Ankara24.com
close
up
Darbeler, petrol ve hukuk maskesi: Emperyalizm dün de bugün de aynı

Darbeler, petrol ve hukuk maskesi: Emperyalizm dün de bugün de aynı

Halktv sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Uluslararası hukuk, metinlerde devletlerin egemen eşitliğine dayanır. Birleşmiş Milletler Şartı bunu açıkça söyler. Kuvvet kullanma yasağı, iç işlerine karışmama ilkesi ve siyasal bağımsızlık…
Kâğıt üzerinde kusursuz görünen bu düzen, gerçek hayatta özellikle emperyalist merkezler söz konusu olduğunda sistematik biçimde askıya alınır.

Maduro’nun ABD’de yargılanmak istenmesi, hukuki bir tartışma değil, emperyal yargı sömürgeciliğinin en çıplak örneklerinden biridir. Hiçbir uluslararası hukuk normu, bir devletin başka bir egemen devletin görevdeki başkanını tek taraflı biçimde suçlayıp kendi mahkemelerinde yargılamasına izin vermez. Bu girişim; ülkesellik ilkesinin, devletlerin egemen eşitliğinin ve devlet başkanlarına tanınan dokunulmazlığın bilinçli olarak çiğnenmesidir. ABD burada yargıç değil, taraf; savcı değil, işgalci bir siyasal aktör gibi davranmaktadır.

Daha da çarpıcı olan şudur: Uluslararası suç iddiaları için özel olarak kurulmuş Uluslararası Ceza Mahkemesi varken, ABD bu mahkemeyi bilinçli olarak baypas etmektedir. Çünkü mesele adalet değil, denetimdir. ABD, Roma Statüsü’ne taraf olmadığı gibi, kendi askerlerinin ve yöneticilerinin bu Mahkeme önüne çıkarılmasını da açık tehditlerle engellemiştir. Aynı devletin bugün “uluslararası hukuk” adına Venezuela liderini yargılamaya kalkması, hukukun değil çifte standardın küresel zorbalıkla birleşmiş hâlidir. Bu tutum, “evrensel yargı yetkisi” değil; güçlü olanın kendini evrensel yargıç ilan etmesidir. Emperyalizm artık yalnızca askerle ya da ambargoyla değil, ceza hukuku kılığında rejim tasarlayarak ilerlemektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik eşkıyavari müdahalesi bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir devlet başkanının zorla alıkonulması, suç isnatlarıyla süslenen açık bir egemenlik ihlalidir. Burada işleyen şey hukuk değil, çıkar siyasetidir. Hukuk yalnızca bir maske, bir gerekçelendirme aracıdır.

Gerekçe her zaman değişir. Irak’ta “kitle imha silahları”ydı. Libya’da “insan hakları”. Afganistan’da “terörle mücadele”. Bugün Venezuela’da “kokain”.
Ama sonuç hiç değişmez: Siyasal iradeye el koyma, kaynakları denetleme ve bağımlılık üretme.

Bu tabloyu anlamak için yeni kavramlara ihtiyacımız yok. Türkiye devrimci hareketi, yarım asır önce bu mekanizmayı berrak biçimde teşhis etmişti.
Deniz Gezmiş, “tam bağımsızlık” derken romantik bir slogan atmıyordu; egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağını söylüyordu.
Mahir Çayan ise emperyalizmi tek tek hükümetlerin tercihi olarak değil, kapitalist dünya sisteminin zor aygıtı olarak tarif ediyordu.

Türkiye’nin yakın tarihi de bu açıdan öğreticidir. 12 Mart, 12 Eylül, kontrgerilla yapılanmaları, NATO–Gladio ilişkileri…
Bunların hiçbiri yalnızca “iç dinamiklerle” açıklanamaz. Hepsi, Türkiye’nin egemenlik alanının adım adım daraltıldığı, hukukun siyasal mühendisliğin bir aracı hâline getirildiği bir sürecin ürünüdür.

Deniz’in ve Mahir’in yarım asır önce yaptığı uyarı tam da buradaydı:
Emperyalizmle kurulan her bağımlılık ilişkisi, eninde sonunda hukukun askıya alınmasına ve devletin içeriden çökertilmesine yol açar.

Bugün ABD’nin Venezuela’da yaptığıyla, dün Türkiye’de yaşananlar arasında yöntem farkı olabilir; fakat mantık aynıdır. Hukuk, güçlü olanın elinde bir silaha dönüşür. Suç isnatları seçici yapılır. Demokrasi ve insan hakları söylemi, yalnızca çıkarla örtüştüğü sürece hatırlanır.

Trump’ın “Amerikan petrol şirketleri Venezuela’ya girecek, ülkeyi biz yöneteceğiz” sözleri bu yüzden şaşırtıcı değildir. Emperyalizm nadiren yaptığı bir şeyi yapmış, gerçeği itiraf etmiştir. Bu itiraf, hukuki tartışmayı da anlamsız kılar. Çünkü mesele uyuşturucu değildir, mesele kişi değildir; mesele petroldür, denetimdir, bağımlılıktır. Uyuşturucu suçlamaları yalnızca bir meşrulaştırma perdesidir; belirleyici olan enerji kaynaklarının, siyasal karar alma süreçlerinin ve bölgesel güç dengelerinin denetim altına alınmasıdır.

