Ankara24.com
close
up
‘Gölge’den edebiyata bakmak Ömer Lekesiz

‘Gölge’den edebiyata bakmak Ömer Lekesiz

Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.

İbn Arabî’nin (k.s.) Füsûsu’l-Hikem’inden yaptığımız okuma, onun düşünüşüne tabidir. Bir de onun düşünüşünü, Molla Camî, İsmail Hakkı Bursevî, Erzurumlu İsmail Hakkı, Elmalılı A. Hamdi Yazır… gibi büyüklerimizin görüş, yorum ve şiirleriyle birlikte düşünmüş son derece kıymetli bir düşünüş daha var elimizde: Mustafa Tahralı’nın, Ahmed Avni Konuk, Füsûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi’yle (3. Cilt, haz.: Mustafa Tahralı – Selçuk Eraydın, İFAV, 1990), Tevhit Bilgisi -İbnü’l-Arabî ve Fikirleri Üzerine Makaleler’inde

İbn Arabî’nin (k.s.) Füsûsu’l-Hikem’inden yaptığımız okuma, onun düşünüşüne tabidir. Bir de onun düşünüşünü, Molla Camî, İsmail Hakkı Bursevî, Erzurumlu İsmail Hakkı, Elmalılı A. Hamdi Yazır… gibi büyüklerimizin görüş, yorum ve şiirleriyle birlikte düşünmüş son derece kıymetli bir düşünüş daha var elimizde:

Mustafa Tahralı’nın, Ahmed Avni Konuk, Füsûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi’yle (3. Cilt, haz.: Mustafa Tahralı – Selçuk Eraydın, İFAV, 1990), Tevhit Bilgisi -İbnü’l-Arabî ve Fikirleri Üzerine Makaleler’inde (Kubbealtı, 2023) yer alan ve bu bahiste zemin hükmündeki “gölge” kavramını da gözetmemize neden olan “Vahdet-i Vücûd ve Gölge Varlık” adlı makalesi…

Bu kıymetli makaleden sadece “V. Hayal ve Gölge Varlık” kısmını da insan-tasavvuf ve edebiyat esasında okuduğumuzda önemli bir eksiğimizi daha tamamlamış olacağımızı umuyorum.

Tahralı’nın kaydına göre, tasavvuf düşüncesinin en sarsıcı sorularından biri şudur: İçinde yaşadığımız âlem gerçekten nedir? Gördüğümüz, dokunduğumuz, uğruna sevinip kederlendiğimiz bu dünya, mutlak hakikat midir; yoksa hakikatin bize görünme biçimlerinden yalnızca biri mi? Vahdet-i vücûd anlayışı bu soruya alışılmış idraki zorlayan bir cevap verir: Âlem vardır; fakat kendi başına, müstakil ve hakiki bir varlık olarak değil. O, Hakk’ın mutlak vücûdu karşısında bir gölge, bir akis, bir hayal sûreti mesabesindedir.

Buradaki “hayal” kelimesi, gündelik dildeki gibi asılsızlık anlamına gelmez. Tasavvufta hayal, yokluk değil; kendinden kaim olmayan görünüş demektir. Gölge nasıl kendi başına var olamazsa, âlem de kendi kendine kaim değildir. Onu var kılan, ayakta tutan, mânâlandıran bir asıl vardır. Bu yüzden âleme “gölge” denilmesi onu inkâr etmek için değil; yerini tayin etmek içindir.

Tahralı bu noktada rüya bahsine uğrar: “İnsanlar uykudadır, öldükleri vakit uyanırlar” hadisi, yalnızca ölüm sonrasına dair bir haber değil; varlık ve idrak hakkında söylenmiş derin bir hükümdür. İnsan, bu dünyada gördüğünü nihai gerçeklik sanan bir uyku içindedir. Ölüm ise bir yok oluş değil, bir uyanıştır. Demek ki bu dünyada apaçık gerçek sandığımız sûretler, daha üst bir mertebeden bakıldığında, rüyada görülen sûretler gibi tâbir bekleyen işaretlerdir.

Rüyanın en belirgin özelliği şudur: O, kendisini olduğu gibi vermez; bir mânâyı bir sûret içinde bildirir. Bu yüzden rüya tâbir edilir. Yusuf aleyhisselâm kıssasında görüldüğü gibi, rüyada görülen şeyler kendilerinden ibaret değildir; her biri başka bir hakikate açılır. Tasavvuf ehli buradan hareketle şu sonuca varır: Eğer rüya tâbir gerektiriyorsa, dünya da tâbir gerektirir.

Biz tam burada edebiyatı devreye sokabiliriz. Çünkü edebiyat, en derin yerinde, görünen şeyin arkasındaki görünmeyeni sezme çabasıdır. Hakiki edebiyatçı, eşyayı herkes gibi görüp geçen değil; onda bir mânâ parıltısı yakalayandır. Edebiyatın sahası çıplak eşya değil; eşyaya sinmiş mânâdır. Bu bakımdan edebiyat, hayalin keyfi oyunu değil, varlığın misalî yapısına dilde verilmiş bir cevaptır.

