İran: Tarih Nasıl Yazılacak?
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Bugünlerde hangi konuya eğilsem, elimden tutup beni geçmişe götürüyor. İran gibi!
1970’lerin başında babamın görevi gereği bulunduğu İran’da, ben de aylarca bizden çok farklı bir kültürü deneyimleme fırsatı bulmuştum.
İran deyince aklıma il gelen, distopik bir görüntü. Televizyonda canlı yayınlanan bir basketbol maçı sırasında denk gelmişti.
Maç öncesi bir görevli kendinden büyük bir Şah portresiyle çıkageldi. Tribünlerdeki seyirciler ayakta alkışlarken salonun her köşesini gezdirdi. Maç ondan sonra başladı.
Şah hayatın her yerinde ve anındaydı zaten. Mesela taksilerde, içinde veya tepesinde bir fotoğrafı olurdu. Hele evlerde.. Daha girişte sizi, bazen gerçek boyutta Pehlevi ailesinin resmi karşılardı.
Neredeyse dini bir itikat gibiydi. Ama o sıralar henüz yüzeye çıkmış olmasa bile homurtular duyuluyor.. Dipten gelen dalga hissediliyordu.
Humeyni sonrası maalesef akıbetlerini öğrenemediğim TUDEH’li komünist dostlar anlatıyordu Pehlevi rejiminin zulmünü.
Yarına çıkıp çıkamayacaklarını bilmeden “mollalarla omuz omuza” o zulme direniyorlardı.
Her akşam evlerin çatılarına çıkıp sadece “Allahüekber” diye bağırarak kurdukları bağ, Humeyni’nin gelişinden bir hafta sonra koptu. Bilemesem de tahmin ediyorum ki TUDEH’li dostlarım kendilerini işkencesiyle ünlü Evin Cezaevi’nde buldu.
Politikayla ilgisi olmayan dostlarımız ise, önce mallarını yavaş yavaş elden çıkartmışlar.. Bir yıl kadar sonra da küçücük çocuklarıyla dağları aşarak Türkiye’ye sığınmışlardı.
*. *. *
Aslında İran, Humeyni’den çok önce kaybetmişti.
Şah’a ya da sonrasında şeriatçı rejime karşı direnişte kazanabileceği zafer.. Tarihindeki en büyük hamle, ne yazık ki en derin kırılma ile sonuçlanmıştı.
Yıllar boyunca İngiliz ve Amerikan şirketlerine teslim edilen petrol, sadece İran değil, bölgedeki herkesin zihninde yer etmiş Musaddık tarafından millileştirilmişti.
Batı önce Musaddık’ın kovulmasını sağladı.. Sonra petrole yeniden el koydu.
Şah kuklalarından biriydi artık.
Sürgünde anılarını yazan Farah Pehlevi şöyle diyordu: “Bizi hep kuzeyden gelecek komünistlerle korkuttular. O sırada mollalar altımızı oyuyormuş ama biz fark etmemişiz.”
Aslında senaryo dünyanın her yerinde aynı.
Bugünlerde Venezuela’da sahneye kondu. Trump efendi de sıranın İran’a geldiğini duyurdu:
“İranlı yetkilileri uyardım. Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa -ki kargaşa zamanlarında bunu yapmaya meyilliler ve şu an çok fazla kargaşa var- onlara çok sert vururuz. Bunun için
Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Silahlı kuvvetlerin başkomutanı olarak yetkim, yalnızca kendi kişisel ahlakımla sınırlıdır."
Trump’ın kişisel ahlakını az çok biliyorduk. Epstein belgeleriyle ortaya saçılan iğrenç detaylar, o ahlakı dünyaya apaçık sergiledi.
Zaten eşine sadık, evine düşkün bir aile babası olsa ne farkeder ki!
Mesele GÜÇ.. ZENGİNLİK.. özetle yeni enerji kaynakları bulununcaya kadar PETROL!
PETROLÜN TARİHÇESİYıllık Ortalama OPEC Ham Petrolün Varil Fiyatı (1960-2022) | Veri Kaynağı
Bu grafik, bize tüm dünyayı etkileyen bir hikaye anlatıyor.
1960 yılında varil başına 1,63 dolar olan ham petrol fiyatları gördüğünüz üzere arada artıyor. Artmak ne demek, zıplıyor.
O zıplama noktalarında ne var, biliyor musunuz?
Savaşlar!
Mesela 1973 yılındaki Arap-İsrail savaşı.
Son yıllarda Irak’ın işgali ve Rusya-Ukrayna savaşı.
Ve tabii Şah’ın kaçtığı, Humeyni’nin İran’a gittiği.. Hemen ardından da İran-Irak savaşının patlak verdiği o malum süreç.. 1979-88 kanlı parantezi!
* * *
ABD.. Daha doğru ifadeyle Trumpland, şimdi oyunu yeniden yazmaya çalışıyor.
Pehlevi ailesi İran’dan kaçarken henüz 9-10 yaşında bir çocuk olan.. Onca yıl annesi ve çevresi tarafından “günün birinde Şah olarak taç giyme” hayaliyle büyütülen Prens Rıza Pehlevi, oyunun ana karakteri.
Dünya alem biliyor ki, Prens denilen o saf genç adam, ABD’nin piyonu.
İran’da onun adını haykırarak sokağa çıkanlar, Hamaney ve rejim muhafızlarını kovmayı başarırsa O da başarılı sayılacak ve Tahran’a gidip tahta oturacak,
Yok, olmazsa devreye, Trump’ın en sevdiği tablo ile; silahlar eşliğinde afili özel harekatçılar girecek ve dünya naklen bir ülkeye tecavüzü izleyecek.
Bugüne kadarki tüm ABD yönetimleri tartışmasız biçimde İsrail’in yanında oldu.
Ne var ki Trump kendisini neredeyse Hazreti Süleyman ya da Musa falan zannediyor. İsrail için bölgeyi yakıp yıkmaya hazır.. “SİYONİST HIRİSTİYANLIK” diyebileceğimiz Evangelist inanış için kendisini ortaya koyuyor.
Elbette kaybettiği takdirde bedelini kendisinin ödemeyeceğini bilerek.
Hani, petrol fiyatlarının zıplamasını anlatırken İran-Irak savaşından söz ettim ya. O savaşta “kazanan” olmadı. Ama yaklaşık 1 milyon kişi hayatını kaybetti. En büyük bedeli ise, ABD hatırına kalkıştığı o savaştan 20 yıl sonra idam sehpasına yürüyen Saddam ödedi.
Bakmayın şimdi Prens Pehlevi’ye methiyeler düzmelerine.. Babası Şah Rıza Pehlevi, ABD için yaptığı onca fedakarlığa (!) rağmen Amerika’ya sokulmadı. Ağır kanser hastası Şah, bırakın yaşamayı, ölecek ülke bulamadı. Sonunda yine Amerikalıların ricası üzerine Mısır’da bir süre misafir edilip orada öldü.
Kıssadan hisse değerli okurlar: Erdoğan’ın işi her zamankinden zor. Trump dostu mu onu da tartışırız. Ne var ki, Netanyahu ve İsrail’in bölgedeki tek hakim olmasına dayalı proje ortada dururken Reis’e iyi haber vermek zor görünüyor.
Elbette başta İmamoğlu ve onu yok etmek adına Silivri’ye doldurdukları onca değerli insan nihayet adalet ve hukukla tanışacak ise, en azından üzülebiliriz!!!
Diye yazarken, aklıma AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ve söyledikleri geldi:
“Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor.”
Yok! Bu kafalar için üzülemeyeceğim.
İnsan bir an için böyle düşünse bile bunu dile getiremez. Hem düşünüp hem de Meclis’te dile getiriyorsa bir önceki cümlede yer alan “insan” sözcüğü ürpererek kaçar.
Irak, Suriye, belki yarın bizler.. Bu bölücü, mezhepçi, ırkçı kafalarla İran ya da Suudi Arabistan’a özlem duyacak hale gelebiliriz.
NOT:
“*Bugün kadın meslektaşlarım Merdan Yanardağ ile dayanışma adına onun kitaplarını imzalıyor. Mimar Sinan Mahallesi Atlas Çıkması sok. No:7 ÜSKÜDAR.. Koşa koşa gidin”
“* Tayfun Kahraman’ın hastalığı maalesef ilerlemiş. Tanımasanız da uzaktan bir sevgi öpücüğü gönderin. Onu ve yine sağlık durumunu kaygıyla takip ettiğimiz Murat Çalık’ı kucaklayın.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:23
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Ocak 2026 09:23 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