Yaşananlar hukuki bir ihtilaf değil, emperyalist müdahalenin ceza hukuku araçlarıyla yeniden üretilmiş biçimidir.

Deniz Gezmiş’in idam sehpasında haykırdığı “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” sözü bugün hâlâ geçerlidir.
Mahir Çayan’ın “emperyalizm bir sistemdir” tespiti bugün hâlâ açıklayıcıdır.
Sorun tek tek liderler değil, sömürü düzeninin kendisidir.

Peki, Türkiye ve dünya ülkeleri ne yapmalı?

Öncelikle gerçekçi olmak gerekir: Emperyalizme karşı mücadele, yalnızca söylemle değil, kurumsal ve siyasal tercihlerle yürütülür. Egemenlik; dış politikada, ekonomide, hukukta ve güvenlik mimarisinde birlikte savunulmadıkça korunamaz. NATO’ya, küresel finans sistemine ve yabancı istihbarat ağlarına koşulsuz bağımlı bir devlet yapısıyla tam bağımsızlık mümkün değildir.

İkinci olarak, hukuk yeniden ulusal egemenliğin aracı hâline getirilmelidir. Hukuk, dış merkezlerin beklentilerine göre değil, halkın iradesine göre şekillenmelidir. Yargı bağımsızlığı, yalnızca iç siyasete karşı değil, dış müdahalelere karşı da güvence altına alınmalıdır.

Üçüncü olarak, dünya halkları arasında anti-emperyalist dayanışma yeniden inşa edilmelidir. Venezuela’da olan biteni “uzak bir ülkenin sorunu” olarak görmek, yarın aynı müdahalenin kendi kapımıza dayanmasını kabullenmek demektir. Egemenlik bölünmez; bir yerde çiğnenirse her yerde tehdit altındadır.

Son olarak, Denizlerin ve Mahirlerin bıraktığı miras bir nostalji değil, bir uyarıdır:
Bağımsızlık ertelenemez.
Egemenlik devredilemez.
Hukuk pazarlık konusu yapılamaz.

“Sistem kendini vatanın yerine koyuyor. Resmî propaganda gece gündüz sistemin vatan demek olduğunu haykırıyor. Sistemin düşmanı da vatan haini oluyor. Adaletsizliğe karşı çıkmak, değişimden yana olmak ihanet kanıtı kabul ediliyor.”
Eduardo Galeano – Latin Amerika’nın Kesik Damarları

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:138
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Ocak 2026 15:12 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Arsenal Premier Lig’e galibiyetle başladı Sözcü Gazetesi

22 Ağustos 2026 00:02see180

Meksika da 5 Gün Okyanusta Sürüklenen Balıkçılar Kurtarıldı

22 Ağustos 2026 00:23see178

Galatasaray ın yıldızlarından galibiyet yorumu

22 Ağustos 2026 00:13see176

1. Lig ekibinin hocasından ilginç yorum: Süper Lig daha kolaydı

22 Ağustos 2026 00:31see176

Nehirde boğulma tehlikesi geçiren kardeşlerden Mehmet’in cansız bedeni bulundu

22 Ağustos 2026 00:25see176

Faruk Aksoy İle Ana Haber Bülteni 21 Ağustos 2026

22 Ağustos 2026 01:23see175

Banyo havluları ne sıklıkta değiştirilmeli?

22 Ağustos 2026 01:18see172

Galatasaray da Lesley Ugochukwu ilk maçına çıktı!

22 Ağustos 2026 00:49see172

AYDIN 1. AİLE MAHKEMESİ

22 Ağustos 2026 00:20see171

Kuytul suç örgütünün kirli para çarkı deşifre oldu! Fırat Avcı’dan dikkat çeken açıklamalar

23 Ağustos 2026 00:38see169

Kavganın ardından evine gitti, tüfekle geri döndü! Sokakta dehşet saçtı Sözcü Gazetesi

23 Ağustos 2026 00:40see153

Kayseri de yabancı uyruklu kadın evinde ölü bulundu

22 Ağustos 2026 01:42see152

Tersine göçün altından gizli plan çıktı: Belki de aile faciası olacak!

22 Ağustos 2026 17:56see150

Espanyol 1 2 Real Madrid (LaLiga) Arda Güler...

23 Ağustos 2026 00:56see149

Yunan dan alçak provokasyon: İsrail olası savaşta oradaki Türk askerini hedef alabilir

23 Ağustos 2026 00:41see143

Toulouse Lyon: 0 2 (MAÇ SONUCU)

23 Ağustos 2026 00:28see142

Özel: Delege melege yok

23 Ağustos 2026 07:10see142

YARIN KANDİL Mİ, NE KANDİLİ? 2026 Mevlid Kandili ne zaman, hangi gün, ayın kaçında? Mevlid Kandili tarihi 2026 Diyanet dini günler takvimi ile belli oldu!

23 Ağustos 2026 00:25see139

Kırıkkale de açık hava sineması vatandaşlardan ilgi gördü Kırıkkale Haberleri Habertürk Yerel Haberler

23 Ağustos 2026 02:42see139

Yapay zekâ sınıfa girdi, ülkeler frene bastı

23 Ağustos 2026 07:07see138
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları