Kim daha iyi kuşatıyormuş; İsrail mi Türkiye mi? Nedret Ersanel
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Dış politika ‘entelektüelleri’ ABD’nin İran savaşını kaybettiğine ilişkin mutabakata nihayet ulaşmış bulunuyor. Bir kara harekâtı ve Tahran’ın çökeceğine dair iddialı konuşmalar da yutuldu. Şimdi de, bu halin geçici olduğuna ve savaşın dönebileceğine dair kehanetlere sığınıyorlar. Bunun da karşılığı yok. Çünkü evet, kırılganlık devam ediyor ama çatışma en sert haliyle dönse de sonuç değişmeyecek…
İsrail’i de kaybedenler listesine yazmıştık. “ABD/İsrail-İran savaşı” diye yazılıyordu hep, bundan sonrasında “İran-İsrail” savaşı olarak yazılıp yazılmayacağına bakılacak…
Tel Aviv kendisini tarif etti zaten; “bu anlaşma bizi bağlamıyor”. ABD-İran uzlaşısının İsrail sabotajına uğrayacağına dair haklı kaygı, Lübnan sahası işaretlenerek ifade ediliyor…
Ancak mutabakatın bir numaraları sebebi olan “seçimlerin”, Trump için barış, Netanyahu için savaş olduğunu tekrarlarsak, (uzlaşıdan önce, ‘kim kazandı, kim kaybetti’yi detaylı yazmıştık, 13/06) İsrail saldırsa bile ABD’nin ne kadar katılacağı konusu gri bir alan yaratıyor…
Ateşkes sırasında İsrail’in Lübnan saldırılarına karşılık veren İran füze ataklarında ‘ABD’nin kımıldamadığı’ haberleri yayılmıştı. Bu sonrası için ipucu verir mi? ABD, İsrail’i terk edecek değil. Ama Ortadoğu’daki savunmasını kale içine, İsrail’e çekmeye çalıştığını da biliyoruz. Kasım ara seçimlerinde İsrail’in Trump’a “desteğinin/kösteğinin” nasıl olacağını da bakmak gerekiyor. Kim bilir bu sefer, Ekim’deki İsrail seçimlerinde Trump’ın etkisine de bakmak lazım gelecek…
Diğer yandan, ‘ıslak imzayı’ takiben başlayacak müzakereler sürecinde İran üzerinde bir baskının hazır tutulması lazım. Gemiler nöbet tutsa da, bunu artık ABD sağlayamaz. Ama müzakereye gidildiğine göre demek “birileri” sağlayacak…
***
Bir merak noktası da, İran’ın yeniden yapılanmasına 300 milyar dolarlık bir fonun ABD onayı ve Körfez eliyle sağlanacak olması. Bunun muradı nedir?
Daha geniş çerçevede, savaşın durmasından, Trump’ın, “İran savaşı bitti” açıklamasından herkes, tüm dünya memnun. Bu İsrail’i yalnızlaştıran sürecin de bir parçası. Ama sadece bir parçası; bölge ülkelerinin eğilimi İsrail’i bütünlüklü koruma kapsamına alacak planlara yatmıyor. En sıkıştıkları yerde, “Filistin Devleti” şartını getiriyor ve tokalaşmaktan uzak duruyorlar. Bir ortak akıl var burada…
Türkiye’nin dahil olduğu bölgesel ittifaklar, Katar, S. Arabistan, Pakistan, Mısır gibi ülkelerin oluşturmaya çalıştığı stratejik bağlam İsrail’in işine geliyor mu? ABD bu müstakbel koalisyonlara ne kadar destek veriyor?
İsrail’in bu girişimleri kucakladığını söylemek ‘şu an için’ mümkün değil. Bu koalisyon İsrail’e karşı olduğunu söylemiyor ama ruhu bölge barışını hedeflediği için İsrail’in zehirli politikalarını, genişlemeci planlarını cepheye alıyor…
ABD ise bu kümelere karşı değil. Hatta adı geçen ülkelerle ilişkilerine bakarsak, Ortadoğu’daki yeni yapının işine geldiğini söyleyebiliriz. Nitekim 2025 Haziran’ında, Büyükelçi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barack’ın açıklamalarını hatırlarsak, ki hep küpedir, unutmamamız lazım, planlarına da uygun olduğunu kayda geçirebiliriz…
“Düşünün, sadece İbrahim Anlaşmaları’nı bölgenin güçlü oyuncularından Türkiye’yle birleştirdiğinizi. Ama sadece Türkiye’yi değil, Arap olmayan nüfusu, İsrail, Körfez ülkeleri, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, kuzeye çıkarak Azerbaycan, Ermenistan. Bunları birleştirdiğinizde dünyanın en güçlü bölgesi ortaya çıkar. Neden olmasın?”
Büyükelçi bir Pakistan’ı atlamıştı. Sonra bizzat Trump tarafından fiili anlaşmalarla listeye eklendi. Barack haritasının pratikte de işlediğini görüyoruz. En son Irak temsilcisi olarak atanması da bir göstergedir, Kuzey Irak’ın buna uygun formata göre düzenlenmesi de…
Bugün o listedeki pozisyonunu yitiren İsrail’dir. İbrahim Anlaşmaları’nın işlevselliği de gücünü yitirmiş durumda. Ölmüş değil, sonra eklemlenmesi düşünülüyor…
Hissedilen; Önce İran bitecek, sonra Netanyahu gidecek, Filistin düzenlenlenecek. İsrail’in bölgeye yeniden ısındırılmasının yolu bu ve bölge ülkelerinin “katı” reddiyesi de bulunmuyor. Orta vadedir, İsrail şimdi yalnızdır. Yalnızlığı da bir aşamadır, terbiye sayabiliriz…
***
ABD-İran uzlaşısının düşündürdüğü bir diğer konu da, Ortadoğu’ya nüfusunu sağlayan Tahran destekli örgütlerin kırılmasıdır. Bazı akıllar, bu kollar kesildiği için İran’ın düşeceği tezini getiriyorlar. Ülke dışındaki İran kollarının budanması, Tahran’ın varlığını tehdit edebilir mi?
Bu İran’ın parçalanması anlamına gelir. Aşırı tarafgir bu yorum, İran üzerinden bölgede bir sınır çizildiği gerçeğini ıskalıyor. Kabaca, Doğu-Batı sınırında İran vücut bütünlüğünü koruyor. Parçalanmasını bölge ülkeleri de istemiyor. Bizim de İran’la sorunlarımız var ama parçalanmış İran’ı Ankara da istemiyor. İran’ın göçmesi, çok daha uzun bir koridorun yırtılmasına varır ki, ucu Çin’dir.
ABD’nin genel dış politika hedefleri açısından parlak gelebilir ama komplikasyonları küresel sistemi ağır vurur. Bu kadarlık krizin dahi dünya ekonomisinde ne dalgalanmalar yarattığını yaşadık. Kimi çalışmalar 3,5 aylık gerilimin bize bile 20 milyar dolara mâl olduğunu hesaplıyor…
Büyük etkilerden biri de Avrupa ve NATO üzerinden gelen rüzgârlardır. Ankara’daki zirvede İran konusuna nasıl bakılacağını göreceğiz ki, Avrupa’nın duruşunu da bize anlatacak. Bugünden söylelenebilecek olan, İran savaşını AB’nin de istemediğidir…
Bu cereyanlar da İsrail’in hareketlerini kısıtlıyor. Hepsinin senkronizasyonun da Türkiye’nin payını ihmal edemeyiz. Şimdilik, Cumhurbaşkanı’nın, “bin yapıp bir söylüyoruz” parantezi içinde bırakalım. Ancak Netanyahu seçimde kaybederse bu parantezin köşeli hale dönüşebileceğini tespit edelim…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:48
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Haziran 2026 04:21 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















