Hürmüz kilitlendi: Türkiye, enerjide alternatif rota arayışında kilit rolde
Haber7 sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
GİRİŞ 06.03.2026 16:20 GÜNCELLEME 06.03.2026 16:21
İlk Yorum Yapan Sen Ol
Facebook'ta Paylaş X'te PaylaşHABER7-ÖZEL
Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, petrol ve doğalgaz piyasalarında belirsizliği artırdı. Dünyada günlük yaklaşık 100–105 milyon varil olan petrol üretiminin yaklaşık 20–22 milyon varili bu boğazdan geçiyor. Bu kritik geçiş noktasında yaşanan aksaklıklar ise hem enerji sevkiyatını hem de fiyatları doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, mevcut riskin sürmesi halinde enerji ticaret rotalarının yeniden şekillenebileceğini ve alternatif güzergah arayışlarının hız kazanabileceğini belirtiyor. Türkiye’nin son 20 yılda enerji alanında yaptığı yatırımlar ise yeni rotaların oluşturulmasında ülkeyi önemli bir konuma taşıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri, alternatif rotaları ve Türkiye’nin bu noktada önemini Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener ve Enerji Uzmanı Altuğ Karataş Haber7’ye anlattı.
AB ORTADA KALDITürkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, Hürmüz Boğazı’nda tam kapanmanın henüz gerçekleşmediğini ifade ederek, şunları kaydetti: “Günün belli saatlerinde İranlı gemilerin yaptığı şantaj ve tehditlerle trafik sekteye uğrasa da belli saatlerde tıkanmalara rağmen ara ara aktığını da gözlemleyebiliyoruz. Hatta birkaç geminin geçmesi acaba toparlanacak mı? Normale dönüyor mu? Şeklinde fiyatların hemen düşmesine neden olmuştu. Bu tarz gerginlikler gel-gitli bir dengenin kurulmasına neden oluyor. Bu fiyatlardaki dalgalanmalar ise AB gibi önemli bir hidrokarbon ithalatçısı olan bir bölgeyi yoğun bir şekilde etkiliyor. Rusya gibi sürdürülebilir güvenilir kaynaklardan ürün temin edebilme kapısını da daha önce kendileri kapattı. Bu kapı kapanınca enerji arzı anlamında ortada kaldılar. Büyük sorunlar yaşıyorlar ve mevcut piyasa sistemlerinin merkez fiyatlandırma modeliyle işlemesi sebebiyle her etken ve dalgalanma Avrupa fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselme, Avrupa’daki doğalgaz fiyatlarını, elektrik fiyatlarını hepsini etkiliyor.”
VARİL BAŞINA MALİYET 5 KAT ARTTI
Akyener, diğer taraftan Katar’ın LNG tedarik edememesi doğrudan AB piyasalarındaki doğalgaz fiyatlarını etkilediğinden bahsetti. Navlun bedellerinin yükseldiğini aktaran Akyener, şu bilgileri verdi:
“Şu an bir varil petrolü Basra Körfezi’nden alıp, Avrupa’ya götürmek geminin büyüklüğüne değişmekle birlikte varil başına maliyet 1.5 dolar civarındayken şimdi 4-5 dolara çıktı. Katar LNG şu an durdu ama açıldığında maliyetler yükselecek. ABD’den Avrupa’ya gelen gemiler dahil navlun ve sigorta bedellerini yüzde 50’den fazla yükseltti. ABD’den aldıkları LNG ve navlun bedelleri taşımacılık pahalandı. Avrupa’nın ciddi anlamda Rusya’ya ihtiyacı var ancak o kapıyı hala kapalı tutuyorlar. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması hiç şüphesiz Avrupa Birliği, Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin hepsini arz noktasında ciddi anlamda etkileyecek. Fiyat noktasında ise tüm dünyayı etkileyecek. Ama en az ABD ve Rusya etkilenecek. Değer zincirler açışından baktığımızda en fazla etkilenecekler AB ve Çin. Hem arz hem de fiyat noktasında etkileniyorlar. Bu işten en fazla kar sağlayan ülkelerde körfez dışındaki petrol ihracatçısı ülkeler. Rusya ve dünyanın en büyük petrol üreticisi olan ABD. Aynı zamanda ABD dünyadaki en büyük LNG ihracatçısı.” AB’DEN JAPONYA’YA KADAR SAVAŞIN BİTMESİ İÇİN BASKI VAROğuzhan Akyener, boğazın kapalı tutulması savaşın bitmesi için bir baskı unsuru olur mu sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Elbette baskı unsuru olur. Çin boğazın açılması için ciddi baskı kuruyor. Hatta Çin’e ait gemiler peyder pey geçiyor. Onun dışında yine AB bu işin bitirilmesi için ABD’ye baskı yapıyorlar. Yine petrol fiyatlarını yüzde 10’un üzerine taşımadan belli bir seviyede tutacak ölçüde bir saldırı mekanizması devam ediyor Bu süreç nereye evrilir bilmiyorum ama hem AB’den, japonya’dan Çin’den ve Güney Kore’den Hürmüz Boğazı’nın açık kalması, savaşın bir an önce bitirilmesi için siyasi ve diplomatik baskı var. Türkiye’de haliyle savaşın bir an önce bitmesini istiyor. Türkiye diğer ülkeler gibi pragmatist değil, daha makul ve hümanist bir şekilde olaya yaklaşıyor.”
YENİ BİR BORU HATTI İNŞA ETMEK EN AZ BEŞ YIL SÜRER
TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, petrol, petrol ürünleri ve LNG ticaret rotalarının devam eden savaş nedeniyle önemli ölçüde etkilendiğini belirterek, özellikle petrol ürünleri ve doğal gaz ticaretinde ciddi aksaklıklar yaşandığını belirtti. Söz konusu gelişmelerin yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadığını ifade eden Akyener, Basra Körfezi ülkelerine yönelik diğer ürün tedarik zincirlerinde de etkilerin görüldüğünü ancak en büyük etkinin petrol ve doğalgaz ticaretinde ortaya çıktığını vurguladı. Kısa vadede yeni bir enerji rotası oluşturmanın mümkün görünmediğini dile getiren Akyener, “Yeni bir boru hattı inşa etmek en az beş yıl sürer. Üç ay içinde normalleşmesi beklenen bir senaryoda böyle bir yatırımın yapılması rasyonel değil. Bu nedenle LNG tarafında kısa vadede alternatif bir rota bulunmuyor” dedi.
GÜNLÜK YAKLAŞIK 20 MİLYON VARİL PETROL SEVK EDİLİYORDUHam petrol tarafında ise bazı alternatiflerin devreye girebileceğini belirten Akyener, risk altındaki güzergah üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol sevk edildiğini söyledi. Bu miktarın 5 milyon varillik kısmı için Suudi Arabistan’ın harekete geçtiğini ifade eden Akyener, Saudi Aramco’nun doğudan batıya uzanan ve Kızıldeniz’e ulaşan boru hattı üzerinden sevkiyata başladığını kaydetti.
TÜRKİYE ÜZERİNDEN ALTERNATİF ROTAAkyener’e göre bir diğer alternatif rota ise Türkiye üzerinden gerçekleşebilecek sevkiyat. Bu hattın aynı zamanda Türkiye’nin Kalkınma Yolu Projesi’nin ön aşaması olarak da değerlendirilebileceğini belirten Akyener, Basra’daki petrolün Kerkük sahasına bağlanarak buradan Erbil ve Ceyhan boru hatları üzerinden taşınabileceğini ifade etti. Erbil–Ceyhan petrol boru hattında günlük 500 bin varilin üzerinde yük taşıma kapasitesi bulunduğunu belirten Akyener, Irak’ın günlük yaklaşık 3,5 milyon varillik ihracatının 500 ila 600 bin varillik bölümünün Türkiye üzerinden Ceyhan’a yönlendirilebileceğini söyledi.
ARZ AÇIĞI BİRKAÇ AY YÖNETİLEBİLİR SEVİYEDE KALABİLİRKüresel enerji piyasasında talebin bir miktar düşmesi, stokların kullanılması ve ABD, Rusya ile Kazakistan gibi Körfez dışındaki üretici ülkelerin üretimlerini artırmasıyla piyasanın kısmen dengelenebileceğini ifade eden Akyener, buna rağmen günlük yaklaşık 8,5 milyon varillik bir arz açığının oluşabileceğini belirtti. Akyener, “Bu durum petrol fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır. Ancak oluşacak arz açığı küresel piyasalar açısından birkaç ay boyunca yönetilebilir seviyede kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu gelişmelerin Türkiye’ye bakan yönüyle ilgili olarak şunları söyledi: “Enerji açısından bakarsak Türkiye arz anlamında bu süreçten etkilenmiyor. Ancak fiyat anlamında tüm uluslararası piyasalarda olduğu gibi biz de etkileniyoruz. Katar’dan biraz LNG alıyoruz ama yönetilebilir seviyede. İran’dan petrol almıyoruz ama Irak’tan aldığımız petrolü de bir şekilde farklı kaynaklardan alabiliriz. Doğalgazı zaten daha rahat yönetir. Akaryakıt fiyatlarında yükselişi yönetebilmekle alakalı da Eşel Mobil Sistemi’ni devreye aldı. Halka bunun etkisini en aza indirebilmeyle alakalı da devletimiz zaten çalışmalarını yapıyor.”
ÇİN’İN ALTERNATİF YOLLARI
Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını sadece petrol krizi olarak tanımlamanın yanlış olduğunu belirterek, bunu petrol ve doğalgaz kesintisi olarak adlandırmanın daha doğru olacağını söyledi.
Karataş, 20-22 milyon varillik petrol geçişinin dünya LNG ticaretinin yüzde 25’inin Katar dahil olmak üzere, bu körfezden çıktığı düşünüldüğünde en çok uzak doğu ülkelerinin etkileneceğini vurguladı. En çok etkilenen ülkelerin başında Japonya ve Güney Kore geldiğini ifade eden Karataş, bu ülkelerin petrol ve doğalgazda yaklaşık yüzde 70’ler civarında ürünü körfezden alınan enerji kaynağıyla temin ettiklerini dile getirdi.
Çin’in sadece buraya bağlı olmadığını ABD’nin ambargo uyguladığı birçok ülkeyle çalıştığını belirten Karataş, “Venezuela İran ve Rusya ile çalışıyordu. Çin, İran’dan yaklaşık olarak 1-2 milyon varil petrol alıyordu. Günlük 14-15 milyon varil petrol tüketimine baktığımızda yüzde 10-15’ine bazen yüzde 8’ine tekabül eden petrol imkanından bahsediyoruz. Çin, doğalgazda da tamamen buraya bağlı değil. Ama ABD’nin operasyon yaptığı her noktada Çin yüzde 10'luk kayba uğruyor” dedi.
AVRUPA ENERJİDE ABD’YE BAĞIMLI HALE GELDİ
Altuğ Karataş, AB’nin Rusya- Ukrayna krizinden sonra 450 milyar metreküplük doğalgaz ihtiyacını şu anda birtakım önlemlerle 350-360 milyar metreküp seviyelerine düşürdüğü bilgisini verdi. Rusya tarafı tamamen kapandığı için Avrupa’nın birinci enerji ithalat kaynağının ABD olduğunu ve ABD’ye bağımlı hale geldiğini söyleyen Karataş, “Hem AB merkezli doğalgaz borsasında hem de uzak doğu borsasında petrolün fiyatı yüzde 15 artsa bile doğalgazın fiyatı spot piyasada neredeyse iki katını geçmeye başladı. O sebeple dünya en büyük zararı petrolden ziyade doğalgazdan alıyor. İkinci sırada petrol ve doğalgazın fiyat artışıyla birlikte ABD dahil olmak üzere enflasyon ve resesyon demek” ifadelerini kullandı.
“IRAK, BASRA KÖRFEZİ’NDEKİ PETROL ÜRETİMİNİ, KATAR LNG ÜRETİMİNİ DURDURDU”
Altuğ Karataş, yeni rotalara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ürettiğinize hemen yeni rota bulamazsınız. Fiziki anlamda bunu gemilerle çıkarmak zorundasınız. Çünkü orada buna göre kurgulanmış bir üretim var. Sınırlı sayıda depolayabiliyorsunuz. Bu sebeple Irak, Basra Körfezi’ndeki petrol üretimini durdurdu. Katar, LNG üretimini durdurdu. Çünkü sevk edemiyor. Çıkardığını nereye depolayacak? Aynı şekilde diğer ülkelerde yavaş yavaş geliyor. Buradan sevk ne kadar engellenecek onu bilmiyoruz . Alternatif olarak bir tane BAE’nin Hürmüz Boğazı’ndaki Umman tarafındaki küçük yarımadasını baypas edecek bir boru hattı var ama küçük bir kapasite. İkincisi de yine Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’nden karşı tarafta Kızıldeniz’e giden 5 milyon varil kapasiteli boru hattı var. Ama bunlar zaten belli bir varil kapasiteyi sevk ediyordu. Yani yarı kapasiteyi sevk ettiğini düşündüğümüzde 2,5 milyondan 5 milyon varile çıksa bile yaklaşık 2-3 milyon varillik yaraya merhem olabilir. Kısmi bir rahatlama olabilir. Onun için yakın bir gelecekte alternatif gözükmüyor. Geleceğe buradan bir ışık tutabiliriz. Bu krizler uzun sürecek. Rusya-Ukrayna krizi yaşadık. Gelecekte ne krizler olacağını bilmiyoruz ama dünyada kendine yeni güvenli rotalar arayacaktır.” "PETROLDEKİ 10 DOLARLIK ARTIŞ, AVRUPA’YA YILLIK 45 MİLYAR DOLARLIK YÜK YÜKLÜYOR"Karataş, İran’ın bu hamleyle (Hürmüz Boğazı’nı kapatması) dünya ülkelerini müzakereye ve baskı yapmaya zorladığını kaydederek, son bir kozu daha olduğunu söyledi.Karataş, şöyle devam etti: "Her 10 dolarlık petrol maliyet artışının ABD’ye maliyeti 40 milyar dolar, Avrupa’ya maliyeti 40-45 milyar dolar, Türkiye’ye maliyeti ise 2 milyar dolar. 1 yıl daha böyle sürdüğünü düşündüğümüz bir senaryoda dünya ülkeleri bununla ilgili baskı yapmaya başlayacak. Neden İsrail ile İran arasındaki çatışmanın bedelini dünya ödesin? İran bu kozunu sonuna kadar kullanacaktır. ABD gemilere filolarıyla bile eşlik etse, seri geçişteki 22 milyon varil yakalanmaz. Dolayısıyla enerji geçişinde sorun olacak. İran, Hürmüz Boğazı ile zorluyor."
TÜRKİYE ENERJİ YATIRIMLARI VE ÖNGÖRÜSÜYLE YILDIZINI PARLATACAKAltuğ Karataş, önümüzdeki 5-10 yıl içinde Türkiye’nin yıldızının parlayacağına işaret ederek, şu tespitlerde bulundu: “Türkiye’nin liderliği, demokrasisi, politikası ve fiziki yapısıyla da çok güvenli bir ülke. O yüzden Doğu Akdeniz’den Türkiye Cumhuriyetlerine ve Rusya’ya kadar enerjinin tüketildiği noktalara enerjinin sevkiyatıyla ilgili Türkiye çok daha fazla öne çıkacak. Türkiye, özellikle 2016 yılından bu yana Milli Enerji ve Maden politikasıyla ve son 20 yılda yürüttüğü savunma sanayi politikasıyla muazzam bir ikiz dönüşüm yapıyor.
Türkiye, dünyadaki gelişmeleri 10 yıl, 20 yıl öncesinden okuduğunu düşünüyorum. Bu gelişmelere göre Türkiye enerjiyle ilgili kendine yeni alternatifler oluşturdu. 5 tane LNG gazlaştırma terminallerimiz var. 2 tane yeni daha yapılacak. Milli enerji filomuzla birlikte petrol ve doğalgazımızı artırmaya başladık. Hedefimiz, 2028 yılı sonunda petrolün yarısını yerli kaynaklardan elde etmek.
Aslında enerjinin artık jeopolitik ve politik gelecek siyasetinden ve politiğinde çok önemli bir diplomasi kartı olduğunu da görüyoruz. Sadece savunma sanayimizin güçlü olması yetmiyor, aynı zamanda enerji alternatiflerimizin, çeşitliliğimizin ve arz güvenliğinizin de güçlü olması gerekiyor. Türkiye bu anlamda 20 yıl öncesinden geliştirdiği hem savunma sanayi ve enerji politikasıyla başka bir liderlik yürütüyor.”
KAYNAK: HABER7
Mesude Demirhan Haber7.com - Editör
Editör Hakkında Çankırı’da doğdu. 2015 yılında lisans eğitiminin hemen ardından aynı yıl kariyer hayatına ekonomi muhabiri olarak başladı. Çeşitli ulusal medya kuruluşlarında ekonomi alanında sayısız özel haber ve röportajlar yaptı. 2026'dan beri ekonominin nabzını tutan ve ses getiren çalışmalarını Haber7’de sürdürüyor.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
GÖNDER
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Mart 2026 16:21 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















