Ellerini unutup sadece parmağı ile dünyaya tutunanlar... Fatma Barbarosoğlu
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
I-
Hafıza kaybı hem toplumların hem de bireylerin en büyük sıkıntısı. Kim neyi ne kadar hatırlar, kim neyi ne kadar unutur sorusu üzerinden disiplinler arası çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Alzheimer hastalarının kendisini, geçmişini, zamanla insan olduğunu unutuşunu önce filmlerde gördük, sonra yakın çevremizde dahi aşina olmaya başladık.
20. yüzyıl edebiyatının ve sinemasının en önemli temalarından biri, toplumların hatırlamasına imkân vermeyen totaliter güçlerin muktedirlik sınırlarını namütenahi genişletme çalışmaları idi. Bu konuda ilk akla gelen metinler, şüphesiz Orwel’in 1984’ü ve Huxley’in
Cesur Yeni Dünya’sı.
21. yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmelerin akıl almaz hızına ve bireyin sahip olduğu teknolojik imkanların çeşidine dikkat kesilenler, “Geleceğin böyle geleceğini kim daha önce görmüştü? Orwell mi Huxley mi?” sorusunu sormadan edemiyor.
21. yüzyılın davranış kodlarının, cep telefonları aracılığı ile hedonizmi öne çıkarışını merkeze alanlar Huxley’in kazandığını düşünüyor. “Uyuşturucumu alırım, hayatıma bakarım” mottosu idi Cesur Yeni Dünya’nın insanlarını hayatta tutan slogan. Cesur Yeni Dünya’nın insanları “yarınlar yokmuş gibi” yaşıyor, hatırlamanın yükünden azat oldukça özgürleştiklerine inanıyorlardı. Onlar eğlendirilerek pranga altına alınmış bir güruhtu.
Ve romanların, filmlerin ön gördüğü o ürkütücü gelecek maalesef geldi.
Sosyal medyada bir video dolaşımda. Çinli bir genç, odasından dışarı çıkmadığı için annesinin yardım talebi ile eve giren bir grup asker tarafından odasının kapısı tekmelenerek evinden alınıp “kampa” götürülüyor.
Çocuğun görüntülerine bakarken Saddam’ın Amerikan askerleri tarafından saklandığı yerden saç sakal birbirine karışmış, yaka paça, dışarı çıkarıldığı andaki halini hatırladım. Aynı ürkek, tedirgin, korkmuş bakışlar. Saçlar darmadağın. İkisini bu hale sokan, esaretleri. Saddam Amerikalıların elinde tutsaktı, Çinli delikanlı parmaklarıyla ram olduğu bir tutsaklığın içinde, tutsak olduğunu bilmeden tutsak.
Askerler tarafından evinden çıkarılan çocuk/delikanlı, elinin birisini adeta hiç kullanamıyor, elini aşağı sarkıtamıyor, omuzları çökmüş, adeta dizleri bükük bir şekilde, ayağındaki terlikleri sürükleye sürükleye yürümeye çalışıyor. Ayağında terlik olduğunu özellikle söyleme sebebim şu: Askeri eğitime tabi tutulduktan bir müddet sonra ayaklarına ayakkabı giydirilecek duruma
ancak geliyor.
Ekran tarafından tutsak alınmış çocuğun ayaklarını yerden kaldıramadan sürüyüşünden sadece ellerini değil, ayaklarını da kaybettiğini anlıyoruz. Esasında bunu 20. yüzyılın filozofu Heidegger öngörmüş ve geleceğin insanının elsiz ve ayaksız olacağını söylemişti.
Ağır bir depresyon hastası ya da ağır felç geçirmiş biri gibi eli ayağı tutmayan çocuk/delikanlı, gördüğü eğitim sayesinde dik durabilecek,
ellerini kullanabilecek duruma geliyor.
Gördüğü eğitim ne? Onu tekrar yeryüzüne ait kılan hareketler. Ekran karşısında hiçbirimiz yeryüzünde değiliz çünkü.
