BirGün yazarı Soykan: Casusluk iddianamesi fos çıktı
T24 sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
BirGün yazarı Timur Soykan, bugünkü köşesinde, "Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın tutuklandığı casusluk suçlamasının iddianamesinde tek delil yok. Sadece niyet okuma, delilsiz suçlamalar ve yargının hayali suçlamaları var." ifadelerini kullandı.
Soykan, "Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün siyasal casuslukla suçlandığı soruşturma tamamlandı. Bir iddianame hazırlandı. ‘Siyasal casusluk’ suçlarından 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezaları istendi. Gerçekten bir ülkenin buna alışmasına inanamıyorum." diye yazdı.
Soykan, "En merak ettiğim soru şuydu: 2019’da ibb.gov.tr verilerinin sızdırıldığı iddiasıyla Kasım 2021 tarihinde uygulamaya konulan ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden yapılan suçlamaları nasıl birleştirecekler? İddianameyi okuyunca hayret ettim; çünkü birleştirmemişlerdi. İddianamede İstanbul Senin uygulaması sadece bir kez, o da başka bir soruşturmanın konusu olarak geçiyor. İstanbul Senin uygulaması ile ilgili İBB davası ana iddianamesinde ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’ suçlaması yöneltilmişti. Oysa yandaş medyada günlerce ibb.gov.tr verileri ile İstanbul Senin uygulamasındaki verilerin yurt dışına aktarıldığı anlatılmış, büyük puntolarla casusluk manşetleri atılmıştı. Şimdi bunlar unutuldu, o manşetler için özür dilenmeyecek." ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:
"Çünkü haberler de casusluk iddianamesi de tamamen siyasal iktidarın ihtiyaçları için yazıldı. Hatta casusluk suçlamasına dair hiçbir delilin bulunmadığı iddianamede siyasi motivasyonun kabak gibi delili var.
İddianamede aynen şöyle yazıldı:
“Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında Siyasal Casusluk suçunun, özellikle 20219 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır.”
Aynı İBB ana iddianamesinde olduğu gibi savcılık tarafından siyaset yapmak, siyasette söz sahibi olmak istemek bir suç gibi gösteriliyor. Bu durumda ayrımsız tüm siyasetçilerin hapse atılması istenebilir."
Suçlamanın başlangıç aşamasını da anlatan Soykan, şunları yazdı:
"Şimdi casusluk gibi bir suçlamayı duyunca ajanlık faaliyetlerinin istihbarat çalışmaları sonucunda tespit edildiğini zannedebilirsin. Öyle olmadı. Aksine 112’ye yapılan bir ihbarla başladı. Yurt dışında bilişim şirketleri olan İngiltere vatandaşı Hüseyin Gün, manevi annem dediği iş insanı Seher Alaçam’ın evinde bir dönem kalmıştı. Seher Alaçam’ın ölümünden sonra oğlu Ümit Deniz Alaçam ile aralarında husumet şiddetlendi. Ümit Deniz Alaçam, ihbar yaparak Hüseyin Gün’ün ajan olduğunu, pek çok ülkedeki darbeleri organize ettiğini öne sürdü. Büyük çoğunluğu komplo teorisinin zirvesine tırmanan bu açıklama üzerine Hüseyin Gün Temmuz 2025’te tutuklanmıştı. Onun İngiltere ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki bağlantıları arasında istihbaratçılar vardı. Bu sayede İBB’ye uzanacak casusluk gizemi yaratıldı. İddianamenin önemli bir bölümünü de Ümit Deniz Alaçam’ın komplo teorilerini anlattığı ifadesi oluşturuyor.
Peki; 162 sayfalık ‘Siyasal Casusluk’ iddianamesinde ana suçlama ne? O kadar boş bir suçlama ki; özetlemek çok kolay:
"İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, ibb.gov.tr’deki verileri Hüseyin Gün’e verdi. Hüseyin Gün ise bunu ABD’deki şirketindeki ortağı eski CIA elemanı Aaron Barr’a göndererek yurt dışına çıkardı. Bu verileri kullanarak İmamoğlu’nun 2019 yerel seçimini kazanmasını sağladılar.'"
Normal olarak zannedeceksiniz ki; savcılığa göre; bu aylar, yıllar süren seçim kazandıracak bir istihbarat faaliyetinin sonucu…
Hayır değil.
Hüseyin Gün ile Necati Özkan, iptal edilen 31 Mart 2019 seçimlerinin yenilendiği 23 Haziran 2019 tarihinde sadece 10 gün önce tanışıyor. İddianame de bunu açıkça anlatıyor.
Bu iddiadaki ajan gizemine de inanabilirsin?
Ama Aaron Barr denilen eski CIA çalışanı, özel şirkete geçtikten sonra uluslararası bilgisayar korsanları Anonymous’un yöneticilerini tespit ettiğini öne sürerek ABD medyasına konu olmuş. Daha sonra verdiği isimlerin Anonymous ile ilgisinin olmadığı ortaya çıkınca rezil olmuştu."
Soykan, yazısını şöyle sürdürdü:
"Casusluk gibi ağır bir suçlama yöneltildiğine göre; devletin gizli bilgilerinin, çok önemli verilerin yurt dışındaki istihbarat örgütlerine aktarıldığını zannetmeniz de normal.
Ama böyle bir tespit de yok. İddianamede devletin hiçbir gizli belge ya da bilgisinden bahsedilmiyor. Sadece ibb.gov.tr verilerine dair dayanaksız iddialar var.
Tabii; ‘İBB’yi yöneten Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan’ın Hüseyin Gün ile para trafiği devletin gözünden kaçmamıştır’ diye düşünebilirsiniz.
Para trafiği de yok. Hatta Hüseyin Gün de hiç para almadığını net şekilde ifade ediyor. MASAK raporunda da böyle bir tespit yok.
Ayrıca Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün ifade tutanaklarında seçimden sonra da casusluk faaliyetinin devam ettiği, hatta Hüseyin Gün ile bu konuda 20 Ağustos 2019 tarihinde bir toplantı yapıldığı iddia ediliyordu.
Yandaş medyada bu konudaki manşet haberleri görüp savcılık casusluk delili bulmuş zannedebilirsin.
Ama bu iddianın fos çıktığı da iddianamede yer alıyor. Çünkü tam aksini gösteren delil iddianameye bile konulmuş.
Hüseyin Gün, casusluk itirafı olmayan etkin pişmanlık ifadesinde zaten bu toplantının İBB’nin sosyal yardımlarının tespiti ve organize edilmesiyle ilgili olduğunu söylemişti. Hüseyin Gün’ün iddianameye konulan notlarında bu toplantının konusunun sosyal yardımlar olduğu açıkça yazılmış. Hüseyin Gün, sunumunda kendi sosyal medya analiz programı sayesinde hangi bölgelerde hangi sosyal yardımlara ihtiyaç duyulduğunun tespit edilebileceğini savunmuştu."
Merdan Yanardağ'a da iftira atıldığını kaydeden Soykan, şu ifadeleri kullandı:
"İddianamedeki gazeteci Merdan Yanardağ bölümü ise saç baş yolduruyor. Hüseyin Gün’ün annesi Seher Alaçam, Merdan Yanardağ’ın genel yayın yönetmeni olduğu Tele1’e bağış yapıyor. Bu nedenle Merdan Yanardağ ile görüşüyorlar. Hüseyin Gün ifadesinde Seher Alaçam’ın ölümünden sonra Merdan Yanardağ’ı annesinin emaneti olarak gördüğünü ve Tele1’e bağış yaptığını anlatıyor. İddianameye konulan Hüseyin Gün ile Merdan Yanardağ’ın mesajlaşmalarından nasıl bir casusluk suçlaması çıkarıldığını anlamak mümkün değil. Bunlar; Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün siyasi analiz yaptıkları, gelecek öngörülerini paylaştıkları, hatta çoğu zaman CHP’yi eleştirdikleri mesajlardan ibaret. Merdan Yanardağ bu mesajlarda gazetecilik mesafesini çok net ortaya koymasına karşın savcılık, Hüseyin Gün’ün yılların gazetecisine talimat verdiğini iddia edebilmiş. Bu ülkenin tam bağımsızlığı için mücadele ederek ömrünü geçirmiş, bu konuda çok sayıda kitap yazmış Merdan Yanardağ’a tamamen delilsiz ve dayanaksız şekilde casusluk suçlaması yöneltilmiş. Bu iddianameyi görünce; tek gayenin Tele1’e el koymak olduğu gün gibi aşikar oluyor.
Özetle; Türkiye’de aklın ve mantığın kalmadığı bir distopyanın içindeyiz. Sadece senaryolar, niyet okumalar ve komplo teorileri ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ cezaevinde. Hatta Hüseyin Gün’ü bile bir gün cezaevinde yatıracak bir delil yok."
Yazının tamamını okumak için .
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:58
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Şubat 2026 11:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















