Beş kuruşluk dünyanın üç kuruşluk adamları İsmail Kılıçarslan
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Denilmiştir ve bilinmiştir ki dünya dediğin şey sonludur ve sonunu düşünenin kahraman olduğu bir köhne gezegendir.
Evvelden “üç kuruşluk dünya” denilirmiş buraya. Zaman evrilip devrilmiş ve dünyanın değeri niyeyse bir kuruşa ineceği yerde beş kuruşa çıkmış.
Burayı iyice dinle ki arifler şöyle demiş: Hakikati anlamak için perdenin kalkması gerekir ama perde kalktığında görürsün ki esasen perde de yoktur.
Dikkat gerekir: Esasta perdenin de olmaması o sulu zırtlak filmdeki kırmızı hapa benzemez. Bir kabak oğlanın “aslında kaşık da yok” demesiyle “esasen perde de yoktur” demek arasındaki fark vardır. Nesnenin yok olduğunu düşünmemizi isteyen kabak oğlan ne bilsin nesnenin de, kimesnenin de yalnızca ve sadece Allah’tan olduğunu ve dahi Allah’a olduğunu.
İşin oraları karışık ki benim cücük kadar zihnim buraya kadar gelebilir anca. O yüzden bir başka patikaya sapayım ben.
Bilenin bildiğiyle övünmesinin “üç kuruşluk iş” olarak görüldüğü dünyadan “bilmeyenin bilmediği ile övündüğü” beş kuruşluk dünyaya gelsek yine de iyiydi. En nihayet derdik ki “hiç olmazsa bilmiyor da bilmediği ile övünüyor, bu da en nihayet bir şeydir.”
İnsan artık öyle bir derekeye düştü, çamura öyle bulandı ki “şey olmayan” ile övünür oldu. Boyundan büyük bineğiyle, soyundan büyük eviyle, toyundan büyük parasıyla…
Bana “insana ne oldu?” diye sorsalar derim ki “insan perdelendi, insan kendisiyle yegane varlığın arasına önce şeyleri, ardından şey bile olmayanları koydu da yitirdi kendini.”
Derim de deyince kendime bile bir faydası olur mu? Gel de çık bakalım bu çetrefilin içinden.
“İstikamet” deyince pul biriktirmek için kıçına nışadır sürülmüş eşek gibi hoplayıp zıplamayı, “varlık” deyince bankadaki birikimini, “yokluk” deyince hazlarına erişememeyi, “sıhhat” deyince donguz gibi güçlü olmayı, “dünya” deyince ölümü bütünüyle unutmayı kodluyor artık insan dediğin. Azalıyor günden güne öyle olunca.
“Çare” diye sormuştuk.
“İşin özü, yaratılmışların varlığı tamamıyla Hakkın varoluş desteği ile desteklenmektedir. Yani yaratılmışlar vücut sahibi midir? Evet. Fakat bu nasıl mümkündür? Yalnızca Hakkın vücudu ile mümkündür. Çünkü yaratılmışların hariçte bir varlığı yoktur. Dolayısıyla ey kardeşim. Gözün varlıkları gördüğünde, onların varlığının kendi başlarına bulunduğunu düşünmekten sakın. Onların varlıkları onlara emanettir. Hakikatte varlık Allah’a aittir. Gözün sadece varlıkları onlara emanet olarak vereni görürse, “Allah göklerin ve yerin nurudur” sırrının peşine düşersen, Allah’ın gün ortasında güneşin zahir olduğu gibi zahir olduğunu bilirsen, varlığın da O’nu perdelediğini bilirsen bir fırsatın olacaktır” demişti.
Bir fırsat. Hem kendinle hem başkasıyla; hem dünyanın geçiciliği hem sonsuzluk ile; hem perde hem de perdesizlikle barışmak için bir fırsat.
Allah. Eyvallah.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:105
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Mayıs 2026 23:41 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















