Sadakatin sınırı İsmail Kılıçarslan
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Merkez Avrupa’dan ya da ABD’nin bilmem neresinden gelecek bir selama şerefi dahil her şeyini satabilecek bir “çete”, çok acayip çalışıyor ve şöyle bir profile doğru itiyorlar bizi: “Hayvan düşmanı, insan düşmanı, LGBT birey düşmanı, dünyanın aldığı yeni şekilden habersiz, din istismarcısı, kadın hakları düşmanı…”
Daha pek çok şey girebilir bu profile.
2008’de icat ettikleri “Türkiye Malezya mı olacak?” tartışmasını, ne idiği belirsiz bir “mahalle baskısı” kavramıyla pekiştirdiklerinden bu yana bu çete, Türkiye’de toplumu gerip tüm toplumsal fay hatlarıyla oynamanın “tek şansları” olduğunu fark ettiler. Neredeyse 20 yıldır da “aydınlık-karanlık” yavesiyle bu gerginliği sürdürüyorlar.
Dönelim profil işine. Her gün “bu AK Partililer” denilerek ortaya konulan ve gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmayan bu profilleştirme öyle sonuçlar verdi ki hani tabiri caizse “bizi öldürse ciğeri soğumayacak” bir kitle oluşturdular.
Yahu halbuki biziz. Bize “siz” diyenlerle de, bizim “siz” dediklerimizle de bir “biz”iz aslında. Fakat iş öyle bir noktaya geldi ki “ortak doğru”, “ortak iyi”, “ortak güzel” diye bir şeyin esamisi okunmaz oldu.
Bu, burada bir dursun.
Basit bazı gerçeklere bakalım. Akıl sağlığı yerinde hiç kimse “sokak köpekleri sokakta çocuk yesin” demiyor aslında. Ama sokak köpekleri sorunu öyle bir yerinden konuşuluyor ki sanki “sokak köpekleri bir sorun alanı oldu” diyen herkese “hayvan ve insan düşmanı” yaftası yapıştırılıyor. Yetmiyor, bu kez AK Parti’nin içinden bazı vekiller, bazı yetkililer falan da topa girip biz cahilleri eğitmeye kalkıyorlar. “Yahu bir durun da meseleyi konuşalım, çocuklar ölüyor” diyoruz “ben köpek tişörtü giyen vekil, ekiki ekiki” yahut “bunlar bütün canlılara karşı” deyip aklımızla dalga geçiyorlar. Çözüm de dağa kaçıyor haliyle.
Yahut bugün yapılacak AK Parti Gençlik Şöleni’nde (şimdi iptal edildi ama) Merve Özbey’in sahne almasına itiraz edenlere “insan düşmanı bunlar, LGBT düşmanı bunlar, kadın düşmanları bunlar” diye saldırıyorlar. Yok. Öyle değil. Şöyle: AK Parti’yi seven, ona gönül veren kitle diyor ki “yahu ben LGBT ideolojisinin karşısında konumlandım. Bu ideolojinin bayraktarlığını, sözcülüğünü yapan birini senin düzenlediğin bir konserde görmek istemiyorum.”
Bu, kavramın gerçek anlamıyla bir “demokratik talep” aslında. Gönül verdiği partiye dönüp “bak bunu yapma” diyor insanlar. Parti de bu talebi ciddiye alıp konseri iptal ediyor. Olan bu. Kimse “Merve Özbey ülkeden sürülsün” demiyor, “Merve Özbey bir daha konser yapmasın” demiyor. Sadece diyor ki “benim seni destekleme şartım benim hassasiyetlerime uygun davranmandır.”
Başıboş köpekler meselesinde de, LGBT ideolojisi sözcülüğü meselesinde de birbirimizden farklı düşünüyor olabiliriz. Ama 20 yıldır birileri “farklı düşünen bir tarafın tamamen düşman” olduğunu pompalayıp duruyor ve gördüğüm odur ki AK Parti bu durumla ilgili yeteri kadar bir şey yapmıyor, hatta durumun kendisine bir bakıma uyum sağlıyor.
Bunun neden olduğunu da yazarım aslında da o kadar çok yazdım ki bu meseleleri artık üşeniyorum. Çünkü AK Parti’de bu gibi meseleleri “ismini vermezsek” kimse üzerine almıyor. İsmini verirsek de doğru düzgün bir vasatta konuşmak, anlamak yerine bir takım bayat numaralara başvuruyorlar.
O yüzden siperde, kendimize dert ettiğimiz meseleler ve etrafımıza örülen “düşmanlaştırma efekti” ile nefes alıp vermeye devam ediyoruz. Ediyoruz etmesine de “sadakat”in bir sınırı varsa çok fena. Benden söylemesi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:53
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Mayıs 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















