“Kâbe Kitabı” Ömer Lekesiz
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nin (IRCICA) uzun yıllardır adına yakışır şekilde çok değerli bilgileri ihtiva eden eserler yayımladığı malumdur. Bu minvaldeki son yayınlarından biri de Kâbe Kitabı’dır.
Editör-lüğünü Sevgi Ağca Diker ile Cengiz Tomar’ın; yayın yönetmenliğini Hasan Mert Kaya ile Bekir Kantarcı’nın; koordinatörlüğünü İbrahim Halil Uçar ile Burcu Karataş’ın yaptığı, fotoğraflarını Mustafa Yılmaz’ın çektiği ve tasarımını Yüksel Yücel’in üstlendiği Kâbe Kitabı grafik tasarımı, sayfa düzeni, karakter seçimi ve cildiyle gerçekten göz kamaştıran bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor.
Sunuş’unu Mahmut Erol Kılıç’ın, Takdim’ini Bekir Kantarcı’nın, Önsöz’ünü ise Sevgi Ağca Diker’in kaleme aldığı eserin muhtevası; Adnan Demircan, Hasan Fırat Diker, Sevgi Ağca Diker, Seyit Ali Kahraman, Hülya Tezcan, Tuba Kurtuluş, Selin İpek, Zeynep Atbaş ve Mohammed H. Al Mojan imzalı makalelerden; ayrıca hüsnühat ve minyatür örnekleri ile Bekir Kantarcı Koleksiyonu’nda yer alan Haremeyn örtülerine ait -açıklamalı- fotoğraflardan oluşmaktadır.
Kantarcı’nın Takdim yazısında yer alan şu ifadeler ise, Kâbe Kitabı’nın mevcut muhtevasının zenginliğini azaltmamakla birlikte onun temasına dair önemli bir ipucu vermektedir:
“1991 senesi Kâbe’ye komşu olma şerefine nail olduğum günlerde Kâbe’de daha önce kullanılmış bir örtüyü, ondan bir daha ayrılmamak üzere elime aldığım andaki bahtiyarlığımı ve yaşadığım derin hazzı unutmam asla mümkün değil. Bu ilk örtü, bugün sahip olduğum nadide koleksiyonun ortaya çıkmasına vesile olan ilk parça olmuştur. O gün bugündür, 30 yıl boyunca, asırlar boyu Mekke’de Kâbe’ye, Medine’de Efendimiz (s.a.s.)’in mübarek mescidine yapılan ziyaretlerin hatıralarını, o mukaddes beldelere gönderilen hediyeleri ve ecdadımızın Kâbe özlemini yansıtan emanetleri toplamak için çalıştık durduk… Ecdadımızın bu mukaddes dava uğruna yaptığı anlamlı hizmetleri ve bu sevdanın sanatla nasıl muhteşem eserlere dönüştüğünün hikâyesini anlatan bu kitabı…”
Nitekim Kâbe Kitabı’ndaki -albüm bölümü dâhil- 11 metnin 6’sının doğrudan örtü temalı olması, eseri salt Kâbe üzerine bir çalışma olmaktan ziyade Kâbe örtülerine dair bir arkeoloji incelemesine daha yakın bir yere taşımaktadır. Ayrıca Demircan’ın Kâbe’nin inşası, tamiri, tadilatı ve tesviyesini ele aldığı Cahiliyeden İslam’a Kâbe başlıklı yazısını kitabın ilk metni olması bakımından bir “çerçeve yazı” olarak alırsak, onun son bölümünde de yine örtü meselesi işlenmiştir.
Öte yandan Diker’in Önsöz’de yaptığı, “Kâbe mimarisinin tahlili ve onarım tarihi ilahiyatçılar ve tarihçiler tarafından incelenmişse de bugüne kadar mimarlar tarafından hakkında kapsamlı bir yayın yapılmamıştır” şeklindeki tespit, H. H. Kemali Söylemezoğlu’ndan K. A. C. Creswell’e kadar birçok mimar ve sanat tarihçisinin çalışmalarını görmezden gelme riskini taşımaktadır. Bununla birlikte bu ifade, kitabın esas ağırlık merkezinin yine mimari analizden ziyade örtü geleneği üzerinde yoğunlaştığını da dolaylı biçimde ortaya koymaktadır.
Bunları söylerken Kâbe Kitabı’na bir eksiklik atfetmiş olmuyoruz. Zira eser yalnızca Kahraman’ın Kâbe’ye Yapılan Hizmetlerde Haremeyn Vakıflarının Önemi ve Diker’in Kâbe’ye Ait Kutsal Emanetlerin Saltanat Sembolü Olarak Kullanımı başlıklı yazılarından ibaret olsaydı bile, yine önemli bir bilgi ve belge boşluğunu doldurmaya yeterdi.
Nitelikli bilgiye ulaşmak -doğru kaynaklara erişme güçlüğü, mevcut bilgiyi çözümleme zorluğu gibi sebeplerle- dünyanın her yerinde ciddi bir emek ve zahmet gerektirir. Üstelik bu tür kitaplaşmış bilgilerin hakkıyla öğrenilmesi de okurdan sabırlı ve ısrarlı bir dikkat talep eder. Konumuz Kâbe Kitabı olduğuna göre bunun küçük bir örneğini ondan verelim.
Kitabın ilk yazılarında, örtülerin ağırlığı sebebiyle Kâbe duvarlarının maruz kaldığı bir tehlikeden söz edilir; fakat bu ağırlığın boyutu açıklanmaz. Bunun cevabını ise kitabın son yazısında öğreniriz:
“670 kilogram doğal ipekten yapılan dış örtüyü siyaha boyamak için 720 kilogram boya ve asit kullanılmaktadır. Örtü 48 parçadan oluşmakta olup her bir parçanın uzunluğu 14,5 m., eni 1 m., kalınlığı ise 2 mm’dir.”
Kâbe örtülerinin -sözü edilen zamanlarda- çok katlı olduğunu ve bunlardan bazılarının yazı dokumalı -tırâzlı- biçimde hazırlandığını düşündüğümüzde, toplamda tonlarca ağırlığa ulaşabilen bu yükün duvarlar için nasıl bir risk oluşturabileceğini de daha iyi anlamış oluruz.
Sonuç olarak Kâbe Kitabı, Kâbe’ye dair romantik söylemleri değil, ecdadın ona asırlar boyunca ilmî, sanatsal ve kurumsal emekle nasıl sahip çıktığını gösteren ciddi bir hafıza çalışması olarak okunmalıdır.
Görüntülenme:111
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Mart 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















