Galatasaray da Bu kadar olmamalı diyerek açıkladı: Asıl soru burada
Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Fikstür şansı diye buna denir.
Süper Lig lideri Galatasaray’ın teknik direktörüne ve futbolcularına “Bu hafta ligde kiminle oynamak istersiniz?” diye sorulsaydı, eminim ağız birliğiyle Karagümrük cevabı gelirdi.
Gaziantep FK ve Atletico Madrid beraberliklerinin ardından sezonun en yorgun, en dağınık anlarından birinde ligin son sırasında yer alan Fatih Karagümrük, Galatasaray için adeta ilaç gibiydi.
Bu maçı kazanmak doğaldı.
Kazandı da.
Ama mesele sadece kazanmak değildi.
Asıl soru şuydu: Nasıl kazandı?
Sarı-kırmızılılar maça daha 30. saniyede Sara’nın golüyle öne geçti. Ancak bu erken gol, oyunun kontrolünü getirmedi.
Golden sonra sahnede Galatasaray değil, Karagümrük vardı.
Lig sonuncusu, ilk yarıda topa daha çok sahip olan, daha çok pozisyona giren, daha fazla şut atan taraftı. Bu cesaretinin karşılığını da Barış Kalaycı’nın golüyle alarak skoru eşitledi.
Bu 45 dakikada Galatasaray’da ne motivasyon vardı ne konsantrasyon. Tempo yoktu, agresiflik yoktu. Savunma tedirgindi, orta saha kırılgandı, hücum ise fazlasıyla etkisizdi.
Belki de Galatasaray, bu sezonun en kötü ilk yarısını oynadı. Lider gibi değil; oyuna tutunmaya çalışan, dağınık bir takım gibiydi.
İkinci yarıda Galatasaray’ı ayağa kaldıran isim yine Sara oldu.
51. dakikada kendisinin ve takımının ikinci golünü atarak maçın yönünü değiştirdi.
Ardından 55’te Osimhen, golcülüğünü konuşturdu ve skoru 3-1 getirdi.
Bu gol maçın sonucunu da belirledi.
Futbolun eskimeyen cümlesidir.
“Büyük takım kötü oynadığı maçta da kazanan takımdır.”
Doğru. Ama her doğru, sınırsız bir kredi midir?
Galatasaray’ın bu kadar kötü oynama lüksü olmamalı. Hele ki sezonun bu evresinde.
Maçın istatistiklerine bakın, iki takımın verileri neredeyse aynı.
Bu yüzden skoru belirleyen Galatasaray'ın sergilediği futbol değil, kalite ayakları oldu.
Evet, sarı-kırmızılılar hafta içi Manchester City deplasmanında çok zorlu bir 90 dakikaya çıkacak.
Bu maç düşünülerek ayakların frene basması, ikili mücadelelerden kaçınılması, temponun bilinçli olarak düşürülmesi anlaşılabilir.
Ama futbol “anlaşılır” olanı değil, sonucu affetmez.
Ya rakip Fatih Karagümrük değil de ligin dişli takımlarından biri olsaydı?
Bu oyuna rağmen skor tabelası yine Galatasaray’dan yana döner miydi?
İşte asıl soru burada.
Çünkü bugün kazanılan maç, yarın kaybedilecek puanların provasıysa; alarm çalıyor demektir.
Büyük takım olmak bazen kötü oynarken kazanmak değil, kötü oynamaya hiç izin vermemektir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:52
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 22:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