Rüya nasıl tâbir istiyorsa, edebiyat da te’vil ister. Bir rüyada görülen süt ilme, yol seyre, ayna kalbe açılabilir; edebiyatta da kelime yalnız kelime değildir. Her imge, her hikâye, her ses, daha derindeki bir idrakin yüzeye vurmuş şeklidir. Bu yüzden gerçek metinler yalnız anlatmaz; işaret eder. Okuru eşyanın yüzeyinde tutmaz, onu derine çağırır.

Tahralı, tasavvufun burada şu önemli bir uyarıda bulunduğunu iletir: İnsanı hayale mahkûm eden şey hayalin kendisi değil, nefistir. Nefis gölgeyi asıl, akisi cevher, geçeni kalıcı gibi gösterir. İnsan bu yüzden sûrette takılı kalır. Oysa kalbin uyanışı, sûretten mânâya geçmekle başlar. “Ölmeden önce ölmek” sözü de bunu anlatır. Nefsin kurduğu merkez çözüldüğünde, insan dünyayı başka türlü görmeye başlar. Ağaç yalnız ağaç, su yalnız su olmaktan çıkar; her biri bir ismin, bir tecellinin aynasına dönüşür.

Biz buradan baktığımızda edebiyatın vazifesi de berraklaşır: Edebiyat, sûretleri tâbir etme cehdidir. Kelimenin içinden mânâya, mânânın içinden hakikate yol aramaktır. Büyük metinler bu yüzden kalıcıdır; çünkü onlar yalnızca kurmaz, uyandırır. Okuru eşyaya değil, eşyanın ardındaki nidaya yöneltir.

Tahralı’nın tespitlerine yaslanarak şunu da söyleyebiliriz: Rüya, hayal ve edebiyat, aynı hakikatin üç ayrı kapısı gibidir. Rüya, sûretin ardında mânâ bulunduğunu öğretir. Tasavvuf, bu dünyanın da bir büyük rüya gibi okunabileceğini söyler. Edebiyat ise bunun dildeki karşılığıdır; gölgeler arasında hakikatin izini süren sözdür.

Ezcümle, dünya, rüya gibi geçici olduğu için değil; rüya gibi tâbir istediği için hayaldir. Edebiyat da bu yüzden bir süs değil, bir uyanış imkânıdır; çünkü insan, gördüğünü yalnız seyrederek değil, yorumlayarak hakikate yaklaşır.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:97
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Nisan 2026 04:06 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İletişim Başkanı Duran: Türkiye diplomasinin merkezinde yer almaya devam edecektir

08 Temmuz 2026 01:22see139

Merz den Türkçe teşekkür paylaşımı Dış Haberler

08 Temmuz 2026 00:37see137

UEFA Şampiyonlar Ligi nde gecenin sonuçları

08 Temmuz 2026 00:36see136

Almanya, Türkiye ile işbirliği yapacak mı? Dış Haberler

07 Temmuz 2026 20:47see135

Sadece 1 maç kaldı! Yıldız isim tüm zamanların rekorunu kıracak

08 Temmuz 2026 00:40see135

ROKETSAN Genel Müdürü İkinci den NATO ya ortak üretim ve tedarik mesajı

07 Temmuz 2026 16:53see135

ABD ordusundan İran a yeni saldırı dalgası! Patlama sesleri duyuldu

08 Temmuz 2026 00:45see134

Ambalajlı su fiyatlarına yönelik denetim

07 Temmuz 2026 18:08see133

Şampiyon Galatasaray sezonu açtı!

08 Temmuz 2026 01:38see133

TEFAS ta önemli değişiklik! Fon alım satım işlemlerinde yeni dönem başladı

07 Temmuz 2026 15:12see133

S 400’ün bedeli bitiyor mu? Trump tan Ankara da tarihi karar!

07 Temmuz 2026 16:41see132

Sessiz gecenin sonu nefes kesti! Aslan ın yıldızı penaltı kaçırdı: 72 yıllık hasret bitti

08 Temmuz 2026 02:20see130

Son dakika: Doğan Alemdar, Beşiktaş için İstanbul da!

07 Temmuz 2026 19:46see130

Hossam Hassan: Dünya Kupası maçlarını izlemeyeceğim!

08 Temmuz 2026 01:56see129

İran da patlama sesleri duyuldu

08 Temmuz 2026 00:22see128

Süper Lig in yeni ekibi, Barcelona ve Arsenal in eski yıldızıyla anlaştı Sözcü Gazetesi

07 Temmuz 2026 15:06see128

UEFA Konferans Ligi heyecanı başladı!

07 Temmuz 2026 23:49see124

Türkiye ve İngiltere NATO zirvesinde imzalayacak! Yunanistan ı çıldırtacak gizli anlaşma

07 Temmuz 2026 19:58see123

ASELSAN Genel Müdürü Akyol NATO eksenli ihracatın artacağını öngördü

07 Temmuz 2026 17:34see123

Pankreas kanserinde tarihi gelişme! Yaşam süresini ikiye katlayan ilaç

08 Temmuz 2026 11:42see123
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları