Dünyanın gözü bu dönüşümde: Askerî ezber bozuldu! Şimdi neler olacak? Bu tarihi bir kırılma olabilir
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Dünya orduları, savaşların nasıl yürütüleceği konusunda tarihi bir dönüşümün eşiğinde bulunuyor. Son yıllarda yaşanan çatışmalar, askerî gücün yalnızca sahip olunan tank, savaş uçağı veya savaş gemilerinin sayısıyla ölçülemeyeceğini ortaya koyarken; teknolojiye uyum sağlama, hızlı üretim ve savaş alanındaki değişimlere anında cevap verebilme kabiliyeti giderek daha kritik hale geliyor.
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, başlangıçta birçok Batılı askerî yetkili tarafından ABD ve müttefikleri açısından sınırlı dersler içeren bir çatışma olarak görülüyordu. Bunun temel nedeni, ABD öncülüğündeki Batılı orduların hava üstünlüğüne, gelişmiş hassas güdümlü mühimmatlara ve kısa sürede büyük hasar verebilecek teknolojik kapasiteye sahip olduğuna yönelik inançtı.
Ancak savaşın uzaması, insansız hava araçlarının (İHA), elektronik harp sistemlerinin ve düşük maliyetli hassas saldırı araçlarının savaş alanındaki etkisi bu değerlendirmeleri değiştirdi. Özellikle ABD ve İsrail’in İran karşısında sahip olduğu ileri teknolojiye rağmen stratejik hedeflerine ulaşmakta zorlanması, geleneksel askerî üstünlük anlayışının yeniden sorgulanmasına yol açtı.
GELECEĞİN SAVAŞINDA CEPHE HATTI KAVRAMI DEĞİŞİYOR
Yeni nesil savaşların en önemli özelliklerinden biri, güvenli kabul edilen arka bölgelerin artık ortadan kalkması olarak değerlendiriliyor. Geçmişte cephe hattının yüzlerce kilometre gerisinde bulunan askerî üsler, lojistik merkezleri ve komuta noktaları büyük ölçüde korunabilir alanlar olarak görülüyordu. Ancak uzun menzilli füzeler, insansız hava araçları ve gelişmiş sensör sistemleri sayesinde bu bölgeler de artık doğrudan tehdit altında.
Bu durum yalnızca Ukrayna’daki Rus askerî tesisleri için değil, Basra Körfezi’ndeki Amerikan üsleri gibi dünyanın farklı bölgelerindeki stratejik noktalar için de geçerli hale geldi. Ucuz ve kolay erişilebilir sensör teknolojilerinin yaygınlaşması da büyük askerî birliklerin hareket kabiliyetini sınırlandırıyor. 2003 yılında ABD’nin Irak işgalinde görülen büyük zırhlı birlik hareketleri, günümüzde aynı şekilde uygulanması çok daha zor operasyonlar haline geldi. Çünkü büyük birlik yoğunlaşmaları artık küçük ve ucuz insansız sistemlerle kısa sürede tespit edilebiliyor ve saldırıya uğrayabiliyor.
‘SAVAŞIN NİTELİĞİ TEMELDEN DEĞİŞİYOR’
Dünya genelindeki savunma bakanlıkları ve askerî komutanlıklar, Ukrayna savaşından hangi sonuçların çıkarılması gerektiğini değerlendiriyor. Federal Alman Silahlı Kuvvetleri Genel Müfettişi Carsten Breuer, savaş anlayışındaki değişimin boyutuna dikkat çekerek, “Savaşın niteliği temelden değişiyor. Silahlı kuvvetler daha hızlı uyum sağlamalı, yeni teknolojileri entegre etmeli ve hızla öğrenmelidir. Eğer uyum sağlayamazsak zafer kazanamayız” ifadelerini kullandı.
Hollanda Genelkurmay Başkanı General Onno Eichelsheim de benzer bir uyarıda bulunarak savaş sırasında teknolojinin çok hızlı değiştiğini belirtti. Eichelsheim, orduların değişime ayak uyduramaması durumunda savaşın ilk döneminde ağır kayıplar verilebileceğini ve daha sonra yapılacak uyarlamaların çok geç kalacağını söyledi.
Ancak tüm askerî uzmanlar yaşanan dönüşümü ‘devrim’ olarak tanımlamıyor. Washington merkezli Carnegie Vakfı kıdemli araştırmacısı Michael Kofman, savaş tarihindeki büyük teknolojik değişimlerin çoğunun zaman içinde gelişen süreçler olduğunu belirterek, insansız hava araçları ve hassas saldırı sistemlerinin kullanımındaki artışın da benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kofman’a göre barutun savaş alanına girişi bile yüzlerce yıl boyunca eski savaş yöntemleriyle birlikte varlığını sürdürdü.
YAPAY ZEKÂ SAVAŞ ALANINA GİRİYOR
Tartışmalar sürse de savaş teknolojilerinin hızla değiştiği konusunda geniş bir görüş birliği bulunuyor.
Yapay zekâ destekli otonom sistemler, geleceğin savaşlarının en önemli unsurlarından biri olarak görülüyor. ABD’nin İran’a yönelik hava operasyonlarında yapay zekâ destekli sistemlerin hedef belirleme süreçlerinde önemli rol oynadığı belirtilirken, Ukrayna da savaş alanında yapay zekâ kullanan insansız araçları aktif biçimde kullanıyor.
Alman savunma teknolojileri şirketi Helsing tarafından geliştirilen sistemler, Ukrayna ordusu tarafından kullanılıyor. Bu insansız hava araçları, işgal altındaki Güney Ukrayna bölgelerinde devriye görevi yaparak yakıt tankerleri gibi hedefleri yapay zekâ tabanlı görüntü tanıma sistemleriyle tespit ediyor. Hedef belirlendikten sonra son karar insan operatör tarafından veriliyor ve araç saldırı sürecini sürdürüyor.
Rusya da benzer şekilde yapay zekâ destekli insansız sistemler geliştirmeye başladı. Moskova yönetimi, özellikle Ukrayna’daki savaşta kullanılan Molniya tipi insansız hava araçlarında insan müdahalesini azaltan teknolojilere yöneliyor. Helsing şirketinin CEO’su Gundbert Scherf, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde otonom sistemlerin savaş alanının temel unsurlarından biri haline geleceğini belirtti. Scherf, otonominin yalnızca yeni bir silah sistemi olmadığını, insan merkezli savaş anlayışını değiştirecek kapsamlı bir dönüşüm olduğunu söyledi.
‘2026, ASKERİ TEKNOLOJİDE TARİHİ BİR KIRILMA OLABİLİR’
Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Palantir şirketinin Avrupa operasyonlarından sorumlu yöneticisi Louis Mosley ise mevcut dönemin askerî tarih açısından kritik bir eşik olabileceğini ifade etti. Mosley, 2026 yılının yapay zekâ ve otonom teknolojiler açısından barut gibi tarihî etkisi olan bir dönüm noktası olarak hatırlanabileceğini söyledi.
Ona göre geleceğin savaşlarında belirleyici unsur yalnızca teknolojiye sahip olmak değil, bu teknolojiyi geliştirme ve yenileme hızına sahip olmak olacak. Çünkü Ukrayna savaşının gösterdiği en önemli gerçeklerden biri, birkaç ay önce ileri teknoloji kabul edilen sistemlerin kısa süre içinde etkisiz hale gelebilmesi.
UKRAYNA’NIN YENİ NESİL SAVUNMA MODELİ
Ukrayna’nın savaş alanında geliştirdiği en dikkat çekici yeniliklerden biri, savunma tedarik sistemindeki değişim oldu. Ukrayna ordusunun Rus güçlerine verdiği kayıpların büyük bölümünde insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve yeni nesil silahların etkili olduğu belirtiliyor.
Geçtiğimiz ağustos ayında uygulamaya alınan yeni sistem kapsamında Ukrayna tugaylarına, etkili operasyonları karşılığında ‘e-puan’ veriliyor. Bu puanlar, düşman askerleri ve ekipmanlarına verilen zararların insansız hava araçlarıyla kaydedilen görüntülerle doğrulanmasının ardından oluşturuluyor. Tugaylar daha sonra bu puanları kullanarak Delta savaş alanı yönetim sistemi üzerinden üreticilerden doğrudan yeni teknolojiler satın alabiliyor.
Bu yöntem, klasik savunma tedarik anlayışından farklı olarak savaş alanındaki ihtiyaca göre hızlı çözüm geliştirilmesini sağlıyor. Ukrayna merkezli savunma şirketi Fire Point’in yöneticilerinden İryna Terekh, bu sistemin askerî ve siyasi anlayışta büyük bir değişim yarattığını belirtti. Terekh, geçmişte mühendislerin belirli bir tank, füze veya insansız hava aracı üretmek üzere talimat aldığını; yeni modelde ise mühendislerin doğrudan cepheye giderek askerlerle birlikte sorunları analiz edip çözüm geliştirdiğini söyledi.
HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ KAVRAMI YENİDEN YAZILIYOR
İnsansız hava araçları savaş alanında yalnızca yeni bir silah türü olarak değil, geleneksel askerî kavramları değiştiren bir unsur olarak görülüyor. Eskiden hava üstünlüğü, gelişmiş savaş uçakları ve hava kuvvetlerinin kontrolüyle ilişkilendiriliyordu. Ancak günümüzde daha düşük maliyetli insansız sistemlere sahip ülkeler bile rakiplerinin hava sahasında ciddi tehdit oluşturabiliyor.
ABD’nin dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biri olarak kabul edilen F-35 gibi sistemlere sahip olmasına rağmen İran’ın insansız hava araçları ve füzeleriyle Basra Körfezi’ndeki bazı kritik noktaları tehdit edebilmesi, bu değişimin önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
HIZ ARTIK SAVAŞIN EN ÖNEMLİ SİLAHI
Ukrayna, insansız hava araçlarını mevcut askerî yapının içinde küçük bir unsur olarak görmek yerine ayrı bir savaş alanı olarak değerlendirmeye başladı. Deniz ve hava insansız sistemleri geliştiren Uforce şirketinin yöneticisi Oleg Rogynskyy, modern savaşta en önemli unsurun zaman olduğunu belirtti. Rogynskyy, hedef tespitinden saldırı kararına kadar geçen sürenin kısaltılmasının geleceğin savaşlarında belirleyici olacağını ifade etti.
Ancak Ukrayna’nın bu hızlı dönüşüm modeli, savaş deneyimi yaşamayan ülkeler için kolay uygulanabilir görünmüyor. Berlin’deki Hertie Okulu’ndan askeri strateji uzmanı Mauro Gilli, Avrupa ülkelerinin milyonlarca kısa menzilli insansız hava aracı üretmesi durumunda bu sistemlerin kısa süre içinde eskiyebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle asıl önemli unsurun yalnızca üretim kapasitesi değil, değişime ayak uydurma yeteneği olduğunu vurguladı.
The Wall Street Journal'ın “There’s a New Way of War, but Is It Evolution or Revolution?” başlıklı haberinden derlenmiştir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:33
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Temmuz 2026 09:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