Delikanlı askeri disiplin içinde, önce bedenini harekete geçiren ritmik kültür fizik hareketleri yapıyor, bir müddet sonra tarım işçisi olarak, yani elleri ve ayakları ile hayata tutunuyor.
Ekran karşısında sadece parmaklarını kullanarak adeta vücudundan ayrı düşmüş olan delikanlıyı, videonun sonunda vücudu dikleşmiş, elleri normal insanlar gibi iki tarafına salınmış, ayağında ayakkabılar ile yürürken görüyoruz.
Ekran karşısında hiç kalkmadan oturan gençlerin, yemeyi içmeyi unutarak öldüklerine, Asya ülkelerindeki haberler üzerinden sıkça rastlamaya başladık. Söz konusu kişiler temel insanî ihtiyaçlarını unutacak kadar ekrana kilitlenmiş bir şekilde günleri günlere ekledikleri için sonunda vücutlarındaki canlılık tükeniyor. Önceleri erkeklerin ekran bağımlığını merkeze alan haberlerle karşılaşıyorduk, daha ziyade. Son yıllarda “ev gençleri”nin kız erkek fark etmeksizin, antisosyal bir hayat içinde, insanı insan yapan tüm özellikleri terk edişleri gözlerimizin önüne seriliyor.
II-
Gençlerdeki ekran bağımlılığı ile yaşlı yalnızlığını bir arada düşünmemiz gerekiyor.
Yaş ortalamasının yüksek olduğu ve yaşlı nüfusun giderek arttığı Japonya’da yaşlıların hayat tarzının incelendiği pek çok çalışma var.
Japonların neden uzun yaşadığı sorusuna cevap aranırken, yeme içme alışkanlıkları, hayatı karşılayış biçimleri, streslerini yönetme maharetleri üzerinde duruluyor. Bu araştırmalar içinde bendenizin en çok ilgisini çeken, ilerlemiş yaşlarına rağmen hafızalarında kayıp yaşamayan bir gurup yaşlıyı merkeze alan araştırma oldu. Bu araştırmanın ortaya çıkardığı sonuç şu: Hafıza kaybı yaşamayan insanların yeme içme düzenleri, yaşadıkları şehirler, ekonomik gelir seviyelerine dair ortak bir nokta yok. Tek ortak noktaları, her gün 15 dakika el yazısı yazmaları.
Üniversite birinci sınıftan itibaren on parmak daktilo yazan birisi olarak bu araştırmanın sonucu beni bir hayli düşündürdü. Üzerine Heidegger’in daktilo analizi de eklenince...
Heidegger, elin düşünmeyi kesin olarak analog bir sürece dönüştürdüğünü söylerken, parmak uçlarıyla yazılan daktilo ile anlamın enformasyona indirgendiğini iddia etmişti.
“Heidegger’in eli, yeryüzünü dijital düzene karşı savunur.” (Bkz.Chul Han, Şey Olmayanlar, Ketebe Yay.s.74)
Soru şu: Bütün dünyayı esareti altına alan dijital kültürde ellerimizi yaşatmak, ellerimizle yaşamak için ne yapıyoruz?
III-
Yazıdan, yazmaktan daktilodan bahsettikten sonra, huzurunuzdan Pir Sultan Abdal’dan alınmış türkü ile ayrılayım:
Kurban olayım kalem tutan ellere/ Kâtip halim yaz yâre böyle/ Şeker ezeyim şirin dillere/ Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle
Sivas ellerinde sazım çalınır/ Çamlı beller bölük bölük bölünür/ Yardan ayrılmışım bağrım delinir/ Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle/ Güzelim ey güzelim ey güzelim ey
Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa/ Gör ki neler gelir sağ olan başa/ Beni hasret koydun kavim kardaşa/ Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle/ Güzelim ey güzelim ey güzelim ey.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:47
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Mayıs 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















