Ankara24.com
close
up
Menu

Oğlundan Trump ın başını yakacak Rus itirafı Sözcü Gazetesi

Vucic, 27 Eylül de istifa edip 25 Ekim seçimi için kampanyaya katılacak

Erdoğan’dan NATO liderlerine verilen silah hediyesiyle ilgili ilk açıklama: Eserlerimizi takdim edelim istedik

Çekmeköy de dorsesi açılan hafriyat kamyonu üst geçide çarptı

Memik Yılmaz: Fenerbahçe gibi bir rakibe karşı aldığımız 1 puan çok değerli

İKSV Alt Kat tan çocuklar için Kitap Arkadaşım

Bakan Gürlek duyurdu: Başsavcılıklara ailenin, gençlerin ve toplumun korunması için genelge

Jigolo ağının çarkı deşifre oldu: Beni bu işlere Emre Tanış soktu

Bakırköy’de 4 katlı metruk binanın çatısı alevlere teslim oldu

Kılıçdaroğlu nun koltuğuna talip! CHP’de ilk genel başkan adayı belli oldu

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

Sarıyer de villa arıyor: Mert Yazıcıoğlu yeni aşk yuvası için kolları sıvadı Sözcü Gazetesi

Rusya da akaryakıt krizi: Pek çok şehirde benzin bulunamıyor

Valiliğin tedbiri işe yaradı! İstanbul da okulun ilk günü trafikte beklenmedik durum

İsrail ordusu ödüllü belgesel için harekete geçti: Yanıt verebiliriz

Trump tan çok sert mesaj! Bize tazminat ödeyecekler

Kurtlar Vadisi Pusu da yıllar sonra fark edilen detaylar: Bu sır benle mezara gidecek! Sözcü Gazetesi

İsmail Kartal dan istifası hakkında açıklama

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

Ertuğrul Özkök Dolu koltuktan ilk ders: Altaylı’yı yoldan çevirip geri getirten doktor

Ertuğrul Özkök Dolu koltuktan ilk ders: Altaylı’yı yoldan çevirip geri getirten doktor

Ankara24.com, T24 kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Fatih Altaylı, 7,5 aydan beri ilk defa koltuğuna oturdu ve ilk yayınını dün yaptı.

Bugüne kadar en ilgiyle izlediğim yayını oldu diyebilirim.

Dünyanın en ünlü psikoloji dergisi Fransız “Psychologies” genel yayın yönetmeni olsam, bu konuşmayı banko o ayın kapak konusu yapardım.

Çünkü öyle bir dünyaya gidiyoruz ki, Türkiye’de veya Amerika Birleşik Devletleri’nde herkes, her an Fatih Altaylı’nın yaşadığı bu 7,5 ayı yaşayabilir.

İyi bir gözlemci, gazeteci gözüyle, yaşadığı mekanlara, insanlara ve kendine baktığı zaman ortaya olağanüstü bir “Yalnızlıkta hayatı sürdürme” tecrübesi çıkıyor.

Her gece yatmadan yapmanız gereken iki şey

Konuşmanın birçok bölümünü ve ayrıntısı not aldım.

Bu konuşmadan bir “Fatih Altaylı dersleri” kitabı bile yazabilirim.

Ama en ilgimi çeken, “İlk anda yaşanan iki olay” oldu.

Onu almaya üç araba gelmiş.

İlk istedikleri şey cep telefonu olmuş.

İlk izin vermedikleri şey de içeri gidip üstünü değiştirme isteği…

Yeni Türkiye’de yeni bir atasözü var:

“Sabah kapını çalan sütçü değil de polis ise orası demokrasi değildir…”

Demek ki akşamları yatarken, sabah polisin kapıyı çalması ihtimaline karşı götürülürken giyeceğiniz elbiseyi başucunuzda tutmanızda yarar var.

Bir de telefonunuzda özel konuşmalar varsa her gece yatmadan temizlemek.

