Çok badire atlattık, biz dağılmayız
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
25 yıldır birlikte müzik yapıyorlar. Zaman zaman anlaşmazlık yaşasalar da önemsedikleri tek bir şey var: Gripin... Grup üyeleriyle stüdyolarında bir araya geldik, geçmişten günümüze uzanan keyifli bir röportaj yaptık.
◊ Yeni single’ınız “Haydi Kalk” çıktı. Albümün dördüncü şarkısı. Kaç şarkı daha gelecek?
- Birol Namoğlu: Albüm devam ediyor. Yeni şarkı kaydettikçe üstüne koyuyoruz. Herhalde sekiz şarkıda bu konseptin dışına çıkıp single’lara geri döneceğiz diye düşünüyorum.
◊ Bu da farklı bir konsept. Bitmiş bir albüm sunmuyorsunuz, tek tek yayınladığınız şarkılarla albümü adım adım oluşturuyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
- Birol Namoğlu: Açıkçası bir sürü şarkı yapmıştık ama ufak tefek işleri vardı. Biz de böyle bir konseptle gidelim dedik, teker teker çıkarmaya başladık şarkıları.
- Arda İnceoğlu: Dönem single dönemi zaten. Onun da etkisi var tabii. Yoksa biz tam albümcü bir grubuz. Çünkü daha zevkli, daha keyifli ve daha sağlıklı. Çılgınlar gibi bir şarkıya odaklanmaktansa albüme odaklanıyorsun.
- İlker Baliç: Albüm yaparken çok zaman harcıyoruz. Tabii ki single yaparken de itinalı olmaya çalışıyorsun ama albümde o süre bizde çok uzun olabiliyor. Dolayısıyla single ile birazcık süreyi kısaltmış oluyoruz.
◊ “Haydi Kalk” alıştığımız Gripin şarkılarından farklı geldi bana. Daha enerjik, umut vaat eden, cesaret veren bir ruhu var...
- Birol Namoğlu: Aslında umut bütün Gripin şarkılarında var. Her ne kadar içimizdeki dertleri, hüznü, melankoliyi ortaya çıkarsa da birçoğu, aslında hep bir umut var. Bu şarkı daha yazlık. “Bir şeyleri düşünmeyelim dinlerken. Biraz neşelenelim, zıplayalım” tadında bir yaz şarkısı.
◊ Siz de o ruh halinde misiniz peki bugünlerde?
- Birol Namoğlu: Bizim ruh halimiz değişiyor sürekli.
- Murat Başdoğan: Bir de dört kişiyiz ya, birisi kalkarken diğeri hop oturabiliyor.
YAPAY ZEKÂ BİRİLERİNİN HAKKINI YİYOR
◊ Klibinizi yapay zekâyla hazırladınız. Yapay zekâyla aranız iyi mi?
- Murat Başdoğan: Bu ikinci yapay zekâ klibimiz. Bu kez daha sinematografik bir şey denendi, güzel bir sonuç çıktı.
- Birol Namoğlu: Görselde kullanıyoruz ama yapay zekâ klip yapıyorsak bir-iki tane de normal şekilde, insan emeğiyle çekilmiş klip yapıyoruz. Bir denge kurmaya çalışıyoruz. Müzikte ise yapay zekâ kullanmıyoruz. Bir asistan olarak kullanılabileceğini ben şahsen düşünüyorum ama üretmiyor zaten. Var olanları parçalayıp yeniden birleştirip bize veriyor. Üretici olarak kullanılmasını ben hoş bulmuyorum. Bir noktada bu yasallaşıp kanunlaşırsa, telif dünyasına girerse, hakkı verilirse o zaman bir şeyler konuşuruz ama şu anda daha o noktaya gelmiş değiliz.
- Murat Başdoğan: Evet, ben de aynı şekilde düşünüyorum. Şu anda piyasadaki bir sürü yapay zekâ şarkı birilerinin hakkını yiyor.
KAZIK YİYİP AĞAYA KALKMAYI ÖĞRENDİK
◊ Müzikte 25’inci yılınız. Bu sektör bunca yıl size ne öğretti?
- Birol Namoğlu: Çok şey öğretti. Sabırlı olmayı, kazık yiyip ayağa kalkmayı, hayalinin peşinden koşup çabaladığın zaman bir şeylerin olabileceğini, bazen de olmayabileceğini öğretti. Yani hayatımız bu olduğu için çok şey yaşadık.
- Arda İnceoğlu: Tabii ki çok çalıştık. Öyle albüm çıktıktan sonra ikinci gün her şey toz pembe olmadı bizim için. Biz üçüncü albümde “Artık işimiz müzik” diyebildik. Yine de şanslıyız. Çünkü çok uğraşan insan var.
◊ Sektörde tutunabilmek önceden mi daha zordu, şimdi mi daha zor?
- Birol Namoğlu: Eskiden göz önüne çıkmak, belli kanallardan ilerlemek çok daha zordu. Eğer iyiyse iş, belirli mecralarda göründükten sonra en azından bir süre sektörde kalabiliyordu. Şimdi çıkmak daha kolay, çünkü imkânlar çok rahat. Ama kalıcılık zor. Arda’ya katılıyorum, biz daha şanslıyız. Hakikaten bizden çok daha yetenekli, belki bizim yaşadıklarımızı hak eden bir sürü insan var ama işte şans, kısmet, zaman hepsi bir bütün...
AYNI TAKIMDA OLDUĞUMUZUN FARKINDAYIZ
◊ Müzik gruplarıyla ilgili akıllarda hep aynı soru vardır: “Acaba ne zaman dağılacaklar?” Siz bu konuyla hiç gündeme gelmediniz. Sizce sırrı neydi bunun?
- Arda İnceoğlu: Aslında biraz önce dediğimizle bağlantılı; hep şanslı olduğumuzu düşündük. Çok kavgamız oldu ama önemli olan Gripin’dir diye düşündük hep. Çünkü çok değerli bir şeye sahibiz. Onu herhangi bir konudan dolayı kapatmak, dağılmak, bırakıp gitmek çok saçma olurdu.
- Birol Namoğlu: Hepimizin farklı özellikleri var, bir arada olmak zor. İyi kötü onları bir yerde eritip Gripin’i ön plana alıyoruz. Kolay bir yol değil tabii, fakat aynı takımda olduğumuzun farkındayız.
- İlker Baliç: Pek çok badire atlattık bugüne kadar. Bundan sonra da sanmıyorum ki öyle bir şey başımıza gelsin.
◊ Hiç kopma noktasına geldiğiniz olmadı mı?
- İlker Baliç: Yok, aşırı kritik bir şey olmadı. Yani ufak tefek de değil, ciddi tartışmalarımız oluyor ama Arda’nın dediği sebepten dolayı hiçbir zaman o raddeye gelmedik.
- Birol Namoğlu: Emeğin değerini biliyoruz. Çılgın bir emek var, onu niye bir yere koyalım, bırakalım? Anlamsız...
SOSYAL MEDYAYI KULLANAMIYORUZ BİZİM PROMOSYONUMUZ KONSER
◊ Çok konser veren bir grupsunuz. Üniversite konserleri de veriyorsunuz aynı zamanda. Sizce yeni jenerasyonu yakalamayı bu şekilde mi başarıyorsunuz?
- Murat Başdoğan: Biz sosyal medyayı çok iyi kullanan bir grup değiliz. Bayağı gerideyiz bu anlamda. O yüzden konserler bizim için gerçekten büyük fırsat oluyor.
- Birol Namoğlu: Sosyal medyayı hiç kullanamıyoruz. Yani o “çağın gerekliliklerini” yerine getirebilecek kapasitede insanlar değiliz. Bizim promosyonumuz konser. Kapı kapı geziyoruz gibi düşünebilirsiniz. O işi iyi yapmaya çalışıyoruz. Faydasını da görüyoruz.
EŞLE SAHNEDE OLMAK ZOR GRİPİN’İN DEĞERİNİ ANLADIM!
◊ Birol, bir yandan eşin Derya Beşerler’le konserler veriyorsun. Nasıl gidiyor?
- Birol Namoğlu: Yılda altı-yedi kere yaptığımız tatlı bir işimiz var “Bir Hikâye, Bir Şarkı” diye. O şarkıların hikâyelerini anlatıyor, ben de tatlı bir ekiple repertuvar hazırlıyorum. Keyifli gidiyor.
◊ Eşinle sahnede olmak nasıl?
- Birol Namoğlu: Çok zor, Gripin’in ne kadar değerli olduğunu anlıyorsun! (Gülüyor) İnanılmaz bir anksiyete başlıyor bir hafta öncesinden. Derya detaylara çok değer verir, kolay olmuyor. Ama güzel, farklı bir sahne oluyor. İnsanın eşiyle böyle bir şey yapması ya da herhangi bir şeyi paylaşması güzel.
