, Trump’ın hamleleri, Türkiye-İsrail denklemi, Doğu-Batı kırılmaları ve asimetrik bölgesel çatışmalar gibi çok katmanlı ve kaygan bir zeminde düzenlenecek Ankara NATO Zirvesi yaklaşırken, ittifakın geleceğine dair en temel soru geçerliliğini koruyor:

NATO, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” felsefesine dayanan, karşılıklı güvene, ortak değerlere ve şartsız güvenlik garantilerine dayanan kalıcı bir savunma şemsiyesi altındaki bir müttefik ülkeye saldırı olduğunda, diğer müttefiklerin yardıma koşmada otomatik ve hukuki bir refleksle hareket eden eski kolektif yapısını koruyabilecek mi, yoksa tamamen “ödemeli” yeni bir formata mı bürünecek?

TRUMP’IN “ÖDEMELİ” NATO YAKLAŞIMI

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki varlığı, NATO’nun “değerler ortaklığı” zeminini tamamen bir “maliyet-fayda” denklemine indirgeyerek, müttefiklerin savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarma dayatması ile transatlantik bağları ticari bir ortaklık kalıbına sokmuş görünüyor.

Avrupa Birliği, yıllardır kendi bağımsız “stratejik özerkliğini” inşa etmekte yetersiz kalarak ABD’nin güvenlik şemsiyesine pasif bir bağımlılık geliştirmiş ve Trump’ın “parayı veren düdüğü çalar” ödemeli doktrini karşısında kırılgan bir pazarlık nesnesine dönüşmüştür. İttifak içindeki askeri ve siyasi ağırlığını Washington’ın maliyet-fayda hesaplarına rehin bırakan AB, kolektif bir vizyon üretemediği için yeni parçalı NATO mimarisinde kendi kıtasının güvenliğini dahi inisiyatif alarak koruyamaz duruma gelmiştir.

“Ödediğin veya fayda sağladığın kadar korunursun” felsefesine dayanan bu durum, ülkelerin korunma garantisini otomatik olmaktan çıkarıp, duruma, aktörlerin o anki “al-ver” dengesine ve pazarlık kabiliyetine göre esnetilebilir ve müttefiklerin finansal katkılarına (GSYİH payı) veya o anki jeopolitik çıkarlara göre şekillenir bir hale getirecektir.

Pentagon’un NATO kriz müdahale fonlarındaki Amerikan hava ve deniz unsurlarını azaltma yönündeki pratik adımları, ittifakın caydırıcı gücü olan 5. maddeyi (Kolektif Savunma) suistimal tartışmalarına kapı aralamıştır. Bu yeni ekosistemde 5. Madde, otomatik işleyen hukuki bir refleks olmaktan çıkıp, Washington’ın konjonktürel çıkarlarına göre eğip bükebileceği bir pazarlık enstrümanına dönüşmektedir. Örneğin; NATO’nun resmi üyesi olan Türkiye ile ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan İsrail arasında yaşanabilecek olası bir askeri sürtüşmede, ABD kaynaklı NATO’nun kurumsal bir felç yaşaması ve 5. Madde’yi işletmekten kaçınması kuvvetle muhtemel gibi duruyor.

SUİSTİMAL MEKANİZMASI

ABD-İsrail-İran üçgenindeki son askeri ve diplomatik tırmanışı bu “suistimal” kalıbına sokan temel dinamiklere baktığımızda NATO’nun 5 maddesi’nin ve kurumsal misyon sınırlarının konjonktüre göre esnetilmesi esasen ittifak için yeni bir olgu değildir. Nitekim 11 Eylül saldırılarının ardından tarihte ilk kez yürürlüğe sokulan bu madde ve beraberinde getirilen “alan dışı” müdahale doktrini, örgütün operasyonel felsefesini kökten değiştirmiştir. Geleneksel olarak üye bir ülkeyi konvansiyonel bir saldırıya karşı korumak üzere tasarlanan kolektif savunma ilkesi; önce Afganistan’da devlet dışı aktörler öne sürülerek bağımsız bir ülkeye yönelik küresel müdahalenin meşruiyet zemini yapılmış, bu genişlemeci emsalin ardından ittifak, güvenlik sınırlarını esneterek Libya’da rejim değişikliğine yol açan doğrudan askeri hava harekâtını yönetmiş, Sudan’da (Darfur) bölgesel krizlere “lojistik ve stratejik müdahale” mekanizmalarıyla eklemlenmiş ve Irak gibi diğer bağımsız coğrafyalarda istikrar operasyonları adı altında kurumsal askeri varlık göstermiştir.

