Kâbe’de hacılar hû der, Allah Serdar Tuncer
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
“Hâcı be reh-i Ka’be vü mâ tâlib-i dîdar
O hâne hemi cûyed u mâ sâhib-i hâne”
“Hacı Kâbe yolunda, biz sevgili derdindeyiz.
O evi arıyor, biz evin sahibini.”
Kimin evi aradığını, kimin ev sahibini bulduğunu, kimin gönlünün ev olduğunu, kimin gönlünde ev sahibinden gayrısı olmadığını O bilir bilse bilse. Biz bilmeyiz. Hacı adaylarının yola revan olmaya başladığı bu güzel günlerde niyaz ederiz sadece: Yâ Rabbi cümle hüccâca vazifelerini senin rızan için ifa etmeyi nasip eyle, onlara kolaylaştır ve ibadetlerini eksiği noksanıyla kabul buyur.
İbadetlerimizin ne kadar tam olursa olsun yine de olması gerekene kıyasla eksik olduğunu bilmemiz kulluğun şiarındandır. İnsanız, aciziz; emredileni mahçubiyetle yapmaya gayret eder, nehyedilenden gücümüz yettiğince kaçınmaya çalışır her ikisi için de Rabbimizden bağışlanma dileriz. “İbadet edip de karşılığında mükafat bekleyene şaşarım, ibadet edebilenlerden olmak zaten başlı başına mükafattır.” Böyle buyurmuş İbni Âtâullah (r.a.) İbadetten sonraki mahcubiyet bunun için, günahtan sonrakini söylemeye bile gerek yok.
Cahit abiye rahmet olsun: “Geçen ibadetler özürlü / Eski günahlar dipdiri” Müminde şuur bu olmalı!
Hac sembolik ritüellerin bir araya geldiği bir ibadet. Tavaf, sa’y, şeytan taşlama, vakfe, kurban… Hakikatini bilmeden, hikmetini tefekkür çabası içinde ama hep taklit ile yaptığımız meşakkatli bir ibadet. Şeyh Şiblî ile hacdan dönen birisinin arasında geçen konuşma bize bu ibadetin hakikat ve hikmetinden haber verir. Özetleyelim:
“-Haccettin mi? Haccetmek için ne amel yaptın?
-Evet. Guslettim, ihrama girdim, iki rekat namaz kıldım ve telbiye ettim.
-Bununla haccı akdettin mi? Yaratıldığından beri bu akdine muhalif bütün akitleri bozdun mu? -Hayır!
-Sen akdetmemişsin.
-İhrama girmek için elbiseni çıkardığında yaptığın her bir işten de soyundun mu?
-Hayır.
-Sen elbiseni çıkarmamışsın.
-İhrama girdiğinde her haramı terk etmeye ahdettin mi?
-Hayır.
-Sen ihrama girmemişsin.
-Telbiye ettiğinde, Lebbeyk dediğinde, cevap aldın mı, sana ‘buyur’ denildi mi?
-Hayır.
-Sen telbiye etmemişsin.
-Kâbe’yi gördün mü?
-Evet.
-Allah için kast ettiğin gayeye erdin mi?
-Hayır.
-Sen Kâbe’yi görmemişsin.
-Safa’ya çıkıp orada durduğunda sırrın saflaştı mı? Rabbini tekbir etmekle yaratılmış her bir şey gözünde küçüldü mü?
-Hayır.
-Sen Safa’ya çıkmamışsın.
-Merve’ye vardığında üzerine sekînenin indiğini gördün mü?
-Hayır.
-Sen Merve’ye varmamışsın.
-Mina’ya gittiğinde temenni ettiğin sana verildi mi?
-Hayır.
-Sen Mina’ya gitmemişsin.
-Arafat’a çıktığında evvelde halk edildiğin ve âhirde varacağın hâli bildin mi? Rabbin kimdir idrak ettin mi?
-Hayır.
-Sen Arafat’a çıkmamışsın.
-Kurban kestiğinde şehvetlerini ve iradeni Hakk’ın rızasında ifnâ ettin mi?
-Hayır.
-Sen kurban kesmemişsin.
-Şeytana taş atarken sendeki cehaleti attın mı ve bu suretle sende bir ilim zuhur etti mi?
-Hayır.
-Sen şeytanı taşlamamışsın.
-Veda ederken sadece Haremeyn’den değil nefsinden ve ruhundan tamamen çıktın mı?
-Hayır.
-Sen veda etmemişsin ve anlaşılan o ki Hac da etmemişsin. Eğer istersen tekrar dönüp haccet ve bu şekilde haccetmeğe çalış.”
Soru şudur: Hangimiz böyle bir hac yapabiliriz? Velev ki yapabildik diyelim olması gerekene nispetle bu hac bile eksik ve noksan olmaz mı? Haydi cevap verelim: Yapamayız ve yapabilsek bile yine de eksik ve noksan olurdu. Peki hal böyleyse hacca gitmeyelim mi? Elbette hayır! Tabii ki gidelim. Karşıtı mı kafalar? İşi zorlaştırdığımın farkındayım, şimdi kolaylaştıralım.
Bir Allah dostu hacca niyetlenen talebesine nasihat ediyor: “Evladım, Hac ibadetinin hakkını vermek zordur, biz aciziz, hakkıyla yapamayız. İyisi mi sen hacca niyet ederken şöyle düşün: Ya Rabbi ben yolda kalmışlara yol göstermeye, susuzlara su vermeye, ihtiyarların işini görmeye, senin ve habib-i edibinin misafirlerine senin rızan için hizmet etmeye gidiyorum. Böyle niyet edersen Mevla karşına bu hizmetleri çıkarır ve ola ki bu niyetin ve hizmetlerine mukabil haccı kabul olanların hatırına senin de haccını kabul eder.”
O kadar zor ve bu kadar kolay.
Rabbim cümle hüccacın ibadetlerini kabul eylesin. Bu necip millete biz ölmeden Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye ve dahi Kudüs-ü Şerif’e pasaportsuz girmeyi nasip etsin. Âmin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:110
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Mayıs 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