EVLENDİKTEN SONRA İLETİŞİMİMİZ AZALDI
◊ Hepiniz evlendiniz. Yeni hayatlar kurmak müziğinizi ve iletişiminizi nasıl etkiledi?
- Arda İnceoğlu: Koptuk! (Gülüyor)
- İlker Baliç: Ben Bodrum’da yaşıyorum. Sürekli İstanbul’da olmadığım için öncesine göre daha az görüşüyoruz. Ama konserler ve stüdyodaki işler dolayısıyla sürekli git-gel halindeyim.
- Birol Namoğlu: Tabii ki iletişim, sosyalleşme azalıyor ama onu konser sonlarına veya stüdyo anlarına sıkıştırarak çözüyoruz. Onun dışında işimizi çok fazla etkileyen bir şey olmuyor.
- Murat Başdoğan: Bir yandan da güzel oluyor, çünkü mecburi çalışma zamanı oluşturuyoruz. Negatif bir şey yok yani.
HAYATLARIMIZIN DEĞİŞTİĞİ DÖNEMDE GERİ PLANDAYDIK
◊ Bir dönem geri planda tuttunuz kendinizi. Onun sebebi neydi?
- Murat Başdoğan: Kendimizle kalmak istedik. Bu konuda çok yorum da aldık.
- İlker Baliç: Çok çaldık ama üretimi biraz erteledik, boşladık. Tembellik yaptık. Bir dönemi öyle geçirdik. Ama işte bu da hayatın bir parçası, bu da bir deneyim, buradan da bir ders çıkarılıyor. Single konseptine geçmemizin bir sebebi de bu aslında. Kısa sürede daha çok üretim yapabilmek. Ama mesela sosyal medyada gözükmememiz beceriksizlik.
- Birol Namoğlu: Hayatlarımızın değiştiği bir dönemdi o. Evlilikler, çoluk çocuklar, taşınmalar falan filan. Ve her ilişkide olduğu gibi bizim de ilişkimizde genişleyip sıkılaşan bir faz var. Biz de o zaman bağlarımızın biraz daha genişlediği, başka şeylerle uğraştığımız bir dönemdeydik. Onun da etkisi vardır ama şimdi öyle bir dönemde değiliz.
GRİPİN’İN ‘EN’LERİ
∆ En unutkanınız hanginiz?
- Birol Namoğlu: Murat. Gitarını unutmuştu sahneye çıkarken!
∆ Grubun son dakikacısı?
- Birol Namoğlu: Eskiden Arda’ydı ama Gümüşlük yavaşlığıyla İlker de ona katıldı.
∆ En detaycı?
- Murat Başdoğan: Onun tahtı sarsılmaz; Birol...
- Birol Namoğlu: Detaylarla boğuşmak da denebilir...
∆ En esprili kim?
- Arda İnceoğlu: Murat ve İlker.
∆ Grubun en sinirlisi?
- Birol Namoğlu: En sinirli benim.
- Arda İnceoğlu: Eskisi kadar değilsin aslında. Bayağı değişmişiz biz ya...
∆ Grubun en yemek düşkünü?
- Birol Namoğlu: Hepimiz. Türkiye’de yemeğe en meraklı grup bence biziz.
- Arda İnceoğlu: Birol’u bir noktada ayırabiliriz; Birol ne olursa olsun insan gibi yiyor.
- İlker Baliç: Gurme gibi tadımlık yiyor.
- Birol Namoğlu: Yemekten kaçmak için ben erken yatıyorum mesela. Çünkü biliyorum ki gece yarısı yemek söyleyecekler!
∆ En rahat hanginiz?
- Birol Namoğlu: Murat rahattır.
∆ Peki ya en panik?
- Murat Başdoğan: İlker.
- İlker Baliç: Genelde bir panik durumum var benim.
SÜRPRİZ PROJELER YOLDA
◊ Sırada ne gibi sürpriz projeler var?
- Murat Başdoğan: Senfoni projemiz var bir tane. Onun için arka planda çalışmalar devam ediyor.
- Arda İnceoğlu: Akustik projemiz de var. Cunda’da çok güzel bir stüdyo açıldı Pür Cunda diye. Orada akustik kayıt yaptık. En çok bilinen Gripin şarkılarını akustik düzenlemeyle sunacağız.
Ekim-kasım gibi yayınlanacak. Plak olarak da çıkarmayı düşünüyoruz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:123
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Ağustos 2026 13:50 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















