Değişen mahalle kültürü üzerinden bir trajedi okuması Düşünce Günlüğü Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Esra Dural Tatlı / Görsel Sanatçı ve Tasarımcı
Acıbadem; dışarıdan bir göz ne demek istediğimizi belki hiç anlamadı ama Acıbademli olmak Acıbademli olmanın çok ötesindeydi. Bir mahalle, bir semt, bir caddeden çok öteydi. Çocukken anneannem ve dedemden eski İstanbul’u dinlerdim, dinlemeyi çok severdim. İstanbul’un ve yaşadıkları Selimiye, Bağlarbaşı, Çinili ve Acıbadem’in değişimini anlatmaları tahayyülümü zorlardı.
Selimiye ve Çinili’de ahşap bir konakta yaşamaları, konak dediysem o yıllar için Üsküdar’da yaşayanlar için gündelik bir mesele. Sonra apartman hayatına geçiş. Şimdi üzerinden yıllar geçtikten sonra fark ediyorum; medya ve kültürel çalışmalar alanında yüksek lisans yaparken içinde olduğum medya alanında değil kültürel çalışmalar alanında tez çalışmamı neden yürüttüğümü. Modernleşme sürecinde mahallenin dönüşümü; Üsküdar ve Saraybosna örnekleri…
MAHALLEDE YAŞAMANIN ŞARTLARI VARDI
Zihnimde dinlediğim bir mahalle, çocukken yaşadığım bir mahalle, ilk gençlik yıllarımdan itibaren yıkıcı dönüşümüne şahit olduğum bir mahalle… Çocukken mahallemizde bir ev boşaldığında anahtarı dedemde dururdu. Kiracı adayları ile ilk dedem görüşür; aday, aile ve mahalle hayatımız için uygun ise evi kiraya verirdi. Osmanlı’da bir şehirden bir şehre, bir mahalleden bir mahalleye taşınabilmenin kriter ve şartları vardı. Gerçek ve geçerli bir amaç, mahalleden birisinin referansı, bir yıl gözlem süresi, cami cemaatine devamlılık. Bu mahallede ‘deneme süresi’ olarak adlandırdığım süreyi başarıyla tamamlayamayanlar artık o mahallede hatta şehirde ikame edemezdi. Toplumda herkesin birbirini tanıdığı emin bir ortam…
DIŞARIDAKİ GÖZE KAPALI KENDİ İÇİNE AÇIKTI
Mahalle dışarıdan bir göze kapalıydı. Ama kendi içine açıktı. Bugünün tabiri ile studio daireler, okul ya da çalışma amaçlı tek başına yaşayanlar için bekar odaları vardı ve mahalleden uzak inşa edilirdi. Aile ve mahallenin korunması esastı ve birbirinden ayrılmazdı. Şimdi yaşadığımız toplumsal tekinsizlik ortamı ve yıkıcı güvensizlik, ilk olarak aile ve mahallenin dönüşümü ile başladı. Toplumda güvenin kalkması birbirini tanımayan yığınların izinsiz ve plansız bir şekilde şehirlere, semtlere ve mahallelere hücum etmesiyle oldu. Bu hücum, aile ve mahalleyi yıkarken aslında toplumu ve toplumun güven ortamını yıktı.
EVLER ARTIK KAPALI KUTU
Evler kapalı kutu haline geldi. Yaşamak kolektif değil, bireysel bir hal aldıkça toplumdaki buhran da arttı. Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) komşuluk ile ilgili hadisi şerifini sadece açlık üzerinden okumak bir yanılgı olur; komşusunun o gün yemeği olup olmadığını bilebilecek kadar iyi tanımak, iletişim halinde olmak…
KOMŞU TEYZE DE KALMADI SOKAKTA OYNAYAN ÇOCUK DA
Üstelik Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre komşuluk kavramı o dönemde evinin çeperindeki her yönden 40 ev kadarını kapsamaktaydı. Yani mahalle. Mahallede, mahalledeki okullarda kimsenin gerçek manada kimseyi tanımadığı bir ortamın sonucudur belki de bugün yaşadığımız buhran… Ev içi ya da aile içi şiddetin bu denli arttığı, mahallelerde bir komşu teyze tarafından sürekli gözlem altında koşup oynayamayan çocukların gözetimsiz bir şekilde sanal mecraların kapalı kutularında oyun oynadığı bir ortamın sonucudur belki de bir caniye dönüşen çocuklar…
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Mayıs 2026 04:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















