İran’ın gizli kozu: Perde arkasındaki güç Kalibaf mı? Sahadan masaya, ‘Sokakta dayak atanlar arasındaydım’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve ABD-İsrail hattında İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların gölgesinde, İran siyasetinin sertlik yanlısı isimlerinden biri olan Muhammed Bakır Kalibaf beklenmedik bir şekilde diplomatik çözüm arayışlarında adı öne çıkan aktörlerden biri haline geldi.
İran Meclis Başkanı olarak görev yapan Kalibaf profili yalnızca diplomatik bir aktör olarak değil; aynı zamanda sert güvenlik politikaları, protesto karşıtı geçmişi ve rejime olan sarsılmaz bağlılığıyla da şekilleniyor.
MÜZAKERE İDDİALARINDA ADI NASIL ÖN PLANA ÇIKTI?
Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada İran’la yürütülen temaslara değinerek dikkat çekici ifadeler kullandı. CNN muhabiri Kaitlan Collins’e konuşan Trump, İran’da “çok saygın bir kişiyle” görüştüklerini belirtti ancak bu kişinin kimliğini açıklamadı:
“Çok makul ve sağlam bulduğum bazı insanlarla görüşüyoruz. İçeridekiler kim olduklarını biliyorlar, çok saygı duyuyorlar ve belki de içlerinden biri tam olarak aradığımız kişi olabilir.”
Bu açıklamanın ardından bazı uluslararası basın organlarında söz konusu kişinin Muhammed Bakır Kalibaf olabileceği öne sürüldü. Hatta çoğu analiste göre kapalı bir diplomasi yürütüldüğü ve Washington yönetiminin temas kurduğu sınırlı sayıdaki İranlı figür arasında Kalibaf’ın olduğu düşünülüyor.
Ancak Kalibaf, ABD ile İran arasında yürütüldüğü iddia edilen görüşmeleri kesin bir dille reddetti. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth hakkında yaptığı alaycı açıklamalarla dikkat çekti.
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü hava operasyonlarını “bataklık” olarak nitelendirdi. Kalibaf, bir paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Amerika ile hiçbir müzakere yapılmadı. Bu tür haberler, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve Amerika ile İsrail’in içine düştüğü çıkmazdan kurtulmasını sağlamak için üretiliyor.”
‘BÖLGEDEKİ HERHANGİ BİR SAVAŞ KISA SÜRELİ OLMAYACAK’
Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın komşu ülkelerine çağrıda bulunarak ABD askeri varlığının bölgeden çıkarılması gerektiğini de savundu ve ABD araçlarını satın alan ülkelerin “düşman” olarak değerlendirilebileceğini öne sürdü.
Hatta Kalibaf, çatışmalar başlamadan önce bölgesel bir savaşın kaçınılmaz sonuçlarına dikkat çeken isimlerden biriydi. Ocak ayında CNN’e verdiği röportajda, gazeteci Frederik Pleitgen’e şu değerlendirmede bulunmuştu:
“Bölgedeki herhangi bir savaş kısa süreli olmayacak ve tek bir tarafla veya belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayacaktır.”
Bu öngörü, bugün yaşanan geniş çaplı gerilimler düşünüldüğünde dikkat çekici bir analiz olarak değerlendiriliyor.
‘DİPLOMATİK TEMAS İDDİALARININ MERKEZİNE YERLEŞMESİ YENİ BİR OLGU DEĞİL’
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa’ya göre Kalibaf’ın diplomatik temas iddialarının merkezine yerleşmesi, İran siyasetinde yeni bir olgu değil. Rejimin kriz dönemlerinde tekrarlayan bir refleksi.
Toğa, “İran İslam Cumhuriyeti tarihinde sertlik yanlısı profillerle müzakere süreçleri arasında doğrudan bir çelişki bulunmuyor. Laricani, Şemhani ve Celili gibi güvenlik kökenli isimler geçmişte de diplomatik kanalların taşıyıcısı oldu. Burada ideolojinin pragmatizme teslim olmasından çok, rejimin müzakere masasına ancak iç güvenlik yapısının güvendiği isimleri oturtabilmesinden söz etmek daha doğru” dedi ve ekledi:
“Kalibaf’ın kendisi görüşmeleri kesin bir dille reddediyor ve şu an için doğrudan müzakerenin varlığına ilişkin resmî bir teyit bulunmuyor. Ancak iddialar doğruysa bu durum İran’ın savaş koşullarında dahi diplomasi kanalını tamamen kapatmadığını, fakat bu kanalı yalnızca rejim içi meşruiyeti yüksek figürler aracılığıyla işletmeyi tercih ettiğini gösteriyor.”
