Birgün yazarı Varlı dan KKTC değerlendirmesi: Erdoğan’ın “Hoş gelmedin” manşetleriyle karşılanması ne anlama geliyor?
Ankara24.com, T24 kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
BirGün yazarı İbrahim Varlı, KKTC'ye 'külliye' açılışı için giden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Hoş gelmedin" manşetleriyle karşılanmasını değerlendirdi.
Varlı'nın yazısı şöyle:
"Doğu Akdeniz’de Ortadoğu’ya sıçrama mesafesindeki Kıbrıs adasının her iki yakası yakın tarihlerinin en hareketli günlerine sahne oluyor. İkiye bölünen adanın güneyinde ABD’nin askeri üs çalışmaları, Orta Asya ülkelerinin tanıma adımı, NATO’ya alınma girişimleri derken Güney Kıbrıs küresel jeopolitiğin merkezine oturdu. Adanın Türkiye’ye bakan kuzey kesimi ise küresel jeopolitik açıdan olmasa da Türkiye ile bağlantılı büyük sansasyonel gelişmelere sahne oluyor.
Kara para trafiği, uyuşturucu ve bahis skandallarının bir ucu da Ankara’ya uzanırken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Lefkoşa’daki “külliye” açılışı için Türkiye’den binlerce kişinin adaya taşınması gözleri bir kez daha adaya çevirdi. 1990'lardan itibaren kumarhanelerin ve offshore bankaların aktarılmasıyla Türkiye'nin arka bahçesine dönüştürülen Kuzey Kıbrıs, hali hazırda dünyanın en büyük kara para aklama işlerinin döndüğü bir ada konumunda.Kuzey Kıbrıs’taki gelişmeleri beş ana başlık altında toparlayacak olursak;
• Dinci dayatmalar: Mart ayı başlarında Kuzey Kıbrıs’ta başörtüsü krizi baş gösterdi. Lefkoşa’daki İrsen Küçük Ortaokulu'na bir öğrencinin derse başörtüsüyle girmek istemesi fitili ateşledi. Öğretmenler, başörtüsüyle derse girmenin ‘tüzüğe aykırı’ olduğu gerekçesiyle eyleme gitti. Ersin Tatar yönetimi ‘disiplin tüzüğü’nü değiştirerek ortaokul ve lise öğrencilerinin başörtüsü takmasının önünü açtı. Bu adım Kuzey Kıbrıslıları ayağa kaldırdı. On binlerce kişi meydanlara çıktı, günler süren protestolarda düzenlemenin geri çekilmesi istendi. Protestolarda 'Geçit Yok' ve 'Kıbrıs laiktir, laik kalacak' sloganları atılırken protestoların hedefinde Türkiye de vardı.
• Uyuşturucu trafiği: Kuzey Kıbrıs tüm Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük kara para trafiğinin merkez üssü konumunda. Güney Amerika’dan yola çıkan uyuşturucu gemilerinin uğrak yeri olan Kıbrıs, büyük mafya hesaplaşmalarına sahne oluyor.
• Bahis-kumar sarmalı: Adanın kuzeyi aynı zamanda bahis ve kumarın da merkezi konumunda. Kumarın ve bahis oyunlarının serbest olduğu Kuzey Kıbrıs, bu vesileyle kara paranın da aklandığı merkez üslerden birisi. İki yıl önce öldürülen yasadışı bahis baronu Halil Falyalı cinayeti adadaki baron düzeninin en somut göstergesiydi. Son olarak geçen hafta Hollanda’da öldürülen Falyalı’nın kasası Cemil Önal suikastı, karanlık sarmalın sadece bir kesiti. İtirafçı olan Önal’ın CIA ve Hollanda korumasındayken öldürülmesi kirli ağın derinliğini göstermesi açısından çarpıcı.
• Kara para aklama: Kuzey Kıbrıs hali hazırda dünyadaki en büyük kara para aklama merkezlerinden birisi. Türkiye dışında hiçbir ülkenin tanımadığı KKTC’nin yalıtılmış hali, her türlü kirli ilişkiye zemin hazırlarken özellikle Rus ve Kafkas mafyasının ve Avrupalı baronların parasını temizlediği dünyanın en büyük çamaşırhanesi konumunda.
• Ankara’nın dayatmaları: Türkiye oldum olası Kuzey Kıbrıs’ı bir vilayeti olarak gördü. Bu durum AKP ile birlikte daha da boyutlandı. Cemaat-tarikat örgütlenmelerinin önüne açan AKP iktidarı, Kuzey Kıbrıs’a her alanda dayatmalarda bulundu. Kuzey Kıbrıslıların iradelerini hiçe sayarak kararlar aldı, kimi zaman ekonomik dayatmalar kimi zaman da fiili tehditlerle istediklerini uygulatmaya çalıştı. Pek çoğunu da gerçekleştirdi. Son olarak Cumartesi günü Lefkoşa’ya giden Erdoğan, Kıbrıslıları açıkça tehdit ederek “kızlarımızın başörtüsüyle uğraşmaya kalkarsan kusura bakma karşında bizi bulursun” dedi.
(...)
Avrupa Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şener Levent, Kuzey Kıbrıs özelinde yaşananları değerlendirirken Türkiye’nin kendilerini kolonileştirdiğini söylüyor. Gerici dayatmaların yeni olmadığının Kuzey Kıbrıs’ın hemen her köyüne, kasabasına camilerin inşa edildiğini kaydeden Levent, şu ifadeleri kullanıyor: Türban krizi bu gerici dayatmaların son örneği. Sendikalar AYM’ye gitti ancak Erdoğan’ın baskısı var. Bu baskı varken AYM üyelerinin bağımsız bir karar vermesi nasıl beklenir ki? Burada bir egemenlik yok, yarım yüz yıldır Türkiye’nin tahakkümü altındayız. Türkiye’nin bir kolonisiyiz artık.”
Yazının tamamını okumak için .
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:52
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Ocak 2026 07:28 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















