Forex ağının perde arkası: Yurt dışından data , kripto hesapları ve elden maaş iddiası Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada alınan ifadeler, uluslararası forex yapılanmasının perde arkasına ilişkin dikkat çekici ayrıntıları ortaya çıkardı.
İfadelerde, şirketlerin resmi sahipleri ile İsrailli fiilî patronlarının farklı olduğu, İsrail bağlantılı isimlerin farklı şirket yapılanmalarında yer aldığı, Avrupa ve diğer ülkelerdeki kişilerin dolandırıcılık amacıyla hedeflendiği, müşteri bilgilerinin yurt dışından para karşılığı satın alındığı ve CRM sistemi üzerinden çağrı merkezi çalışanlarına dağıtıldığı anlatıldı.
Dosyaya yansıyan beyanlarda ayrıca kripto ve soğuk cüzdan kullanımı, dolandırılan kişilerden elde edilen tutarlara göre bonus sistemi, kasa içerisinde getirilen yüklü nakit paralarla elden maaş ödemeleri ile başka bir çağrı merkezine operasyon yapılmasının ardından çalışan sayısının yüzlerce kişi azaltılması gibi unsurlar yer aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması kapsamında şüphelilerin ifadeleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alındı. Soruşturma kapsamında nitelikli dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kurulundan izinsiz faaliyet, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya örgüte üye olmak ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlamaları araştırılıyor.
RESMİYETTE BAŞKA, FİİLİ YÖNETİMDE İSRAİLLİ PATRON
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Demirbaş'ın anlatımında, FACTO'nun sahiplik ve yönetim yapısına ilişkin dikkat çekici bir ayrıntı yer aldı. Demirbaş, FACTO olarak bildiği şirketin fiilî sahibinin İsrailli Amıt YGAL olduğunu, buna karşılık şirketin resmiyetteki patronu ve imza yetkilisinin İlhami İçingir olduğunu beyan etti.
Demirbaş, Maksym Verzilov'u da YGAL'dan sonra gelen “ikinci büyük patron” olarak tanımladı. İfadesinde STASS NESS ile Azerbaycanlı olduğunu söylediği “Tural” isimli kişinin de “patron derecesinde” yöneticiler olduğunu, çağrı merkezi yöneticilerinin bu kişilere bağlı çalıştığını anlattı.
Beyan, soruşturma açısından ticaret sicilinde veya resmî belgelerde görünen şirket yönetimi ile fiilî kontrolü elinde bulundurduğu öne sürülen kişiler arasındaki ilişkinin araştırılmasını öne çıkan başlıklardan biri hâline getirdi.
İSRAİL BAĞLANTISI FACTO İLE SINIRLI DEĞİLDosyadaki diğer ifadelerde de İsrail bağlantılı isimler yer aldı. Hümeyra Doğaner'in ifadesinde farklı dönemlerde faaliyet gösteren şirketlerin yönetim ve personel yapılanması anlatılırken Robert İlker Hason ve Karolin Hason isimlerinden söz edildi. Doğaner, Robert İlker Hason'u çağrı merkezi yöneticisi olarak tanımlarken, Karolin Hason'un da şirket içerisindeki yönetim kademesinde yer aldığını anlattı.
Böylece dosyada, İsrail bağlantısının yalnızca FACTO'nun fiilî sahibi olduğu öne sürülen Amıt YGAL üzerinden değil, daha önce faaliyet gösteren farklı şirket yapılanmalarındaki isimler üzerinden de incelendiği görüldü.
BAŞKA ŞİRKETE OPERASYON YAPILDI, YÖNETİM PANİĞE KAPILDIİfadelerde en dikkat çekici bölümlerden biri de 10 Mart 2026 tarihinde başka bir çağrı merkezi yapılanmasına yönelik gerçekleştirildiği belirtilen operasyonun ardından FACTO'da yaşananlar oldu. Murat Demirbaş, çalıştıkları yere benzeyen başka bir iş yerine polis operasyonu yapılmasının ardından şirket yönetiminin “fazlasıyla paniklediğini” anlattı.
Demirbaş'ın ifadesine göre operasyon haberinin ardından çalışanların iş yerine gelişleri 3-4 gün süreyle durduruldu. Ardından şirketin yaklaşık 650 kişilik çalışan sayısı 400'e kadar geriledi. Demirbaş, yaklaşık bir ay sonra yeniden personel takviyesi yapıldığını ve çalışan sayısının 600 civarına çıkarıldığını söyledi.
Doğa Altunok'a ait telefonda yapılan adli bilişim incelemesinde ortaya çıkarılan WhatsApp yazışmaları da aynı dönemde iş yerinde yaşanan panik havasına ilişkin ayrıntılar içeriyor. 10 Mart tarihli mesajlarda başka bir şirkete baskın yapıldığından söz edilirken çalışanların paniğe kapıldığı, bazı kişilerin eşyalarını toplayarak iş yerinden ayrıldığı ve ofislerdeki durumun takip edildiği görülüyor.
Ertesi gün yazışmalarda çalışanların bir bölümünün işe gelmediği ve finans biriminde endişe yaşandığı anlatılıyor. 16 Mart tarihli yazışmalarda ise bazı ofislerin büyük ölçüde boş olduğu ifade ediliyor. Adli bilişim raporuna giren yazışmalarda operasyon ihtimalinin çalışanlar arasında açık biçimde konuşulduğu da görülüyor.
13 Mart tarihli bir mesajda bir çalışanın avukata, “Polisler gelirse onlara ne demeliyiz, hepimizin ağzı bir olsun, nasıl en güvenli şekilde atlatırız bu durumu?” şeklinde soru yönelttiğinin aktarıldığı görülüyor. Aynı yazışma trafiğinde gözaltı ihtimali, çalışanların işe gelmemesi ve ofislerin boşalması gibi konular da konuşuluyor.
ŞİRKETİN ADI DEĞİŞTİ, PARK PLAZA'YA TAŞINDI İDDİASIDemirbaş, yaşanan süreçten sonra Mayıs ayında şirketten ayrılmak istediğini ancak çıkışının 8 Haziran'a kadar geciktirildiğini anlattı. İşten ayrıldıktan sonra eski çalışma arkadaşıyla görüştüğünü söyleyen Demirbaş, firmanın isminin değiştirilerek Park Plaza'ya taşındığını öğrendiğini ifade etti.
Bu anlatım, soruşturma kapsamında şirketlerin isim, tüzel kişilik veya faaliyet adreslerini değiştirerek faaliyetlerine devam edip etmediği yönündeki araştırmalar bakımından dikkat çekici bir unsur olarak dosyaya girdi.
İSRAİLLİ PATRONUN ŞOFÖRÜ KASAYLA YÜKLÜ MİKTARDA PARA GETİRİYORDUŞirket içerisindeki para trafiğine ilişkin ifadelerde de çarpıcı ayrıntılar yer aldı. Murat Demirbaş, Amıt YGAL'ın özel şoförü olduğunu söylediği “Sait” isimli kişinin, personel maaşlarının dağıtılması amacıyla araçla ve kasa içerisinde yüklü miktarda nakit para getirdiğini beyan etti.
Demirbaş ayrıca FACTO'da kendi maaşının da banka hesabına yatırılmadığını, İdari İşler ve Finans Müdürü Ezgi Nur Çolak'tan elden aldığını söyledi. Buna karşılık daha önce çalıştığı Venture şirketinde maaşların banka üzerinden ödendiğini anlattı.
Dosyada yer alan bu iki anlatım, FACTO'daki yüksek hacimli nakit dolaşımının ve elden ödeme sisteminin soruşturmanın mali boyutu açısından incelenen başlıklardan biri olduğunu ortaya koydu.
MUTFAK DIŞINDA TÜRKÇE KONUŞMAK YASAKTIDemirbaş'ın ifadesine göre şirkette dikkat çekici bir dil politikası da uygulanıyordu. Demirbaş, çağrı merkezi temsilcilerinin kesinlikle Türkçe konuşmasının istenmediğini, hatta mutfak dışında şirket içerisinde Türkçe konuşmanın yasak olduğunu söyledi.
Bu anlatım, şirketlerin Türkiye'de faaliyet göstermesine rağmen müşteri kitlesinin büyük bölümünün yurt dışında bulunmasıyla birlikte değerlendiriliyor.
DOLANDIRICILIK ŞEBEKESİNİN HEDEFİNDE AVRUPALI YATIRIMCILAR BULUNUYORDUMehmet Cemre Ketencigil'in ifadesinde ise çağrı merkezlerinin hangi ülkeleri hedeflediğine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer aldı. Ketencigil, Sky Marketing isimli çağrı merkezinden İsviçre, İsveç, Almanya, Hong Kong, Avustralya ve Singapur'daki kişilerin sözde forex yatırımı amacıyla arandığını anlattı.
Movimiento isimli şirkette ise Filipinler, Malezya ve Dubai'deki kişilerin yatırım amacıyla arandığını beyan etti. Böylece soruşturmadaki anlatımlara göre, İstanbul'daki çağrı merkezlerinden yalnızca tek bir ülkeye değil, Avrupa'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyadaki yabancı ülke vatandaşlarına ulaşıldığı beyanları kayda geçti.
MÜŞTERİ BİLGİLERİ YURT DIŞINDAN PARA KARŞILIĞI SATIN ALINIYORDUÇağrı merkezlerinin potansiyel yatırımcılara nasıl ulaştığına ilişkin ifadeler de dosyaya girdi. Ketencigil, aranacak kişilerin kişisel bilgilerinin, yani sektör içerisinde “data” olarak adlandırılan müşteri listelerinin, Türkiye dışında bulunan şirketlerden para karşılığı temin edildiğini ileri sürdü.
Hümeyra Doğaner ise müşteri bilgilerinin CRM sistemi üzerinden çalışanlara dağıtıldığını, dataların Ukrayna'dan temin edildiğini duyduğunu anlattı. Ketencigil'in anlatımına göre alınan müşteri bilgileri daha sonra şirketin CRM sistemine yükleniyordu.
Ketencigil, CRM sisteminin müşteri datalarını çağrı merkezi temsilcilerine dağıttığını ve otomatik arama gerçekleştirdiğini söyledi. Sistemin yönetiminden Berkant Genç'in, teknik sorunlardan ise IT bölümünde çalışan “Erdem” isimli kişinin sorumlu olduğunu anlattı.
SÖZDE YATIRIMCI İKNA EDEN BONUS ÖDEMELER YAPILDIİfadeler, çağrı merkezi çalışanlarının gelir sistemine ilişkin de bilgiler içeriyor. Ketencigil, yatırımcılarla görüşen çalışanların müşteriyi sisteme dâhil edip yatırım yaptırmaları hâlinde “bonus” adı altında ek ödeme aldıklarını bildiğini söyledi.
Hümeyra Doğaner de bonusların yatırım miktarına göre değiştiğini, bazı çalışanların bonus ödemelerini kripto para üzerinden alabildiğini anlattı. Bu sistem, ifadelerde anlatıldığı şekliyle çalışanların yalnızca sabit maaş karşılığında telefon görüşmesi yapmasından öte, müşterilerin yatırdığı para miktarına bağlı performans sistemi içerisinde çalıştıkları iddiasını gündeme getirdi.
TELEFONDAN “EN YÜKSEK NET YATIRIM” LİSTELERİ ÇIKTIDoğa Altunok'a ait telefonda yapılan adli bilişim incelemesinde ele geçirilen görüntüler de bu anlatımlarla örtüşen dikkat çekici kayıtlar içeriyor. Rapora alınan ekran görüntülerinde çalışanların dillerine göre sınıflandırıldığı ve “Highest Net Deposit Agents by Language” başlığı altında yüz binlerce dolarlık net yatırım rakamlarının yer aldığı tablolar bulunuyor.
Örneğin Mayıs ayına ilişkin görüntüde Hintçe çalışan bir personel için 330 bin 585 dolar, İngilizce çalışan bir personel için 250 bin 569 dolar, Arapça çalışan bir personel için 239 bin 882 dolar net tutar kaydı yer alıyor.
Bu kayıtlar, ifadelerde anlatılan yatırım miktarına bağlı çalışan performansı ve farklı dillere göre örgütlenen çağrı merkezi sistemi açısından dosyadaki önemli dijital bulgulardan biri oldu.
KRİPTO HESAPLARINI GERÇEK KİŞİLER YÖNETİYORDU İDDİASISoruşturmanın bir diğer dikkat çekici başlığı ise kripto para trafiği. Mehmet Cemre Ketencigil, Sky Marketing'in kripto hesaplarının Ümit Bolat tarafından yönetildiğini, Bolat'ın aynı zamanda Maverick Medya ve başka şirketlerin de kripto hesaplarını yönettiğini söyledi.
Ketencigil ayrıca Bolat'ın yanında “Doğukan” isimli kişinin de kripto hesaplarının yönetiminde görev aldığını, bu kişilerin zaman zaman kendi kripto hesaplarına para çektiklerini bildiğini ifade etti.
DUBAİ, KIBRIS, UKRAYNA VE SOĞUK CÜZDANHümeyra Doğaner'in ifadesi de kripto para kullanımına ilişkin başka ayrıntılar içeriyor. Doğaner, farklı şirketlerde kripto para hesaplarının kullanıldığını; bazı hesapların Dubai, Kıbrıs ve Ukrayna bağlantılı olduğunu, şirketlerin ayrıca soğuk cüzdan kullandığını anlattı.
Böylece soruşturma dosyasında banka transferlerinin yanı sıra kripto varlıklar, kişisel kripto hesapları ve soğuk cüzdanların da finansal yapının aydınlatılması bakımından araştırıldığı görüldü.
200 BİN AVROLUK MAĞDUR ANLATIMIMehmet Cemre Ketencigil'in ifadesindeki en somut iddialardan biri ise Arif Yaman isimli yatırımcıya ilişkin oldu. Ketencigil, 2021 yılında Sky Marketing'de çalıştığı sırada Ümit Bolat ile “Özden” olarak bildiği kişinin Arif Yaman'dan yaklaşık 200 bin avro tutarında yatırım yapmasını istediğini söyledi.
Ketencigil'in anlatımına göre Yaman parayı yatırım yaptığını düşünerek sisteme yatırdı. Daha sonra hem yatırdığı parayı hem de kazandığını düşündüğü tutarı çekmek istedi. Ketencigil, Ümit Bolat ile Özden isimli kişinin Yaman'a yanlış işlem yaptırarak ve oyalayarak parayı çekmesini engellediklerini söyledi.
İfadesinde olaya bizzat şahit olduğunu söyleyen Ketencigil, iki kişiyi uyardığını ancak kendisini dinlemediklerini anlattı. Ardından Yaman'a kendi e-posta hesabından ulaşarak dolandırıldığını düşündüğünü bildirdiğini ve parasını geri alabilmesi için ilgili lisans kurumuna başvurmasını tavsiye ettiğini söyledi.
“APTAL OLMASAYDI” DİYEREK DALGA GEÇTİLER!Ketencigil'in beyanına göre olay bununla da kalmadı. Ketencigil, yatırımcının parasını kaybetmesinin ardından ilgili kişilerin kendi yanında “aptal olmasaydı” şeklinde ifadeler kullanarak mağdurla dalga geçtiğini beyan etti.
Ketencigil, mağdurun avukatıyla görüşerek bildiklerini anlattığını, bunun şirket yönetimi tarafından öğrenilmesinden sonra ise Ümit Bolat, Özden ve İlker Hason tarafından tehdit edildiğini ifade etti.
“Özden” isimli kişinin gözdağı vermek amacıyla evinin önüne kadar geldiğini söyleyen Ketencigil, olayla ilgili daha sonra Tarabya Polis Merkezi'nde de ifade verdiğini anlattı.
ŞİRKET İÇERİSİNDE ÜLKE VE DİLE GÖRE EKİPLERDoğa Altunok'un telefonundan elde edilen belgelerde de çağrı merkezindeki personelin İngilizce, Fransızca, Almanca, Hintçe, Korece ve Arapça gibi dillere göre ekipler hâlinde sınıflandırıldığı görülüyor.
Adli bilişim raporundaki personel tablolarında çalışanların takım liderleri, departmanları, kullandıkları dil ve bağlı oldukları şirketlerin ayrı ayrı kayıt altına alındığı belirlendi.
Bu dijital kayıtlar, şüpheli ifadelerindeki çok uluslu hedef kitleye göre oluşturulmuş çağrı merkezi yapılanması anlatımını destekleyen unsurlar arasında soruşturma dosyasına girdi.
SORUŞTURMA MALİ VE DİJİTAL İZLER ÜZERİNDEN DERİNLEŞİYORİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüpheli ifadeleri, MASAK verileri ve ele geçirilen dijital materyaller birlikte inceleniyor.
Dosyadaki mevcut anlatımlar; şirketlerin gerçek sahipliğinin kimlerde bulunduğu, yabancı yöneticiler arasındaki hiyerarşik bağ, İsrail bağlantılı kişilerin şirketlerdeki rolleri, yabancı ülke vatandaşlarının nasıl hedeflendiği, müşteri datalarının nereden temin edildiği, yatırım paralarının banka ve kripto sistemi içerisindeki hareketi, nakit para trafiği ve operasyon ihtimali karşısında şirketlerin faaliyet ve personel yapısında yaptığı değişikliklerin soruşturmanın temel araştırma başlıkları arasında bulunduğunu ortaya koyuyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:50
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Eylül 2026 19:35 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