‘PRAGMATİK YÖNÜ OLAN BİR LİDER, OLASI BİR ANLAŞMAYI SONUÇLANDIRABİLECEK NİTELİKLERE SAHİP’
Wall Street Journal’a konuşan George Washington Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları Direktörü Sina Azodi, Kalibaf’ı “pragmatik yönü olan sertlik yanlısı bir lider” olarak tanımladı.
Azodi’ye göre Kalibaf, İran’ın siyasi yapısına olan sadakatiyle pratik çözüm üretme kapasitesini birleştiren nadir figürlerden biri. Azodi, Kalibaf’ın Trump yönetimiyle olası bir anlaşmayı sonuçlandırabilecek niteliklere sahip olduğunu belirterek, İran iç siyasetinde güçlü konumu sayesinde kritik karar süreçlerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Yine Wall Street Journal’da yer alan haberde Crisis Group İran proje direktörü Ali Vaez, Kalibaf’ın risk almaktan kaçınan bir siyasetçi olduğuna dikkat çekti. Vaez’e göre Kalibaf’ın, sert söylemlerine rağmen geçmişte temkinli hareket eden bir profil çizdi. Bu durum, özellikle ABD ile yeniden müzakere sürecine girilmesi halinde İran içindeki sertlik yanlısı gruplarla karşı karşıya gelme ihtimalini artırıyor. Kalibaf’ın böyle bir süreçte Devrim Muhafızları içindeki bazı unsurların tepkisini çekebileceği değerlendiriliyor.
ABD AÇISINDAN ‘ÇALIŞILABİLİR’ BİR İSİM Mİ?
Eski ABD Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Michael Singh, Muhammed Bakır Kalibaf’ın geçmişteki baskıcı politikalarının Washington Kalibaf açısından belirleyici bir engel olmayabileceğini ifade etti. Singh’e göre Trump yönetimi, daha önce Nicolas Maduro ile dolaylı temaslarda olduğu gibi, pragmatik sonuçlar elde edilebilecek aktörlerle çalışmaya açık bir yaklaşım benimsiyor.
Washington açısından Kalibaf’ın potansiyel bir muhatap olarak değerlendirilmesinin birkaç yapısal gerekçesi olduğunun altını çizen Oral Toğa ise şu bilgileri paylaştı:
-- Kalibaf ABD yaptırım listesinde yer almıyor, bu da diplomatik temasın önünde teknik bir engelin bulunmadığı anlamına geliyor. Devrim Muhafızları Ordusu içindeki geçmişi ve Meclis Başkanlığı’ndan gelen kurumsal konumu, kendisine hem askerî hem sivil kanat nezdinde bir meşruiyet zemini sağlamış durumda.
-- Öte yandan Kalibaf'ın ‘çalışılabilir’ bir muhatap olması ile İran’ın ABD'nin şartlarını kabul edecek bir muhatap sunması arasında önemli bir fark var. İran’ın savaş döneminde ortaya koyduğu talepler arasında güvenlik garantileri, bölgesel müttefik ağının korunması ve tazminat gibi başlıklar yer alıyor. Bu çerçevede Kalibaf bir iletişim kanalı açabilecek profile sahip olsa da nihai karar mekanizması Milli Güvenlik Yüksek Konseyi ve Rehberlik Makamı’nın onayına bağlı kalmaya devam edecek.
Peki gelinen şu aşamada İran’da kilit isim olarak görülen Muhammed Bakır Kalibaf kim ve savaşın sonlanmasında rol oynayabilir mi? Daha yakından bakalım…
PİLOTLUK BECERİLERİYLE BİLİNİYOR, İSRAİL SALDIRILARINDA UÇAĞI KONTROL ETTİ
Eski bir İslam Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri komutanı olan Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın modern siyasi tarihinde hem askeri hem de sivil alanlarda etkili roller üstlenmiş bir isim olarak biliniyor. 1980’lerde yaşanan İran-Irak Savaşı sırasında aktif görev alan Kalibaf, savaşın en zorlu cephelerinde rol aldı ve İran’daki sertlik yanlısı siyasi çizginin önemli temsilcilerinden biri haline geldi.
Hatta siyasi kariyeri, İslam Devrim Muhafızları Ordusu ile iç içe geçmiş durumda. İran-Irak Savaşı sırasında bu yapıya katılan Kalibaf, zamanla örgüt içinde yükseldi ve Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri komutanlığına kadar ulaştı. Pilotluk becerileriyle de öne çıkan Kalibaf’ın, 2024 yılında İsrail saldırıları sırasında Beyrut’a yaklaşan bir uçağı bizzat kontrol ettiği görüntüler basına yansımıştı. Bu geçmiş, onun yalnızca siyasi değil aynı zamanda askeri refleksleri güçlü bir lider olduğunu gösteriyor.
Kalibaf’ın İran siyasetindeki etkisini artıran unsurlardan biri de Hamaney ailesiyle olan yakın ilişkileri. Özellikle Mücteba Hamaney ile kurduğu yakın bağlar dikkat çekiyor. Hatta Mücteba’nın liderlik ihtimalinin zayıf görüldüğü dönemlerde dahi onu destekleyen isimlerden biri oldu. Ayrıca ailevi bağlar üzerinden de bu ilişkiyi güçlendirdiği belirtiliyor.
Kalibaf’ın Devrim Muhafızları Ordusu ile bağı kuruluş dönemine kadar uzanıyor. İran-Irak Savaşı sırasında Devrim Muhafızları Ordusu saflarında görev almış, ardından Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi üst düzey güvenlik görevlerinde bulundu.
Mücteba Hamaney ile ilişkisine gelince, mevcut açık kaynak bilgileri Hamaney ailesinin Kalibaf’ın cumhurbaşkanlığı adaylıklarını desteklediğini ortaya koyuyor. Rehberlik seçim sürecinde de Devrim Muhafızları Ordusu komuta kademesinin ve Mücteba Hamaney’in aynı safta yer aldığı raporlandı.
Dolayısıyla Kalibaf’ın hem askerî yapıyla hem de Hamaney ailesiyle güçlü bir ilişki ağına sahip olduğu değerlendirmesi mevcut verilerle örtüşüyor. Bu profil onu İran’ın mevcut savaş dönemi güç yapılanmasında merkezi bir figür haline getirdi.
‘SAHADA OLAN LİDER’ İMAJINA SAHİP
Muhammed Bakır Kalibaf’ın kariyeri yalnızca askeri geçmişiyle sınırlı değil. 2005 yılında Tahran Belediye Başkanı seçilen Kalibaf, bu görevini 12 yıl boyunca sürdürdü. Bu dönemde kentin altyapısının modernleştirilmesi, metro ağının genişletilmesi ve otoyol projeleriyle öne çıktı. Şehirde motosiklet kullanarak dolaşması ise onun ‘sahada olan lider’ imajını güçlendirdi.
Ancak şunun da altını çizmekte fayda var: Belediye başkanlığı döneminde yolsuzluk iddialarıyla da gündeme geldi. Kalibaf bu suçlamaları reddetse de kamuoyunda tartışmalı bir figür olarak da anılıyor.
2008 yılında Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılarak uluslararası iş çevreleriyle iş birliğine açık bir profil çizen Kalibaf, İran’daki diğer muhafazakâr figürlerden bu yönüyle ayrıştı. Analistler, bu pragmatik yönün, onun Batı ile olası müzakerelerde kullanılabilecek bir avantaj olduğunu değerlendiriyor.
PROTESTO GEÇMİŞİ: “SOKAKTA DAYAK ATANLAR ARASINDAYDIM”
CNN’de yer alan habere göre Muhammed Bakır Kalibaf’ın geçmişine dair en çarpıcı unsurlardan biri, gençlik yıllarında protestoların bastırılmasında aktif rol almış olması. 2013 yılında ortaya çıkan bir ses kaydında, o dönemlere ilişkin sözleri büyük yankı uyandırdı.
Söz konusu kayıtta Kalibaf, geçmişteki protestoları kastederek şu ifadeleri kullanıyordu:
“Beni motosikletin arkasında, tahta sopalarla protestocuları döverken gösteren fotoğraflar mevcut... Sokak düzeyinde dayak atanlar arasındaydım ve bununla gurur duyuyorum.”
Bu açıklama, onun yalnızca bir bürokrat değil, doğrudan sahada yer almış bir güvenlik aktörü olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. İran’da özellikle reform yanlısı hareketlere karşı sert tutumuyla bilinen Kalibaf, kariyeri boyunca güvenliği siyasetinin merkezine yerleştirdi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:76
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Mart 2026 10:42 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















