Eski İstanbul’un müziği kahvehanelerde pişiyordu
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
TRT İstanbul Radyosu sanatçısı Çağlar Fidan’ın, İstanbul’un kaybolmuş müzik hafızasının izini sürdüğü ‘Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası’ adlı kitabı yayımlandı. Fidan’ın müziğin sosyokültürel arka planına ilgisi İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı öğrencilik yıllarında başlamış. Murathan Mungan’ın “Rengârenk bir İstanbul cümbüşü” sözleriyle sosyal medyadan paylaştığı kitabı konuşmak için Çağlar Fidan’la buluştuk.
◊ ‘Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası’ fikri ilk nasıl ortaya çıktı?
Yüksek lisans tezimin adı ‘Osmanlı İstanbul’unda Kahvehanenin Müziği ve Sosyal Topografyası’ydı. Kitabımın kaynağı oydu. Osmanlı İstanbul’undaki kahvehanelerde yapılan müziği ve müşterilerin profilini inceledim. Osmanlı’da kahvehaneler 1550’lerde ortaya çıkıyor. İlk kahvehaneleri Halepli Hakem ve Şamlı Şems adında iki Arap açıyor.
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin
◊ Araştırma yaparken sizi en çok şaşırtan neydi?
1600’lerden itibaren Anadolu’dan İstanbul’a büyük bir göç var. İnsanlar yanlarında kendi müzik kültürlerini de getiriyorlar. Bunun en belirgin biçimde görülebildiği yerlerden biri de kahvehaneler. 19’uncu yüzyılda iki önemli mekân ortaya çıkıyor. Biri kıraathane, diğeri semai kahvehaneleri. İlk kıraathane 1857’de Beyazıt Okçularbaşı’nda Sarafim Efendi adında bir Ermeni tarafından açılıyor. Kıraathanelerin müşterileri memurlar, şairler, yazarlar, yani kabaca orta üst sınıf. 1880’lerden itibaren burada Türk sanat müziğinin köklerinden biri olan incesaz müziği icra edilmeye başlıyor.
◊ Semai kahvehaneleri nasıl yerler?
Daha çok ‘ayaktakımı’ denen gruplar ve tulumbacılar gidiyor. Hamallar, kayıkçılar, atlı araba sürücüleri, külhanbeyleri, kabadayılar bu çevrenin içinde. Beni şaşırtan şeylerden biri; tulumbacılık o dönemin futbolu gibi görülüyor. Yazar Refii Cevad Ulunay “Tulumbacılık bugünkü futbol neyse odur” diyor. Her mahallenin bir tulumbacı takımı var. Aralarında müthiş bir rekabet görüyoruz. İnsanlar işi gücü bırakıp onları izliyor.
◊ Bu rekabet müziğe yansıyor mu?
Semai kahvehanelerinde mâni, semai, divan, koşma, destan gibi formlar icra ediliyor. Bunlar çoğu zaman atışma şeklinde gerçekleşiyor. İki tulumbacı atışıyor. Bu, tulumbacılar arasındaki rekabetin müzikteki karşılığı. Bazen mat olan kişi, yani yenilen kavga da çıkarabiliyor.
◊ Bugün bildiğimiz eserlerden bu kültürle ilişkili olanlar var mı?
En bilinenlerden biri ‘Gamzedeyim Deva Bulmam’ eseri. Bir de ‘Yangın Olur Biz Yangına Gideriz’ var. O da bir tulumbacı şarkısı. Sözlerinde geçen ‘Hurşit Reis sandık sana emanet’ ifadesindeki sandık, tulumbacıların yangın söndürürken kullandığı su sandığı. Hurşit Reis de Azapkapı’daki Çeşme Meydanı tulumbacılarının reisi olarak kaynaklarda karşımıza çıkan bir isim.
‘İncesaz konserleri veriliyor’
◊ Eski kahvehanelerden bugün hâlâ ayakta kalan var mı?
İzini sürebildiğim birkaç yer var. Bugün otel olan Laleli’deki Taşhan. ‘İstanbul Ansiklopedisi’nin yazarlarından Üsküdarlı Vasıf Hiç’in orada bir semai kahvehanesi işlettiğini biliyoruz. Beyoğlu’ndaki Bankalar Caddesi’nde Palabıyık Artin Efendi adında bir tulumbacının işlettiği bir tane biliyoruz. Palabıyık Artin Efendi bir tulumbacı, yani ‘ayaktakımı’ diye tarif edilen çevreden geliyor ama kahvehanesinde incesaz konserleri de veriliyor.
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Haziran 2026 07:27 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















