Gelelim konumuza… Hayreddin Karaman
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Fethu’l-Kadîr’in Bulak baskısı 5. cilt 457. sayfasında İbnu’l- Humâm:
Önce mücehid olmayan müftünün, fetva vereceği zaman, sorulan soru ile ilgili bütün ictihadları (mezhenleri) nakletmesi gerekmediğini, birini nakletmekle yetinebileceğini ifade ediyor. Sonra fetva soran kimseye, meselesiyle ilgili farklı ictihadlar nakledildiğinde “gönlüne yatan, daha doğru olduğuna kanaat getirdiği vb. mezhebe göre amel eder” diyenlere karşı şunu söylüyor:
Avamın (kendileri âlim olmayan, müftüye sorup amel eden Müslümanların) kalbine gelen, hangi cevabın (mezheb fetvasının) doğru veya yanlış olduğu kanaatinin ilmî değeri yoktur; bu sebeple “iki farklı müctehide sorduğunda farklı cevaplar alınca, kalbi hangisine meylederse onunla amel eder” denirse de bana (İbnu’l-Humâm’a) göre gönlünün meyletmediğini alsa da caizdir; çünkü onun gönlünün meyletmesi veya etmemesi eşittir. Ona gerekli olan, bir müctehidi taklid etmektir, o müctehid ister ictihadında hata etmiş, ister isabet etmiş olsun, o da bunu (taklidi) yapmıştır… (yazı uzamasın diye bundan sonrasını özetliyorum):
“Bir mezhebden başkasına geçen, bunu kesin bilgi ve delil ile yapmış olsa bile günahkârdır, cezalandırılması gerekir” diyorlar. Asıl taklit, kişinin fetva ile amel etmesi ile gerçekleşir. Amel etmeden önce, toptan bir mezheble amel etme vaadi veya bağlanma niyeti taklit değildir. Eğer taklitten bunu kastediyorlarsa bir kimsenin söz veya niyet olarak mesela, “Bundan sonra önüme çıkan meselelerde Ebû-Hanîfe’yi taklit edeceğim, onun mezhebine uyacağım” demesinin veya buna niyet etmesinin, onun bu mezhebe bağlı kılacağına dair bir delil yoktur. Allah, “Bilenlere sorun!” buyuruyor, o da soruyor ve amel ediyor. Bana öyle geliyor ki, bu çeşit bağlanma mecburiyetlerine hükmetmenin sebebi, bir kimsenin devamlı ruhsatların peşine düşmesini engellemek içindir; yoksa (âvamdan olan) bir Müslümanın, önüne bir mesele düştüğünde verilen fetvalar içinden en kolay olanı alıp onu uygulamasını engelleyen bir akıl veya nakil delili olduğunu bilmiyorum, bunu yapan kimseyi şeriatın kınadığını da bilmiyorum; Peygamberimiz (s.a.), ümmetinin işlerinin kolaylaştırılmasını isterdi.
İşte büyük fakih İbnu’l-Humâm’ın açıklamaları böyle, ben de bunu diyorum; ona da mezhebsiz diyen olacak mı?
Görüntülenme:56
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Nisan 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















