Herkes kendine ‘sanatçıyım’ diyor
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
TAMER LEVENT
Değişmeyen şey değişimdir. Bebeklikten ölüme her süreç değişimin ürünü. Ama biz bunu muhakeme etmiyoruz. Esasında bu değişimin adı sanat. Mağara devrinden Mars'tan arazi almaya gelen süreç... Hepsi meraktan kaynaklandı. Bilgi deneyime dönüşüyor. Herkes kendine sanatçı diyor. Keşke demese. Çünkü yaptığı işi küçümsüyor ve sanatçıyım diyor, sanki öyle bir meslek varmış gibi. Hâlbuki uluslararası arenada sanatçı diye bir meslek yok. Aktör var, aktris var. Sanatçı yok. Bu kodlama bizde sonradan çıktı. Sanatçının meslek tanımı yok, dolayısıyla özlük hakkı da yok. Sonra da diyorsun ki bizde sanatçı sürünüyor. Sanatçı dersen zaten şikâyet etmeye hakkın yok. Mesleğini sanat olarak yaptığının arkasında değil.
YENİ NESİLLE BİR BAĞ ARAMIZDA
Ünlü olmak diye bir laf çıktı. Ünlü olmak için mi yapıyorum ben bunları yıllardır? Hayır. Sanatın özü düşünce biçimi. Sanatı yaşam biçimi haline getirmeliyiz. Yeni nesille iyi bir bağ var aramızda. Z kuşağı çok farklı. Teknolojinin içine düştü. Ama ben Alfa kuşağından daha umutluyum. Hem önceki gelenekseli biliyor hem de bu teknolojiye geçişe kolay adapte oldu.
YAPAY ZEKAYI ÖĞRENMEZSEK YANDIK!
Yapay zeka beynimizin taklidi. Burayı kullanmanın tam zamanı. Oyunculuğu da etkileyecek bu teknoloji bence. Oyunculuğun yapay zeka ile yapılacağı bir süreç gelecek. O zaman da onlara sanatçı mı diyeceğiz? Yapay zekayı öğrenmezsek yandık! Yapay zeka bana Nietzsche çalışması yaptım. O bana o felsefeye göre bir insan nasıl davranır listesi çıkardı. Sanat yolculuğu yapıyorsanız teknolojiye sırt çeviremezsiniz. Ben de ilgileniyorum, araştırıyorum. Shakespeare'in Kral Lear'ını farklı bir uyarlamayla sahneleyeceğiz. Bir de Türkiye ve İtalya ortak yapımı korku filminde oynayacağım.
NİLGÜN KASAPBAŞOĞLU
AYHAN IŞIK BANA MASAL OKURDU
Vuslat isimli tek kişilik oyunumla seyirciyle buluşmaya devam ediyorum. Tolga Yeter pandemi sebebiyle kapattığı tiyatrosunu bu oyunla açmış oldu. Ben de 60 senelik sanat hayatımda ilk defa tek kişilik oyun oynamış oldum. Keyifliymiş. Hayata dokunan bir oyun. Seyreden herkes çok etkileniyor. İçinde güzel sözler var. Hayatım boyunca uyumlu olmaya, gençlere bir şeyler öğretmeye çalıştım. Çünkü ben hep ustalarımdan bir şey öğrendim, şimdi de ben gençlere yardımcı olmaya çalışıyorum. Onlar mesleğimizi emanet edeceğimiz gelecek nesillerimiz. Direklerarası Seyirci Ödülü'nde ödül aldım. Fark edilmek çok önemli, çok mutlu oldum.
ASLA YORULDUM DEMEM
Hayatımda yoruldum kelimesini benden kimse duymamıştır. Ben yorulmayı bilmiyorum. 60 yıl su gibi geçti. Bilinçli olarak seçmedim bu mesleği. Babam beni şehir tiyatrolarına sokmuş, çocuk yıldız olarak 12 tane film çevirdim. Çok şanslı bir devirde yaşadığıma inanıyorum. O kadar büyük ustalarla çalıştım ki. 6 yaşında Muhsin Ertuğrul'un Macbeth'inde başladım. Ama anlamıyordum ki neyle başladığımı. 9-10 yaşlarında roller oynadım. Cahide Sonku, Vasfi Rıza Zobu'yla oynadım tiyatroda. Ayhan Işık ve Belgin Doruk'la filmler çevirdim. O zamanki setler bile çok farklıydı. Karavan olmadığı için hep beraber oturulup yemek yenirdi, sohbetler edilirdi. Benim öğle uykum vardı, yemekten sonra sahne konulmazdı. Ayhan abinin bana masal anlattığını hiç unutmam mesela. O zamanlar pedagoglar, psikologlar yoktu. Hepimizin annesi babası pedagog, psikolog gibiydi. Annem babam diğer çocuklardan ayırmadılar. Farklı hissettirmediler, şöhretli olduğumu anlamadım. Sonra seslendirme faslı oldu. Hem çocuk yıldızım hem de Türk sinemasında Ayşecik hariç bütün çocuk yıldızları ben seslendirdim. Türk sinemasına da emeğim geçmiş. Su gibi geçiyor yıllar...
KIVANÇ ÇOK ÇALIŞIYOR
Genç nesilde yetenekli oyuncular var ama çalışıp çalışmadığı belli olan oyuncular da var. Mesela Kıvanç Tatlıtuğ çok yakışıklı, hiç çalışmasa da her işi izlenir. Kendisine de söyledim. Ama her rolü için çok çalışıyor. Bir yere gelmek önemli değil, orada kalmak önemli. Gençlere hep saygı duyulan bir sanatçı olun diyorum. Çünkü çok çoğaldılar ama kimse sanatıyla, oyunculuğuyla anılmıyor. Hep özel hayatıyla, ilişkileriyle anıyorlar.
EMRE BAŞER
GELECEĞİN SEYİRCİLERİNİ YETİŞTİRİYORUZ
Faust oyunumuz devam ediyor. Ayşe Emel Mesci yönetiminde görkemli bir prodüksiyonla seyirciyle buluşuyoruz. Ali Berktay oyunun uyarlamasını yaptı. 19. yy'da Goethe'nin kaleme aldığı klasik bir eser. Yaklaşık 100 kişilik bir ekiple 3 saatte Faust'un trajedisini anlatmaya çalışıyoruz. Ben açıkçası çok zorlandım. Çünkü kendi aramızda tiyatronun büyücüsü dediğim yönetmenimiz Ayşe Emel Mesci'nin diline hâkim olmak, onun tarzına, tavrına adapte olmak, onun reji anlayışına ulaşmak biraz zor. Çok ayrıntı seven bir yönetmenimiz. Sükûn Işıtan ile aynı sahneyi paylaşmak çok büyük gurur ve heyecanlı bir süreç. İnsanı kendisiyle yüzleştiren bir oyun. O yüzden normal bir oyun gözüyle bakmıyorum ben bu oyuna. İzleyici bağlayan şey bizim kendimize olan dürüstlüğümüz. Seyircinin de aslında bir aktörü değil, kendisiyle yüzleşiyor olması cazip geliyor. İnsanlar da kendi sonlarını merak ettikleri için oturup sonuna kadar büyük bir ilgiyle izliyorlar.
TİYATROMUZUN NELER YAPABİLDİĞİNİ GÖSTERMELİYİZ...
Genel Müdürümüz Tamer Karadağlı göreve geldiğinde Cumhuriyetimizin 100. yılıydı ve "Buna özel bir oyun yapmak zorundayız" dedi. Yüzyıllık Destan üçlemesi oyunumuzu Haluk Özenç yazdı. Samsun'a çıkıştan cumhuriyetin ilanına kadarki süreci 3 oyun haline getirdi. Ben de orada Atatürk'ü oynama şerefine nail oldum. Çok zor bir süreçti. Çünkü herkesin kafasındaki Atatürk farklı. İnsan yönüne odaklandım. Benzetenler olurdu ama kostümü giyince anneme sordum, "Anne ne hissettin?" dedim. "Kendimi Zübeyde Hanım gibi hissettim" dedi. Devlet Tiyatroları tarafından düzenlenen festivallerimiz büyük ilgiyle devam ediyor. Örneğin Trabzon'da Karadeniz Tiyatro Festivali'nin bu sene 25.'si gerçekleştiriliyor. 15 Mayıs'a kadar Trabzon'da devam ediyor. DT 75 yıllık bir kurum. Uluslararası arenada tanınır hale gelmesinin vakti geldi. Genel müdürümüz Tamer Karadağlı önderliğinde DT'yi ve kendi kültürümüzü yurtdışında tanıtmakla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Örneğin son olarak Tunus'tan geldim. Yıllardır bu kadar aktif değildi. Ülke tiyatromuzun neler yapabildiğini göstermemiz gerekiyor. Çünkü inanılmaz zengin bir kültürümüz var.
GAZZE İÇİN OYUN YAPIYORUZ
Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı ve oyuncu Emre Başer yeni bir oyun hazırlığı içerisinde olduklarını söyledi: "Hepimizin kanayan yarası Gazze için yeni bir oyun hazırlığımız var. Cem Zeynel Kılıç'a bir oyun yazdırdım. Yakın zamanda sahneye koyacağız."
#SİNAN ÖZEDİNCİK #MERVE YURTYAPAN
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:42
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Mayıs 2026 07:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















