‘Gizemli senaryomuz seyirciyi ekrana bağlayacak’
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
■ Dizide aileyi birleştiren bir karaktere hayat veriyorsunuz. Aile kavramının hayatınızdaki yeri nedir?
Aile, oynadığım karakter gibi benim için de çok önemli. Ben çok aileci biriyim. Ailem Bodrum'da yaşıyor. Kız kardeşim İstanbul'da sadece. Sık sık beraberiz. Aile birbirinin çok zor zamanında da iyi zamanında da kötü zamanında da yanında olabildiğiniz tek yer. Sadece aynı soyadını taşımak değil, birbirine her an destek olabilmekle alakalı bir şey. Çünkü bu yaşadığımız iyi kötü her şey gelip geçici. Dönüp baktığınızda sadece onlar yanımızda oluyor. 'Aras' da benim gibi. O da ailesine sahip çıkmak için birçok zorluğun, yükün altına giriyor. O yüzden anlayabiliyorum onu. Ama Aras'ın ailesi daha karışık ve kalabalık. Orayı yönetmek de biraz ona düşüyor. O yüzden hak veriyorum Aras'a.
■ Siz aile kurmayı düşünüyor musunuz?
Tabii. Günün birinde benim de huzurlu, birbirine bağlı, güzel bir ailem olsun isterim. Ama bunun zamanı ve nasibi olduğuna inanıyorum. Hayatta bazı şeyleri zorlayarak değil, doğru zamanda yaşayarak daha güzel kuruyorsunuz.
DİZİ TARSUS'U TANITACAK
■ Siz de Ceyhanlısınız. Çukurova insanısınız. Dizi de Tarsus'ta çekiliyor...
Çukurova benim için çok özel bir coğrafya. Oranın toprağı çok bereketli. Türkiye'deki birçok önemli yazar, sinemacı, iş insanı hep bu topraklardan çıkmış. Tarsus da tarihi ve kültürel açıdan inanılmaz zengin. Bence Türkiye'de hâlâ bu zenginliğin yeterince farkında değiliz. Bir oyuncu olarak kendi coğrafyamda, çocukluğumdan tanıdığım o sıcaklığın ve kültürün içinde çalışmak benim için ayrıca güzel. Oranın insanı sizi kolay kolay yarı yolda bırakmaz. Bir birlik duygusu vardır. Mercan Köşk'ün hikâyesiyle birlikte Tarsus'un dokusunun, insanlarının ve güzelliğinin de seyirciye geçmesini çok isterim. Dizinin bölgenin daha fazla tanınmasına katkı sağlayacağına da inanıyorum.
■ Bu diziyi kabul etmenizdeki en büyük sebep neydi?
Senaryonun tahmin edilemez bir durumu var. İlk okuduğumda kendi içimde birçok kez 'Allah Allah' dediğim anlar oldu. Ama sonra "ya olabilir aslında biz de yaşıyoruz" veya "birçok insan da bunları yaşıyor" dediğim çok şey oldu. O bilinmezliğin çok ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Yani bir hikayenin finalini daha ilk anda tahmin edebiliyorsam o senaryo beni çok çekmiyor. Bir oyuncu olarak beni içine çeken şey merak duygusu oluyor. Gizemli bir senaryosu var Mercan Köşk'ün. "Diğer bölüm ne olacak?" diye merak uyandırıyor. Hikaye ister istemez içine çekiyor insanı. Seyircinin de her bölümün sonunda "Acaba bir sonraki bölümde ne olacak?" diye merak edeceğine inanıyorum.
■ Konservatuar okumadan bu mesleği yapıyorsunuz. Siz bu açıdan hiç olumsuzluk yaşadınız mı setlerde?
Alaylı olmanın dezavantajını yaşamadım. Ama insan bazen kendi içinde eksiklerini çok daha net görüyor. Ben de sette kendimi yeterli bulmadığım zamanlar yaşadım ve tam da bu yüzden eğitim almaya, çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ettim. Yetenek tabii ki önemli ama tek başına yeterli değil. Yaklaşık 11 yıldır bu işi yapıyorum ve her karakter size başka bir şey öğretiyor. "Ben alaylıyım, zaten bu işi yapıyorum" diyerek devam edemezsiniz. Bir noktadan sonra yeni şeyler öğrenmeniz, yeni araçlar edinmeniz gerekiyor. Mutlaka dezavantaj yaşadığım anlar olmuştur kendi içimde ama avantajını yaşadığım zamanlar daha çok oldu. Kariyerimin ilk yıllarında içgüdülerimle hareket ediyordum. Bugün hâlâ içgüdülerime güveniyorum ama artık kendime dışarıdan bakmayı da öğrendim. Gözlem yapıyorum, eğitim alıyorum, oyuncu koçumla çalışıyorum. Bana "Kendini yeterli görüyor musun?" diye sorarsanız, cevabım 'hayır' olur. 50 yaşıma geldiğimde de kendimi tam olarak yeterli hissetmeyeceğim. Ama beni geliştiren de tam olarak bu: Öğrenme açlığımı kaybetmemek.
■ Hep oyunculuk hayaliniz var mıydı yoksa hayat sizi bu noktaya mı getirdi?
İkisi de. Oyunculuk isteğim vardı ama hayatın da beni oraya doğru götürdüğü bir süreç oldu. Çünkü sadece istemekle gerçekleşen bir şey değil. Oyunculuğa başlamadan önce Türk Hava Yolları'nda çalışıyordum. Vatanım Sensin için deneme çekimine girip girmeyeceğimi sordular. Girdim. Ardından birkaç ayrı audition süreci oldu, eğitim aldım ve kendimi bir anda bu dünyanın içinde buldum. Bence herkesin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir taraf var.
HAFSANUR BU PROJENİN EN İYİ TARAFLARINDAN BİRİ
■ Hafsanur Sancaktutan'la başrolü paylaşmak nasıl bir deneyim?
Daha önce birlikte bir reklam çekimimiz olmuştu ama bir dizi projesinde ilk kez beraber çalışıyoruz. Birbirimizi uzun zamandır tanıyor olmamız sette iletişimimizi kolaylaştırıyor. Aynı zamanda işin içinde birbirimizin daha önce görmediğimiz taraflarını da keşfediyoruz. Hafsa benim için bu projenin en iyi taraflarından biri. Gayet uyumlu bir çalışma süreci geçiriyoruz. Umarım uzun soluklu bir proje olur.
TARSUS'TA KALMAK OYUNCULUĞUMU ÇOK BESLİYOR
■ İstanbul'dan Tarsus'a taşıdınız hayatınızı. Bu durum sizi nasıl etkiledi?
Babam asker olduğu için çocukluğumdan beri farklı yerlerde yaşadım. Büyükşehir de gördüm, küçük kasabaları da. Oyunculuğa başlamadan önce yaklaşık altı yıl Milas'ta yaşadım. Orası daha küçük mesela Tarsus'tan. O yüzden küçük şehir hayatına alışığım, hatta severim de. Herkes birbirini tanır. Herkes birbirine yardımcı olur. Tarsus'ta sürekli kalmanın oyunculuğuma ciddi katkısı olduğunu düşünüyorum. Şiveyi sürekli duyuyorsunuz, insanları gözlemliyorsunuz, günlük hayatın ritmini görüyorsunuz. Bir karakteri yalnızca senaryodan değil, yaşadığı coğrafyayı tanıyarak kurmak çok başka bir şey. Orada zaman geçirdikçe Aras'ın dünyasına da biraz daha yaklaşıyorum.
SIFIR ATIK KONUSUNA HEPİMİZİN DİKKAT ETMESİ GEREKİYOR
■ Dizide sıfır atık konusuna da dikkat çekiyorsunuz. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin de bu konuyla ilgili birçok çalışması var...
'Aras' işinde sıfır atığı önemsiyor, kendi kendine yetebilen bir sistem yaratmaya çalışıyor. Sadece devlet büyüklerimizin değil hepimizin buna dikkat etmesi gerekiyor. Bir dizinin milyonlara ulaşabilmesi bu açıdan değerli. Eğer anlattığımız hikâyenin içinde doğru bir davranışı doğal biçimde gösterebilir ve bir kişinin bile "Ben de bunu yapabilirim" diye düşünmesini sağlayabilirsek kıymetli bir iş yapmış oluruz.
KAMUFLAJI GİYDİĞİNİZ ANDA HERKES EŞİT!
■ Askerliğinizi yapıp setlere döndünüz. Vatani görevinizi yaparken neler hissettiniz?
Unutamayacağım bir deneyimdi. Oraya girdiğiniz anda kim olduğunuzdan, ne iş yaptığınızdan, dışarıdaki hayatınızdan ayrılıyorsunuz. Orada tanınmış olmanızın önemi kalmıyor. Kamuflajı giydiğiniz anda herkes asker. Hepimiz aynı bayrağın altında, aynı sorumluluğu paylaşıyoruz. O birlik ve aidiyet duygusunu yaşamak çok kıymetli. Kendi adıma bu görevi yerine getirmiş ve o duyguyu yaşamış olmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:103
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Eylül 2026 07:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