Tüm bu pratik uygulamalar, ittifakın, kolektif savunma maskesi altında asimetrik tehditlerin veya bölgesel krizlerin gerekçe gösterilerek, güçlü aktörlerin jeopolitik ajandaları doğrultusunda açık bir suistimal mekanizmasına dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Savunma odaklı kurulan bu enstrümanın bu denli esnetilmesi, zamanla egemen devletlerin iç işlerine ve toprak bütünlüklerine müdahale edilmesinin hukuksal kılıfı haline gelmiştir. Günümüzde ise bu suistimal potansiyeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası askeri müdahale, tırmandırma ve çevreleme senaryolarında ittifak mekanizmalarının veya “ortak savunma” algısının tek taraflı stratejik çıkarlar uğruna nasıl manipüle edilebileceğine dair en tehlikeli ve güncel emsali teşkil etmektedir.

İran bağlamında yaşadığımız son süreç tam olarak bu kabildendir. İsrail-İran gerilimi; savunma, ittifak hukuku ve meşru müdafaa gibi uluslararası hukukun en temel kavramlarının, sahada statükoyu tek taraflı değiştirmek ve büyük ortakları rızası dışında bir savaşa ortak etmek için nasıl manipüle edilebileceğinin ders kitaplarına girecek nitelikteki modern bir suistimal pratiğidir.

11 Eylül sonrasında ABD, NATO’yu kendi küresel ajandası için genişletip suistimal etmişti. Bugün ise tam tersi bir yönelimle, daha küçük bir ortağın (İsrail), bir süper gücü (ABD) kendi bölgesel savaşına sürüklemek için ittifak bağlarını manipüle ettiğini görüyoruz.

DOĞU AKSININ TAHKİMİ VE ASİMETRİK TEHDİTLER

Batı kendi içinde bu yapısal çatlakları onarmaya çalışırken, Doğu yakasında çok daha somut askeri ve diplomatik bloklar tahkim edilmektedir. Çin, Rusya ve İran ekseni, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS genişlemesi üzerinden “Anti-NATO” niteliğinde bir koridor inşa etmektedir.

Bunun en somut uygulamalarından ilkini Rusya “Diplomatik Bloklaşma” kapsamında sahaya yansıtmaya çalışmaktadır. Rusya’nın Mayıs 2026’da Afganistan (Taliban) yönetimiyle imzaladığı Askeri-Teknik İşbirliği Anlaşması, Moskova’nın Orta Asya’yı bir tampon bölge olarak tahkim etme ve bölgedeki Amerikan ve müttefiki Pakistan’ın boşluğunu kurumsal olarak doldurma hamlesi olarak okunabilir.

Pakistan ve Afganistan arasındaki Durand Hattı’nda yaşanan gerilimler, savaşın niteliğinin değiştiğini göstermektedir. Konvansiyonel hava gücü zayıf olan aktörlerin, sınır hatlarında İran tasarımı Shahed-101 türevi kamikaze dronlar ve siber/istihbari sızmalar gibi “asimetrik kartları” kullanması, düzenli orduların operasyonel kabiliyetini sınırlandırmakta ve ortaya asimetrik savaş sahasının fiili olarak hayata geçtiğine işaret etmektedir.

Ankara’da şekillenecek “modüler ve ödemeli” bir NATO revizyonu, Moskova ve Pekin cephesinde hem taktiksel bir memnuniyet hem de stratejik bir teyakkuzla karşılanacaktır. Rusya, ittifakın 5. Maddesi’nin şarta bağlanmasını ve transatlantik bağların gevşemesini, müttefikler arasındaki ikili çatlakları derinleştirmek ve kolektif caydırıcılığı zayıflatmak için bir fırsat olarak görebilir. Ancak Türkiye’nin bölgesel fay hatlarında artan askeri nüfuzunu ve bağımsız lojistik gücünü kendi hinterlandı için yakın bir takip odağı yapacaktır. Çin ise, Washington’ın müttefiklerine yönelik ticari dayatmalarını, Avrupa’yı ABD’nin Asya-Pasifik’teki Çin’i çevreleme stratejisinden koparmak için diplomatik bir manivela olarak kullanacaktır. Pekin, Türkiye’nin çok kutuplu “Ankara / Erdoğan Modeli” diplomasisini Batı’nın monolitik blok siyasetini esnetmek adına rasyonel bir zemin olarak kabul ederken, eş zamanlı olarak ŞİÖ ve BRICS gibi alternatif oluşumları asimetrik güvenlik ve küresel tedarik zinciri enstrümanlarıyla tahkim etmeyi hızlandıracaktır.

NATO’DAN YENİ BİR NATO ÇIKAR MI?

İşte bu çok boyutlu sıkışmışlığın ortasında Ankara hem coğrafi konumu hem de askeri-diplomatik kapasitesiyle küresel dengenin merkezinde yer almaktadır. 1952’den bu yana ittifakın güney kanadını koruyan ve en büyük ikinci askeri insan gücüne sahip olan Türkiye, geliştirdiği yerli savunma sanayii (SİHA’lar, KAAN projesi vb.) ile askeri-teknolojik bir çekim merkezi olmaya devam ediyor.

Dolayısıyla Ankara’daki zirveden çıkması muhtemel yeni NATO revizyonunu, küresel ölçekte her krize koşan hantal bir yapı yerine, Baltık, Akdeniz ve Karadeniz gibi alt bölgesel güvenlik havzalarının öne çıktığı esnek bir modeli öngören bir “Modüler” yapı olarak görebileceğimiz gibi, Türkiye’nin uyguladığı “hem NATO üyesi kalma hem de Doğu bloku (Rusya-Çin) ile rasyonel müzakere yürütebilme” stratejisinin (Erdoğan/ Ankara Modeli), ittifakın yeni hayatta kalma rehberi olarak kabul göreceği bir “Stratejik Özerklik” yapısında da görebiliriz.

Sonuç olarak, sadece konvensiyonel devlet tehditlerinin değil, sınır güvenliği, asimetrik terör unsurları ve hibrit savaş taktiklerinin de resmi stratejik konseptin merkezine yerleştirildiği, tehdit tanımlarının güncellendiği, bir yapı olarak karşımıza çıkabilecek “Ankara Deklarasyonu” “NATO’dan bir yeni NATO çıkar mı?” sorusunun aradığı dönüşümü, belki de ABD’nin bencil tek taraflılığı ile Doğu’nun yükselen Anti-NATO meydan okuması arasında ortaya koyacağı uzlaşıyla yakalayabilecektir.

Dolayısıyla Ankara Zirvesi, transatlantik ittifakın ya bencil bir pragmatizme kurban giderek anlamını yitireceği ya da Türkiye’nin öncülük ettiği “stratejik özerklik, adil yük paylaşımı ve terörle tavizsiz mücadele” prensipleriyle kendini yeniden var edeceği bir dönüm noktası olabilir.

Yeni dünya düzeninde NATO, eski romantizminden uzak daha gerçekçi ve parçalı bir yapıya dönüşmek zorundadır. Küresel fay hatları kırılırken Ankara, ittifakı rasyonel zeminde tutan en güçlü çapa ve Doğu-Batı arasında köprü kurabilen yegâne uzlaştırıcı güç olarak rolünü tahkim edecektir.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:111
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Temmuz 2026 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Gaziantep te arkadaşların tartışması kanlı bitti: 1 ölü Son dakika haberleri

29 Eylül 2026 03:03see186

Roberto Mancini: Türk futbolu çok ilerlemiş!

29 Eylül 2026 00:35see181

İsrail basını, Türkiye nin Akdeniz hamleleriyle İsrail i köşeye sıkıştırdığını yazdı

29 Eylül 2026 00:52see176

Papa dan yapay zeka uyarısı Dış Haberler

29 Eylül 2026 01:13see173

Türkiye İtalya maçında TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu na istifa çağrısı!

29 Eylül 2026 00:12see164

Sarıyer de yayaların üzerine süren taksi şoförüne 6 bin 662 lira ceza kesildi

29 Eylül 2026 00:45see163

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

30 Eylül 2026 00:17see154

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

30 Eylül 2026 02:11see152

Tam umutlanmıştık, Altay ın hatası her şeyi bitirdi! Tribünler affetmedi

29 Eylül 2026 07:41see150

Mancini den zafere rağmen itiraf! İstediğimiz oyun bu değildi

29 Eylül 2026 00:18see146

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 18:28see145

Vincenzo Montella: Barış Alper ve Kerem Aktürkoğlu nun heykellerini dikerim

29 Eylül 2026 01:07see144

Cumhurbaşkanı Erdoğan ın tavrı net: Başka isimler çıkarsa onlar da derhal istifa etsin

29 Eylül 2026 00:18see144

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

29 Eylül 2026 12:33see143

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

30 Eylül 2026 00:24see143

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

30 Eylül 2026 00:36see143

11 milyarı alıp Dubai ye taşındılar

29 Eylül 2026 07:06see140

200 TL’ye imza atan 2 isim de tutuklandı Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 05:43see140

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

29 Eylül 2026 17:14see138

Trump: Bu savaşı çok yakında kazanacağız Sözcü Gazetesi

28 Eylül 2026 23:21see134
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları