Allah affetsin! Serdar Tuncer
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Melekler ve hayvanlar günah işlemezler. Meleklerin nefsleri ve günaha kabiliyetleri yoktur. Hayvanların akıl ve iradeleri yoktur, mükellef değildirler. Ama insan günah işler. Çünkü akıl ve irade sahibi oluşu sebebiyle mükelleftir, nefsi olması itibariyle günaha heves ve kabiliyeti vardır ve günah işler. İtikadımızca bu hususun iki istisnâsı vardır: Enbiya ve evliya hazerâtı. Enbiyâ mâsumdur günah işlemez; evliyâ mahfuzdur, büyük günahlardan Allah korur.
Enteresan bir sarkacın tam orta yeridir insanın durağı. Yasaklardan uzak durup emirlere riayet ettiği vakit melekler gıpta eder insana, günahta ısrar ettiği vakit hayvanlar bile kendisinden utanır. Nefs bu meselede kritik bir yerdedir. Zira ıslah olmadığı müddetçe kötülüğü emreder ve yasaklardan lezzet alır, emirlere riayet etmekten hoşlanmaz.
Emir ve yasakları, inananlar için Allah ve Rasülü belirler. Yasakları işlemek günahtır. Büyük günahlar ve küçük günahlar bellidir. Haramı işlemek insanı günahkâr yapar ama harama helal demek imanından eder. Fark büyüktür. Son nefes gelene kadar tövbe kapısı açıktır. Düşmanlığımız günahadır günahkâra değil!
Günah işlemenin de bir raconu vardır. Her günah birbirinin aynı değildir. Israr edilen günahla bir anlık tökezlemenin neticesi olan günah birbirinden farklıdır. Tenhada işlenen günahla göz önünde işlenen günah birbirinin aynı değildir. Ağır tahrik altında işlenen yasak bir fiil yine günahtır ama koordine edilip tasarlandığı vakit başka ve daha büyük ceza gerektiren bir şeye dönüşür.
Günahkârın sendeni bendeni olmaz. Bizimkiler günah işleyince hoş görüp, başkaları günah işleyince kınamak günahtır.
Tövbe güzeldir. Allah tövbe edenleri sever. Günah işlediğin kıyafet daha üzerindeyken tövbe et ve bir hayır işle, buyrulmuş. Ola ki kefaret olur. Günahtan sonra gelen nefsi kınama ve mahcubiyet Allah indinde hoş karşılanır. Hatta âbidin kibrindense tövbekârın mahcubiyeti daha makbul sayılmış.
Tıpkı günah gibi tövbenin de raconu vardır. İşlediği günahı başkalarına anlatmamak da bu racona dahildir. Seninle O’nun arasında olanı utanır dile getirmezsen affı kolay olur. Allah’ın bildiğini kuldan mı saklayayım deyip aşikâr eder, kulları şahit tutarsan, affın zorlaşır. Allah’tan korkmuyorsan bari kuldan utan! Boşa söylenmiş bir söz değildir. Gizlide işlediğin günahın tövbesini bile âşikâr etme! Göz önünde bile isteye işlenen günahın tövbesi gizlide olmaz. Onu da göz önünde yap!
Günah aynı bile olsa, kimin işlediği tövbenin nasıl olacağını da belirler. Hırsız tavuk çalarsa tövbe eder, bir daha yapmaz, bir de namaza başlarsa mâşâallah denir. Ama imam tavuk çalarsa tövbe de etse mihrap artık ona yakışmaz, vazifeden affını istemesi de tövbesine dahil olur. Ergenlik çağındaki bir gencin nefsine uyup bir halt yemesi Rabbi ile kendi arasındadır. Pişman olup, günahı terk etmesi tövbesi için kâfidir. Ama evli bir kamu görevlisinin aynı haltı profesyonelce ve zamana sâri işleyip durmasının izah kabul edecek tarafı yoktur! İnanıyorsa Rabbi ondan tövbe bekler, inanmıyorsa biz hiç olmazsa bir ‘pardon’ bekleriz. Tövbe Rabbiyle arasındadır kimse karışamaz. Ama utanma duygusu laik ülkelerde bile güzeldir. Gereğini yapmak erdemdir. Kamu görevine seçilerek gelenlerin Allah’tan korkmuyorlarsa bile kuldan utanmaları gerekir. Yargı beni siyasi duruşum sebebiyle enseledi demek pişkinliktir. İş ayyuka çıkınca kendini yargılayıp adalete iş çıkarmamak için seçmenlerinden özür dileyerek görevi bırakmak adamlıktır. Bu onun özel hayatı diye ‘ama’lı cümleler kurarak savunmaya çalışmak ahlaksızlıktır. Sizin ve zihniyetinizin kalibresini ortaya koyar. Allah katında kazandırmaz, kulları nezdinde kaybettirir. Böyle düşünenin imanını bilmem ama siyasi aklından şüphe ederim.
Biz onun icraatlarına bakarız özel hayatı bizi ilgilendirmez demek saflıktır, akılsızlıktır. Evli, iki de sevgilisi var ama güzel asfalt döküyor, bu olmaz! Çalıyor, çırpıyor ama çöpleri çok güzel topluyor, bu da olmaz. Diploması sahte, herkesi satın almış, zimmetine geçirdiğinin haddi hesabı yok ama iki kere kazandı, bu da olmaz! Günahtan anladığımız farklı olabilir ama hiç olmazsa ‘ayıp’ diye bir şeyde mutabakatımız olsun. Tövbeden anladığımız başka olabilir ama hiç olmazsa utanma duygusunda bir araya gelebilelim. Her ayıp günah değildir ama her günah aynı zamanda ayıptır! Sahi, sizinkiler ne yaparsa ayıba dahil olur?
Başkasının günahına ortak olmak, insanın kendini durduk yere yakmasıdır. Günah işleyenin yakalandığı vakit üzerinde bulunan havluyu, bornozu beline sararak şehrin ortasına çıkıp destek olmak -destek midir bilmem ama- günaha ortak olmaktır, ayıptır! Bu millete, dine, kültüre, tarihe, toprağa, ahlaka, siyasete hiçbirine yakışmaz bu aymazlık. Artık hangisinden bir parça nasibiniz varsa.
İçinden çok günah geçen bir yazı oldu, Allah affetsin!
Görüntülenme:36
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Nisan 2026 04:13 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