Hangi ilaçları kullanıyorsunuz bir kâğıda yazıp cebinizde taşıyın

Altaylı evden alındıktan sonra önce bir hastaneye götürülmüş.

İşte orada çok ilgimi çeken bir şey olmuş.

Kadın doktor kendisini muayene ettikten sonra, hangi kronik hastalıkları olduğunu ve hangi ilaçları kullandığını sormuş.

Sonra da muayeneyi tamamlayıp gerekli belgeyi imzalamış.

Getiren polisler Altaylı’yı tekrar alıp arabayla götürürken yolda polisin telefonu çalmış.

Fatih bey siz gittikten sonra fark ettim ki...

Doktor, biraz önce muayene ettiği Altaylı’yı geri getirmelerini istemiş.

Geri dönmüşler ve kadın doktor şunu söylemiş:

“Biraz önce bana hangi hastalıklarınız olduğunu, hangi ilaçları kullandığınızı söylediniz. Ama siz gittikten sonra farkettim ki, söylediğiniz hastalıklardan biri için ilaç almıyormuşsunuz. Neden?”

Fatih de “Gerekli görülmedi” demiş.

İşte bu ayrıntı çok ilgimi çekti.

Aynı hassasiyet niye Murat Çalık’a gösterilmiyor?

Doğrusu doktoru da taktir ettim.

Hem dikkatini hem de en küçük ayrıntıyı dahi atlamamaya, dolayısıyla sorumluluk kayda geçirmeye özen gösterdiği için.

Ama dinlerken şunu da düşünmeden edemedim.

Bir devlet hastanesi doktoru en küçük ayrıntıya dikkat ederken, başka doktorlar, mesela neden Tayfun Kahraman ve Murat Çalık daha önceleri Ayşe Barım’ın şikayetlerine ve durumuna gerekli hassasiyeti göstermiyorlar?

“Bugünün mahkumları” yarının adaletini de bugünden düşünmeli

Fatih, Türkiye siyaseti ve adalet açısından çok önemli bir şey söyledi.

O cümleleri kendimce şöyle aktaracağım:

Biz kendimiz ve bu dönem için demokrasi ve adalet istiyorsak, bu dönem bitip başkaları iktidara geldiğinde onlar da bugün hapishanedeyken dile getirdiklerini demokrasi ve adalet taleplerini yarının muhalifleri için de sürdürmeli.

Yani; yarın, “Bir rövanş ve intikam dönemi olmamalı” demeye getirdi.

Bence, bugün iktidara gelme iddiası olan siyasetçilerin daha bugünden içlerine sindirmeleri, daha doğrusu gönüllü olarak kabul etmeleri gereken bir duygu bu.

Bugün yaşadığımız olaylara, adaletsizliklere, haklı bir öfkesi, itirazı olanların daha şimdiden bu öfkelerinin bir intikam ve kan davası psikolojisine dönmesine mâni olacak bir duygu eğitiminden geçmesi gerekir.

Cezaevinde avokado isteyenin yüzü bir kara, vermeyenin yüzü iki kara

Altaylı’nın yayınında güzel bir şey daha öğrendim.

Bir insanının hayat kalitesi anlayışı, hayatı yaşama estetiği varsa, bunu cezaevi koşullarında bile sürdürmeye çalışabilir ve çalışmalı.

Konuşmasında bunun en çarpıcı örneği “avokado”, “brokoli”, “Daha kaliteli ton balığı konservesi” ve “Zeytinyağlı barbunya pilaki" örnekleriydi.

Cezaevi ve avokado…

Eminim bazı troller bunu işitince hemen akıllarına “Cezaevinde ejder meyveli smootie” gibi bir şey gelmiştir.

Gelmesin, çünkü avokado ve brokoli semt pazarlarda satılan sıradan ürünler.

Çiçek yağlı pilakiden zeytinyağlı pilakiye geçiş

Fatih, yönetime başvurup cezaevi manavına avokado ve brokoli getirilmesini de sağlamış.

Aldıkları ton balığının kalitesi çok kötüymüş.

Aynı fiyata daha iyisini getirmişler.

Barbunya pilakisinin çiçek yağlısı yerine zeytinyağlısını getirtmiş.

Öteki mahkumlar böyle bir talepte bulunsa yerine getirilir mi bilmiyorum.

Ama o cezaevinde yatan bir tutuklunun bunu dile getirme fikrinin ve cesaretinin olması çok önemli.

Eminim iki ay daha kalsaydı hücrede falafel bile yapardı

Galiba Fatih herkese şunu öğretti:

“Cezaevinde isteyenin yüzü hiç kara falan değil.”

Tam aksine bir hak…

“İstemeyenin de yüzü kara değil; koğuş tabldotunun nohut pilavıyla devam eder.” 

Veren cezaevi yönetiminin ise yüzü ak…

Fatih bu yolu açmış ve iyi yapmış.

Ayrıca yaratıcılığını kullanmış o pilavın nohutundan bugünlerde bütün dünyada moda olan “Humus” bile yapmış.

Eminim bir iki ay daha kalsaydı, falafel bile yapardı.

Ama iyi ki kalmadı…

Bir erkek koğuştan kadın yemek programlarına bakınca ne soruyor?

Altaylı içerde 7,5 ay boyunca televizyon kanallarını izlemiş.

Kadın programlarıyla ilgili gözlemleri çok ilginçti.

Özellikle “Yemekteyiz” tarzı programlarla ilgili tepkisi ilginçti.

Çok basit bir soru sordu:

“Yemeğe davet edilen bir insan evde yemeği yapan ev sahibine bu kadar hakaret edebilir mi?”

Haklı ama neticede onlar birer eğlence programı.

Belki her programın başına bunun “Gerçek değil, bir şov olduğu” yazılabilir.

Aynı koğuştan bakınca haber programları nasıl görülüyor?

Haber programları ile ilgili söylediği her şey tamamıyla katılıyorum.

Bugün Türkiye’nin çok ciddi bir haber kanalı sorunu var.

Konuşan kafaların dünyamızı daraltıp her gece birbirinin tekrarı üç beş konuya sıkıştırmaları gerçekten düşünülmesi gereken bir konu.

Tabi en önemlisi o programa katılan konuşan kafaların, her konuda uzman edasıyla akıl almaz saçmalıkları tekrarlamaları.

Yıllar sonra bir koğuşta Tenten okumak nasıl bir şey?

Yayında beni özel olarak etkileyen bir konu vardı.

İçerde 7,5 ayda 83 kitap okumuş.

Ama aralarında en ilgimi çeken ikisi çizgi romanlar oldu.

Asteriks’in Türkçeye çevrilen bütün sayılarını okumuş.

Bir de Tenten’i…

Çizgi roman benim İzmir’in Kahramanlar semtinde başlayan büyük tutkum.

İlk Tommiks, Teksas, Sipiru, Küçük Prens, RedKit’leri orada okumaya başladım.

NATO’da görevli Amerikalı askerlerin çöp tenekelerinde ilk Marvel ve DC Comics çizgi romanlarını bulup, orada okumaya başladım.

Çizgi roman modern gazeteciliğe inanılmaz bir estetik ve boyut getiriyor.

Gördüm ki Fatih de bu kültürü çok benimsemiş.

Bir Silivri kuşçusunun yaralı yavru kuşu tedavi formülü

7,5 aylık cezaevi güncesinde beni en çok etkileyen bölüm, yuvadan düşen yavru kuştu…

Koğuşunun önündeki avluda üç dört kuş yuvası varmış.

Bir gün o yuvadan bir yavru düşmüş.

Kanatları henüz çıkan bir yavru kuşmuş.

Hepimizde şöyle bir izlenim vardır; Yuvadan düşen yavru kuşu yaşatmak imkânsız değilse bile çok zordur.

Fatih eskiden okuduklarından şunu öğrenmiş. Yavru kuşların enerjiye çok ihtiyacı varmış.

Cezaevi tabldotundaki revaninin şurubundan küçük kuşa içirmiş.

Küçük kuş üç beş gün sonra uçup gitmiş.

Alkatraz Kuşçusu'nun yazı yazacak kâğıdı bile yoktu

Biz, John Frankheimer’in “Alkatraz Kuşçusu” filmiyle büyüyen bir nesiliz.

Filmin kahramanı Robert Stroud hapishanede kanarya besleyen bir mahkumdu.

Ancak sonradan nakledildiği Alkatraz hapishanesinde kuş beslemek yasaktı.

Yazı yazması için kâğıt bile vermiyorlardı.

Yani filmin adı “Alkatraz Kuşçusu idi ama filmde kuş yoktu.

Fatih daha şanslıydı.

Yazı yazacak kâğıdı da kalemi de vardı.

Kuş beslemiyordu, ama yuvadan düşmüş yavru kuşları yaşatma sanatını orada öğrendi.

Çok ilginç bir programdı.

Hepinize mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:74
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Ocak 2026 07:09 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Oğlundan Trump ın başını yakacak Rus itirafı Sözcü Gazetesi

15 Eylül 2026 01:44see205

Vucic, 27 Eylül de istifa edip 25 Ekim seçimi için kampanyaya katılacak

15 Eylül 2026 01:30see189

Erdoğan’dan NATO liderlerine verilen silah hediyesiyle ilgili ilk açıklama: Eserlerimizi takdim edelim istedik

15 Eylül 2026 00:12see186

Çekmeköy de dorsesi açılan hafriyat kamyonu üst geçide çarptı

15 Eylül 2026 02:11see177

Memik Yılmaz: Fenerbahçe gibi bir rakibe karşı aldığımız 1 puan çok değerli

15 Eylül 2026 00:06see168

İKSV Alt Kat tan çocuklar için Kitap Arkadaşım

14 Eylül 2026 19:31see162

Bakan Gürlek duyurdu: Başsavcılıklara ailenin, gençlerin ve toplumun korunması için genelge

14 Eylül 2026 18:42see153

Jigolo ağının çarkı deşifre oldu: Beni bu işlere Emre Tanış soktu

14 Eylül 2026 22:22see151

Bakırköy’de 4 katlı metruk binanın çatısı alevlere teslim oldu

15 Eylül 2026 00:46see148

Kılıçdaroğlu nun koltuğuna talip! CHP’de ilk genel başkan adayı belli oldu

14 Eylül 2026 17:04see148

Bakan Bolat: Esnafımıza 853 milyar lira finansman desteği ve kolaylığı sağladık

15 Eylül 2026 19:47see147

Sarıyer de villa arıyor: Mert Yazıcıoğlu yeni aşk yuvası için kolları sıvadı Sözcü Gazetesi

14 Eylül 2026 09:30see146

Rusya da akaryakıt krizi: Pek çok şehirde benzin bulunamıyor

14 Eylül 2026 22:14see146

Valiliğin tedbiri işe yaradı! İstanbul da okulun ilk günü trafikte beklenmedik durum

14 Eylül 2026 09:31see144

İsrail ordusu ödüllü belgesel için harekete geçti: Yanıt verebiliriz

14 Eylül 2026 18:02see144

Trump tan çok sert mesaj! Bize tazminat ödeyecekler

15 Eylül 2026 00:09see143

Kurtlar Vadisi Pusu da yıllar sonra fark edilen detaylar: Bu sır benle mezara gidecek! Sözcü Gazetesi

14 Eylül 2026 09:35see143

İsmail Kartal dan istifası hakkında açıklama

14 Eylül 2026 19:28see143

Usta oyuncu Kadir İnanır ın vasiyeti 17 Eylül de açılacak Sözcü Gazetesi

16 Eylül 2026 01:01see137

Borsada sert düşüş! 15 Eylül 2026 borsa neden düştü, Borsa İstanbul BIST 100 endeksi ile borsa neden düşüyor?

15 Eylül 2026 19:20see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları