Bilginin itibarı: Nakib el Attas’a rahmet Ömer Lekesiz
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Endonezya’nın Java adasındaki Bogor kasabasında 1931 yılında dünyaya gelen Seyyid Muhammed Nakib el-Attas, Ramazan’ın 18. günü Dâru’l-bekâ’ya göç etti.
Son devir İslâm düşüncesinin parmakla gösterilen isimlerinden biriydi Nakib el-Attas. Batı’nın itibarlı üniversitelerinde başlayan akademik hayatını, kurucusu olduğu Uluslararası İslâm Düşüncesi ve Medeniyeti Enstitüsü (ISTAC) ile yeni bir merhaleye taşımıştı. Büyük bölümü birçok dile tercüme edilmiş yirmiyi aşkın telif eseri bulunan Nakib el-Attas’ın Türkiye’de en çok İslam Metafiziğine Prolegomena: İslam’ın Dünya Görüşünün Aslî Unsurlarına Dair Bir Açıklama (trc. İlker Kömbe, Küre Yayınları) ile İslam ve Laisizm (Trc.: Selahattin Ayaz, Pınar) adlı çalışmalarıyla bilinir.
Nakib el-Attas’ın düşünceleri üzerine Türkiye üniversitelerinde de önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu bağlamda Sıracettin Aslan’ın İslam Düşünce Atlası’nda (İLEM) yer alan Attas maddesindeki bilgilerden hareketle onun düşünce dünyasını kısaca şöyle özetlemem mümkündür:
Modern çağın en belirgin krizlerinden biri, bilginin kaynağı ve anlamı üzerine yaşanan karmaşadır. Bilgi malumat olarak çoğalmış, fakat hikmet azalmıştır. Bilim ilerlemiş, fakat insanın varlıktaki yeri konusunda zihnî bir berraklık sağlanamamıştır. Nakib el-Attas tam da bu noktada devreye girerek bilgi, varlık ve insan arasındaki ilişkinin yeniden kurulması gerektiğini söyleyen güçlü bir düşünce ortaya koymuştur.
Nakib el-Attas’ın düşüncesinin merkezinde İslâm metafiziği yer alır. Ona göre bilgi meselesi yalnızca epistemolojik ve semantik bir tartışma değildir; aynı zamanda ontolojik bir meseledir. Çünkü bilginin değeri, insanın evrendeki yerini doğru biçimde kavramasıyla doğrudan ilişkilidir. Modern bilim paradigması çoğu zaman bilgiyi seküler akıl, deneycilik ve maddî gözleme indirgerken, Nakib el-Attas daha geniş bir epistemik çerçeve teklif etmiştir. Bu çerçevede güvenilir duyular, akl-ı selim, sezgi ve doğru haber birlikte ele alınır. Böylece bilgi yalnızca zihnin ürünü değil, Allah’ın kurduğu varlık düzenine işaret eden bir idrak biçimi olarak anlaşılır.
Bu yaklaşım Nakib el-Attas’ın bilim felsefesinde tevhidî bir bilgi anlayışını doğurmuştur. Ona göre bilim, varlığı parçalamaya değil, bütünlüğü içinde anlamaya yönelmelidir. Evren bir kaos değil, kozmik bir düzenin tecellisidir; bu düzenin anlaşılması ise ancak metafizik bir çerçeve içinde mümkündür. Bu sebeple Nakib el-Attas, İslâm metafiziğini yalnızca kelâmî veya tasavvufî bir alan olarak değil, bilimin anlam zeminini kuran temel disiplin olarak görmüş; bilginin birliği ile varlığın mertebeleri düşüncesini insanın hem aklını hem de ruhunu eğiten bir hakikat anlayışı olarak vurgulamıştır.
Nakib el-Attas’ın düşüncesi en güçlü ifadesini ise eğitim felsefesinde bulmuştur. Ona göre İslâm’da eğitimin özü yalnızca öğretmek değil, insanı hakikatle tanıştıracak bir te’dîb sürecidir. Bu noktada onun merkez kavramı edebtir. Edeb, insanın hem kendisini hem de eşyayı doğru yerine koymasını sağlayan bilinçtir. Başka bir ifadeyle edeb, varlık düzeninin farkına vararak o düzene uygun davranma kabiliyetidir. Bu nedenle Nakib el-Attas’a göre eğitim, yalnızca bilgi aktaran bir süreç değil; insanın ontolojik konumunu idrak etmesini sağlayan bir terbiye biçimidir.
Bu yaklaşımda adalet, edebin toplumsal tezahürü olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü evrende her şeyin yerli yerinde olması (hakikat) kozmik düzeni ifade eder. İnsan bu düzeni idrak edip ona uygun davrandığında (hikmet) adalet gerçekleşir. Böylece Nakib el-Attas’ın düşüncesinde edeb, te’dîb ve adalet üçlüsü bilginin ahlâkî ve metafizik boyutunu kuran temel kavramlar hâline gelmiştir.
Nakib el-Attas’ın bütün bu fikrî çabalarının vardığı yer ise bilginin İslâmîleştirilmesi meselesidir. Ancak bu, modern bilimin üzerine dinî etiketler yapıştırmak değildir. Asıl amaç, çağdaş bilginin içine sinmiş seküler varsayımları teşhis etmek ve bunları tevhidî bir dünya görüşü içinde yeniden değerlendirmektir. Çünkü sorun yalnızca bilgi üretiminde değil, bilginin anlamını belirleyen zihniyettedir. Bugün İslâm dünyasının yaşadığı krizlerin önemli bir kısmı da tam burada düğümlenmektedir: dünya ile dinin, medeniyet ile bilginin, eğitim ile edebin, bilim ile metafiziğin birbirinden kopması…
Seyyid Muhammed Nakib el-Attas’ın hatırlattığı hakikat ise açıktır: Bilginin itibarı yeniden kazanılmadan ne eğitim düzelir ne de insanın dünyadaki yeri yeniden anlam kazanır. Nitekim kendisi ömrünü bu hakikate adamış, bilgiye asıl itibarını yeniden kazandırma yolunda muteber ve samimi bir mümin olarak yaşamıştır.
Bilgide -eserleri yoluyla- kendisine çok şey borçlu olduğum Nakib el-Attas’a rahmet diliyorum.
Görüntülenme:51
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Mart 2026 04:22 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















